Özcan Pehlivanoğlu: “Türkiye, Türkiye Cumhuriyeti Vatandaşı Olmasalar Bile Balkan Türklerinindir”
Av. Özcan Pehlivanoğlu: “Makedonya Türkleri, her ne kadar Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olmasalar bile, Türkiye onlara aittir. Onların parmaklarına bir gülün dikeni batsa ve onların eli acısa, biz Türkiye’de kalbimiz bu işten dolayı sızlar. Biz Türk olarak bildiklerimizin yanı sıra, kendini Türk gibi hisseden herkesin yanında olmaya gayret ediyoruz.”
Zafer Partisi Genel Başkan Yardımcısı Özcan Pehlivanoğlu, partinin Balkanlar’a yönelik geniş kapsamlı vizyonunu ve yürüttükleri stratejik çalışmaları paylaştı. Genel Başkan Ümit Özdağ liderliğindeki bir heyetle Üsküp’ten Priştine’ye uzanan 5 günlük yoğun bir saha taraması gerçekleştirdiklerini belirten Pehlivanoğlu, Balkanlar’daki Türk varlığının korunmasının Türkiye için bir tercih değil, jeostratejik bir zorunluluk ve beka meselesi olduğunu vurguladı.
İşte Pehlivanoğlu’nun açıklamalarından öne çıkan başlıklar ve Zafer Partisi’nin Balkan politikasının satır başları:
“Soydaşlarımızın Parmağına Diken Batsa Kalbimiz Sızlar”
Ziyaretin temel amacını etnik kökenin ötesinde, kapsayıcı bir aidiyet ve Türklük bilinci oluşturmak olarak açıklayan Özcan Pehlivanoğlu, Türkiye ile Balkan Türkleri arasındaki sarsılmaz gönül bağına dikkat çekti:
“Makedonya Türkleri, her ne kadar Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olmasalar bile, Türkiye onlara aittir. Onların parmaklarına bir gülün dikeni batsa ve onların eli acısa, biz Türkiye’de kalbimiz bu işten dolayı sızlar. Biz Türk olarak bildiklerimizin yanı sıra, kendini Türk gibi hisseden herkesin yanında olmaya gayret ediyoruz.”
Türklük Küresel Bir Saldırı Altında: “Omuz Omuza Vermeliyiz”
Balkanlar coğrafyasının küresel güçlerin odak noktasında yer aldığını hatırlatan Pehlivanoğlu, yürüttükleri temasların ideolojik zeminini “küresel baskıya karşı birlik” olarak tanımladı. Jeostratejik açıdan Türk dünyasının şekillendiği her alanın Türkiye’nin güvenliğiyle doğrudan ilişkili olduğunu belirterek, “Türklüğün bir saldırı altında olduğunu düşünüyoruz. O sebeple Türkler birbirleriyle tanışmalı, kaynaşmalı, yan yana gelmeli ve omuz omuza vermelidir” dedi.
Genç Göçüne Karşı “Ata Toprağında Gelecek” Sözü
Bölgenin kanayan en büyük yaralarından birinin genç nüfusun dışarıya göç etmesi olduğunu ifade eden Pehlivanoğlu, yeni nesle çağrıda bulunarak somut projelerin müjdesini verdi. Sadece çağrı yapmakla kalmayacaklarını, ekonomik teşvikleri de devreye sokacaklarını açıklayan Genel Başkan Yardımcısı, şu ifadeleri kullandı:
“Gençlere diyoruz ki; biz size rahat, huzurlu ve refah içinde yaşayabileceğiniz mutlu bir yaşamı önünüze getireceğiz. Bizim vazifemiz bu. Onun için ülkenize sahip çıkın ve hiçbir yere ayrılmayın. Başta Balkanlar olmak üzere bütün Türk dünyasındaki gençlerin köklerinden kopmaması için projeleri hayata geçirecek ve onları sübvanse edeceğiz.”
Makedonya Türklerini Tehdit Eden Dört Büyük Tehlike
Özcan Pehlivanoğlu, bölgedeki Türk varlığının geleceğini tehdit eden unsurları; siyasi bölünmüşlük, asimilasyon, ekonomik kaygılar ve hızla azalan doğum oranları olarak sıraladı. Özellikle nüfus kaybının bir beka sorunu olduğunun altını çizerek, “Türklerin arasında doğum oranının gün geçtikçe azalmasını büyük bir tehlike olarak görüyoruz. Gelecek nesilleri Türk asıllı yapabilmek buna bağlıdır. Eğer nüfusunuz yoksa, artık dünya üzerinde hiçbir iddianız yok demektir. Bu yüzden mutlaka bir siyasi birliğin sağlanması lazım” uyarısında bulundu.
“Türkiye Olmasaydı Ortada Bir Kuzey Makedonya Kalır mıydı?”
Türkiye Cumhuriyeti’nin bölgedeki garantör ve koruyucu rolüne de tarihi bir vurgu yapan Pehlivanoğlu, coğrafyadaki tüm etnik kimliklerin bu gerçek üzerinde düşünmesi gerektiğini savundu:
“Eğer Türkiye Cumhuriyeti Devleti olmasaydı, Kuzey Makedonya Cumhuriyeti’nin arkasında durmasaydı, acaba bugün ortada bir Kuzey Makedonya kalır mıydı? Burası ABD, AB, Rusya için kritik bir hat. Bu yüzden Türkiye ile stratejik bağları güçlendirmek bir tercih değil, zorunluluktur. Biz Balkanlar’da çatışma, tartışma ya da huzursuzluk istemiyoruz. Tek istediğimiz, Türk varlığının da korunarak insanların huzur içinde yaşamasıdır.”
Vatandaşlık Beklentisi: “Duygusallık ile Gerçekçilik Dengelenmeli”
Dünya üzerindeki tüm Türklerin Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olmasını şahsen temenni ettiğini ancak siyasi gerçekliklerin titizlikle analiz edilmesi gerektiğini belirten Pehlivanoğlu, “Bu benim şahsi kanaatim, Zafer Partisi’ni buradan ayırmak gerekir. Tüm soydaşlarımızı vatandaş yapmak kalbi bir arzudur ancak bu durum bir duygusallık olur. Makedonya Türkleriyle bu konuyu karşılıklı oturup; eğrisini, doğrusunu, artısını ve eksisini hep birlikte değerlendirmek lazım” diyerek gerçekçi ve masa başında ortak akılla yürütülecek bir hukuki sürecin işaretini verdi.
Makro ve Mikro Projeler Raporlaştırılacak
Türkiye’de ailesi veya kendisi Balkan göçmeni olan 35 milyonun üzerinde vatandaşın yaşadığını ve bu akrabalık bağlarının Zafer Partisi siyasetinin en öncelikli gündem maddesi olduğunu belirten Pehlivanoğlu, söylemden eyleme geçtiklerini açıkladı. Balkanlar genelinde “makro”, Türk nüfusunun yoğunlaştığı şehirler özelinde ise “mikro” kalkınma projelerini hayata geçireceklerini aktaran Pehlivanoğlu, seyahat boyunca elde ettikleri tüm saha verilerini ve çözüm önerilerini kapsamlı bir rapor halinde çok yakında Türk milleti ve kamuoyuyla paylaşacaklarını duyurdu.