İktidar partisinin kapalı kapılar arkasında hazırladığı ve Meclis Başkanlığı’na sunduğu yasa teklifi, “Terörsüz Türkiye” söylemi altında terör örgütü PKK ve uzantılarına yönelik tehlikeli bir yumuşama sürecini yasallaştırmayı hedefliyor. Terörle mücadelede on yıllardır verilen şehitlerin ve gazilerin hatırasını hiçe sayan bu adım, terör örgütüyle müzakere yürütüldüğü iddialarını doğrulayan hukuki bir çerçeve sunuyor. Yıllardır devlete ve millete kastetmiş odaklara meşruiyet alanı açılması kabul edilemez bir geri adım olarak değenlendiriliyor.
TERÖR ÖRGÜTÜ MENSUPLARINA 6 AY SÜREYLE BİREYSEL AKLANMA KAPISI
Teklife göre, terör örgütü PKK ve KCK yapılanmalarıyla bağlantılı olan kişiler, kanunun yürürlüğe girmesinden itibaren 6 ay içerisinde bireysel başvuruda bulunarak cezai yaptırımlardan kurtulabilecek. Soruşturması ve kovuşturması devam edenler ile hükümlüleriapsayan bu 6 aylık süre, açıkça terör unsurlarını aklama ve cezasızlık algısını pekiştirme gayretidir. Suça bulaşmış kişilere yönelik sağlanan bu imtiyazlar, adalet duygusunu derinden yaralıyor.
YARGININ YERİNİ ALAN 8 KİŞİLİK SİYASİ KURUL VAHAMETİ
Yasanın en çok tartışılan ve tepki çeken maddelerinden biri, Cumhurbaşkanı Yardımcısı başkanlığında kurulacak olan “Değerlendirme ve Koordinasyon Kurulu” oldu. Siyasi figürler ve bürokratlardan oluşan bu 8 kişilik kurul, yargı mekanizmasının üzerine çıkarılarak terör örgütü üyelerinin akıbetine karar verecek yetkiyle donatılıyor. Hukuk devleti ilkesini çiğneyen bu yapının onay vermesi durumunda, teröristler hakkında yeni soruşturmaların açılması dahi engellenebilecek. Bağımsız yargının devre dışı bırakılarak kararların idari kurullara devredilmesi, adalet sistemine vurulmuş ağır bir darbedir.
CEZA ERTELEMESİ VE SİYASETE DÖNÜŞ SKANDALI
Yasa teklifiyle terör suçlarından hüküm giyenlerin 5 ila 10 yıl arasında ceza ertelemesinden yararlanması ve bu sürelerin sonunda cezalarının tamamen düşürülmesi planlanıyor. Daha da vahimi, terör örgütü üyelerine 3 yıllık süreç sonunda siyasete giriş yolunun açılmasıdır. Kurulun onayına bağlanan bu “siyasete dönüş” mekanizması, terör unsurlarının Meclis ve siyaset kurumlarına sızmasının önünü açacak tehlikeli bir taviz olarak yorumlanıyor.

