Hukuki sürecin fitili, Yenilik Partisi yönetiminin yapmış olduğu resmi şikâyetle ateşlendi. Yapılan başvurularda, “Yeni Parti” ibaresinin halihazırda sicilde bulunan “Yenilik Partisi” unvanıyla büyük bir ses ve anlam benzerliği taşıdığı vurgulandı. Seçmen kitlesinin bu iki siyasi oluşumu ayırt etmekte zorlanacağı ve kamuoyunda algı karışıklığı yaşanabileceği savunuldu.
Bu gerekçeleri haklı bulan Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı ise ilgili partiye tebligat göndererek adın değiştirilmesi ya da düzenlenmesi gerektiği ihtartarında bulundu.
YÖNETİMİN ÖNÜNDEKİ İKİ STRATEJİK SEÇENEK
Konuya ilişkin değerlendirmelerde bulunan uzmanlar ve siyasi kulislerde konuşulanlara göre, Yeni Parti yönetiminin masasında değerlendirdiği iki temel çıkış yolu bulunuyor. İlk ihtimal olarak; Yargıtay Başsavcılığı’nın uyarısı doğrudan bağlayıcı ve ani bir yaptırım barındırmasa da, partinin hukuki risk almamak adına uyarıyı dikkate alıp unvan değişikliğine gitmesi gösteriliyor. Bu senaryonun hayata geçebilmesi için Kurucular Kurulu’nun toplanarak mevcut isme yeni bir kelime eklemesi veya tamamen farklı bir isim belirlemesi gerekecek. İkinci yol ise hukuki mücadelenin sürdürülmesi ve sürecin yargı mercileri nezdinde savunulması olarak değerlendiriliyor. Partiye yakın kaynaklar, mevcut aşamada panik yaratacak bir durum olmadığını ve sürecin hukuki çerçevede takip edileceğini ifade ediyor.

