
Bölgesel ve küresel mülksüzleştirme çarkları, holding fonlarında milyarlarca dolarlık kamu kaynağını eritirken; adli koridorlarda ve meclis kürsülerinde yükselen o devasa “Nitelikli Fon Dolandırıcılığı” itirafları, popülist “devlete sızma” masallarıyla örtbas edilmek istenmektedir. Karşımızda sınırsız yetkiyle donatılmış ama sıfır sorumluluk zırhının arkasına saklanarak milletin aklıyla alay eden organize bir mekanizma durmaktadır. Devletin ve rasyonel matematiğin arşiv kayıtları, AKP yandaşlarından oluşan bu sinsi Takiye Nizamının aktörlerinin aynı kaynaktan beslendiklerini göstermektedir:
-Fonları kuran, kurduran, kuranları atayan, fonları yöneten, denetleyen ve fonları hortumlayan AKP yandaşlarıdır,
-Milyarlık yağmaya “Helal Fon” adı altında teolojik kılıf ve fetva veren kadrolar AKP yandaşlarıdır,
-Fonları denetlemekle mükellef olduğu hâlde kurumsal körlük yaşayan denetim organları AKP yandaşlarıdır,
-Kamu kaynaklarını ve vatandaşın birikimlerini holding sepetlerinde hortumlayanlar AKP yandaşlarıdır,
-Vurgun patlak verince suçu dış güç masallarına veya sinsi paravanlara yıkan sinsi akıl AKP yandaşlarıdır,
-Fon çetesinin devletin içine sızdığını iddia edip kurumsal sorumluluktan kaçmaya yeltenenler AKP yandaşlarıdır,
-Hortumlamadan kurumsal olarak haberi olduğu hâlde aylarca somut hiçbir tedbir almayanlar AKP yandaşlarıdır,
-Zayıf ve göstermelik idari adımları ancak fon vurgunu patladıktan sonra, çok geç atanlar AKP yandaşlarıdır,

-Piyasa dolandırıcılığını bir gece yarısı operasyonuyla Yargıtay denetiminden alelacele çıkaranlar AKP yandaşlarıdır,
-Ve en sarsıcısı; fonlardan hortumlanan paraları yatırımcıya geri ödememek adına, krizden tam 2 ay önce, 16 Temmuz 2026’da yönetmeliği apar topar değiştiren o sinsi üst akıl AKP yandaşlarıdır!
Cumhurbaşkanına hakaret iddiasıyla 14 yaşındaki bir çocuğu jet hızıyla gözaltına alacak kadar siber ve hukuki refleks sergileyenlerin; tarihin en büyük mali hortumlanmasını görememesi, rasyonel devlet aklıyla izah edilemez bir çelişkidir. Ancak tüm bu suçüstü tablosuna rağmen, sorumluluk makamında oturanların hâlâ çıkıp “mağduru” oynaması kamu vicdanını arşa kadar inletmektedir.
Sormak, basın etiğinin ve anayasal denetim hakkının sarsılmaz bir gereğidir: 30 milyar dolarlık Nitelikli Fon Dolandırıcılığı yüzlerce üst düzey kamu görevlisinin iştiraki, katılımı ve göz yumması olmadan gerçekleşebilir miydi?
Yetkili AKP yandaşları, resmî devlet belgeleriyle fonları hortumlayanları deşifre eden sosyal medya hesaplarını alelacele Türkiye’den erişime engelledi. Yetkililerin fon vurgunuyla ilgili yaptıkları açıklamalar, bizim sosyal medyada paylaştığımız ve engele neden olan bilgileri doğrulamaktadır. Yetkililerin de devletin içine çöreklenmiş fon çetesinin varlığını itiraf etmesinin ardından, yetkili AKP yandaşları, engelledikleri sosyal medya hesaplarının üzerindeki engeli derhâl kaldırmalıdır.
Kul hakkını unutturmak isteyenlerin maskelerini, resmî bilgilerle en yüksek perdeden haykırmaya kararlılıkla devam edeceğiz!
