Manisa Turgutlu’da meydana gelen okul saldırısına geçmiş olsun dileklerini ileterek söze başlayan Ümit Özdağ, Amerika Birleşik Devletleri’ndeki gibi okul saldırılarının Türkiye’de de artmaya başladığına dikkat çekti. Bu durumun sadece bireysel bir asayiş meselesi olmadığını vurgulayan Özdağ, şunları kaydetti:
“Okul saldırılarını okul kapısına x-ray veya güvenlik görevlileri ile çözmek mümkün değil. Tabi bu bir önlem ama bir bireysel asayiş meselesi ile karşı karşıya değiliz, onun ötesinde bir tehdit söz konusu ve daha kapsamlı bir önlem paketinin alınması gerekiyor. Çocuklar silaha kolay ulaşıyorlar. Akran zorbalığı okullarda gittikçe yaygınlık kazanıyor. Tabi şiddet eğilimini körükleyen bir toplumsal ayrışma var.”
1990’lı yıllarda Milli Eğitim Bakanlığı için liselerdeki şiddet üzerine araştırma yaptığını hatırlatan Özdağ, sınıfsal ve gelir grubu farklılıklarının aynı okulda birleşmesinin şiddet potansiyelini artırdığını belirtti. Günümüzde bu durumun televizyonlar ve sanal alem vasıtasıyla sahaya yansıdığına işaret eden Özdağ, AK Parti iktidarı döneminde Türk Milli Eğitimi’nin ciddi bir seviye kaybettiğini savunarak şu ifadeleri kullandı:
“Ne yazık ki bu 22-23 sene içerisinde eğitim sistemimiz çok boyutlu bir iflası yaşıyor. En son bakan ve o ise gayrimilliği, eğitimsizlik bakanı diye nitelendiriyoruz. Bu sorunları çözmek yerine tarikat ve cemaatleri okullara sokup okullardan da İstiklal Harbi ve Kurtuluş Savaşı kavramlarını çıkartmakla meşgul olan bir zihniyeti temsil ediyor. Bakın gençlerin en önem verdiği şey liyakat. Karşımızda öyle bir Milli Eğitim bakanı var ki onu profesör yapmak için iki günlüğüne yasa değişikliği yapılıyor, profesör yapılıyor, sonra yine yasa değişikliği yapılıyor. Yani liyakatsizliğin yürüyen şekli derim ben buna.”
Ayrıca öğretmenlerin farklı şehirlerde yaşamasından kaynaklı aile bütünlüğünün bozulduğunu belirten Özdağ, devletin anayasa gereği aileyi korumakla yükümlü olduğunu hatırlatarak öğretmenlerin bu mağduriyetinin giderilmesi gerektiğini söyledi.
HAKAN FİDAN’IN AÇIKLAMALARI VE DIŞ POLİTİKA ELEŞTİRİLERİ
Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın televizyondaki açıklamalarına tepki gösteren Özdağ, Fidan’ın PKK terör örgütünden sadece “örgüt” olarak bahsetmesini ve “silahlı mücadele” ifadesini kullanmasını eleştirdi:
“Sayın Fidan, siz yıllarca askerlik yaptınız, yıllarca MİT müsteşarlığı yaptınız. Şimdi Dışişleri Bakanı olarak PKK terör örgütünden örgüt diye bahsedemezsiniz. Bu bir terör örgütüdür. Sonra diyorsunuz ki ‘silahlı mücadeleye son verdi’. Silahlı mücadele PKK terminolojisidir. Bunun adı terörizmdir. Siz Türk devletini temsil eden makamda bulunan kişi olarak ‘silahlı mücadele’ kavramını kullanırsanız PKK’nın yapmış olduğu terör eylemlerini meşrulaştırırsınız.”
Hakan Fidan’ın Husilerle ilgili açıklamalarına da değinen Özdağ, Cemil Bayık ve Murat Karayılan’ın her gün Türk askerine meydan okuduğunu belirterek, öncelikle onlara cevap verilmesi gerektiğini kaydetti. Suudi Arabistan’ın toprak bütünlüğünün korunmasına yönelik Mekke Antlaşması iddialarına ilişkin ise şu değerlendirmelerde bulundu:
“Sayın Hakan Fidan, Türkiye’de hukuk devletini yıktınız, anayasayı defaatle çiğnediniz. Ama hukuk devletinden geriye kalan ve anayasadan geriye kalan şey diyor ki bize; bir uluslararası anlaşmanın geçerli olması için Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından kabul edilmesi lazım. Siz bu anlaşmayı hâlâ gizli tutuyorsunuz, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nden geçmedi. Özetle bu anlaşmaya dayanarak hiç kimseyi hiçbir yere yollayamazsınız. Suudi Arabistan ne zaman Türkiye’nin toprak bütünlüğüne destek verdi ki şimdi Türk askeri Suudi Arabistan’ın toprak bütünlüğü için savaşacakmış?”
20 MİLYAR DOLARLIK FON KRİZİ: FETÖ VE MANİPÜLASYON İDDİALARI
Türkiye’nin ağır bir ekonomik buhrandan geçerken şimdi de fon krizinin eklendiğini dile getiren Özdağ, 131 fonun işleminin durdurulduğunu, 455 bin yatırımcının mağdur olduğunu ve yaklaşık 20 milyar dolar düzeyinde zarar bulunduğunu açıkladı. 2001 krizinin en az 4 katı büyüklüğünde bir kayıp yaşandığını belirten Özdağ, krizin sinyallerinin aylar öncesinden alındığını vurguladı:
“Sermaye Piyasası Kurulu’nun açıklamasına göre 2025 yılının son çeyreğinde bazı fonlarda şüpheli fiyat hareketleri gözlenmiş. Yani bugün yaşadığımız olayın ilk işaretleri yaklaşık 10 ay önce resmen görülmüş, daha önce görmüşler zaten. Ve 2 Aralık 2025’te Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek başkanlığında Finansal İstikrar Komitesi’nin gündemine gelmiş. 3 Aralık 2025’te SPK çalışma grubu oluşturmuş.”
Uluslararası endeks sağlayıcıların ve yabancı finans çevrelerinin de durumu fark ettiğini belirten Özdağ, Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’e çağrıda bulundu:
“Mehmet Bey, çıkın konuşun. İsterseniz İngilizce konuşun ama konuşun. Biz altyazı geçeriz merak etmeyin. Ama bu millet sorumlu olarak sizden bunların izahını istiyor. Çünkü krizin bedelini yurttaşlar ödüyor. Bu insanlar kumarhaneye gidip rulet para yatırmadılar, poker de oynamadılar. Devletin güvence verdiği fonlarda küçük birikimlerini değerlendirip üç beş kuruş daha kazanmak için yaptılar. Bu piyasa riski değil ki, bu yolsuzluk. Kimse piyasa riski lafının arkasına sığınmasın. Bu göz göre göre manipülasyon.”
SIĞINMACILAR VE GAYRİMENKUL KARŞILIĞI VATANDAŞLIK
Basın mensuplarının sorularını da yanıtlayan Özdağ, sığınmacılar ve kaçaklar meselesine de değinerek usulsüz vatandaşlık soruşturmasında ikinci dalga operasyon yapılmasını olumlu bulduklarını belirtti. 2012 yılında yapılan Tapu Kanunu değişiklikleri ve gayrimenkul alana vatandaşlık verilmesi uygulamasının yanlış olduğunu vurgulayan Özdağ:
“Vatandaşlık vermek, vatanın bir parçasını bütün haklarıyla ve sorumluluklarıyla vermek demektir. Bu çok büyük bir iştir ve bu yanlış bir yasal değişikliktir. Bunu kaldıracağız arkadaşlar. Hiç kimse gayrimenkul satın alarak Türk vatanının bir kısmına ortak olamayacak. Bunu derhal iptal edeceğiz.” şeklinde konuştu.

