Suriye Türkmenlerinin Öncü İsimlerinden Sert Eleştiri !

Suriye Türkmenlerinin Öncü İsimlerinden Sert Eleştiri !

Suriye devriminin başları idi, hala bugün piyasada mangal kül bırakmayan bir çok kişinin Türküm, Türkiye, Allah demekten korktuğu günlerin başında birileri de var diyen bir avuç Türkmen gençleri idik. Bu Arap Baharı sürecinde Türkmenlerin rolü ve geleceği ne olacak diye İstanbul Türk Ocakları’nın kümbeti altında Abdülhamit Han ve Ziya Gökalp’ın hazireleri başında kafalar patlatır ve beyin fırtınaları koparır iken hararetli tartışmalar başını alıp gidince bir arkadaşımız çıktı ve tartışmaların uzamamasını ve elimizde bir cenaze olduğunu ve bunu bir an önce kaldırmamız gerektiğini söyledi.

Kümbet bir anda buza kesildi ve bana o günkü şartlarda çok anlamsız bir benzetme gelmişti. Çünkü yılların baskısı ve mezaliminden sinmemiş ve küllerinden yeniden doğan bir milletin tabutun içinde olduğunu kabul etmemiz mümkün değildi. Zira bu davaya zulmün en şiddetli günlerinde göğüs geren bir gençliğin özgürlüğüne kavuşacağı özlemi ve heyecanı yaşadığı anlarda, Türkmenler ölmüş olamazdı. Bu teşbih o günün ruhuna ters ve bir milleti ihya etmek için bir araya gelmiş insanlara söylenecek bir söz değildi.

Bu sözü sarf eden arkadaşın ayrıntılara takılmadan ana konuya gelmemizi ve acil davranmamız gerektiğini anlatmaya çalıştığından kuşkum yoktu ama bir gün bir tasvirin Türkmenlerin hal-i pürmelalini anlatacak bir söz olacağı aklımın ucuna gelmezdi. Bugün maalesef o arkadaşımız, bu halimizi öngörmüş ya da temenni etmiş değildi ama düştüğümüz hal, maalesef bu tasvire tamamen uyumaktadır. Türkmen siyaseti yoğun bakımdaki mücadelesine yenik düşmüş ve ölmüştür. Cenazesini kaldıracak Ankara’da bir imam aramaktadır.

Bitkisel hayata giren Türkmen siyaseti yoğun uğraşlar rağmen kurtarılmadı demeyeceğim çünkü kimse uğraşmadı, adeta herkes ölmesi için gün saydı. Türkmenlerin geleceği ve ümidi yok edilir iken birileri ceplerini Kilis’teki dostlarımızı da arkalarına alarak doldurmakla meşgul idi. Kim ne yapacak Türkmenleri? 50 yıldır sormayanlar, bugün mü soracaktı bu gariban Türkmenleri! Ne yapalım biz de biraz saflık yapıyoruz işte arada sırada. Zira Türkmen uşak ve balaları çadırlarda soğuktan tir tir titre iken bizden ama bize ait olmayan savaş lortları heybelerini masumların göz yaşlarından ve kan damlalarından elde ettikleri akçeleri doldurmak ve saymaktan hastaya zaman ayıramazdılar.

Ziya Paşanın “Kalkın ey ehli vatan dediler biz kalktık puştlar oturdu, biz ayakta kaldık” vecizesinde olduğu gibi akçe ve koltuk sevimli geldi. Bu sebeple akçe onlara, hasta ise bize kaldı. Hastanın bu hale gelmesini hiç istemezdik, elimizden geleni yaptık ama takdir önce yüce Allah’ın sonra kıymetli Ankara’nın idi. Ankara, hikmetinden sual olunmaz bir anlayışla tercihini yaptı. Göklerden gelecek son bir müjdeye kaldı umutlar ama hastanın durumu her geçen gün kötüye gidiyordu. Sonunda bu sevimsiz haber geldi ve hastayı kaybettik.

Bitkisel hayattan kurtarmadık Türkmen siyasetini, hep birlikte el ele vererek Türkmen siyasetini öldürdük. Müslümanlar olarak geriye son bir vazifemiz kaldı, cenazeyi kaldırmak! 10 yıl önce o kümbet altındaki tasvir gerçek olmuş ve şu an elimizde kocaman bir mücadele ve binlerce şehitten sonra kup kuru bir cenaze kalmıştı. Şimdi cenazeyi kaldıracak ve namazını kıldıracak bir imam arıyoruz! Bu İslami ve insani göreve çağrımızı de çok görmeyin bize!

Kapatırken bir Abdurrahman Kızılay’ın Kerkük dörtlüğü bu yazıya bir virgül koyalım:
Yıktılar kalamızı
Sürdüler balamızı
Daha can boğazdayken
Çektiler salamızı

(Tarık Sulo Cevizci-İstanbul / 07.01.2021)

Yorumlar kapalı.

Zafer Partisi
Zafer Partisi
Giriş Yap

Haberiniz.com.tr ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!