Atsız Burucu
  1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. Ülkem Niye Böyle? (V)

Ülkem Niye Böyle? (V)

featured
0
Paylaş

Bu yazı, Türkiye’deki genç neslin yurt dışına gitme arzusunun altında yatan temel toplumsal ve yapısal sorunları derinlemesine analiz etmektedir. Yazara göre bu göç dalgasının ana sebebi sadece ekonomik yetersizlikler değil; aynı zamanda liyakat eksikliği, hukuki güvensizlik ve akademik özgürlüklerin kısıtlanmasıdır. Gençlerin emeğinin karşılığını alabileceği şeffaf bir gelecek ve adil bir rekabet ortamı arayışında oldukları vurgulanmaktadır. Metin, ülkenin yarınlarını kurtarmak için hamasetten uzaklaşarak, kurumsal reformlara ve bilimsel üretime değer veren bir sisteme geçilmesi gerektiğini savunur. Sonuç olarak, Türkiye’nin sahip olduğu insan kaynağı potansiyelini koruyabilmesi için güven veren bir devlet yapısının inşası zorunlu bir çözüm olarak sunulur.

 

Gençler neden gidiyor?

Bir ülkenin gerçek röntgeni, gençlerinin bavuludur.

Gençler gidiyorsa mesele yalnızca maaş değildir.

Yalnızca enflasyon değildir.

Yalnızca döviz kuru hiç değildir.

Gençler üç sebeple gider:

  • Öngörülebilirlik ararlar.
  • Adil rekabet isterler.
  • Kendilerini gerçekleştirecek alan bulmak isterler.

Bugün birçok genç şunu düşünüyor:

“Çalışırsam karşılığını alabilecek miyim?

“Başarılı olursam önüme duvar örülür mü?

“Bilim yaparsam destek bulur muyum?

Bu soruların yanıtı net değilse, bavul hazırlanır.

Ekonomi güvenle büyür.

Güven hukuktan doğar.

Hukuk ise tarafsız kurumlarla yaşar.

Genç bir mühendis, doktor, akademisyen ya da yazılımcı için mesele sadece maaş değildir.

Mesele saygıdır.

Mesele liyakattir.

Mesele emeğin karşılık bulmasıdır.

Bir dönem büyük dönüşümlerle dünyaya yön vermiş bir ülkeydik.

Mustafa Kemal Atatürk’ün yaptığı devrimler yalnızca siyasal değil, zihinsel özgürleşmeydi.

Ama zihinsel devrim sürekli beslenmezse donuklaşır.

Bugün gençlerin gitmesi bir sonuçtur.

Sebep ise şudur:

  • Eğitim kalitesindeki düşüş
  • Akademik özgürlük alanının daralması
  • Ekonomik belirsizlik
  • Kurumsal güvensizlik

Bir ülke gençlerini tutamıyorsa iki şey kaybeder:

Bugünün enerjisini ve yarının üretim gücünü.

Peki, bu gidiş durdurulabilir mi?

Evet. Ama hamasetle değil.

Gençlere “sabredin” demek çözüm değildir. Gençlere “şükredin” demek hiç değildir.

Onlara şunu demek gerekir: “Kuralları net bir ülke inşa ediyoruz.

Çalışırsan kazanacaksın.

Bilim yaparsan destekleneceksin.

Fikir söylersen düşman ilan edilmeyeceksin.

Bu cümle hayata geçmeden hiçbir ekonomik reform kalıcı olmaz.

Bir ülke gençlerini kaybettiğinde aslında geleceğini ipotek eder.

Serinin başında sormuştuk: “Ülkem niye böyle?

Belki de en net yanıt şu: Çünkü potansiyelimiz ile uygulamalarımız arasındaki mesafe açıldı.

Ama şu da gerçek: Potansiyel hâlâ burada. Genç zihinler hâlâ var. Enerji hâlâ tükenmiş değil.

Mesele, o enerjiyi yönetecek kurumsal cesareti gösterip gösteremeyeceğimiz.

Şimdilik burada bitirelim.

Belki bir gün yeni bir başlık açarız: “Ülkem nasıl yeniden ayağa kalkar?

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Giriş Yap

Haberiniz ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!