A. Yağmur Tunalı
A. Yağmur Tunalı

Niçin bu hallere düştük?

featured

Büyük devlet ve milletlerde böyle şeyler olmaz. Adalet esastır. Türk tarihinde böyle keyfilikler kimden gelirse gelsin hoş görülmez. Devlet aklı devreye girer ve gereğini yapar.

Yönetenlerin ve yöneteceklerin durumu açık. Bizi batağa sürüklediler. İş bilmiyorlar değil, bildikleri sadece kendilerini ayakta tutmak. Her yaptıklarını buna göre yapıyorlar. Gücü eline geçirenler için kanun kural tanımayacak güce kavuşmak hedef haline geliyor. Tarihte kralların, şahların, padişahların elinde olmayan keyfîliği istiyorlar. “Kanun nizam benim istediğimdir” dediğiniz anda sizin için din iman, kanun kural rafa kalkıyor, hepsi kendiniz oluyorsunuz.

Bizde son yıllarda yaşananlar ve en son alt mahkemenin anayasa mahkemesi kararını dinlememesi böyle bir idare anlayışının sonucudur. Anayasa hükmü açıkken bir üst mahkemenin anayasa mahkemesi kararına itiraz ederek uygulatmamaya kalkması böyle bir skandaldır. Cumhurbaşkanı’nın “biz hakemiz”  deyişi ayrı bir garabettir. Kimsenin o hakkı yok. Onun görevi, Anayasa Mahkemesinin kararının uygulanmasını gözetmektir. Önce uygulanır. Sonra karar tartışılacaksa tartışılır. Varılacak bir değişiklik kararı çıkarsa, onu Meclis iradesiyle düzenlemek için harekete geçilebilir. Hukuk varsa, yapacağı ve yapılacak bundan ibarettir.

Devlette bunlar olmaz

Büyük devlet ve milletlerde böyle şeyler olmaz. Adalet esastır. Türk tarihinde böyle keyfilikler kimden gelirse gelsin hoş görülmez. Devlet aklı devreye girer ve gereğini yapar. Onun için keyfi hareket edecekler, önce devlet fikrini, aklını ve geleneğini sulandırmak ve kimliği tartıştırmakla işe başlarlar. Düzen kalmaz. Birilerinin istediği kalır. Biz bu duruma böyle geldik.

Birileri faiz yasağı, din emri derken vurgunun biri bitiyor, biri başlıyor diyorlar. Yani ortada din min yok. Vurguna malzeme edilen din görünüşlü ökse var. Biz saf ve temiz bir milletiz. Din konusunda yalana bile kanmaya meyledecek kadar safız.  İnanmaya yatkınız. Bu yüzden kurulmuş av kapanlarına düşmekten kurtulamıyoruz.

Olanı biteni anlamak için din uzmanı veya ekonomist olmanıza gerek yok. Çünkü ortada ne ekonomik bir mesele var, ne de dinle bağlantılı bir konu. “Ortada nass var” diyenin nassı nasıl küçük düşürdüğünü gördünüz. “Ben varken kimse faiz artırmaktan bahsedemez. Faizler inecek” diyen yıllarca milletin kanını emen ve emmeye devam eden bir icraata yol açtı. Sonra dediğinin tam tersini yapmaya mecbur kalınca kendisiyle beraber bahsettiği nassa benzemez nass anlayışı da çöktü. Fatura yine millete çıktı.

Faiz düşürürken de indirirken de din demeye devam edilmesi ve buna kanılması üzerinde durmak lazım. Milletin saflığına bakmayınız, -affedersiniz- aptal değil. Bazılarının kendine eziyet edecek kadar birilerine inanmış görünmesi bunca yıkıma, açlığa, çöküşe rağmen anlaşılır bir durum gibi görünmüyor, haklısınız. Birileri de muhalefet yokluğuna bağlıyorlar. Tek ve tam doğru bu da değildir.

Halk iktidarı denetlerdi

Eskiden bu halk, iktidarı devamlı göz altında bulundururdu. Olan bitenden sorumlu tutacağı yönetenlerdi. Sorar ve sorgulardı. Seçim zamanları muhalefetin durumuna bakmadan iktidara not verirdi. Muhalefet kötü veya zayıf diyerek kötünün kötüsü bir idareyi başta tutmazdı. Kendileri ne alır verir o başka. Bunca yıkıma, bozulmaya, vurguna, talana yol veren kötü idareyi katiyetle affetmez ve cezalandırırdı. Hatırlayın, 2001 krizinden sonra da halk yönetenlere ceza kesti ve şimdikiler başa geldi. Bu değişmez bir tavırdı. O tepkiyi baskılayan ve başka yöne çeviren bir operasyon toplumu sağlıksız hale getirdi. Bunu göreceğiz.

Hukuken yapılacak iş ve işlemlere de bu halk tepkisi yardım ederdi. Şimdi ne oluyor ki her hareketimiz yanlış çıkıyor ve bizi katlanan zararlara düşürürken kimden hesap soracağımızı bilemiyoruz? Her şeyi yapan, her şeye hâkim, tek başına karar veren yönetim var. Kararları veriyor. Yapıp ettikleri içinde doğru pek az çıkıyor. Temelden yanlış bir görüşle hareket ettiği yüzlerce olayla görülmüşken, her ne olursa sorumlu görünmüyor. Bu nasıl oluyor? Görülmemiş propaganda başarısı, Göbbels’i aşan algı şampiyonluğu budur.

Nasıl bir dille ve halle inim inim inleyen en fakir halk kitlelerini ikna ediyorlar? Bu kanmanın psikolojik malzemesi sadece dinden mi geliyor? Sonra, üç kuruş ve bir yiyecek paketiyle bu insanlar nasıl dilenciliğe alıştırıldı? Niçin bunca insan çalışmak istemiyor de açlığa razı, aldığına bir kuruş daha ekleyecek efendiye avuç açma düşüklüğüne giriyor? Araştıracağımız ve cevabını arayacağımız bozguna yol açan durumları yaratan uyglamaları anlamamızı sağlayacak sorular bunlardır.

Bu hale neden geldik?

Bu işte din bir paravan. O artık belli. Din bu saydıklarımıza yol açar mı? Açmazsa bu hangi din? Tekrar edelim, bir kere ortada din min yok. Ekonomi de, din de söylenen ve yapılanlara tamamen ters ise neye inanıyor, kime ve nasıl kanıyoruz?  Hep söylediğim hipnoza nasıl düştük? Nasıl uyutulduğumuzu görüyor fakat makul bir sebep ve gerekçeyi göremiyoruz. Artık kim dinden bahsederek bir şey söylerse hemen savunmaya geçen insanlar, bu hale rağmen neden ve nasıl kanıyorlar?

İç politika yalanlarla yürüyor. Dış politikada savrulduk. Toparlamaya çalışırken bile yeni yanlışlar peş peşe geliyor. İtibarımız yerlerde sürünüyor. Katil dediğimiz Sisi ile barışmak için yıllardır uğraşıyoruz. İsrail’le, büyük zararlardan sonra küçültücü hallere düşerek barıştık. Sonra Gazze olayı patlak verdi. Yine ayarımız bozuldu. Hiçbir faydası olmayan üst perdeden çıkışlarla yolumuzu yine tıkadık. Arabın sustuğu yerde biz feryad ettik.

Biz Arap değiliz, elbette konuşacaktık. Ama bu her köprüyü yıkar görünen öfke selinin devlet hayatında yeri ve gereği var mı? Yaptığımızın hiçbir faydası olmamak bir yana zararı hadden aşkın. Bunu görmeyecek kadar devlet idaresinden uzağa mı düştük? Yirmi yılda devlet nedir anlamayan bir yönetimimiz var diyenler haksız mı? Peki biz niçin bu bilmezliğin açtığı yaraların, yaralanmaların devamına yol açacak tepkisizliğe devam ediyoruz? Onları hizaya getirecek akıllı insanlarımız niçin susuyor? Tek tük konuşanların fikirleri niçin duyulmuyor?

Seçimlerden önce terör

Bir başka gerçek anlayanları düşündürüyor. Türkiye, seçimlerden önce iç ve dış karışıklıkların azdığı bir döneme giriyor. 31 Mart mahalli seçimleri öncesinde, sınırlarımızda toplu şehitler veriyoruz. Kış aylarında dağlarda terör dururdu. Bu tarafıyla yeni bir durum yaşıyoruz. Biz mi tedbirde hata ediyoruz? Askerlerimiz açık hedeflerde mi veya teröristlerin imkân ve kabiliyetleri mi gelişti? Yoksa onlara bu imkânı sağlayan büyük güçler açıktan devreye mi girdiler?

En çok konuşulan bu. PKK ve bölge güçlerinin bu baskınları gerçekleştirmeye gücü yetmez görüşü yaygın. Amerika ve bazı güçlerden şüphe ediliyor. Bu işi doğrudan onların yaptığı konuşuluyor. Bizim zaaflarımızla birleşince başka yorumlar yapılıyor. Seçimle ilişkilendiren uzmanların sesi acıyla yükseliyor. Birkaç dış politika yorumcusu ve askerden, birkaç kanalda bunları dehşetle dinledim ve içim yandı.

Bozulacak oyun

Bilenler, olanları akılla izah edemiyorlar. Ordunun bu kadar zaafa düşmesine akıl erdiremiyor, ihtimal vermiyorlar. Kötü kokulardan bahsediyorlar. Memlekette yalandan bol bir şey yok, diyorlar. Ateş püskürüyorlar. Yönetimin getirdiği krizlerden beslendiğini söyleyenler oluyor. Kargaşa artık gıdalarıdır, diyorlar. Suyun devamlı bulanık kalması gerekiyor ki onlar balık avlayabilsin diyorlar.

O halde adını koyalım. Yönetenler ve yönetmeye talip olanlar demek ki memleket derdi çekmiyorlar. Dertleri kendileri. Başta kalmak için girişmeyecekleri hile, düzen yoksa bunu halk olarak biz düşüneceğiz. Oyuna gelmeyeceğiz. Oyun bozacak aklı öne çıkaracağız. Memleketi, yalnız kendisini düşünen kan emicilerin, soyguncuların, yağmacıların pençesinden kurtaracağız.

“Beka” demelerine, “Bayrak inmez, ezan susmaz “demelerine aldanmayacağız. Böyle diyerek, saflığımızı, inancımızı güvencimizi kullanarak bizi perişan edecek işlere devam etmelerine göz yummayacağız. Bunu yapmazsak kendimiz ediyor ve kendimiz buluyoruz. Olanları hak ediyor ve memleketi batağa sürüklüyoruz. Kandıranlar kadar hatta daha çok kananların kabahatli olduğunu anlarsak ve olanları hak ettiğimizi bilirsek biz bu dehlizden çıkarız.

İş başa düştüyse yapacağımız, oyun bozmaktır.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Zafer Partisi
Zafer Partisi
Giriş Yap

Haberiniz.com.tr ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!