“BUZDAĞININ GÖRÜNEN KISMI”
Türk siyasetinin gündeminin olağanüstü çalkantılı olduğunu belirten Özdağ, fon sahtekârlığının boyutlarının dalga dalga ortaya çıkmaya devam ettiğini söyledi. Özdağ, şu ana kadar görülenin buzdağının yalnızca suyun üstündeki bölümü olduğunu, asıl büyüklüğün ise henüz ortaya çıkmadığını savundu. Partisinin hukuki süreci ve yapılan açıklamaları yakından takip ettiğini ifade etti.
SUUDİ ARABİSTAN’A ASKER TEPKİSİ
Özdağ, hükümetin bir yandan terörle mücadele etmezsek kan dökülmeyeceğini söylerken diğer yandan, İsrail ile savaşan Husilere karşı Suudi Arabistan’ın toprak bütünlüğünü korumak için Türk askerini bu ülkeye göndermeye hazırlandığını öne sürdü. Birinci Dünya Savaşı’nda Hicaz demiryolunda Türk askerlerini taşıyan trenlere yapılan saldırıların Suudi Arabistan’da hâlâ turistik gösteri olarak sergilendiğini iddia eden Özdağ, Medine müdafii Fahrettin Paşa’ya yapılan ihanetin Türk milletinin hafızasında olduğunu hatırlattı. Özdağ, Pakistan halkının olduğu gibi Türk halkının da Mehmetçiğin Suudi Arabistan’a gönderilmesini kabul etmeyeceğini savundu.
“PKK VE YPG SİLAH BIRAKMADI”
Özdağ, PKK’nın silah bıraktığına ilişkin açıklamaların gerçeği yansıtmadığını ileri sürdü. Özdağ’a göre PKK’nın Suriye ve Irak’taki kadrolarının bir bölümü İran’a sevk ediliyor, 1991’de örgüte katılan KCK üyesi Bawer Kod kod adlı Süleyman Şahin İran’daki yapılanmanın başına getirildi ve Sincar’daki PKK’lılar da İran’a geçti. Özdağ, bunun İran’ın batısında PKK, doğusunda Beluciler üzerinden İran rejimine karşı bir çatışma sürecinin hazırlığı olduğunu ve bu durumun kamuoyundan gizlendiğini iddia etti. Son günlerde üç sınır ilinde bazı PKK’lıların görüldüğüne dair duyumlar aldıklarını da söyleyen Özdağ, devletin yetkili birimlerinin de bu durumu bildiğini savundu.
“ÖCALAN ARTIK KOMİSYON ÜYESİ”
Özdağ, Abdullah Öcalan’ın artık bir hükümlü değil, kendi ifadesiyle “bir komisyon üyesi” gibi muamele gördüğünü ve İmralı’da kendisine ayrılan bir villada kaldığını öne sürdü. Özdağ’a göre Öcalan, güvenlik güçleriyle çatışmalarda ölen PKK’lıların ailelerinin, örgüt jargonunda “değer aileleri” olarak anılan kişilerin, DEM Parti’ye alınması ve gelecek seçimlerde aday gösterilmesi talimatını verdi. Özdağ, bu ailelerden bazı kişilerin DEM Partili belediyelerde görev aldığını, DEM Parti’nin şimdi başka kurumlarda da görev verilmesini talep ettiğini duyduklarını söyleyerek buna izin verilmemesi çağrısında bulundu.
İHA, KORUCU VE MEZARLIK TALEPLERİ İDDİASI
Özdağ, PKK’nın yurt içinde Türk İHA’larının uçmamasını, korucu sisteminin kaldırılmasını ve korucuların silahlarını teslim etmesini istediğini öne sürdü. Korucuların yıllarca terörle mücadelede devletin yanında yer aldığını vurgulayan Özdağ, birinci açılım döneminde silah taşıyamadıkları için kent merkezlerinde öldürülen korucuları hatırlattı ve korucuların savunmasız bırakılmaması gerektiğini söyledi. Özdağ, çatışmalarda ölen PKK’lılar için mezarlık oluşturulması ve bunlara “şehitlik” denmesi talebinin de gündemde olduğunu iddia ederek bunun kabul edilemeyeceğini vurguladı.
TEMELLİ’NİN SÖZLERİNE TEPKİ, DÜZCE’DEKİ SORUŞTURMAYA ELEŞTİRİ
Özdağ, DEM Parti Eş Genel Başkanı Sezai Temelli’nin bölgenin toprakları için “vaat edilmiş topraklar” ifadesini kullandığını ve bu toprakların kurutulduğunu söylediğini aktardı. Bu sözlerin halkı kin ve düşmanlığa tahrik ettiğini savunan Özdağ, bu açıklama hakkında soruşturma açılmamasını eleştirdi. Buna karşılık Zafer Partisi Düzce İl Başkanı’nın, terörle müzakere edilmemesi gerektiğini ve “evlatlarımızın katillerine af olmayacağını” vurgulayan bir pankart astığı için soruşturma başlatıldığını belirtti. Özdağ, aynı pankartı partinin tüm il binalarına astıklarını ve terör örgütü mensuplarını ve destekçilerini affetmeyeceklerini söyledi.

