İktidarın PKK terör örgütü ve elebaşı Abdullah Öcalan ile yürüttüğü müzakere süreçlerine sert tepki gösteren Prof. Dr. Ümit Özdağ, süreç başlarken Türk milletine “Şart şurt yok, PKK silah bırakacak, kendisini feshedecek” denildiğini hatırlattı. Ancak gelinen noktada durumun tam tersi olduğunu belirten Özdağ, “Nasıl Suriyelilerin geri döneceği sözü tutulmadı ve şimdi ‘Suriyeliler kalıyor’ deniyorsa, aynı şekilde PKK ve Öcalan’la da pazarlıkların yapıldığını görüyoruz” ifadelerini kullandı.

DEM Parti Eş Başkanı Tuncer Bakırhan’ın “Millî devlet yıkılsın” şeklindeki açıklamalarını hiç gizlemeden açıkça dile getirdiğini belirten Özdağ, terör örgütü ve siyasi uzantılarının Türkiye’ye karşı ağır şartlar dayattığını söyledi. Gazeteci Yılmaz Özdil’in paylaşımlarına da atıfta bulunan Özdağ, DEM’in terörle mücadelede öldürülen kişiler için devletin 2 milyon 300 bin TL tazminat ödemesini, boşaltılan köylerin altyapısının baştan yapılmasını ve hakikat komisyonları kurulmasını talep ettiğini belirtti. Ayrıca teröristlerin gömüldüğü yerlerin şehitliğe dönüştürülmesi ve İHA/SİHA’ların Türkiye üzerinde uçmaması gibi taleplerin masada olduğunu vurgulayan Özdağ, “Hani şartsız, şurtsuz bir süreçte PKK silah bırakacaktı, teröre son verecek ve kendisini lağvedecekti? Hayır; hepsinin şartlarla, dayatmalarla, devletin millî üniter devlet karakterini dönüştürecek taleplerle gündeme geldiğini görüyoruz” dedi.

DEM Milletvekili Cengiz Çandar’ın anayasanın 42. maddesinin değiştirilerek Kürtçe eğitimin serbest bırakılması ve 66. maddesinin değiştirilerek Türk kimliğinin ortadan kaldırılması halinde seçimlerde Erdoğan’ı desteklemeyi düşünebileceklerini açıkça ifade ettiğini hatırlatan Özdağ, kamuoyunda PKK’nın Kuzey Irak’tan çekildiği yönünde yapılan propagandaların da gerçeği yansıtmadığını dile getirdi.
Metina, Haftanin, Zap, Avaşin, Basyan ve Hakurk’un büyük bölümünün bu süreç başlamadan önce Türk Silahlı Kuvvetleri tarafından 230 şehit verilerek temizlendiğini belirten Özdağ, “Şimdi ‘PKK buradan çekildi’ demek, bu 230 şehidin aziz hatıralarına saygısızlıktır. Topu topu 8 noktada mağara ve kanal tünel girişinde PKK boşaltma yapmıştır ama Gara’da, terör örgütünün en yoğun olduğu yerde tahkimatını artırmaya ve tehditlerini sürdürmeye devam ediyor” şeklinde konuştu.
“FON YOLSUZLUĞU ARAŞTIRILMIYOR, MEDYA SUSTURULUYOR VE BASKI İKLİMİ YARATILIYOR”
Türkiye’nin gerçeği tartışmaktan uzaklaştırıldığı bir dönemden geçildiğini ifade eden Özdağ, fon yolsuzluğu konusunda iktidarın gerçek bir temizlik arayışı içinde olmadığını belirtti. Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde fon yolsuzluğunu araştıracak bir komisyon kurulmasının iktidar bloğu tarafından engellendiğini söyleyen Özdağ, “Suçlular ellerini kollarını sallayarak dolaşırken, konuyu araştıran gazeteciler tutuklanıyor veya ev hapsi cezasına çarptırılıyor” dedi. Muhalefet partilerinin tavrını da eleştiren Özdağ, ellerindeki belgeleri açıklayamayanlara seslenerek, “Açıklayamıyorsanız siz bize verin, biz açıklarız bunu” çağrısını yürüttü.

Ülkedeki baskı ortamına dikkat çeken Özdağ, Ekrem İmamoğlu’nun uzun süren tutukluluğunun ardından savunma yapacağı günün sabahında Halk TV’nin kapatıldığını ve yayınlarının durdurulduğunu hatırlatarak bunun bir tesadüf olmadığını vurguladı. Tele1 ve T24 gibi mecraların da benzer şekilde kapatıldığını, yüzlerce hesaba ve hatta 1200 takipçisi olan sıradan vatandaşların hesaplarına dahi erişim engeli getirildiğini belirten Özdağ, “Evet, bir korku ve baskı iklimi oluşturularak seçimlere gitmek istediklerini görüyoruz” değerlendirmesinde bulundu.
“MEKKE ORTAK SAVUNMA ANLAŞMASI İLE TÜRKİYE YEMEN ÇATIŞMASINA ÇEKİLMEK İSTENİYOR”
İktidarın kamuoyundan bir sır gibi sakladığı dış politika hamlelerine sertlikle karşı çıkan Prof. Dr. Ümit Özdağ, 7 Ağustos 2026 tarihinde imzalanan Türkiye-Pakistan-Suudi Arabistan arasındaki Mekke Ortak Savunma Anlaşması’nın yeni yasama yılının başında Meclis’e getirilerek onaylatılmak isteneceğini belirtti. Bu anlaşmanın arkasında 11 yıllık bir geçmiş olduğunu söyleyen Özdağ, 14 Haziran 2015’te New York’taki Council on Foreign Relations’da ABD’li, Suudi ve İsrailli yetkililerin gerçekleştirdiği gizli toplantılara dikkat çekti. Bu toplantılarda ortaya konulan niyet beyanında bölgede daha büyük bir Kürdistan kurulması hedefinin de yer aldığını hatırlatan Özdağ, Arap gücünün kurulamaması üzerine bu rolün Türk ve Pakistan silahlı kuvvetlerine yüklenmek istendiğini ifade etti.
Askeri ittifakların sıcak çatışma içindeki ülkelerle kurulamayacağını, kurulduğu takdirde Türkiye’yi doğrudan çatışmanın tarafı haline getireceğini vurgulayan Özdağ şunları kaydetti:
- “Siz çatışan bir ülkeyle ittifak yapıyorsanız, ‘Ben bu çatışmanın parçası olmayı kabul ediyorum’ diyorsunuz. Şimdi hem Pakistan sıcak çatışma içerisinde hem Suudi Arabistan çatışma içerisinde ve bu askeri ittifak şimdi Suudi Arabistan’la girilen Türkiye’yi İran’la bir çatışma süreci içerisine sokma riskini büyük ölçüde barındırmaktadır. Evet, bu sürecin nihai amacının Türkiye’yi İran ile savaşa sürüklemek olup olmadığını Türk milletinin sorgulaması gerekmektedir.”
- Anayasa’nın 90. maddesine göre TBMM’den geçmeyen uluslararası anlaşmaların yürürlüğe giremeyeceğini, 92. maddeye göre ise yurtdışına asker göndermek için tezkere şart olduğunu belirten Özdağ, buna rağmen bakanların komite toplantıları yapmasının açık bir anayasal suç olduğunu ifade ederek, “Törenin de hukukun da ortadan kalktığı bir süreçten geçiyoruz” dedi.
- Suudi Arabistan ile Yemen’deki Husiler arasındaki savaşın ABD, İsrail ve İran eksenindeki bir vekalet savaşı olduğunu belirten Özdağ, “Hem İsrail’e ‘One minute’ diyeceksiniz hem de İsrailli askeri danışmanlarla birlikte Suudi Arabistan’ı Husilere karşı koruyacaksınız, bu mümkün değil” diyerek iktidarın çelişkili politikalarını eleştirdi.
“AK PARTİ İKTİDARI TÜRK MİLLETİNE YENİ YEMEN TÜRKÜLERİ YAKTIRMAMALIDIR”
Türkiye’nin Suudi Arabistan’ın güvenliği için riske atılamayacağını, geçmişteki ihanetlerin ve boykotların unutulmadığını belirten Özdağ, Mehmetçiğin petrodolarlar için feda edilemeyeceğini şu sözlerle dile getirdi:
- “Bir tek Mehmetçiğimizin Suudi petrol doları milyonerleri ve milyarderleri için hayatının tehlikeye atılmasına karşıyız. Suudi Arabistan güvenliğini sağlamak için Türkiye’den destek istiyor anlaşılan. Biz de diyoruz ki 110 sene önce Fahreddin Paşa’ya ve onun askerlerine nasıl ihanet ettiğinizi hâlâ unutmadık, ve unutmayacağız. Daha birkaç yıl önce Suudi Arabistan’ın Türk mallarını boykot ettiğini unutmadık, unutmayacağız. Mekke’de Türk milletinin Yozgat’tan, Tokat’tan, Sivas’tan, Erzurum’dan boğazından keserek bu coğrafya için yapmış olduğu harcamaları, inşa etmiş olduğu eserleri, ecdat kalesini nasıl yıktığınızı yerine de otel yaptığınızı unutmadık, unutmayacağız.”
- “Karadeniz’de Türk gemilerinin vurulmasına karşı ağzını açmayan bir Dışişleri Bakanlığı var. Türk gemilerini bu saldırılara karşı korumayan bir yaklaşım var. Buna gözlerini kapayan Dışişleri Bakanlığı, şimdi Türk deniz filosunu Kızıldeniz’de de saldırılara muhatap edebilecek bir politik adım atıyor.”
- “Birinci Dünya Savaşı sırasında Osmanlılar bu bölgede iki tümen asker kaybettiler. Bu harekattan geriye Türk milletinin en trajik türküleri kaldı. AK Parti iktidarı Türk milletine yeni Yemen türküleri yaktırmamalıdır.”

“İSRAİL TÜRKİYE’Yİ KUŞATIYOR, İKTİDAR İSE SERT SÖYLEMLE YETİNİYOR”
Ankara’dan İsrail’e yönelik sert retorikler yükseldiğini ancak bunun somut bir karşılığı olmadığını belirten Ümit Özdağ, İsrail’in sahada Türkiye’ye karşı sonuç alıcı ve tehlikeli jeopolitik hamleler yaptığını söyledi. İsrail’in Suriye’deki Palmira T4 ve Ebu Zuhur üssünü Türk İHA ve SİHA’ları konuşlanmasın diye savaş uçaklarıyla bombaladığını, PKK ve PYD’ye askeri ve diplomatik destek sağladığını belirten Özdağ, şöyle devam etti:
- “Yani bakın Netanyahu Türkiye’nin Suudi Arabistan’a 3 bin kilometre öteye asker yollamasına karşı değil, bunu kabul ediyor da 70 kilometre güneyimizdeki Ebu Zuhur Üssü’nü de bombalatıyor gidemezsiniz diye. Bu asla gözden kaçırılmamalıdır.”
- İsrail’in Kuzey Irak’ta Türkiye’ye yönelik bir istihbarat ağı kurduğunu, Güney Kıbrıs Rum Kesimi ve Yunanistan ile ittifak yaparak Türkiye’yi güneyden kuşattığını, Libya, Somali, Uganda ve Azerbaycan’da Türkiye aleyhine faaliyetler yürüttüğünü ifade eden Özdağ, iktidarın İsrail politikasını sadece Gazze ve söyleme hapsederek Türkiye’yi gerileme pozisyonuna soktuğunu belirtti.
Basın toplantısının sonunda Zafer Partisi olarak Türkiye’nin milli güvenliğini tehdit eden tüm meselelerde ikazlarını sürdüreceklerini belirten Prof. Dr. Ümit Özdağ, ülkenin çıkarlarını hiçe sayan Orta Doğu’daki her çatışmaya taraf olma politikasından derhal vazgeçilmesi çağrısında bulundu.

