1. Haberler
  2. Gündem
  3. Ümit Özdağ Hatay’da: “Buz dağının altını merak ediyoruz”

Ümit Özdağ Hatay’da: “Buz dağının altını merak ediyoruz”

Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ, İskenderun'da basın mensupları ve Hataylılar ile buluştu. Basın özgürlüğünden ekonomiye, fon soruşturmasından uyuşturucu ve yasa dışı bahisle mücadeleye kadar geniş bir gündemi değerlendiren Özdağ, partisinin fon skandalını takip etmek için uzmanlardan oluşan bir komisyon kurduğunu açıkladı.

featured

Zafer Partisi Genel Başkanı Prof. Dr. Ümit Özdağ,  Hatay’ın İskenderun ilçesinde basın toplantısı düzenledi. Parti il yönetiminin önceden duyurduğu programa göre Özdağ’ın ilçedeki temasları basın buluşması, esnaf ziyaretleri ve bir gençlik programından oluşuyordu. Toplantıya mikrofon kullanmadan başlayan Özdağ, salondaki kalabalık gazeteci topluluğunu görünce şaşırdığını, çünkü son dönemde gazetecilerin daha çok cezaevlerinde bulunduğunu söyleyerek konuşmasına girdi.

“DEMOKRATİK BİR ÜLKEDE GAZETECİNİN CESUR OLMASINA GEREK YOK”

Özdağ, sözlerine tutuklu gazeteci Fatih Ergin’in durumuyla başladı. Ergin’i dürüst ve haberleri ses getiren bir gazeteci olarak tanımlayan Özdağ, meslektaşının Kaşif Kozinoğlu dosyasına ilişkin haberinde “doktor” yerine “adli tıp görevlisi” ifadesini kullandığı için tutuklandığını hatırlattı.

Ergin, eski MİT mensubu Kaşif Kozinoğlu’nun cezaevindeki ölümüne dair paylaşımı nedeniyle “halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma” suçlamasıyla tutuklanmıştı. Ergin’in paylaşımında Turgay Tamer’i “adli tıp çalışanı” olarak tanımladığı, ardından bu ifadeyi düzelttiği bildirilmişti.

Türkiye’de tarafsız gazetecilik yapmanın artık cesaret gerektirdiğini savunan Özdağ, Alman, İngiliz ya da Fransız bir gazetecinin böyle bir özelliğe ihtiyaç duymadığını, ancak Türkiye’de iktidara yakın olmayan gazetecilerin gözaltı, baskı ve tutuklama riskiyle karşı karşıya kaldığını ileri sürdü. Özdağ, ismini “Ali Bey” olarak andığı bir gazetecinin üç ay tutuklu kaldıktan sonra kendisine yöneltilen iki suçlamadan da beraat ettiğini aktardı.

Özdağ, basının iktidardan korktuğu ülkelerde demokrasinin olmadığını, iktidarın basından çekindiği ülkelerde ise demokrasinin işlediğini söyledi. Muhalefete karşı “düşman ceza hukuku” uygulandığını, sosyal medya hesaplarının gerekçe gösterilmeden kapatıldığını dile getirdi.

“İŞ İNSANLARI EKONOMİK BUHRANI DİLE GETİREMİYOR”

Ekonomik eleştiride bulunan iş dünyası temsilcilerinin savcılığa çağrıldığını öne süren Özdağ, TÜSİAD’ın eski başkanı ile yüksek istişare kurulu başkanının yaşadıklarını örnek gösterdi. Bu gelişmelerden sonra hiçbir iş insanının, yedi yıldır süren ekonomik buhranı, sanayisizleşmeyi ve yapay biçimde düşük tutulan döviz kuru nedeniyle ihracatın rekabet gücünü yitirdiğini açıkça söyleyemediğini belirtti.

Turgut Özal döneminde ihracata dayalı büyümenin öncü sektörlerinin turizm ve tekstil olduğunu hatırlatan Özdağ, bugün tekstil sektörünün çöküşte olduğunu, büyük firmaların ya iflas ettiğini ya da başta Mısır olmak üzere Akdeniz ülkelerine taşındığını söyledi. Turizmin de pahalılık nedeniyle ağır darbe aldığını, Türkiye’nin yabancı turistler için bile en pahalı ülkeler arasına girdiğini kaydetti.

Özdağ’ın paylaştığı rakamlara göre 16 milyon emekli, dul ve yetim 16 bin ile 23 bin 500 lira arasında değişen maaşlarla geçinmeye çalışıyor; 11 milyon kişi asgari ücretle yaşamını sürdürmekte zorlanıyor. Özdağ, Türkiye’den yurt dışına 80 milyar dolar çıktığını, bunun büyük kısmının son 20 yılda, özellikle de son beş yılda gerçekleştiğini ve 12,5 milyar dolarının yurt dışında gayrimenkul alımında kullanıldığını öne sürdü.

FON SORUŞTURMASI: “TÜRKİYE ZENGİN, TÜRK HALKI FAKİR”

Konuşmasının merkezine fon soruşturmasını alan Özdağ, isim vermeden bir siyasetçinin kariyerini anlattı. Özdağ’ın aktarımına göre söz konusu kişi gençken İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nde işe başladı, kısa süre sonra bursla ABD’ye gitti, döndükten sonra siyasete girerek milletvekili, bakan ve parti genel başkan yardımcısı oldu. Özdağ, bu süreçte söz konusu ismin herhangi bir fabrika sahibi olmadığını ya da büyük bir ticari faaliyet yürütmediğini savundu.

Özdağ, bu kişinin bir hisseye yaklaşık 163 milyon lira yatırdığını, hisse defalarca yükselmesine rağmen ana parayı bile çekmediğini ve tutar 2,2 milyar liraya ulaşınca satış yaptığını öne sürdü. Ana paranın kaynağını da sorgulayan Özdağ, sorunun kökeninde üretenin kazanamadığı, üretmeyen rantiyenin ise ülkenin zenginliğine sahip olduğu bir düzenin bulunduğunu söyledi. Söz konusu kişiye yönelik tek yaptırımın bir WhatsApp grubundan çıkarılmak olduğunu ise eleştirdi.

2,2 milyar liranın ödendiğinin açıklandığını ancak paranın nereye ödendiğinin ve açıklamayı kimin yaptığının belli olmadığını belirten Özdağ, yasaya göre etkin pişmanlıktan yararlanmak için iki katının, yani 4,4 milyar liranın ödenmesi gerektiğini belirtti.

Özdağ, ortaya çıkan tablonun “buz dağının görünen ucu” olduğunu vurguladı. Zafer Partisi’nin avukatlar, mali konularda deneyimli emniyet mensupları, bankacılar ve borsa uzmanlarından oluşan bir komisyon kurduğunu, sürecin bu komisyon aracılığıyla günlük olarak izlendiğini ve açılan soruşturmaların hukukçular tarafından incelendiğini açıkladı. Verilen siyasi taahhütlerin de takipçisi olacaklarını belirten Özdağ, “ucu nereye giderse gitsin” türü açıklamaların Türkiye’de genellikle sonuçsuz kaldığını, ancak bu kez soruşturmanın derinleştirilmesi gerektiğini söyledi.

Konunun yalnızca çoğu küçük yatırımcı olan 500 bin kişiyi değil tüm ekonomiyi etkilediğini dile getiren Özdağ, dünya basınındaki haberlerin yabancı yatırımcıyı Türkiye’den uzaklaştırdığını kaydetti. Özdağ, bu açgözlülüğün Kastamonu’da peynir yapan köylüden Ödemiş’te incir toplayan üreticiye kadar herkese zarar verdiğini ifade etti.

UYUŞTURUCU VE SANAL KUMARA “TERÖR ÖRGÜTÜ” MUAMELESİ

Özdağ, İstanbul merkezli başlayan uyuşturucu soruşturmalarının henüz meselenin özüne ulaşmasa da değerli olduğunu söyledi. Belirli çevrelerde uyuşturucu kullanımının suç olarak görülmemeye başlandığını savunan Özdağ, mevcut yasaların etkin mücadeleye imkân vermediğini belirterek iktidara gelmeleri hâlinde yasaları değiştirip tedaviyi zorunlu hale getireceklerini açıkladı. Uyuşturucu örgütleri ile sanal kumar çetelerine terör örgütü muamelesi yapacaklarını da sözlerine ekledi.

Bu noktada çözüm sürecine de gönderme yapan Özdağ, Türkiye’nin terör örgütü elebaşlarına villa yapılmasının konuşulduğu bir müzakere sürecinden geçtiğini hatırlatarak; kendilerinin ise ne teröristlerle ne de uyuşturucu ve kumar baronlarıyla masaya oturacağını söyledi. Yasa dışı bahis operasyonlarının da doğru olduğunu ve derinleştirilmesi gerektiğini belirtti.

Türkiye’de 4 milyon uyuşturucu ve 2 milyon sanal kumar bağımlısı bulunduğunu öne süren Özdağ, toplam 6 milyon kişinin fiilen iş hayatının dışına itildiğini savundu. Bu kişilerin sağlıklı bireyler olarak ailelerine ve topluma kazandırılması için kapsamlı ve çok boyutlu bir mücadelenin zorunlu olduğunu vurguladı.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0/30 karakter

Giriş Yap

Haberiniz ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!