Zafer Partisi Genel Merkezi’nde düzenlenen basın toplantısında konuşan Dr. Fikret Bayır, partisinin Millî Güvenlik Kurulu toplantısında ele alınan iç ve dış gelişmeleri kamuoyuna duyurdu.
“TERÖRSÜZ TÜRKİYE” SÜRECİ VE YENİ ANAYASA GİRİŞİMLERİNE SERT TEPKİ
Toplantının ana gündem maddesini oluşturan “Terörsüz Türkiye” sürecine yönelik sert eleştirilerde bulunan Bayır, TBMM’den geçen Çerçeve Yasa’nın PKK’ya yönelik özel ve geniş kapsamlı bir af niteliği taşıdığını belirtti. Örgütün tam olarak silah bırakmayacağının açık olduğunu vurgulayan Bayır, PKK elebaşı Abdullah Öcalan’ın İmralı’da bir villada görevlendirilmesiyle terör örgütünün siyasete ve devlete ortak edildiğini savundu.
Dağdan inen veya cezaevinden çıkan kişilerin topluma uyum sağlamak yerine mafya ya da çete yapılanmalarına evrilebileceğini öne süren Bayır, bu durumun FETÖ benzeri paralel bir yapı doğurarak yeni asayiş ve güvenlik riskleri getireceği uyarısında bulundu. “Demokratik Toplum” aldatmacasıyla TCK, TMK ve Seçim Kanunu’nda yapılacak değişikliklerin militer, laik ve üniter yapıya zarar vereceğini ifade eden Bayır, “Türk-Kürt-Arap” söylemi üzerinden etnik ve mezhepsel ayrıcalıklar tanınmasının Türkiye’yi Lübnan veya Yugoslavya benzeri bir bölünme sürecine sokabileceğini kaydetti. Ayrıca Diyarbakır ve Mardin başta olmak üzere belediye ve trafik tabelalarında Türkçe dışında dillerin kullanımının artmasının Anayasa’nın 3. maddesine aykırı olduğunu belirterek, parti olarak Cumhuriyet Başsavcılığı ve İdari Yargıya başvurduklarını açıkladı.
SURİYE’DEKİ GELİŞMELER VE TÜRKMENELİ VURGUSU
Dış politika ve bölgesel gelişmelere de değinen Bayır, PKK’nın Suriye kolu SDG’nin feshedildiği iddialarının gerçeği yansıtmadığını, yapının isim değiştirerek Suriye Ordusu bünyesinde muhafaza edildiğini ve Şam kuvvetleriyle ileride yeni çatışmalar yaşanmasının muhtemel olduğunu ifade etti. Suriye’de Fırat’ın doğusunda özerk bir yapı kurulurken ülkedeki en büyük ikinci etnik unsur olan Türkmeneli Türklerinin sahipsiz kaldığını belirten Bayır, müfredata Kürtçe ve Fransızca eklenirken Türkçe eğitimin çıkarılmasına dikkat çekti ve artan ABD-İsrail etkisinin Türkiye için büyük belirsizlikler barındırdığını söyledi.
KÜRESEL GÜVENLİK RİSKLERİ VE MEKKE ANLAŞMASI UYARISI
Küresel güvenlik başlığında ise ABD/İsrail-İran savaşının Hürmüz Boğazı ekseninde sürdüğünü, Kızıldeniz seyir güvenliğinin sorgulanır hale geldiğini ve petrol fiyatlarının yeniden 100 doların üzerine çıkmasının küresel ekonomi adına büyük riskler doğuracağını belirtti. 7 Ağustos 2026 tarihinde imzalanan Mekke Antlaşması’nın kolektif savunma maddesi gereğince, Suudi Arabistan’ın talebi halinde Türkiye’nin Yemen ve Irak’a askeri müdahalede bulunma zorunluluğu doğabileceğini vurgulayan Bayır, Osmanlı’nın son dönemine benzer şekilde yeni cepheler açılmasına karşı olduklarını ve bu antlaşmanın derhal gözden geçirilip iptal edilmesi gerektiğini savundu.
KARADENİZ GÜVENLİĞİ VE YUNANİSTAN’IN AŞIRI SİLAHLANMASI
Rusya-Ukrayna savaşında ateşkes gayretlerinin artmasıyla birlikte Karadeniz’de ticari koridorlar oluşturulması gerektiğini dile getiren Bayır, son olarak Yunanistan’ın İsrail ile imzaladığı 3 milyar avroluk “Aşil Kalkanı” projesi ve aşırı silahlanma gayretlerinin bölgeye barış getirmeyeceğini ifade etti. Bildiri, “Yunanistan’ın, Türkiye ile düşmanlık yerine barış ve samimi komşuluk ilişkilerini ön plana çıkarması kendi esenliği için daha faydalıdır. Çünkü Türkiye’nin dostluğu paha biçilmez bir kıymet, husumeti ise ağır bir bedeldir” sözleriyle sona erdi.

