1. Haberler
  2. Gündem
  3. Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ’dan DEM’e sert tepki: Ellerinde Türk askerinin kanı var

Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ’dan DEM’e sert tepki: Ellerinde Türk askerinin kanı var

Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ, Aydın'da düzenlediği basın toplantısında gazetecilerin sorularını yanıtladı. Ekonomik krizden fon soruşturmasına, Abdullah Öcalan'ın İmralı'daki durumundan Türkiye-Azerbaycan ilişkilerine kadar birçok konuda dikkat çeken açıklamalarda bulunan Özdağ, CHP Genel Başkanı Özgür Özel'e fon soruşturmasında adı geçen kişilerin listesini açıklaması için çağrıda bulundu. Cumhurbaşkanlığı seçimi ve olası ittifaklara ilişkin soruları da yanıtlayan Özdağ, "Atatürk Cumhuriyeti'nden taviz vermeyen bütün vatanseverleri, Atatürkçüleri, Türk milliyetçilerini bir seçim ittifakında bir araya getirmeliyiz" dedi.

featured

Zafer Partisi Genel Başkanı Prof. Dr. Ümit Özdağ, Ege Bölgesi’ndeki ziyaretleri kapsamında Aydın’da basın mensuplarıyla bir araya geldi. Üç günlük Denizli programının ardından Aydın’a geçen Özdağ, Türkiye’nin içinde bulunduğu ekonomik koşulları değerlendirirken iktidarın ekonomi politikalarını ve hukuk uygulamalarını sert sözlerle eleştirdi.

Gazetecilerin gündeme ilişkin sorularını da yanıtlayan Özdağ, özellikle fon soruşturması, terörle mücadele politikaları, anayasa tartışmaları, Türkiye-Azerbaycan ilişkileri ve seçim ittifakları konusunda açıklamalarda bulundu.

“CUMHURİYET TARİHİNİN EN AĞIR EKONOMİK BUHRANLARINDAN BİRİNİ YAŞIYORUZ”

Aydın ve Denizli’deki temaslarında ekonomik krizin etkilerini yakından gözlemlediklerini belirten Özdağ, özellikle çiftçilerin, esnafın ve sanayicilerin büyük sıkıntılarla karşı karşıya olduğunu söyledi.

Denizli’deki üzüm üreticilerinin ürünlerini satmakta zorlandığını ifade eden Özdağ, iki yıl önce 30 liradan satılan üzüme önce 6, ardından 4 lira fiyat teklif edildiğini belirtti.

Aydın’da da benzer bir durum yaşandığını söyleyen Özdağ, zeytin ve incir üreticilerinin maliyetlerini karşılayamaz hâle geldiğini dile getirdi.

Türkiye’nin sanayisizleşme tehlikesiyle karşı karşıya olduğunu savunan Özdağ, tekstil sektöründe ciddi istihdam kayıpları yaşandığını ve fabrikaların yurt dışına taşındığını belirtti.

Esnafın son iki yılı meslek hayatının en zor dönemi olarak değerlendirdiğini aktaran Özdağ, bazı sektörlerde satışların yüzde 70-80 oranında düştüğünü ifade etti.

Özdağ, “Cumhuriyet tarihinin en ağır ekonomik buhranlarından birisini yaşıyoruz” sözleriyle ekonomik tabloya dikkat çekti.

“DEVLETİ ŞİRKET GİBİ BİLE YÖNETEMEDİNİZ”

İktidarın ekonomi yönetimini ve kamu kurumlarındaki atama politikalarını eleştiren Özdağ, devlet yönetiminde liyakat ilkesinin ortadan kaldırıldığını savundu.

İktidarın geçmişte devleti şirket gibi yöneteceği vaadinde bulunduğunu hatırlatan Özdağ, kamu yönetiminde deneyim ve uzmanlığın göz ardı edildiğini söyledi.

“Devleti şirket gibi yönetmediniz, şirket gibi bile yönetmediniz. Hiçbir şirket böyle yönetilmez” diyen Özdağ, kamu kurumlarındaki yönetim anlayışının ekonomik sorunları derinleştirdiğini öne sürdü.

Özdağ, devletin partizanca ve liyakatten uzak bir anlayışla yönetildiğini savunarak mevcut ekonomik tablonun bu politikaların sonucu olduğunu ifade etti.

“ÖZGÜR ÖZEL, SİZ AÇIKLAMAYACAKSANIZ BİZE VERİN, BİZ AÇIKLARIZ”

Basın toplantısının en dikkat çeken bölümlerinden biri, kamuoyunda tartışılan fon soruşturmasına ilişkin açıklamalar oldu.

Soruşturmada adı geçen kişilerin listesinin bazı siyasi partilerin elinde bulunduğunun ifade edildiğini belirten Özdağ, Zafer Partisi olarak kendilerinde böyle bir liste olmadığını söyledi.

CHP Genel Başkanı Özgür Özel’e seslenen Özdağ, söz konusu listenin kamuoyuyla paylaşılması gerektiğini belirterek şu ifadeleri kullandı:

“Bizde yok, söyleyeyim. Bizde yok. Ama iktidarın neden açıklamadığını anlıyorum. Ama Sayın Özgür Özel’in neden açıklamadığını anlamıyorum. Onun için Özgür Bey’e sesleniyorum. Özgür Bey, siz açıklamayacaksanız bize verin, biz açıklarız.”

Özdağ, bunun Özel’e yaptığı ikinci çağrı olduğunu vurgulayarak listenin açıklanmamasının siyasi pazarlık şüphelerini gündeme getirdiğini savundu.

“Aksi takdirde hem bunlar bizde var deyip hem de iktidara sen açıkla diyorsanız orada başka bir pazarlık var demektir. Millet böyle pazarlıklar istemiyor” ifadelerini kullanan Özdağ, listenin neden kamuoyundan gizlendiğinin açıklanmasını istedi.

“BU ÜLKEDE İKİ TANE HALK MI VAR?”

Fon soruşturmasına yönelik eleştirilerini sürdüren Özdağ, muhalif isimlere yönelik operasyonlarla diğer soruşturmalardaki uygulamalar arasında farklılıklar bulunduğunu ileri sürdü.

Muhalif isimlerin gözaltına alınma görüntülerinin kamuoyuna servis edildiğini ancak fon soruşturmasında aynı uygulamanın görülmediğini savunan Özdağ, hukuk önünde eşitlik ilkesine dikkat çekti.

“Bu ülkede iki tane halk mı var? İktidar halkına ayrı yasalar, muhalefet halkına ayrı yasalar” sözleriyle tepki gösteren Özdağ, Anayasa’nın 10. maddesinin uygulanması gerektiğini belirtti.

Anayasa Mahkemesi kararlarının uygulanmamasını da eleştiren Özdağ, anayasal düzenin iktidar tarafından askıya alındığını öne sürdü.

Özdağ, soruşturmalarda kişilere yöneltilen suçlamaların somut şekilde açıklanması gerektiğini belirterek “Düşman ceza hukuku uygulamalarına son verin” çağrısında bulundu.

“NEDENSE HİÇBİR İKTİDAR YANLISI BELEDİYEDE OPERASYON YAPILMIYOR”

Gazetecilerin belediyelere yönelik soruşturmalar hakkındaki sorularını da yanıtlayan Özdağ, yolsuzluk iddialarının siyasi ayrım yapılmadan soruşturulması gerektiğini ifade etti.

Muhalefet belediyelerinde yolsuzluk olup olmadığını bilmediğini söyleyen Özdağ, yalnızca muhalefet partilerine mensup belediyelerin soruşturmalarla gündeme gelmesini eleştirdi.

“Nedense hiçbir iktidar yanlısı belediyede operasyon yapılmıyor. Ben CHP’li veya İYİ Partili belediyelerde yolsuzluk olduğunu veya olmadığını söylemiyorum. Oluyordur veya olmuyordur, bilmiyorum” diyen Özdağ, soruşturmaların tek taraflı yürütüldüğü yönündeki kanaatin kamuoyunda adalet duygusunu zedelediğini savundu.

Özdağ, “Sadece muhalefette yolsuzluk olacak ve iktidar belediyeleri ise bir yürü pak olacak. Buna kimse inanmıyor” ifadelerini kullandı.

“ABDULLAH ÖCALAN SERBEST BIRAKILMIŞTIR”

Abdullah Öcalan’ın İmralı’daki durumuna ilişkin bir soruyu yanıtlayan Özdağ, Öcalan’ın fiilen serbest bırakıldığını ileri sürdü.

Öcalan’ın adada kendisine tahsis edildiğini iddia ettiği yerde siyasi çalışmalar yürüttüğünü savunan Özdağ, mevcut durumun hükümlülük statüsüyle bağdaşmadığını öne sürdü.

“Bir mahkûm hapishanede olur. Öcalan nerede? Adada. Bir mahkûmun statüsü bellidir, komisyon üyesi olamaz” diyen Özdağ, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Hem komisyon üyesi hem mahkûm olunamayacağına, hem mahkûm olup adada yaşanamayacağına göre Abdullah Öcalan serbest bırakılmıştır. Türk milleti bunun farkına varmak durumundadır artık.”

Özdağ, Öcalan’ın İmralı’da bulunmasının serbest bırakılmadığı anlamına gelmediğini savunarak yürütüldüğünü iddia ettiği görüşme hazırlıklarına da dikkat çekti.

“PKK SİLAH BIRAKMADI, TÜRK MİLLETİNE GERÇEKLER ANLATILMIYOR”

Terörle mücadele sürecine ilişkin değerlendirmelerde bulunan Özdağ, PKK’nın silah bıraktığı yönündeki açıklamalara inanmadığını belirtti.

Terör örgütünün faaliyetlerini sürdürdüğünü iddia eden Özdağ, Türkiye’ye yönelik yeni eylem hazırlıkları bulunduğu yönünde bilgiler aldıklarını söyledi.

İktidarın kamuoyuna gerçeği yansıtmayan bir tablo sunduğunu savunan Özdağ, şu ifadeleri kullandı:

“Artık uyuşturucu satmıyorlar, lolipop satıyorlar. Silahlarını verdiler, ellerine su tabancası aldılar. Böyle bir şey yok arkadaşlar. Terör örgütü terör örgütü olmaya ve terörünü yapmaya devam ediyor.”

PKK’nın silahlarını başka yapılara devretme söylemini de eleştiren Özdağ, bunun gerçek bir silahsızlanma anlamına gelmediğini savundu.

“ERDOĞAN, ALİYEV’İ ARAYARAK DOĞRUSUNU YAPMIŞTIR”

Türkiye ile Azerbaycan arasında yaşandığı ileri sürülen gerilime ilişkin soruyu da yanıtlayan Özdağ, iki ülke arasındaki ilişkilerin son derece hassas olduğunu vurguladı.

Türkiye’den yapılan bazı açıklamaların Azerbaycan’ı hedef aldığını savunan Özdağ, iki ülke arasındaki kardeşlik hukukunun korunması gerektiğini belirtti.

Türkiye-Azerbaycan ilişkilerinin bozulmasının bölgedeki bazı ülkelerin çıkarına olabileceğini ifade eden Özdağ, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev arasında gerçekleştiğini belirttiği telefon görüşmesini olumlu değerlendirdi.

Özdağ, “İlişkilerde yapıcı olmak Türkiye’ye yakışan bir şeydir. Ve doğrusunu yapmıştır Erdoğan telefon ederek” dedi.

29 Ekim’de Ankara’da yapılacak toplantıya Aliyev’in katılmasının önemine dikkat çeken Özdağ, bunun ilişkilerdeki sorunların aşılmasına katkı sağlayabileceğini söyledi.

“EGE’DE YUNANİSTAN’A KARŞI DİKKATLİ OLMAK ZORUNDAYIZ”

Tunceli’den Söke’ye komando birliği sevk edilmesine ilişkin soruyu yanıtlayan Özdağ, söz konusu adımı Yunanistan ile yaşanabilecek olası gerilimler açısından değerlendirdi.

Ege’deki askeri dengelerin dikkatle korunması gerektiğini ifade eden Özdağ, Türkiye’nin caydırıcılığının önemli olduğunu ancak diğer güvenlik tehditlerinin de göz ardı edilmemesi gerektiğini belirtti.

1987 yılında yaşanan Ege krizini hatırlatan Özdağ, geçmişte askeri birliklerin farklı bölgelere kaydırılmasının terörle mücadele açısından sonuçları olduğunu savundu.

Özdağ, Türkiye’nin hem Ege’deki gelişmelere hem de terör tehdidine karşı hazırlıklı olması gerektiğini söyledi.

“SURİYELİLERİN TÜRKİYE’YE ENTEGRE EDİLECEĞİNİ SÖYLÜYORLAR”

Türkiye’deki Suriyelilerin geri dönüş sürecine de değinen Özdağ, iktidarın daha önce yaptığı açıklamalarla bugünkü politikaları arasında farklılık bulunduğunu öne sürdü.

Türkiye’nin Şam Büyükelçisi’nin açıklamalarına atıfta bulunan Özdağ, Türkiye’de kalan Suriyelilerin geri gönderilmek yerine topluma entegre edilmesinin hedeflendiğini savundu.

Özdağ, Türkiye’de kalan Suriyeli sayısının açıklanan rakamlardan daha yüksek olabileceğini iddia ederek Milli Eğitim Bakanlığına bağlı okullardaki Suriyeli öğrenci sayısına dikkat çekti.

Zafer Partisi’nin yıllardır bu konuda uyarılarda bulunduğunu belirten Özdağ, sığınmacı politikasını eleştirdi.

CUMHURBAŞKANI ADAYI SORUSUNA ESPRİLİ YANIT: “AÇIKLARSAK ADAMI TUTUKLARLAR”

Basın toplantısında Özdağ’a Zafer Partisi’nin cumhurbaşkanlığı seçimine ilişkin stratejisi ve adayının belirlenip belirlenmediği de soruldu.

Soruyu esprili bir dille yanıtlayan Özdağ, “Çok zor bir soru sordunuz. Açıklarsak adamı tutuklarlar” dedi.

Ardından soruyu yönelten gazeteciye dönerek, “Geçici olarak sizi açıklayalım. Sizi tutukladıktan sonra gerçek adayımızı çıkartırız. Ne dersiniz?” ifadelerini kullandı.

Özdağ’ın bu yanıtı, cumhurbaşkanlığı adaylığı tartışmalarına ilişkin dikkat çeken açıklamalarından biri oldu.

“ATATÜRK CUMHURİYETİ’NDEN TAVİZ VERMEYENLER BİR ARAYA GELMELİ”

Toplantının sonunda olası seçim ittifakları hakkında da değerlendirmelerde bulunan Özdağ’a, geçmişteki altılı masaya benzer şekilde merkez sağ partileri bir araya getirecek yeni bir siyasi oluşuma nasıl yaklaşacağı soruldu.

Özdağ, ittifak tartışmalarında temel ölçütün Atatürk Cumhuriyeti’ne bağlılık olması gerektiğini belirtti.

“Biz Atatürk ile birleşelim diyoruz. Bunun dışında bir çözüm de görmüyoruz” ifadelerini kullanan Özdağ, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Atatürk Cumhuriyeti’nden taviz vermeyen bütün vatanseverleri, Atatürkçüleri, Türk milliyetçilerini bir seçim ittifakında bir araya getirmeliyiz.”

Olası ittifakın ayrıntılarının seçim sürecine girildiğinde konuşulabileceğini belirten Özdağ, mevcut aşamada belirli bir ittifak modeli veya parti listesi açıklamadı.

“TÜRK MİLLETİ SEÇİM ZAMLARIYLA KANDIRILMAYACAK”

İktidarın ekonomik sorunları kalıcı biçimde çözemediğini savunan Özdağ, seçim döneminde sosyal yardımlar ve maaş artışları üzerinden seçmen desteğinin yeniden kazanılmaya çalışılabileceğini öne sürdü.

Anayasa’nın 42. ve 66. maddelerinde yapılabileceğini iddia ettiği değişikliklere de karşı çıkan Özdağ, Türk kimliğinin anayasal konumunun korunması gerektiğini vurguladı.

Seçim öncesinde yapılacak geçici ekonomik iyileştirmelerin seçmenin tercihlerini belirlemeye yetmeyeceğini savunan Özdağ, “Türk milleti seçimden üç ay önce yapılan seçim zamlarıyla kandırılmayacak bu sefer” dedi.

Özdağ, Türkiye’nin ekonomik ve siyasi sorunlarının çözümü için anayasal düzene, hukuk devletine ve liyakat esasına dönülmesi gerektiğini belirterek basın toplantısını tamamladı.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0/30 karakter

Giriş Yap

Haberiniz ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!