Ümit Özdağ’dan Kendisine Toplam 500 Bin TL Tutarında Manevi Tazminat Davası Açan Mehmet Cengiz Ve Cengiz İnşaat’a Cevap

Ümit Özdağ'dan Kendisine Toplam 500 Bin TL Tutarında Manevi Tazminat Davası Açan Mehmet Cengiz Ve Cengiz İnşaat'a Cevap

“BİRİLERİ KENDİ SİYASİ DÜŞÜNCELERİNE GÖRE HAMMURABİ YASALARI’NA, MEDİNE SÖZLEŞMESİ’NE, MAGNA CARTA’YA VEYA BAŞKA TARİHİ KAYNAKLARA REFERANS OLARAK DAYANIRKEN, ÜMİT ÖZDAĞ İSE BÜYÜK HÜKÜMDAR CENGİZ HAN’IN KAMU HUKUKUNA VERDİĞİ ÖNEME ATIFTA BULUNMUŞTUR. DİKKAT ÇEKMİŞTİR.
ZİRA KANUNLARIN RUHU VARDIR. ÜMİT ÖZDAĞ; TÖREMİZİN, KADİM KURALLARIMIZIN HASSASİYET RUHUNU, HASSASİYETLERİNİ ÇAĞIN VE MİLLETİN İHTİYAÇLARINA GÖRE YASALARIMIZA YANSITARAK UYGULAMANIN GEREĞİNE İNANMAKTADIR.”

Ayyıldız Hareketi Lideri İstanbul Milletvekili Ümit Özdağ’dan toplamda 500 Bin TL isteyen Mehmet Cengiz ve Cengiz İnşaatın açtıkları tazminat davasında Özdağ’ın avukatı Av. Onur Şahin, müvekkili adına cevap dilekçesini Mahkeme’ye sundu. Mehmet Cengiz’in Mahkemece çağırılarak, duruşmada uğradığı manevi zararı izah etmesinin Mahkeme tarafından emredilmesi talep edildi.

Verilen cevapta toplam 500 Bin TL. tutarında manevi tazminat istemenin kabul edilemez olduğu ifade edilirken, Ümit Özdağ’ın siyasi fikirlerinin ve dünya görüşünün gereği dava konusu sözleri sarf ettiği belirtildi. Özetle “Cengiz İnşaat’ahesabı Cengiz Han töresine uygun olarak soracağız” sözlerinin arkasında duruldu.

Verilen yasal cevaptan kimi kısımlar şöyle:

“Müvekkilin açıklamalarının, konunun vahametine dikkat çeken sert eleştirinin Mehmet Cengiz’e ve şirketine ‘manevi zarar’ verdiğini iddia etmişlerdir. Müvekkilin açıklamaları nedeniyle incindiklerini anlatmaktadırlar. Bu ‘incinmişlik’ Müvekkile ödetmek istedikleri tazminatla giderilsin istenmektedir.

Oysa ki Müvekkil siyasi yaşamı boyunca hukukun üstünlüğünü savunmuştur. Özellikle kamu hukukunun, adaletin işlemesi için mücadele etmiştir. Şaibeli referandumda YSK önünde bu kavgayı vermiştir. Hukuka aykırı olarak engellenen parti kongreleri için polis barikatlarının karşısında hak aramıştır. Kurucusu olduğu siyasi partinin merkez yönetimine karşı hukuk kavgası verip kazanmıştır. Yine de hukuksuzlukların giderilmeyeceğinden emin olunca kurduğu partiden istifa etmiştir.

17 – 25 Aralık sürecinde Mehmet Cengiz’in millete galiz hakaretlerini hukuka aykırı olarak kaydederek ifşa eden casusluk örgütü hain FETÖ’ye karşı da yıllardır fikri ve siyasi mücadelesini sürdürmektedir.

Şimdi ise Cengiz İnşaat ve Cengiz İnşaatın patronu, Müvekkilin eleştirileri için geçmişte manevi tazminat davası açan SADAT’ı örnek alarak dava açmışlardır.Oysa davacıların iddia ve taleplerison derece isabetsizdir.”

“Öncelikle Basın Açıklamasının Neden Yapıldığı İrdelenmelidir; Müvekkil, köylerini korumak ve doğa tahribatını önlemek isteyen İkizdere halkının yaşadığı sorunlarını dinlemek, bir milletvekili olarak sorunlarına çözüm bulabilmek ve konuyu kamuoyu ve meclis gündemine taşımak amacıyla Rize iline bir ziyaret gerçekleştirmiştir. Ziyareti sırasında yerel halk tarafından müvekkile taş ocağı ve yol çalışmaları sebebiyle bölgede yer alan ormanların tahribata uğradığı, bozulan habitat sebebiyle bölge halkının geçim kaynaklarından olan arıcılık ve tarım faaliyetlerinin tehlikede olduğu, taş ocağına giden yol inşaatı sebebiyle İkizdere’de şelalenin kuruma riski taşıdığı ve dereye dökülen yol hafriyatı, taş ve toprak sebebiyle endemik türlerden biri olan kırmızı benekli alabalıkların yok olmayı başladığı bildirilmiştir.

Yöre halkının yaşadığı sıkıntılar müvekkil tarafından gerçekleştirilen bir basın açıklamasıyla kamuoyu ile paylaşılmıştır. Bir Milletvekili doğaya ve yurttaşa karşı sorumluluk duygusuyla vahim bir konuya dikkat çekmiştir. İddia edildiği gibi haksız bir fiilde bulunulmamıştır.”

“Kişilik Hakkına Saldırı İddiası İsabetsizdir; Müvekkil tarafından yapılan basın açıklamasının esas amacının yöre halkının sesini duyurmak, olası doğa yıkımının önüne geçmek ve ülke menfaatinin şahıs ve şirket menfaatlerinin üzerinde olması gerekliliğinin sağlanması olduğu dikkate alındığında, genel bağlamdan koparılarak basın açıklaması metni içinden özenle seçilerek hazırlanan iddialar basit ve soyut olmaktan öteye geçememektedir.

Müvekkil tarafından basın ve ifade özgürlüğüne riayet edilerek gerçekleştirilen basın açıklamasında, davacılar tarafından açıklamada yer alan ifadeler çarpıtılarak, davacı şahıs ve şirket lehine haklı bir durum yaratılmak için kullanılmıştır. Dava dilekçesinde davacı şahıs ve şirkete ilişkin kişilik haklarına saldırı iddialarının dayanağı ”…yaptıklarının, yıktıklarının, talan ettiklerinin hesabını Cengiz Han töresine uygun olarak soracağız.” ifadesi gösterilmiştir. Şöyle ki;
Dava konusu basın açıklamasının tamamı incelendiğinde bir anlam bütünlüğü taşıdığı, bu anlam bütünlüğünün ülke menfaatlerini korumak, kollamak ve gelecek nesillere daha iyi bir ülke bırakmak olduğu açıkça görülecektir. Davacılar tarafından cımbızlanan ”…yaptıklarının, yıktıklarının, talan ettiklerinin hesabını Cengiz Han töresine uygun olarak soracağız.” ifadelerinin de yegane amacı budur. Bu ifadeler müvekkil tarafından, ülke menfaatine olmayan, doğayı, çevreyi korumayan, gelecek nesillerin sağlıklı bir çevrede yaşama hakkına en ufak derecede bile olsa zeval getiren her anlayışın, fiilin, fikrin kamu hukuku bakımından yapılacak inceleme ve araştırma sonucunda en ağır şekilde cezalandırılması gerektiğini anlatmak için kullanılmıştır. Bu söylem kişisel hakların ihlalinden ziyade toplumsal hakların ihlalinin engellenmesi anlayışının tezahürüdür.

Davacı tarafın, müvekkilin açıklamasında yer alan ilgili ifadeleri tabiri caizse köpürterek ‘idama’, ‘yaşam hakkı ihlaline’, ‘can ve mal güvenliği ihlaline’ dayandırmaya varan açıklamalarını, ”ne yazarsak daha yüksek miktarlı manevi tazminat talebinde bulunabiliriz” düşüncesinin sonucu olarak görmekteyiz. Türkiye Cumhuriyeti bir hukuk devletidir. Yürürlükte bulunan mevzuatlarımızda yer almayan hiçbir cezanın gündeme getirilmesi söz konusu değildir.

Birileri kendi siyasi düşüncelerine göre HammurabiYasaları’na, Medine Sözleşmesi’ne, MagnaCarta’ya veya başka tarihi kaynaklara referans olarak dayanırken Müvekkil de büyük hükümdar Cengiz Han’ın kamu hukukuna verdiği öneme atıfta bulunmuştur. Dikkat çekmiştir.nZira kanunların ruhu vardır. Müvekkil; töremizin, kadim kurallarımızın hassasiyet ruhunu, hassasiyetlerini çağın ve milletin ihtiyaçlarına göre yasalarımıza yansıtarak uygulamanın gereğine inanmaktadır.

Cengiz Han, içme suyunu kirletenlere hukuken en ağır cezanın verilmesini öngörmüştür. Müvekkilin açıklamasında ortaya koyduğu üzere Mehmet Cengiz’in şahsı değil Cengiz İnşaat tüzel kişiliğine en ağır hukukun uygulanması gereğine işaret edilmiştir. Mehmet Cengiz’in iddia ettiği gibi kendisini tehdit edilmemiştir. Zira ‘tehdit’ yasalarımızda suçtur. Tek dertleri para değilse Cumhuriyet Savcılığı’na suç duyurusunda da bulunmaları uygundur.

Hukuku çiğnemekte ısrarcı, kamuya geri dönüşsüz zararlar veren tüzel kişilere kanaatimizce uygulanması gereken yaptırımlar bellidir. Şirket, dernek, vakıf, siyasi parti fark etmez. Hukuka, doğaya, kamuya derin tahribatlar açan tüzel kişilikler feshedilmeli, hukuk kontrolünde mal varlıkları ve milletten eksilttikleri millete döndürülmelidir. Bunlar Müvekkilin siyasi savunularıdır. Dünya görüşüdür.

Seçim meydanlarında teröristleri, haydutları asacağı iddiasıyla ‘ip’ fırlatanları hatırlayınız. İdam cezası dâhil en radikal ceza mezvuatı değişikliklerini savunmak hele ki bir milletvekili için fikir ve düşünce özgürlüğü kapsamındadır. Fakat muhtemelen suçluluk psikolojisiyle uydurdukları üzere Müvekkil, Mehmet Cengiz’in idam edileceğini söylememiştir. Müvekkilin ifadeleri ortadadır.

Yukarıda da izah ettiğimiz üzere ilgili ifade çevre hakkına yönelik hukuka aykırılıkların en ağır şekilde cezalandırılması gerektiğini amaçlamaktadır. Bu noktada da hukuka aykırılıkların tespiti halinde gerekli yargılamanın hassasiyetle yapılarak, ihlalde bulunan kişi ve kurumların en ağır cezaları alması gerektiğine vurgu yapılmıştır. Ayrıca ”….hesabını …. soracağız” kalıbı hususunda dava dilekçesinde ”tehdit” algısı yaratılmaya çalışılmışsa da, konuşma metninin tamamı izlenerek değerlendirme yapıldığında, kamu adına ve kamuyu ilgilendiren yapılan her işlemin ”hesap verilebilir” olmasını, yani açık, net, şeffaf, zaman ve kişiden bağımsız toplum menfaatine olma unsurlarını ihtiva etmesi gerektiğini anlatmaktadır. İşbu dava konusu olaydan bağımsız, bu unsurları ihtiva etmeyen tüm işlemlerin bağımsız mahkemeler tarafından ”hesabının sorulması” gerektiğine vurgu yapılmaktadır.

Müvekkil tarafından söylenen her söz bu vatan toprağının, bu milletin geleceğinin ve evlatlarının menfaatinedir. Kişilik hakkına saldırı iddiası içeren sözler, hukuka aykırılık unsuru ihtiva eden veya etme ihtimali bulunan her eylemin kişi, kurum vb. ayırt edilmeksizin bağımsız mahkemeler tarafından zaman mefhumu içerisinde yargılamasının yapılması gerektiğine işaret etmektedir. Buradaki amaç, yapılan her işlemin hukuka uygunluğunun sorgulanması gerekliliğini göstermektir. Bu kapsamda müvekkil tarafından yapılan, dava dilekçesinde yansıtılan ya da yansıtılmayan basın açıklamasında yer alan ifadeler, sahip olunan düşünce ve kanaat açıklaması olup, ulusal ve uluslararası düzenlemeler kapsamında belirlenen sınırlandırmalara riayet edilerek gerçekleştirilmiştir.”

“Manevi Zarar Oluşmamıştır; Davacılar hakkında sayısız olumsuz haber, sosyal medyada sayısız vatandaş tepkisi bulunmaktadır. Kamu ihalelerinden şaibeli şekilde zenginleşirken yüzlerce milyon Dolar’lık vergi affına vatandaşın tepkisinden hicap hissetmemekteler. Fakat konu ‘Müvekkilden yarım Milyon TL. tazminat istemek’ olunca manevi zarar görüldüğü iddia edilmektedir.

Vatandaşımız büyük bir ekonomik kriz yaşıyorken hangi manevi zararı Müvekkil yüzünden görmüşlerdir? Vatandaş aslen, davacıların ülke olarak yaşadığımız bunalımın, maddi manevi zararların sorumluları arasında olduğunu düşünmektedir.

Tüzel kişilerin ‘manevi zarara uğrayabileceği’ iddiası, kimi zorlama Yüksek Yargı kararlarında, belirli şartlarda muteber tüzel kişilikler için geçerli olabilmektedir. Fakat sürekli tartışmalı ihalelerle, kamu kaynaklarından servet edinmekle, doğaya ve insanımıza zarar verecek işlerle anılan şirket ve patronu hangi somut zarara uğramıştır?

Davacılar’ın Sayın Mahkeme huzurunda hazır edilerek HMK gereği isticvap suretiyle yönelteceğimi sorularla bizzat Sayın Mahkeme’ce gerçekten manevi zarara uğrayıp uğramadıklarının gözlemlenmesini talep ediyoruz.”

Zafer Partisi
Zafer Partisi
Giriş Yap

Haberiniz.com.tr ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!