İki ülke arasındaki ticari ilişkileri zehirleyen, diplomatik krizin eşiğine kadar gelen bu skandal tutum, Türk şirketinin arkasında duran Dışişleri Bakanı Hakan Fidan ve ilgili ticaret ataşelerinin yürüttüğü çok yönlü ve titiz girişimler sayesinde tatlıya bağlanma yoluna girdi. Türk müteşebbislerin uluslararası alandaki haklarını korumak adına atılan sert adımlar ve yasal süreçlerin kararlılıkla işletilmesi, yabancı ülkelerdeki bürokratik engellerin ve keyfi tutumların ne kadar etkili bir şekilde bertaraf edilebileceğini bir kez daha kanıtladı.
ZARARLAR TAZMİN EDİLECEK VE PROJELER DEVAM EDECEK
Yürütülen müzakereler neticesinde, Türk şirketinin mülkiyet haklarının eksiksiz bir şekilde iade edilmesi, haksız yere durdurulan projelerin derhal kaldığı yerden devam etmesi ve yaşanan maddi kayıpların tazmin edilmesi yönünde resmi mutabakat zaptı imzalandı. Afrika kıtasında ekonomik varlık gösteren Türk şirketlerinin güvenliğinin ve ticari haklarının devlet güvencesi altında olduğunu gösteren bu gelişme, bölgedeki diğer yatırımcılar tarafından da memnuniyetle karşılandı. Türkiye’nin ekonomik diplomasideki ağırlığını ve kararlılığını simgeleyen bu olay, haksızlığa uğrayan Türk girişimcilerinin yalnız olmadığını ve devletin tüm kurumlarıyla arkalarında durduğunu açıkça gözler önüne serdi.

