Milletvekili Mustafa Sarıgül ile oğlu Emir Sarıgül’ün de aralarında yer aldığı kişilere yönelik İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturma kapsamında tutuklanan Cumhuriyet gazetesi yazarı Murat Ağırel hakkındaki hukuki süreçte önemli bir hukuki dayanak çürütüldü. Dosya kapsamında Ağırel’in belgeleri Sarıgül ailesine ilettiği ve bu durumun suç teşkil ettiği öne sürülmüştü.
KRİTİK FOTOĞRAF TAMAR TANRIYAR’IN YAYININDAN ÇIKTI
Söz konusu soruşturma evrakında delil kabul edilen fotoğraflardan birinin, 6 Şubat 2026 tarihinde YouTube yayıncısı Tamar Tanrıyar tarafından kamuoyuna servis edildiği tespit edildi. “Cumhurbaşkanına hakaret” suçlamasıyla daha önce gözaltına alınıp adli kontrolle serbest bırakılan Tanrıyar’ın, “Sarıgül koruma sever” başlıklı programında ilgili görseli izleyicilerle paylaştığı belirlendi.
Tanrıyar’ın söz konusu programda, “Sarıgüllerle ilgili bu bölüm biterken sadece bir fotoğraf göstereceğim size. Bu fotoğrafa iyi bakın… Belgeler, fotoğraflar, kanıtlar…” ifadelerini kullanarak görseli ekrana getirdiği bilgisi kayıtlara geçti.
AVUKATTAN MAHKEMEYE TAHLİYE TALEBİ
Ortaya çıkan bu yeni kanıt ve belgelerin ardından Murat Ağırel’in avukatı mahkemeye başvurarak tutuklama kararına itiraz etti ve tahliye dilekçesi sundu. Verilen dilekçede, fotoğrafın aylar önce başkaları tarafından açıkça yayımlandığı vurgulanarak şu değerlendirmelere yer verildi:
“Tanrıyar’ın elinde kanıtlar olduğuna dair beyanları ve bu materyalleri şubat ayında kamuoyuyla paylaşmış olması,müvekkile atfedilen ‘belgeleri temin edip Sarıgüllere verdi’ iddiasını dayanaksız kılmaktadır. Görselin ve bilgilerin çok önceden aleniyet kazanmış olması, isnat edilen suçla müvekkil arasında hiçbir nedensellik bağı bulunmadığını açıkça göstermektedir.”
AĞIREL HAKSIZ YERE CEZAEVİNDE TUTulUYOR
Gazeteci Murat Ağırel, 19 Ekim tarihinde “suç örgütüne yardım” suçlamasıyla tutuklanmıştı. Savcılık, Almanya’da yaşayan Sinan Çampınar’ın iddialarına dayanan evrakın Ağırel tarafından sızdırıldığını iddia ederken; Ağırel ise ifadesinde iddiaları araştırma aşamasında tuttuğunu, teyit edemediği verileri gazetecilik etiği gereği haberleştirmediğini ve yazmadığı bir haber dolayısıyla hedef alındığını savunmuştu.

