Zafer Partisi Lideri Ümit Özdağ, terörsüz Türkiye adı altında başlatılan sürecin Sevr Antlaşması’nın 106. yıl dönümüne denk getirilmesine dikkat çekerek açıklamasına başladı. Sürecin ikinci bir müzakere dönemi olduğunu savunan Özdağ, şu ifadeleri kullandı:
“Terörsüz Türkiye adı altında başlayan PKK terör örgütü ve elebaşısı Abdullah Öcalan’la yapılan ikinci müzakere süreci sonunda gelinen noktada; Sevr Antlaşması’nın uğursuz 106. yıl dönümünde PKK’ya yönelik bir özel af yasa tasarısı Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne getirilmiştir. Abdullah Öcalan bu süreci cumhuriyetimizin kuruluşu kadar önemli olarak nitelendirmektedir. Mesele sadece bir af yasası değil; devletimizin kuruluş esasları ortadan kaldırılarak Öcalan’ın ifadesiyle sözde ‘demokratik cumhuriyete’ geçişin ilk adımı atılmak istenmektedir.”
“HANGİ PKK KENDİSİNİ FESHEDİYOR?”
Kamuoyuna sunulan “PKK silah bırakıyor ve kendisini feshediyor” iddialarının gerçeği yansıtmadığını belirten Özdağ, örgütün bölgesel yapılanmalarına dikkat çekerek sorular yöneltti:
- Suriye Yapılanması: YPG’nin 4 tugay halinde örgütlenen yapısının silahları teslim alınacak mı? Hayır.
- Irak Yapılanması: Irak PKK’sının elindeki mühimmat toplanıp imha edilecek mi? Hayır.
- İran Yapılanması: İran Devrim Muhafızları ile çarpışan örgüt unsurlarının silahları alınacak mı? Ona da hayır.
Özdağ, bu tablo karşısında “Hangi PKK kendisini feshediyor? Örgütün örgütsel yapısı varlığını sürdürmeye devam ediyor. Bu tasarıyla terör örgütü mensupları dağılmak yerine affediliyor ve cezaevinden tahliye ediliyor” dedi.
ÖCALAN’IN İMRALI’DAKİ STATÜSÜ VE NARKOTERÖR RAPORLARI
Açıklamasında yasa teklifinin finansal ve lojistik boyutlarına değinen Özdağ, örgütün uyuşturucu ticaretindeki rolüne ilişkin devlet belgelerinde değişiklik yapıldığını öne sürdü:
“2024 yılına kadar devlet kayıtlarında ‘narkoterör örgütü’ olarak geçen yapının; 2025 ve 2026 belgelerinde uyuşturucu kaçakçılığı faaliyetleri durmamasına rağmen bu tanımdan çıkarıldığını görüyoruz. Ayrıca Öcalan’ın İmralı’da mahkum konumundan çıkarılıp siyasi misafir haline getirileceği ve ‘Umut Hakkı’ çerçevesinde zamanla serbest kalacağı anlaşılmaktadır.”
“TÜRKİYE YUGOSLAVYALAŞTIRILMAK İSTENİYOR”
Söz konusu yasa tasarısının Ergenekon, Balyoz ve 2017 referandumunun ardından Türk siyasetinde üçüncü ve telafisi zor bir toplumsal-psikolojik travma yaratacağını savunan Özdağ, tehlikenin boyutlarını şu sözlerle özetledi:
“PKK affı olan bu tasarı sadece bir başlangıçtır. Anayasada yapılacak değişikliklerle etnik ve mezhepsel yapılara siyasi ayrıcalıklar verilmesi, ucu açık bir cumhurbaşkanlığı sistemine geçilmesi hedeflenmektedir. Atatürk ve silah arkadaşlarının bu Birinci Meclis’te kurduğu milli, üniter, laik Türkiye Cumhuriyeti feshedilmek; çok uluslu, özerk bölgeli bir federasyona dönüştürülmek istenmektedir. Türkiye Yugoslavyalaştırılmak, Iraklaştırılmak ve Lübnanlaştırılmak istenmektedir.”
MİLLETVEKİLİ YEMİNİ VE “HUKUKİ KORUMA” ZIRHI TARTIŞMASI
Basın mensuplarının sorularını yanıtlayan Ümit Özdağ, yasaya destek verecek milletvekillerinin durumunu ve düzenlemedeki muafiyet maddelerini değerlendirdi:
“Bir milletvekili bu yasaya ‘hayır’ diyeceğini açıklarken gerekçesini milletvekili yeminine dayandırdı. Çok haklıdır; bu yemini eden milletvekillerinin bu yasaya ‘evet’ deme lüksü yoktur. Ayrıca bu yasayı hazırlayan ve uygulayanlara hukuki koruma getiriliyor. Yaptığınız işin doğruluğundan eminseniz neden hukuki koruma zırhına ihtiyaç duyuyorsunuz? Doğru iş yaptığına inananlar, millete karşı vicdanı rahat olanlar yasa maddelerinin arkasına sığınarak koruma aramazlar.”
ZAFER PARTİSİ’NİN YOL HARİTASI VE MİLLİ ÇAĞRI
Terörle mücadelede kazanılan askeri başarıların masada heba edilmemesi gerektiğini vurgulayan Özdağ, izlenmesi gereken yöntemi açıklayarak çağrıda bulundu:
“Terörle müzakere yerine derhal mücadeleye dönülmelidir. PKK’nın dış desteği, lojistik, finans ve uyuşturucu altyapısı imha edilmelidir. Güvenlik güçlerimiz terör örgütünü sahada iki kez ezmiştir; kazanılan zafer siyasi masalarda feda edilemez. Biz, Türkiye’nin milli, üniter ve laik bir cumhuriyet olarak İstiklal Harbi felsefesi üzerinde yoluna devam etmesi gerektiğine inanıyoruz. Bu inancı taşıyan tüm vatandaşlarımızı, daha önce hangi partiye oy vermiş olursa olsun, Zafer Partisi saflarında Cumhuriyetimizi savunmaya davet ediyoruz.”

