1. Haberler
  2. Gündem
  3. Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ’dan Mekke Anlaşması için Milletvekillerine çağrı: Evet oyu vermeyin

Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ’dan Mekke Anlaşması için Milletvekillerine çağrı: Evet oyu vermeyin

Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ, Türk Milleti Toplantısı’nda gündeme ilişkin önemli açıklamalarda bulundu. Türk milliyetçisi partilere seçim ittifakı çağrısı yapan Özdağ, “Zafer Partisi bu iş birliğini TBMM’de temsil edilmek için değil, Türkiye’yi yönetecek iktidar kadrosunu oluşturmak için istemektedir” dedi. Mekke Anlaşması’na sert tepki gösteren Özdağ, Türkiye’nin Orta Doğu’da bir savaşa sürüklenebileceği uyarısında bulundu. Ekonomideki gelişmeleri, terör sürecini, basına yönelik uygulamaları ve Türkiye-Azerbaycan ilişkilerini de değerlendiren Özdağ, iktidara yönelik eleştirilerde bulundu.

featured

Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ, Türk Milleti Toplantısı’nda düzenlediği basın toplantısında Türkiye’nin iç ve dış politikasına ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Özdağ’ın gündeminde Türk milliyetçisi partilerin seçimlerde iş birliği yapması, Mekke Anlaşması, terörle mücadele süreci, ekonomik kriz, basın özgürlüğü, otomotiv sektörünün sorunları ve Türkiye-Azerbaycan ilişkilerinde yaşanan gelişmeler vardı.

“TÜRK MİLLİYETÇİLERİ KÜÇÜK HESAPLARI BIRAKMALI”

Türk milliyetçisi siyasi partilerin önümüzdeki seçimlerde iş birliği yapmasının önemine dikkat çeken Özdağ, Türkiye Cumhuriyeti’nin temel değerlerinin tehdit altında olduğunu savundu.

Özdağ, Türk milliyetçilerine birlik çağrısında bulunarak şu ifadeleri kullandı:

“Bahçeli’yle Öcalan kol kola girerken, Erdoğan ‘AK Parti, MHP, DEM birlikte yol yürüyeceğiz’ derken Türk milliyetçileri bireysel veya partizan egolarla hesap yaparlarsa tarih ve millet önünde suçlu duruma düşerler.”

Günün siyasi hesapların değil, Cumhuriyet’in temel değerleri etrafında birleşmenin günü olduğunu belirten Özdağ, şöyle devam etti:

“Eğer samimi isek vatan ve millet sevgimizde gün küçük hesapların günü değildir. Gün iş birliğinin, Cumhuriyet için iş birliğinin, dayanışmanın, İstiklal Harbi’nin değerlerini yaşatmak için dayanışmanın, ortak akıl ile tahrip edilmeye çalışılan Cumhuriyet’i yeniden inşa edecek gücü oluşturmanın günüdür.”

“İTTİFAKI MECLİSE GİRMEK İÇİN DEĞİL, TÜRKİYE’Yİ YÖNETMEK İÇİN İSTİYORUZ”

Zafer Partisi’nin olası seçim ittifakına yaklaşımını açıklayan Özdağ, hedeflerinin yalnızca parlamentoda temsil edilmek olmadığını vurguladı.

“Zafer Partisi bu iş birliğini TBMM’de temsil edilmek için değil, Türkiye’yi yönetecek iktidar kadrosunu oluşturmak için istemektedir.”

İttifak görüşmelerinde yapıcı bir tutum benimseyeceklerini belirten Özdağ, şu sözlerle siyasi muhataplarına mesaj verdi:

“Üstten bakmayacağız, muhataplarımızı küçümsemeyeceğiz, rencide etmeyeceğiz, eski defterleri açmayacağız. Zafer Partisi, Atatürk Türkiye’sinin savunulması ve yeniden inşasını sağlayacak bir seçim ittifakının oluşması için üzerine düşen millî sorumluluğu hakkıyla yerine getirecektir.”

Özdağ, bu yaklaşımın partisinin bütün kadroları için geçerli olduğunu belirterek ittifak konusundaki tutumlarının açık ve net olduğunu ifade etti.

“MEHMEТÇİĞİN KANI SUUDİ HANEDANI İÇİN DÖKÜLEMEZ”

Konuşmasının önemli bir bölümünü Mekke Anlaşması’na ayıran Özdağ, Türkiye’nin Suudi Arabistan ve Pakistan ile kuracağı askerî ittifakın ciddi güvenlik riskleri taşıdığını öne sürdü.

Anlaşmanın Türkiye’ye ilave güvenlik sağlamadığını savunan Özdağ, “Mehmetçiğin kanının Suudilerin servetini korumak için dökülemeyeceğinin altını çizmiştik” dedi.

Özdağ, anlaşmanın Türkiye’yi bölgesel çatışmaların tarafı hâline getirebileceğini belirterek şunları söyledi:

“110 sene sonra bu sefer devlet sınırlarını korumak için değil ama Suud Hanedanı için oraya Türk askerinin yollanmasına şiddetle karşıyız.”

Türkiye’nin NATO üyesi olduğuna dikkat çeken Özdağ, yeni bir askerî ittifakın güvenlikten çok stratejik yük getireceği görüşünü dile getirdi.

“TÜRKİYE, İSRAİL’İN MÜTTEFİKİ OLARAK İRAN’LA SAVAŞA SÜRÜKLENEBİLİR”

Mekke Anlaşması’nın Orta Doğu’daki güç dengeleri açısından tehlikeli sonuçlar doğurabileceğini savunan Özdağ, Türkiye’nin İran ile olası bir çatışmaya sürüklenebileceği iddiasında bulundu.

“Bu sürecin Türkiye’yi İsrail’in müttefiki olarak İran’la savaşa sürükleme ihtimalinin ne kadar yüksek olduğunun da farkındayız.”

Anlaşmayı bölgesel mezhep çatışmalarını derinleştirebilecek bir girişim olarak nitelendiren Özdağ, “Bu bir İsrail projesidir. Bu, orta vadede Orta Doğu’da Sünni-Şii eksen çatışması projesidir. Türkiye bu İsrail kaynaklı mezhep çatışmasının parçası olamaz” ifadelerini kullandı.

TBMM’deki milletvekillerine de seslenen Özdağ, anlaşmaya karşı oy kullanılması çağrısında bulundu:

“Değerli milletvekilleri, bu anlaşmaya evet oyu vermeyin. Bu anlaşmaya hayır oyu vermek ailenize bırakacağınız kıymetli bir manevi miras olacaktır.”

“ÖCALAN ZATEN SERBEST BIRAKILMIŞTIR”

İktidarın “Terörsüz Türkiye” olarak adlandırdığı süreci de eleştiren Özdağ, PKK yöneticilerinin açıklamalarına işaret ederek örgütün silah bırakma konusunda samimi olmadığını savundu.

Özdağ, PKK yöneticilerinin Türkiye’ye yönelik tehditlerini sürdürdüğünü, buna karşılık siyasi taleplerini giderek daha açık dile getirdiklerini öne sürdü.

DEM Parti Diyarbakır Milletvekili Cengiz Çandar’ın anayasa ve vatandaşlık konularındaki değerlendirmelerine de değinen Özdağ, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın yeniden adaylığı üzerinden Anayasa’nın 42 ve 66. maddelerinin değiştirilmesine yönelik bir pazarlığın gündeme getirildiğini iddia etti.

Abdullah Öcalan’ın İmralı’daki koşullarına ilişkin iddiaları da gündeme taşıyan Özdağ, şunları söyledi:

“Öcalan serbest bırakılacak mı, bırakılmayacak mı? Geçin arkadaşlar. Öcalan serbest bırakılmıştır zaten. Öcalan serbest bırakılmıştır. Bu terörsüz Türkiye değildir. Bu teröre teslim olmuş Türkiye’dir.”

Özdağ, terörle müzakere yürütülmesine karşı olduklarını belirterek “Terörle müzakere edilmez, terörle mücadele edilir ve terör yok edilir. Türkiye’nin başka bir çaresi yoktur” dedi.

“TÜRK HALKI ÖFKESİNİ SANDIĞA TAŞIMAK İÇİN BEKLİYOR”

Türkiye’deki ekonomik koşulları Avrupa ülkeleriyle karşılaştıran Özdağ, yüksek enflasyon, hayat pahalılığı ve düşük alım gücüne dikkat çekti.

Avrupa ülkelerinde daha düşük enflasyon oranlarına rağmen protestolar düzenlendiğini belirten Özdağ, Türkiye’de vatandaşların çok daha ağır ekonomik koşullarla karşı karşıya olduğunu savundu.

Özdağ, konuşmasında Türkiye’de gıda ve içecek enflasyonunun yüzde 27, enerji grubundaki enflasyonun ise yüzde 40 olduğunu ifade etti. Avrupa ülkeleriyle ücret farklılıklarına da değinerek Türkiye’de asgari ücretin avro cinsinden çok daha düşük kaldığını söyledi.

Türkiye’de konut ve kira giderlerinin ağırlaştığını, eğitimde ciddi sorunlar yaşandığını belirten Özdağ, vatandaşlara tepkilerini seçimlerde göstermeleri çağrısında bulundu:

“Türk halkı sabırla öfkesini sandığa taşımak için bekliyor. Biz de Zafer Partisi olarak Türk halkına seçimlere kadar öfkesini içinde tutmasını ve seçim günü bütün bu yapılanların hesabını sandıkta bu iktidardan sormasını istiyoruz.”

“FON KRİZİNİN TÜRKİYE’YE MALİYETİ 134 MİLYAR DOLAR”

Fon soruşturmasının ekonomiye etkilerine ilişkin değerlendirmelerde bulunan Özdağ, yaşanan gelişmelerin yalnızca doğrudan mağdurları değil, bütün Türkiye’yi etkilediğini savundu.

Borsa İstanbul’daki değer kaybına dikkat çeken Özdağ, BIST 100 endeksinin beş haftada değerinin yaklaşık beşte birini kaybettiğini, borsadaki şirketlerin toplam değerinde ise 134 milyar dolarlık düşüş yaşandığını ileri sürdü.

“Yani sadece 450 bin kişi mağdur olmadı. Bütün Türkiye mağdur oluyor.”

Özdağ, bu rakamın büyüklüğünü anlatmak için söz konusu tutarla çok sayıda Çanakkale Köprüsü ve bağlantı otoyolu inşa edilebileceğini ifade etti.

Türkiye’nin uluslararası yatırım piyasalarındaki konumuna ilişkin riskler bulunduğunu da öne süren Özdağ, hukuk, şeffaflık ve denetim eksikliğinin ekonomik güvenilirliği zedelediğini belirtti.

SPK Başkanı’nın istifası ve Hazine ve Maliye Bakan Yardımcısının emekliye ayrılmasının yeterli olmadığını savunan Özdağ, Cumhurbaşkanı Yardımcısının da süreçte sorumluluğu bulunduğunu iddia ederek Cumhurbaşkanı Erdoğan’a çağrıda bulundu.

“TÜRK OTOMOTİV SANAYİSİ KORUMASIZ BIRAKILDI”

Avrupa Birliği’nin sanayi politikalarının Türkiye’deki otomotiv sektörüne olumsuz etkileri olduğunu belirten Özdağ, Ticaret Bakanlığını gerekli önlemleri almamakla eleştirdi.

Otomotiv sanayisinin Türkiye’nin en önemli istihdam ve üretim alanlarından biri olduğunu vurgulayan Özdağ, Avrupa Birliği’nin Çin rekabetine karşı geliştirdiği tedbirlerin Türk üreticileri de olumsuz etkilediğini ifade etti.

Sektör temsilcilerinin hükümetin politikalarını eleştirdiğini belirten Özdağ, Türkiye’de yatırım yapan bazı yabancı şirketlerin dahi Türk otomotiv sanayisinin çıkarlarını Avrupa Birliği nezdinde savunduğunu ileri sürdü.

Özdağ, Ticaret Bakanlığının hızla harekete geçerek Türk otomotiv sanayisini karşı karşıya kaldığı baskılardan koruyacak tedbirler alması gerektiğini söyledi.

“GAZETECİLER YAZMADIKLARI HABERLERDEN DOLAYI TUTUKLANIYOR”

Basın özgürlüğüne ilişkin gelişmeleri de değerlendiren Özdağ, gazeteci Murat Ağırel’in tutuklanmasına tepki gösterdi.

Ağırel’in yazmadığı bir haber nedeniyle tutuklandığını savunan Özdağ, kendi tutukluluk süreciyle benzerlik kurdu.

“Şimdiye kadar yazılan haberlerden tutuklamalara alışmıştık ama düşman ceza hukuku artık yazılmayan haberlerden dolayı da tutuklamalar yapıyor.”

Halk TV’ye yönelik kapatma kararını da eleştiren Özdağ, bir medya kuruluşunun yayın politikasıyla ilgili görüş ayrılıklarının kapatma gerekçesi olamayacağını vurguladı.

Halk TV’nin Zafer Partisine yayınlarında yeterince yer vermediğini ancak bunun kanalın demokratik hakkı olduğunu söyleyen Özdağ, kanal sahibine ilişkin bir soruşturmanın yayınların durdurulmasını gerektirmeyeceğini belirtti.

Özdağ, Zafer Partisinin hukuksuz olduğunu düşündüğü uygulamalar karşısında mücadeleden vazgeçmeyeceğini söyledi.

“DEVLET BÜROKRASİSİNİ TÜRK MİLLETİNE GERİ VERECEĞİZ”

Kamudaki atamalara ilişkin eleştirilerde de bulunan Özdağ, Esenyurt Belediyesine atanan kayyumun yardımcısıyla ilgili iddialara değindi.

Söz konusu kişinin evinde 450 bin dolar bulunduğu iddiasına rağmen İstanbul’da vali yardımcılığı görevine atandığını ileri süren Özdağ, liyakat anlayışını eleştirdi.

“Bu nasıl bir devlet yönetimi, bu nasıl bir liyakat anlayışı, bunu anlamak mümkün değil.”

Özdağ, Zafer Partisinin iktidara gelmesi durumunda devlet yönetiminde liyakat ilkesinin yeniden hâkim kılınacağını belirterek “Liyakatsizliğe, tarikatlara, cemaatlere teslim edilen Türk devlet bürokrasisini Zafer Partisi iktidarında Türk milletine geri vereceğiz, söz veriyoruz” dedi.

“AZERBAYCAN TÜRKİYE’SİZ, TÜRKİYE AZERBAYCAN’SIZ OLAMAZ”

Türkiye ile Azerbaycan arasında son dönemde yaşanan gerilimlere geniş yer ayıran Özdağ, iki kardeş ülke arasındaki ilişkilerin siyasi tartışmalar ve sosyal medya üzerinden yürütülen kampanyalar nedeniyle zarar gördüğünü savundu.

Azerbaycan’ın egemen ve bağımsız bir devlet olduğunu vurgulayan Özdağ, Türkiye’den yapılan bazı açıklamaların Bakü’de tepki oluşturduğunu belirtti.

Karabağ’ın Ermeni işgalinden kurtarılmasının Azerbaycan ordusunun başarısı olduğunu söyleyen Özdağ, Türkiye’nin bu süreçte verdiği desteğin kardeşlik hukukunun gereği olduğunu ifade etti.

“Öncelikle Karabağ fethedilmedi, Ermeni işgalinden kurtarıldı. Tabii bir kardeş olarak Karabağ’da emperyalist Ermeni işgaline karşı Azerbaycan’a elbette yardım ettik. Etmek kardeşlik borcumuz.”

Kurtuluş Savaşı sırasında Azerbaycan’ın Türkiye’ye yaptığı yardımları hatırlatan Özdağ, Neriman Nerimanov’un “Kardeşin kardeşe borcu olmaz” sözünü anımsattı.

“AZERBAYCAN’IN BAĞIMSIZ KARARLARINA SAYGI DUYULMALI”

Azerbaycan’ın bazı Türk vatandaşlarına giriş yasağı getirmesi konusunda da değerlendirmelerde bulunan Özdağ, bu kararların ülkenin egemenlik hakları çerçevesinde ele alınması gerektiğini söyledi.

Azerbaycan’ın dinî ve siyasi nüfuz girişimlerine karşı kendi toplumsal yapısını koruma hakkı bulunduğunu savunan Özdağ, İran, Rusya ve Suudi Arabistan kaynaklı bazı yapılanmaların Azerbaycan’ın millî kimliğini etkilemeye çalıştığını ileri sürdü.

Özdağ, geçmişte Özbekistan’ın FETÖ yapılanmasına karşı aldığı tedbirler nedeniyle Türkiye ile yaşadığı sorunları hatırlatarak benzer hataların Azerbaycan konusunda tekrarlanmaması gerektiğini ifade etti.

Azerbaycan kamuoyuna da seslenen Özdağ, Türkiye ile ilişkilerin öneminin göz ardı edilmemesi gerektiğini belirtti:

“Azerbaycan Türkiye’siz, Türkiye Azerbaycan’sız olamaz, olmamalıdır. Her iki tarafta da yaşar diyenler deli değilse kötü niyetlidir.”

Özdağ, iki ülkenin birbirinin yerini dolduramayacak stratejik öneme sahip olduğunu vurgulayarak “Azerbaycan için Türkiye’nin yerini, Türkiye için Azerbaycan’ın yerini hiçbir müttefik dolduramaz” dedi.

ERDOĞAN VE ALİYEV’E ÇAĞRI: “MEGAFON DİPLOMASİSİNİ BİTİRİN”

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev arasında gerçekleştirilen telefon görüşmesini olumlu karşıladığını söyleyen Özdağ, iki liderden ilişkilerdeki sorunları doğrudan görüşmeler yoluyla çözmelerini istedi.

“Sayın Erdoğan ve Sayın Aliyev, son dönemde iki kardeş ülke arasında yaşananlar fazla uzadı ve artık can sıkmaya başladı.”

Özdağ, sosyal medya üzerinden yapılan karşılıklı açıklamaların gerilimi artırdığını belirterek şöyle konuştu:

“Her şeyden önce sosyal medya trollerini susturun ve megafon diplomasisini bitirin. Dün yapmış olduğunuz telefon görüşmesi bu konuda çok yerinde bir adım olmuştur.”

Özdağ, 30 Ekim’de Ankara’da yapılacağını belirttiği Türk Devletleri Teşkilatı zirvesine işaret ederek iki ülke liderinden birlik ve beraberlik mesajı vermelerini istedi.

“Azerbaycan’la Türkiye’nin arasının bozulduğunu düşünerek ellerini ovuşturanları daha fazla sevindirmeyin. Ne yapıp yapın 30 Ekim’de Ankara’da yapılacak Türk Devletleri Teşkilatı zirvesinde dosta ve düşmana birlik ve beraberlik görüntüsünü verin.”

“80 MİLYAR DOLAR FAİZ ÖDEYECEĞİZ”

Basın toplantısının soru-cevap bölümünde bütçedeki faiz yüküne de değinen Özdağ, Türkiye’nin 80 milyar dolarlık faiz ödemesiyle karşı karşıya olduğunu belirtti.

Bu tutarı “korkunç bir rakam” olarak nitelendiren Özdağ, mevcut ekonomik tablonun uzun yıllardır sürdürülen yanlış politikaların sonucu olduğunu savundu.

Özdağ, üretimden uzaklaşan, borçlanmaya ve özelleştirmeye dayanan ekonomi politikalarının ülkeyi ağır bir mali yükün altına soktuğunu belirterek ekonomi yönetimini eleştirdi.

Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ, Türkiye’nin karşı karşıya bulunduğu siyasi ve ekonomik sorunların çözümünün millî, üniter ve laik Cumhuriyet değerlerinin korunmasından geçtiğini belirterek basın toplantısını tamamladı.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0/30 karakter

Giriş Yap

Haberiniz ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!