Rusya-Ukrayna savaşı yıllardır Türkiye’nin hemen kuzeyinde devam ediyor. Ancak son haftalarda yaşananlar, savaşın Türkiye açısından artık yalnızca “komşu coğrafyadaki bir çatışma” olarak değerlendirilip değerlendirilemeyeceği sorusunu ortaya çıkardı.
Çünkü hedefte artık Türk sahipli sivil ticaret gemileri var.
Dışişleri Bakanlığı, 3 Ağustos’ta Yaşar ve Nadezhda isimli Türk sahipli iki sivil geminin Novorossiysk Limanı’ndan ayrılmalarının ardından İHA saldırısına uğradığını ve aralarında Türk vatandaşlarının da bulunduğu personelin yaralandığını açıklamıştı. Bakanlık, savaşın sivil gemileri de etkileyecek biçimde Karadeniz’e yayılmasından “ciddi endişe” duyulduğunu duyurmuştu.
Aradan çok geçmeden bu kez Ural Ro-Ro gemisi vuruldu.
İKİNCİ GEMİ VURULDU: 1 ÖLÜ, 8 YARALI
Doğu Karadeniz İhracatçılar Birliği Kurucu Başkanı Ahmet Hamdi Gürdoğan’ın aktardığına göre, Trabzonlu ihracatçılara ait Ural isimli Ro-Ro gemisi Novorossiysk açıklarında dron saldırısına uğradı.
Üstelik saldırıya uğrayan gemi, aynı firmanın vurulan ikinci gemisi.
Gürdoğan, saldırıda 1 kişinin hayatını kaybettiğini, 8 kişinin yaralandığını açıkladı. Ural’ın saldırıdan önce vurulan başka bir geminin 18 kişilik mürettebatını da bünyesine aldığı, ardından dönüş yolunda dron saldırısına maruz kaldığı belirtildi.
Ortaya çıkan tablo artık basit bir deniz taşımacılığı problemi değil.
Türkiye savaşın tarafı değil ancak Türk ihracatçısı savaş şartlarında ticaret yapmaya çalışıyor. Türk gemileri vuruluyor, Türk denizciler yaralanıyor ve artık can kaybı yaşanıyor.
Gürdoğan’ın sözleri durumun boyutunu ortaya koyuyor:
“Biz savaşın, dronların altında kelle koltukta ihracatçı olarak görev yapıyoruz.”
TÜRKİYE SAVAŞIN DIŞINDA AMA TÜRK GEMİLERİ HEDEFTE
Tam da bu noktada cevap bekleyen soru şu:
Türkiye savaşta mı?
Hukuken ve resmen hayır. Türkiye, Rusya-Ukrayna savaşının tarafı değil.
Ancak Karadeniz’de Türk ticaret gemilerinin art arda vurulması, savaşın ekonomik ve güvenlik sonuçlarının Türkiye’nin kapısına dayandığını gösteriyor.
TBMM Genel Kurulu’nda 9 Ağustos’ta yapılan bir konuşmada de son dokuz ay içerisinde 9 Türk ticaret gemisinin saldırıya uğradığı dile getirildi ve Karadeniz’deki tehdidin Türkiye’nin güvenliğine kadar ulaştığı uyarısı yapıldı.
Dışişleri Bakanlığı da saldırıların ardından “seyrüsefer emniyetinin sağlanması için somut tedbirlerin ivedilikle hayata geçirilmesi” çağrısında bulundu.
Ancak saldırılar sürüyor.
“ARTIK GEMİLER KALKMIYOR”
Haber merkezimize ulaşan sektör değerlendirmesi ise tablonun ekonomik boyutunun sanılandan çok daha ağır olabileceğine işaret ediyor.
Karadeniz hattındaki ihracatçıların aktardığı bilgilere göre, art arda yaşanan saldırılar nedeniyle gemi işletmelerinin bölgeye sefer düzenleme konusunda ciddi endişeleri bulunuyor.
Mesajda durum şu sözlerle anlatılıyor:
“Karadeniz’de ihracat durdu. Vurulan bu ikinci gemimiz. Bir ölü, sekiz yaralı var. Her gün gemi vuruluyor. Artık gemiler kalkmıyor.”
Sorun yalnızca yaş meyve ve sebze gemileriyle de sınırlı değil.
İhracatçıların verdiği bilgiye göre kömür, buğday ve kuru yük taşıyan gemiler de Karadeniz’deki savaş riskinden etkileniyor.
SAVAŞIN FATURASI TÜRK ÇİFTÇİSİNE Mİ ÇIKACAK?
Önümüzdeki haftalar açısından en büyük tehlikelerden biri ise tarım ihracatı.
Üzüm sezonu başlıyor. Ardından narenciye geliyor. Limon, domates ve diğer yaş meyve-sebze ürünlerinin önemli bölümü dış pazarlara ulaştırılmak zorunda.
Ancak gemiler kalkmazsa ürün ihracatçıdan önce çiftçinin elinde kalacak.
Gürdoğan, daha saldırının ardından Manisa’daki üzüm fiyatlarının gerilemeye başladığını belirterek, “Bu mal elde kalırsa ne olacak? Çiftçi ne yapacak?” diye sordu. Deniz taşımacılığının durması halinde aynı yükün Sarp ve Kafkas güzergâhlarından karayoluyla taşınmasının mümkün olmadığını da söyledi.
Gürdoğan’a göre ihracatın aksamasının oluşturacağı kayıp 1-2 milyar doları bulabilir. Bu rakam Gürdoğan’ın tahmini olmakla birlikte, yaş meyve ve sebze ihracatının durmasının yalnızca ihracatçıyı değil üreticiyi de doğrudan vuracağı açık.
“YAZIN CIR CIR BÖCEĞİ GİBİ DURUYORUZ, KIŞIN NE OLACAK?”
Sektörden gelen mesajdaki bir başka uyarı ise yaklaşan kış aylarına ilişkin.
Karadeniz üzerinden kömür, buğday ve diğer kuru yük taşımacılığının da saldırılardan etkilenmesi halinde, sorunun sadece ihracatla sınırlı kalmayabileceği belirtiliyor.
Enerji ve doğal gaz arzında ilerleyen aylarda sıkıntı yaşanabileceği yönündeki değerlendirme şu aşamada resmî makamlarca doğrulanmış bir arz problemi değil, sektörün dile getirdiği bir endişe.
Ancak Dışişleri Bakanlığı da Karadeniz’deki tırmanmanın önlenmemesi halinde gıda güvenliği dahil çok boyutlu olumsuz sonuçlar ortaya çıkabileceğini açıkça ifade ediyor.
GÖRÜNTÜLER SAVAŞIN TÜRK TİCARETİNE NE KADAR YAKLAŞTIĞINI GÖSTERİYOR
Haber merkezimize gönderilen görüntülerde de saldırıya uğrayan gemilerden birinin denizde çekilmesi sırasında meydana gelen hasarın boyutu görülüyor.
Görüntüler, artık savaş görüntülerinin Türk ihracatçısı açısından uzakta olmadığını ortaya koyuyor.
Bir tarafta savaşın tarafı olmadığını söyleyen Türkiye, diğer tarafta dronların hedefi olan Türk sahipli gemiler, yaralanan Türk vatandaşları ve hayatını kaybeden bir denizci…
Ve saldırıların ekonomik faturasıyla karşı karşıya kalan ihracatçı ile çiftçi.
Türkiye resmen savaşta değil. Ancak Karadeniz’de Türk ticaretinin karşı karşıya kaldığı tablo, “Savaş Türkiye’ye mi taşınıyor?” sorusunu artık görmezden gelinemeyecek hale getiriyor.

