Canlı yayında 30 Ağustos Zafer Bayramı’nın önemine vurgu yapan Nazif Okumuş, Milli Mücadele’nin sıradan bir işgal savaşı değil, dünyada eşine az rastlanır bir emperyalizmle mücadele örneği olduğunu ifade etti. Okumuş, “30 Ağustos bir varlık-yokluk savaşıdır. Türk milleti ‘Ya istiklal ya ölüm’ diyerek girdiği bu yolda, çarıkla, kağnıyla ve imkansızlıklar içinde büyük bir zafer kazanmıştır. Yıllardır süren savaşlardan yorgun düşmüş bir milleti bu zafere inandıran ve arkasından sürükleyen ise Mustafa Kemal Atatürk’tür” dedi.
Yeni kuşakların bu mücadeleyi doğru anlaması gerektiğini belirten Okumuş, gençlere Yakup Kadri Karaosmanoğlu’nun Yaban ve Halide Edip Adıvar’ın Türk’ün Ateşle İmtihanı eserlerini okumaları tavsiyesinde bulundu. Okumuş, “Cumhuriyet bize sanayileşmeden kadın haklarına, çocuk bayramlarından ulusal bağımsızlığa kadar her şeyi kazandırdı. ‘Keşke Yunan kazansaydı’ diyen nankörlere inat bu devleti kıyamete kadar koruyacağız” ifadelerini kullandı.
“Suriye Meselesi Emperyalizmin İnisiyatifindedir”
Türkiye’nin dış politikası ve Suriye’deki varlığı üzerine değerlendirmelerde bulunan Zafer Partisi Genel Başkan Yardımcısı, Türkiye’nin bölgede bir “hamilik” ya da “racon kesme” rolü üstlenebileceği iddialarına sert tepki gösterdi.
Suriye krizinin başından itibaren ABD, İsrail ve bazı Avrupa ülkelerinin kontrolünde geliştiğini savunan Okumuş, şu değerlendirmelerde bulundu:
“Suriye meselesi Türkiye’nin inisiyatifinde gelişen bir süreç değil, emperyalizmin çizdiği bir alandır. Zafer Partisi ve Genel Başkanımız Ümit Özdağ başından beri bu tehlikeye işaret ediyor. Türkiye’yi ‘hamilik yapıyoruz’ diyerek bu işin içine sokmaya çalışanlar yanılıyor. Türkiye, emperyalizmin aktörlerinin çizdiği alanın dışına çıkamıyor ve orada fonksiyon icra edemez.”
“Sığınmacılar İçin Dönüş Değil, Entegrasyon Projesi Yürütülüyor”
İktidarın sığınmacı politikasını da sert bir dille eleştiren Okumuş, Şam Özel Temsilcisi Nuh Yılmaz’ın açıklamalarına atıfta bulunarak Türkiye’deki sığınmacı sayısının ilk kez resmi makamlarca 6 milyonun üzerinde ifade edildiğine dikkat çekti. Okumuş, “Ortada sığınmacıların ülkelerine geri dönmesi için hazırlanan bir proje yok. Tam aksine, bu insanları Türkiye’ye entegre etmeye çalışan bir irade ve bürokrasi var. Türkiye melezleştirilmek, milli ve üniter yapısı bozulmak isteniyor” dedi.
“Terör Unsurlarına Siyasi Alan Açılıyor”
Dış politikadaki aksaklıkların yanı sıra terörle mücadele ve iç siyasetteki uygulamaları da eleştiren Okumuş, terör örgütü PKK ve uzantılarına yasalar yoluyla siyasal alanda yer açılmak istendiğini iddia etti. Okumuş, “52 Mehmetçiğimizi şehit eden teröristlerin bugün makam sahibi yapılıp Umre izni istediği garip tablolarla karşı karşıya bırakılıyoruz. ABD bir yandan Şam yönetimiyle temas kurarken diğer yandan SDG’ye 135 milyar dolar kaynak ayırıyor” diyerek iktidarın bu sürece sessiz kaldığını savundu.
“Gaziler Ankara’da Hak Ararken Yandaşlar Sarayda Ağırlanıyor”
Hükümetin toplumsal kesimlere yönelik tutumunu da eleştiren Okumuş, Ankara’da haftalardır hak arayışında olan gazilere kulak tıkandığını ifade etti. Okumuş, “Bu ülke uğruna kolunu, bacağını, gözünü kaybetmiş gazilerimiz 48 gündür Ankara’nın göbeğinde sesini duyurmaya çalışıyor ama devleti yönetenler onlara sırtını dönüyor. Buna karşın sosyal medyada tweet atan yandaşlar saraylarda kabul görüyor” dedi.
“Üniter Yapı ve Anayasa Uyarısı”
Konuşmasının sonunda anayasa tartışmalarına ve etnikçilik söylemlerine değinen Nazif Okumuş, Türk milletinin tarih boyunca etnik ve mezhepsel ayrım yapmadan kucaklaştığını belirtti. Okumuş, “Bugün ‘barış’ ve ‘demokratikleşme’ adı altında nifak tohumları ekmeye çalışanlara, numaracı cumhuriyetçilere ve ümmetçilik adı altında milleti ayrıştıranlara karşı Türk milleti uyanıktır. İktidarı uyarıyoruz; yeni anayasa ve dönüşüm hamleleriyle milli, laik ve üniter devlet yapımızdan taviz verilmesine asla izin vermeyeceğiz” diyerek sözlerini tamamladı.

