Ümit Özdağ’dan iktidara sert suçlamalar: “Fon soygunundan terörsüz Türkiye sürecine kadar hesap vereceksiniz!”

Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ, düzenlediği basın toplantısında fon yolsuzluğu iddialarından ekonomik krize, emekli maaşlarından tarım politikalarına, Filistin ve Kıbrıs meselesinden sınır güvenliğine, DEM Parti ile CHP arasındaki ilişkilere ve “Terörsüz Türkiye” sürecine kadar gündemin önemli başlıklarını değerlendirdi. Fon soruşturmasında yüksek kazanç sağladığı öne sürülen 214 kişinin kimliklerinin açıklanmasını isteyen Özdağ, askeri hastanelerin yeniden açılması çağrısında bulundu. Emeklilere yönelik vaatlerini de sıralayan Özdağ, “Sandık gelecek ve iktidar gidecek” dedi.

featured

Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ, düzenlediği basın toplantısında Türkiye’nin ekonomik, siyasi ve güvenlik gündemine ilişkin kapsamlı açıklamalarda bulundu. Fon yolsuzluğu iddialarının yalnızca yatırımcıları değil, Türkiye ekonomisinin bütününü tehdit ettiğini savunan Özdağ, iktidarın soruşturmayı bürokratlarla sınırlı tuttuğunu ileri sürdü.

Ekonomik krizin emekliler, işçiler, çiftçiler, memurlar ve esnaf üzerindeki etkilerine dikkat çeken Özdağ, Türkiye İstatistik Kurumunun (TÜİK) açıkladığı enflasyon rakamlarını eleştirdi. Zafer Partisi’nin iktidara gelmesi durumunda emeklilik sisteminde gerçekleştirmeyi planladığı düzenlemeleri de kamuoyuyla paylaştı.

Dış politikada Filistin’in Güney Kıbrıs Rum Yönetimi ile ilişkilerini değerlendiren Özdağ, Türkiye’nin milli davalarının Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti, Azerbaycan ve Türk dünyası olduğunu vurguladı.

Hakkari’de şehit olan askerin ölümüne ilişkin sorular yönelten Özdağ, askeri hastanelerin yeniden açılmamasını da sert sözlerle eleştirdi.

CHP ile DEM Parti arasındaki kent uzlaşısı tartışmalarına, gazilerin yaşadığı sorunlara, Abdullah Öcalan’a ilişkin iddialara ve “Terörsüz Türkiye” sürecine de değinen Özdağ, Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığının faaliyetleri hakkında açıklama istedi.

“FON YOLSUZLUĞU TÜRKİYE EKONOMİSİNİ BÜYÜK BİR YIKIMA SÜRÜKLÜYOR”

Konuşmasına ekonomik gelişmeleri değerlendirerek başlayan Ümit Özdağ, fon yolsuzluğu iddialarının ekonomik krizi daha da derinleştirdiğini belirtti.

Özdağ, olayın yalnızca bireysel bir dolandırıcılık meselesi olmadığını, devletin kurumsal yapısına ve ekonomik güvenilirliğine zarar verdiğini savundu.

Fon yolsuzluğunda kamu görevlilerinin rolüne ilişkin iddialara dikkat çeken Özdağ, şu ifadeleri kullandı:

“Ekonomik buhran, fon çetesinin gerçekleştirdiği yolsuzluğun etkisiyle daha da derinleşiyor. Utanmadan sadece kendilerini değil, çocuklarını ve torunlarını besleyecek kadar zenginliği gasp eden bu çete, Türk halkına ve Türk devletine ağır bir zarar vermiştir.”

Adalet Bakanı’nın açıklamalarını da değerlendiren Özdağ, finansal istikrarı ve güvenliği sağlamakla görevli kurumların yöneticilerinin organize suç yapılanması içerisinde yer aldığını ileri sürdü.

Devlet yönetiminde siyasi sorumluluğun önemine dikkat çekerek şu soruları yöneltti:

“Millet devleti bürokratlara değil, siyasete ve siyasetçilere emanet eder. Bürokrasiyi kontrol etmesi gereken siyasi iktidardır. Devleti anonim şirket gibi yöneteceğiz diye iktidara gelen AK Parti’nin geldiği nokta işte budur. Bürokratların suç örgütü kurup yönetmesi için gereken siyasal ortamı sağlayan hangi siyasettir ve hangi siyasetçilerdir?”

Özdağ, soruşturmada şu ana kadar yalnızca bir siyasetçinin adının gündeme geldiğini belirterek bütün sorumluluğun tek kişiye yüklenip yüklenemeyeceğinin araştırılması gerektiğini söyledi.

“455 BİN YATIRIMCI VE 20 MİLYAR DOLARLIK BİR TABLODAN SÖZ EDİLİYOR”

Fon krizinin büyüklüğüne ilişkin açıklamalarda bulunan Özdağ, ilk aşamada 455 bin yatırımcıdan ve yaklaşık 20 milyar dolarlık bir maliyetten söz edildiğini hatırlattı.

Mağduriyetin toplumun farklı kesimlerine yayıldığını belirten Özdağ, Manavgat’ta karşılaştığı bir esnafın yaşadıklarını örnek gösterdi.

Özdağ, bir bakkalın kendisine 16 milyon lira kaybettiğini ve işlettiği paradan elde ettiği gelirle kirasını ödediği için artık kira ödemekte zorlandığını anlattığını söyledi.

Fon krizinin yalnızca doğrudan yatırım yapanları etkilemediğini savunan Özdağ, borsadaki değer kayıplarının da binlerce yatırımcıyı zarara uğrattığını belirtti.

Borsa endeksinin yüzde 25 gerilediğini öne süren Özdağ, eylül ayında 100 lira yatırım yapan bir kişinin parasının ortalama 75 liraya düştüğünü ifade etti.

Özdağ, yaklaşık bir buçuk aylık dönemde yatırımcıların birikimlerinin dörtte birini kaybettiğini savundu.

Fon kriziyle birlikte borsada işlem gören şirketlerin değer kaybının 174 milyar dolara ulaştığı yönündeki iddiaların da gündeme geldiğini belirten Özdağ, bu tablonun krizin genişlediğini gösterdiğini söyledi.

“KRİZ BANKACILIK SEKTÖRÜNE SIÇRAYABİLİR”

Fon yolsuzluğu iddialarının bankacılık sistemine etkilerinin araştırılması gerektiğini belirten Ümit Özdağ, yetkili kurumlara bir dizi soru yöneltti.

Değeri yapay biçimde yükseltilmiş hisselerin banka kredilerinde teminat olarak kullanılıp kullanılmadığının açıklanmasını isteyen Özdağ, fon mağdurlarına yapılacak geri ödemelerin bankacılık sektörüne nasıl bir yük getireceğinin de ortaya konulması gerektiğini söyledi.

Özdağ, şu soruların cevaplandırılmasını istedi:

  • Değeri şişirilmiş hisseleri teminat göstererek banka kredisi alanlar var mı?
  • Fon mağdurlarına yapılacak geri ödemeler nedeniyle bankalara yüklenen toplam tutar ne kadar?
  • Krizin bankacılık sektörüne sıçramaması için gerekli önlemler alındı mı?
  • Fon yolsuzluğunun reel sektör üzerindeki olası etkileri değerlendirildi mi?

Önümüzdeki dönemde iflasların, işten çıkarmaların ve ekonomik büyümede yavaşlamanın gündeme gelebileceğini savunan Özdağ, önlemlerin gecikmeden alınması gerektiğini belirtti.

AK Parti iktidarının soruşturmayı zamana yaydığını ve farklı gündemlerle kamuoyunun dikkatini dağıtmaya çalıştığını iddia eden Özdağ, bürokratlar dışındaki sorumlulara yönelik kapsamlı bir soruşturma yürütülmediğini öne sürdü.

“100 MİLYON LİRANIN ÜZERİNDE KAZANÇ SAĞLAYAN 214 KİŞİ KİM?”

Fon soruşturması kapsamında bazı kişilerin olağanüstü kazanç sağladığı yönündeki iddiaları gündeme getiren Özdağ, 214 kişinin kimliğinin açıklanmasını istedi.

Bu kişilerin her birinin 100 milyon liranın üzerinde kazanç elde ettiğinin ileri sürüldüğünü söyleyen Özdağ, söz konusu listelerde siyasetçiler ve kamu yöneticilerinin bulunup bulunmadığının araştırılması gerektiğini belirtti.

Özdağ, şu ifadeleri kullandı:

“Bu yatırımcıyı silkeleyen ve 100 milyon TL’nin üzerinde ballı kaymaklı kâr ettiği ifade edilen 214 kişinin adı ne zaman açıklanacak? Kim bu 214 kişi? Bu listeleri kamuoyuyla ne zaman paylaşacaksınız?”

Listede milletvekillerinin bulunduğuna ilişkin iddiaların da gündeme geldiğini belirten Özdağ, spekülasyonların önüne geçilmesi için bütün bilgilerin açıklanması gerektiğini savundu.

İktidar ve muhalefet partilerinden siyasetçilerin, bakanların, valilerin veya kamu kurumu yöneticilerinin listede bulunup bulunmadığını soran Özdağ, kriz patlamadan önce yüksek kazançla sistemden çıkan kişiler hakkında hukuki işlem yapılıp yapılmayacağını da öğrenmek istedi.

Özdağ, siyasi sorumluluğun araştırılmaması ihtimalini FETÖ’nün siyasi ayağına ilişkin geçmiş tartışmalarla karşılaştırdı.

“SORUMLULARIN KİMLİĞİNE VE SİYASİ AİDİYETİNE BAKILMAMALI”

Fon krizine ilişkin soruşturmanın şeffaf biçimde yürütülmesi çağrısında bulunan Özdağ, sorumluların siyasi kimlikleri ve görevleri ne olursa olsun yargı önüne çıkarılması gerektiğini söyledi.

Yolsuzluğa karıştığı tespit edilenlerin kamuoyuna açıklanmasını ve haklarında suç duyurusunda bulunulmasını isteyen Özdağ, benzer krizlerin önlenmesi için hukuki ve finansal tedbirlerin de ilan edilmesi gerektiğini belirtti.

Aksi durumda krizin bankacılık sektörüne ve reel ekonomiye daha fazla zarar verebileceğini savundu.

Özdağ, bu bölümde gazetecilere yönelik adli işlemleri de eleştirdi. Gazetecilerin sabah erken saatlerde düzenlenen operasyonlarla gözaltına alınmasına ve haklarında ağır cezalar talep edilen iddianameler hazırlanmasına tepki göstererek bu uygulamaları yıldırma politikası olarak nitelendirdi.

“TÜİK’İN ENFLASYON RAKAMLARINA KİMSE İNANMIYOR”

Ekonomik krizin vatandaşın alım gücü üzerindeki etkilerini değerlendiren Özdağ, TÜİK’in açıkladığı enflasyon oranlarını sert sözlerle eleştirdi.

Özdağ, TÜİK’in aylık enflasyonu yüzde 2,58, yıllık enflasyonu ise yüzde 29,77 olarak açıkladığını hatırlattı.

TÜİK’i “Tayyip Bey’i üzmeme kurumu” olarak nitelendiren Özdağ, açıklanan rakamların vatandaşın yaşadığı hayat pahalılığını yansıtmadığını savundu.

Özdağ, ENAG’ın yıllık enflasyonu yaklaşık yüzde 45 olarak hesapladığını belirterek iki kurumun verileri arasındaki farkı gündeme getirdi.

TÜİK’in yıllık enflasyonu üst üste iki ay yüzde 30’un altında açıkladığını söyleyen Özdağ, bu durumu alaycı sözlerle eleştirdi.

“SAVAŞTAKİ ÜLKELERDE BİLE ENFLASYON TÜRKİYE’DEN DÜŞÜK”

Türkiye’deki hayat pahalılığını savaş ve çatışmaların yaşandığı ülkelerdeki enflasyon oranlarıyla karşılaştıran Özdağ, Rusya, Ukrayna ve Suriye örneklerini verdi.

Özdağ’ın konuşmasında aktardığı verilere göre Rusya’da enflasyon yüzde 6,35, Ukrayna’da yüzde 10, Suriye’de ise yüzde 24 seviyesinde bulunuyor.

Rusya ve Ukrayna arasındaki savaşta çok ağır can kayıplarının yaşandığını, Ukrayna topraklarının önemli bir bölümünün işgal altında olduğunu belirten Özdağ, Türkiye’deki enflasyonun bu ülkelerden yüksek olmasını eleştirdi.

Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’e seslenen Özdağ, “Övündüğünüz durum bu” diyerek ekonomi yönetiminin politikalarını sorguladı.

Türkiye’nin sıcak savaş içerisindeki ülkelerden daha yüksek enflasyonla karşı karşıya bulunduğunu savunan Özdağ, “Ülkemiz bir savaşta da haberimiz mi yok? Allah korusun, işgale uğradık da haberimiz mi yok?” ifadelerini kullandı.

“Türkiye Yüzyılı” söylemine de değinen Özdağ, ülkenin ekonomik koşullarının bu hedeflerle örtüşmediğini ileri sürdü.

“ÇİFTÇİ LİMONU TOPLAMAK YERİNE BEDAVA DAĞITMAK İSTİYOR”

Tarım sektöründeki sorunlara dikkat çeken Özdağ, Adana’dan kendisine gönderilen bir mesajı kamuoyuyla paylaştı.

Özdağ’ın aktardığına göre bin dönümlük limon ve mandalina bahçesi bulunan bir üretici, ürünlerini toplatarak satmanın, ücretsiz dağıtmaktan daha maliyetli hale geldiğini belirtti.

Üreticinin, ağaçlara zarar verilmemesi şartıyla isteyenlerin bahçedeki ürünleri ücretsiz toplayabileceğini söylediğini aktaran Özdağ, çiftçinin ürününü toplayıp satması durumunda yaklaşık 10 milyon lira zarar edeceğini ifade ettiğini anlattı.

Bu zararın, üretim sürecinde yapılan harcamalar dışında ortaya çıkacağını belirtti.

Marketlerde limonun 60 liraya satıldığını söyleyen Özdağ, çiftçiye kilogram başına 2 lira teklif edildiğini, buna karşılık toplama maliyetinin 4 lirayı bulduğunu savundu.

Özdağ, bu nedenle bazı üreticilerin ürünlerini hasat etmek yerine ücretsiz dağıtmayı tercih ettiğini belirtti.

“EMEKLİYE VERİLEN ARTIŞ SADAKA BİLE DEĞİL”

SSK ve Bağ-Kur emeklileri ile memurların maaş artışlarına ilişkin değerlendirmelerde bulunan Özdağ, dört aylık enflasyon farkının yaklaşık yüzde 8 seviyesinde olduğunu belirtti.

Bu oranın vatandaşın yaşadığı ekonomik kayıpları telafi etmekten uzak olduğunu söyleyen Özdağ, “Bu sadaka bile değil” ifadelerini kullandı.

İşçilerin, çiftçilerin, emeklilerin, memurların, esnafın ve orta gelir grubunun ağır geçim sıkıntısıyla karşı karşıya olduğunu belirten Özdağ, milyonlarca insanın temel ihtiyaçlarını karşılamakta zorlandığını savundu.

Konuşmasında 23 bin 552 liralık emekli aylığı rakamını gündeme getiren Özdağ, bu gelirle bir ay boyunca geçinmenin mümkün olup olmadığını sordu.

Fon yolsuzluğundan yüksek kazanç elde ettiği iddia edilen kişilerle emeklilerin ekonomik koşulları arasındaki uçuruma dikkat çekti.

Özdağ, iktidarın yılbaşından itibaren emekli maaşlarına iyileştirme yapılacağı yönündeki açıklamalarını da eleştirdi.

Emeklilerin yıllardır ekonomik kayba uğratıldığını ve önemli bir bölümünün geçinebilmek için emeklilikten sonra yeniden çalışmak zorunda kaldığını söyledi.

“MEMUR EMEKLİLERİ 2023’TEN BU YANA 670 BİN LİRA KAYBETTİ”

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın 2023 seçimleri öncesinde memur maaşlarına yapılacak artışların memur emeklilerine de yansıtılacağı yönündeki açıklamasını hatırlatan Özdağ, bu sözün tutulmadığını savundu.

Temmuz 2023’te memurlara verilen 8 bin 77 liralık seyyanen zammın memur emeklilerine yansıtılmadığını belirtti.

Özdağ, o tarihte verilmeyen tutarın bugünkü karşılığının yaklaşık 25 bin liraya ulaştığını ileri sürdü.

Bu nedenle memur emeklilerinin 2023’ten bu yana toplamda yaklaşık 670 bin liralık gelir kaybına uğradığını savunan Özdağ, iktidarın seçim dönemlerinde emeklileri hatırladığını söyledi.

Seçimler yaklaşırken petrol, doğal gaz ve savunma sanayisi gibi alanlarda yeni müjdelerin gündeme getirildiğini ifade eden Özdağ, emeklilere yönelik zam vaatlerinin de aynı dönemde ortaya çıktığını belirtti.

Özdağ, emekli aylığının bir sosyal yardım olmadığını vurgulayarak şunları söyledi:

“Emekli maaşı bir sosyal yardım değil. Bir insanın dürüst bir şekilde çalışıp primlerini ödeyip hak ettiği çalışma dönemi sonrası kazancıdır. Bir lütuf değil emekli maaşı.”

2023 yılında verilen sözlerin tutulmadığını ileri süren Özdağ, emeklilerin yeni vaatlere neden inanması gerektiğini sordu.

ZAFER PARTİSİ’NİN EMEKLİLERE YÖNELİK VAATLERİNİ AÇIKLADI

Zafer Partisi’nin iktidara gelmesi durumunda emeklilik sisteminde yapmayı planladığı değişiklikleri anlatan Ümit Özdağ, bütün emeklilere yönelik kapsamlı iyileştirme sözü verdi.

Özdağ, emeklilerin gelir kayıplarının giderilmesi için dört temel düzenleme yapılacağını açıkladı.

1. AYLIK BAĞLAMA ORANLARI YÜZDE 70 SEVİYESİNE ÇIKARILACAK

Özdağ, mevcut sistemde yüzde 30’lar seviyesine gerilediğini belirttiği aylık bağlama oranlarının yeniden yüzde 70 düzeyine yükseltileceğini söyledi.

2. EMEKLİLERİN EKONOMİK BÜYÜMEDEN ALDIĞI PAY ARTIRILACAK

Emeklilerin ekonomik büyümeden yeterince yararlanamadığını belirten Özdağ, büyümeden aylıklara yansıtılan payın yüzde 100’e çıkarılacağını açıkladı.

3. EMEKLİLERE SEYYANEN ZAM YAPILACAK

Yıllar içinde yaşanan gelir kayıplarının telafi edilmesi amacıyla emeklilere seyyanen zam yapılacağını söyledi.

4. KAPSAMLI İNTİBAK DÜZENLEMESİ HAYATA GEÇİRİLECEK

Aynı süre çalışan ve benzer miktarda prim ödeyen kişilerin yalnızca farklı tarihlerde emekli oldukları için farklı aylıklar aldığını belirten Özdağ, bu adaletsizliğin kapsamlı bir intibak düzenlemesiyle giderileceğini ifade etti.

Emeklilerin ve bütün ücretli kesimlerin yaşadığı ekonomik sıkıntıların AK Parti hükümetinin yanlış politik tercihlerinden kaynaklandığını savunan Özdağ, hukuk devleti ve bağımsız denetim mekanizmalarının ekonomik istikrar açısından önemini vurguladı.

“SANDIK GELECEK VE İKTİDAR GİDECEK”

Ekonomik sorunların toplumun geniş kesimlerinde büyük bir tepkiye neden olduğunu belirten Özdağ, vatandaşların seçimleri beklediğini savundu.

Emeklilerin, işçilerin, esnafın, orta gelir grubunun ve birikimlerini korumaya çalışırken fon krizinden zarar gören yatırımcıların iktidardan hesap soracağını söyledi.

Özdağ, “Sandık gelecek ve iktidar gidecek arkadaşlar. Bundan emin olun. Bu iktidar gidiyor. Bu iktidarın Türk halkının önüne koyabileceği herhangi bir umut, herhangi bir proje yok” ifadelerini kullandı.

“YÜZDE 100 TÜRK BUĞDAYI İFADESİ NEDEN KALDIRILDI?”

Ekonomik değerlendirmelerinin ardından bir gıda firmasının makarna ambalajlarındaki değişikliği gündeme getiren Özdağ, bazı ürünlerde kullanılan “Yüzde 100 Türk buğdayı” ifadesinin “Yüzde 100 Türkiye’nin buğdayı” şeklinde değiştirildiğini söyledi.

Yabancı bir gıda firmasının pazarladığı ürünlerdeki bu değişikliğin neden yapıldığını soran Özdağ, “Türk” ifadesinin kaldırılmasına tepki gösterdi.

Özdağ, firmaya seslenerek “Bu yüzde 100 Türk buğdayı ifadesi sizi neden rahatsız etti? Neden bunu Türkiye’nin buğdayı diye değiştirdiniz?” sorularını yöneltti.

Seçimler yaklaşırken söz konusu ürünlerin seçmenlere dağıtılabileceğini de ileri süren Özdağ, Türk kimliğine ilişkin hassasiyetini vurguladı.

Özdağ, kendilerini “Türkiyeli” olarak tanımlayanları eleştirerek Türk buğdayından üretilen ürünleri tercih edeceklerini söyledi.

“MAHMUT ABBAS’IN 29 EKİM’DE GÜNEY KIBRIS’I ZİYARET ETMESİ TESADÜF MÜ?”

Dış politika başlıklarına geçen Özdağ, Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas’ın 29 Ekim’de Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’ni ziyaret etmesini eleştirdi.

Ziyaret için Cumhuriyet Bayramı’nın seçilmesine dikkat çeken Özdağ, Filistin yönetiminin Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ni tanımadığını hatırlattı.

Filistin’in 2016 yılından bu yana Yunanistan ve Güney Kıbrıs Rum Yönetimi ile geliştirdiği üçlü iş birliği mekanizmasına değinen Özdağ, Filistin’in bölgesel politikalarının Türkiye’nin milli çıkarları açısından değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.

AK Parti iktidarının Filistin meselesini tek yönlü bir politikayla ele aldığını savunan Özdağ, bu yaklaşımın yeniden gözden geçirilmesi çağrısında bulundu.

“GAZZE’DEKİ SOYKIRIMA KARŞI DURMAK İNSANLIK MESELESİDİR”

Gazze’deki İsrail saldırılarına ilişkin görüşlerini de açıklayan Özdağ, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu yönetimini sert sözlerle eleştirdi.

İsrail’in Gazze’de soykırım gerçekleştirdiğini ve insanlık suçu işlediğini söyleyen Özdağ, Netanyahu yönetiminin Türkiye’nin jeopolitik çıkarlarına da zarar verdiğini savundu.

İsrail’in Türkiye’ye farklı alanlarda karşı hamlelerde bulunduğunu belirten Özdağ, buna karşı yalnızca açıklamalarla yetinilmemesi, daha etkili politikalar geliştirilmesi gerektiğini ifade etti.

Bununla birlikte Filistin meselesinin Türkiye açısından milli dava olarak tanımlanmasına karşı çıktığını belirtti.

Özdağ, Gazze’deki saldırılara karşı durmanın insani bir sorumluluk olduğunu ancak Türkiye’nin milli davalarının farklı olduğunu söyledi.

“BİZİM MİLLİ DAVAMIZ KKTC, AZERBAYCAN VE TÜRK DÜNYASIDIR”

Türkiye’nin dış politikadaki önceliklerine ilişkin değerlendirmelerde bulunan Ümit Özdağ, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin Türkiye için temel milli davalardan biri olduğunu vurguladı.

Azerbaycan ile iş birliğinin güçlendirilmesini ve Türk dünyasıyla ilişkilerin geliştirilmesini de milli dava olarak nitelendirdi.

Türkistan coğrafyasında barışın ve iş birliğinin güçlendirilmesi gerektiğini söyleyen Özdağ, Türkiye’nin kendi jeopolitik önceliklerini gözetmesi gerektiğini belirtti.

Özdağ, güçlü, refah içerisinde ve Atatürkçü bir Türkiye hedefinin Zafer Partisi’nin temel yaklaşımı olduğunu ifade etti.

“HAKKARİ’DE MEHMETÇİĞİMİZİ KİM ŞEHİT ETTİ?”

Hakkari’nin Yüksekova ilçesinde sınırda şehit olan askerle ilgili açıklamalarda bulunan Ümit Özdağ, olayın bütün ayrıntılarının kamuoyuna açıklanmadığını savundu.

Şehit askerimizin ölümünden hangi terör örgütünün sorumlu olduğunun açıklanmasını isteyen Özdağ, iktidara bir kez daha çağrıda bulundu.

Özdağ, “Hakkari Yüksekova’da bir Mehmetçik sınırda şehit edildi. Kim şehit etti? İktidar bunu açıklamadı. Nasıl oldu hadise? Bu askerimizi şehit eden hangi terör örgütü?” diye sordu.

Sorularını sürdürürken İrlanda Cumhuriyet Ordusu ve Uganda Halk Cephesi örneklerini alaycı biçimde gündeme getiren Özdağ, olayın failinin PKK olup olmadığının açıklanmasını istedi.

Özdağ, şehit haberine ilişkin belirsizliklerin giderilmesi gerektiğini vurguladı.

“ASKERİ HASTANELERİ AÇMAKTA NEDEN GECİKİYORSUNUZ?”

Hakkari’deki şehit haberinin ardından askeri hastanelerin kapatılması konusunu yeniden gündeme getiren Ümit Özdağ, Türkiye’nin askeri sağlık sisteminin yeniden kurulması gerektiğini söyledi.

Dünyada savaş ihtimalinin giderek arttığını ve birçok ülkede olası krizlere karşı hazırlık çağrıları yapıldığını belirten Özdağ, Türkiye’nin de bu gelişmelerden bağımsız düşünülemeyeceğini ifade etti.

Batılı ülkelerde vatandaşlara üç veya yedi günlük acil durum stokları hazırlamalarının önerildiğini, zorunlu askerlik hizmetinin yeniden tartışıldığını belirten Özdağ, aktif çatışma koşullarında görev yapan Türk Silahlı Kuvvetlerinin askeri hastanelere ihtiyaç duyduğunu savundu.

Askeri hastanelerin 2016 sonrasında kapatıldığını hatırlatan Özdağ, 2026 yılına gelinmesine rağmen bu sistemin yeniden oluşturulmamasını eleştirdi.

Özdağ, “Aktif bir çatışma süreci içerisinde olan bir ordunun askeri hastanesi olmaz mı? Harp cerrahları olmaz mı? Nasıl yaparsınız bunu?” ifadelerini kullandı.

Şehit askerin devlet hastanesinde hayatını kaybettiğini belirten Özdağ, askeri hastane bulunması durumunda sonucun farklı olup olmayacağının sorgulanması gerektiğini söyledi.

Askeri sağlık zincirinin yeniden kurulmasını isteyen Özdağ, “Askeri hastaneleri açmamak tarih önünde çok büyük bir vebaldir” dedi.

“CHP İLE DEM PARTİ ARASINDAKİ KENT UZLAŞISINA KARŞI ÇIKMIŞTIK”

31 Mart 2024 yerel seçimleri öncesinde CHP ile DEM Parti arasında gündeme gelen kent uzlaşısı çalışmalarını hatırlatan Ümit Özdağ, o dönemde bu iş birliğine sert biçimde karşı çıktığını belirtti.

Özellikle Esenyurt’ta yürüttükleri siyasi çalışmalar sırasında kent uzlaşısına yönelik eleştirilerini kamuoyuyla paylaştıklarını söyleyen Özdağ, bu konudaki görüşlerinin değişmediğini ifade etti.

İstanbul Büyükşehir Belediyesi ve Ekrem İmamoğlu hakkındaki hukuki süreçlere de değinen Özdağ, davanın sonucuna ilişkin kendi siyasi değerlendirmelerini paylaştı.

Özdağ, İmamoğlu hakkında mahkûmiyet kararı çıkabileceğini ve İstanbul Büyükşehir Belediyesi yönetiminde değişiklik yaşanabileceğini öne sürdü.

DEM Parti’nin kent uzlaşısından çekilerek kendi grubunu kurma yönündeki açıklamasını bu olasılıkla ilişkilendiren Özdağ, yeni siyasi pazarlıkların gündeme gelebileceğini iddia etti.

“DEM PARTİ YENİ PAZARLIKLARIN PEŞİNDE Mİ?”

DEM Parti’nin kent uzlaşısından çekilme kararını değerlendiren Özdağ, bu adımın farklı siyasi ittifakların habercisi olabileceğini savundu.

DEM Parti’yi PKK’nın siyasi uzantısı olmakla suçlayan Özdağ, muhalefet partilerinin DEM Parti ile yakın ilişki kurmasını eleştirdi.

CHP Genel Başkanı Özgür Özel’e ve İYİ Parti’ye yönelik eleştirilerde bulunan Özdağ, muhalefetin terörle mücadele ve Cumhuriyet’in temel değerleri konusunda daha net bir tutum sergilemesi gerektiğini ifade etti.

Özdağ, DEM Parti’nin başka siyasi ittifaklar içerisinde yer alabileceğini ileri sürerek muhalefet partilerini bu konuda uyardı.

“7 KASIM’DA ANKARA’YA GELECEK GAZİLERİMİZE KAPIMIZ AÇIK”

Gazilerin yaşadığı sorunlara da değinen Ümit Özdağ, 7 Kasım’da gazilerin yeniden Ankara’da olacağını açıkladı.

Yaz aylarında Ankara’ya gelen bazı gazilerin parklarda ve sokaklarda kalmak zorunda kaldığını hatırlatan Özdağ, havaların soğumasıyla bu durumun daha da zorlaşacağını söyledi.

Bu nedenle Zafer Partisi Genel Merkezinin gazilere açılacağını belirten Özdağ, gazilerin istedikleri süre boyunca parti binasını kullanabileceklerini ifade etti.

Özdağ, “Ankara’da bulunduğunuz sürece Zafer Partisi Genel Merkezi’ni dilediğiniz gibi kullanabilirsiniz. Burası sizin evinizdir” dedi.

Gerekmesi halinde genel merkezdeki sandalyelerin kaldırılarak yataklar yerleştirilebileceğini söyleyen Özdağ, gazileri parti binasında misafir etmeye hazır olduklarını belirtti.

“ÇANKAYA BELEDİYESİ GAZİLERE YARDIM ETMİYOR, DEM’Lİ GRUPLARA KOŞUYOR”

Çankaya Belediyesinin gazilere yönelik yaklaşımını da eleştiren Özdağ, yaz aylarında Ankara’ya gelen gazilere yeterli destek sağlanmadığını ileri sürdü.

Belediyenin gazilere bir çorba yardımı dahi yapmadığını iddia eden Özdağ, buna karşılık DEM Parti ile bağlantılı gruplara yardım edildiğini savundu.

Çankaya’da yaşayan Atatürkçü seçmenlere seslenen Özdağ, belediyenin politikalarının sorgulanması gerektiğini söyledi.

Özdağ, Atatürkçülüğün Cumhuriyet’in temel değerlerini savunmak anlamına geldiğini belirterek bu değerlerle bağdaşmadığını düşündüğü siyasi iş birliklerine karşı çıkmaya devam edeceklerini ifade etti.

“ÖCALAN’IN DEĞİL, ATATÜRK’ÜN KURDUĞU CUMHURİYETİN YANINDA OLUN”

Muhalefet partilerine çağrıda bulunan Özdağ, mevcut iktidarın ancak Atatürk’ün ilkeleri etrafında kurulacak bir birliktelikle değiştirilebileceğini savundu.

Özdağ, İYİ Parti’ye yönelik çağrısında Cumhuriyet’in kurucu değerleri konusunda net bir tutum sergilenmesi gerektiğini belirtti.

Muhalefetin Abdullah Öcalan ve DEM Parti ile bağlantılı siyasi süreçlerden uzak durması gerektiğini savunan Özdağ, Atatürk’ün kurduğu Cumhuriyet’in savunulmasının öncelikli olması gerektiğini ifade etti.

“ŞEHİT VE GAZİLERİN EVLERİ SIVASIZ, ÖCALAN VİLLADA OTURUYOR”

Abdullah Öcalan’ın barınma koşullarına ilişkin iddiaları da gündeme getiren Özdağ, şehit aileleri ve gazilerin yaşadığı ekonomik sorunlarla bu iddiaları karşılaştırdı.

Bazı şehit ve gazi ailelerinin evlerinin temel ihtiyaçlar bakımından yetersiz durumda olduğunu söyleyen Özdağ, Öcalan’ın villada kaldığı yönündeki iddialara tepki gösterdi.

Öcalan’ı “narkoterörist” olarak nitelendiren Özdağ, “Terörsüz Türkiye” sürecinde kendisine rol verilmesini eleştirdi.

Özdağ, terör örgütü liderinden terörün sona erdirilmesi konusunda çözüm beklenmesini çelişkili bulduğunu belirtti.

“Terörsüz Türkiye” olarak adlandırılan sürecin gerçekte teröre taviz verilmesi anlamına geldiğini savunan Özdağ, bu yaklaşımın kabul edilemeyeceğini söyledi.

“İLETİŞİM BAŞKANLIĞINDA YENİ BİR AKİL İNSANLAR MODELİ Mİ HAZIRLANIYOR?”

Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığında “Terörsüz Türkiye” sürecine ilişkin bir toplantı yapıldığını ileri süren Özdağ, toplantının içeriğine dair iddialarını kamuoyuyla paylaştı.

Konuşmasını yaptığı gün saat 11.30 sıralarında başladığını söylediği toplantıda, sürecin topluma anlatılması için yeni bir “akil insanlar” modeli üzerinde çalışıldığını iddia etti.

Özdağ, bazı kişilerin eğitilerek Anadolu’ya gönderilmesinin ve bu kişilerin halka “Terörsüz Türkiye” sürecini anlatmasının planlandığını savundu.

Bu faaliyetlerin kamuoyunda sürece yönelik destek oluşturmayı amaçladığını ileri süren Özdağ, geçmiş dönemlerde uygulanan akil insanlar heyetlerine benzer bir yapının yeniden gündeme getirildiğini söyledi.

“JANDARMAYA MI TERÖRSÜZ TÜRKİYE’Yİ ANLATACAKSINIZ?”

İletişim Başkanlığındaki toplantıya jandarma temsilcilerinin de davet edilmiş olabileceğini söyleyen Özdağ, bu ihtimale sert tepki gösterdi.

Terörle mücadelede çok sayıda şehit ve gazi veren jandarma teşkilatına sürecin anlatılmasının kabul edilemez olduğunu savundu.

Jandarmanın geçmişte yürüttüğü terörle mücadele faaliyetlerini hatırlatan Özdağ, teşkilatın yaşadığı kayıplara dikkat çekti.

Özdağ, yüzlerce mensubunu şehit ve gazi veren jandarmaya “Terörsüz Türkiye” sürecinin anlatılmak istendiğini ileri sürerek bunun başarılı olacağını düşünmediğini söyledi.

“İLETİŞİM BAŞKANLIĞI MUHALEFETE KARŞI SOSYAL MEDYA FAALİYETİ YÜRÜTÜYOR MU?”

Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığının faaliyetlerini de sorgulayan Ümit Özdağ, kurumun muhalefet partilerine yönelik sosyal medya çalışmaları yapıp yapmadığının açıklanmasını istedi.

Demokratik ülkelerde kamu iletişimini sağlayan kurumların görev alanlarının belirli sınırlar içerisinde olması gerektiğini savunan Özdağ, Türkiye’de İletişim Başkanlığının muhalefete yönelik faaliyetleri bulunup bulunmadığını merak ettiğini söyledi.

Zafer Partisi aleyhinde paylaşım yapan sosyal medya hesaplarının desteklenip desteklenmediğini soran Özdağ, bu tür hesaplara ilişkin listeler hazırlanıp hazırlanmadığının da açıklanmasını istedi.

Özdağ, muhalefeti destekleyen sosyal medya hesaplarının görünürlüğünü azaltmaya yönelik teknolojik imkânların kullanılıp kullanılmadığını da gündeme getirdi.

Bu soruların yanıtlarının ileride ortaya çıkacağını savunan Özdağ, seçimlerin ardından ilgili resmi belgelerin incelenmesiyle kurumun faaliyetlerinin anlaşılabileceğini belirtti.

“TÜRKİYE’NİN ÇOK ULUSLU VE ÖZERK BÖLGELİ BİR DEVLETE DÖNÜŞTÜRÜLMESİNE KARŞIYIZ”

Konuşmasının son bölümünde “Terörsüz Türkiye” sürecine yönelik eleştirilerini yineleyen Ümit Özdağ, bu sürecin Türkiye’nin üniter devlet yapısını tehdit ettiğini savundu.

Türk milletinin egemenlik haklarının zayıflatılmasına ve Türkiye Cumhuriyeti’nin çok uluslu, özerk bölgelerden oluşan bir devlet yapısına dönüştürülmesine karşı olduklarını söyledi.

Zafer Partisi’nin Cumhuriyet’in kurucu değerlerini, Atatürk’ün ilkelerini, milli birlik ve beraberliği, bağımsızlığı ve egemenliği savunmaya devam edeceğini belirten Özdağ, bu konularda taviz vermeyeceklerini ifade etti.

Özdağ, Türk milletinin milli kimliğini ve onurunu koruma konusundaki kararlılıklarını vurguladı.

“CUMHURİYETİN KURUCU DEĞERLERİNİ SAVUNMAYA DEVAM EDECEĞİZ”

Basın toplantısını milli birlik ve Cumhuriyet vurgusuyla tamamlayan Ümit Özdağ, Zafer Partisi’nin siyasi mücadelesini sürdüreceğini açıkladı.

“Terörsüz Türkiye” adı altında yürütülen sürecin Türkiye’nin milli egemenliği ve bağımsızlığı açısından tehlikeler barındırdığını savunan Özdağ, partilerinin Atatürk ilkeleri doğrultusunda mücadele etmeye devam edeceğini söyledi.

Türk milletinin birlik ve beraberliğinin korunmasının öncelikli hedefleri olduğunu ifade eden Özdağ, konuşmasını “Allah yardımcımız olsun” sözleriyle tamamladı.

Basın mensuplarına soru sormak isteyip istemediklerini soran Özdağ, ardından partiye katılanlara rozet takılacağını belirterek toplantıyı sonlandırdı.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0/30 karakter

Giriş Yap

Haberiniz ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!