Onikişubat Kaymakamlığı, okul müdürü C.K., müdür yardımcısı F.B., öğretmen A.T. ve rehber öğretmen E.İ. hakkında “terk”, “suçu bildirmeme” ve “görevi kötüye kullanma” suçları kapsamında soruşturma izni verdi.
Kararda, okul yöneticilerinin saldırı anında öğrencilerin güvenliğini sağlamaya yönelik yükümlülüklerini yerine getirmediği, rehber öğretmenin ise saldırı öncesinde kendisine yapılan uyarılara rağmen gerekli adımları atmadığı yönünde tespitlere yer verildi.
SALDIRIDA 10 KİŞİ HAYATINI KAYBETMİŞTİ
Okulda 15 Nisan’da sekizinci sınıf öğrencisi İ.A.M.’nin düzenlediği silahlı saldırıda öğretmen Ayla Kara ile 9 öğrenci yaşamını yitirmiş, 15 öğrenci yaralanmıştı.
Saldırının ardından Kahramanmaraş Cumhuriyet Başsavcılığı, okul müdürü, müdür yardımcısı ve iki öğretmen hakkında resen soruşturma başlatmıştı. Milli Eğitim Bakanlığı müfettiş raporları, Başsavcılığın yazıları ve Kahramanmaraş Valiliği’nin ön incelemesi sonucu hazırlanan belgeleri değerlendiren Onikişubat Kaymakamlığı, dört eğitim personeli hakkında soruşturma izni verilmesine karar verdi.
YÖNETİCİLERİN BİNADAN ÇIKTIĞI KAMERAYA YANSIDI
Kaymakamlık kararına göre okul müdürü C.K. ile müdür yardımcısı F.B., silah seslerini duyduktan sonra zemin kattan saldırının yaşandığı birinci kata çıktı. İki yöneticinin koridor girişinde saldırıyı gördükten sonra hızla okul binasından çıktığı güvenlik kamerası kayıtlarıyla belirlendi. Müdür ve müdür yardımcısı da ifadelerinde binadan ayrıldıklarını doğruladı.
Kararda, 7528 sayılı Öğretmenlik Meslek Kanunu’nun eğitim ortamlarının güvenliğine dair hükümlerine dikkat çekilerek okul yöneticilerinin öğrencilerin güvenliğinden birinci derecede sorumlu olduğu vurgulandı.
KAYMAKAMLIK KARARINDAKİ DEĞERLENDİRME
Kararda, yöneticilerden silahlı saldırganın üzerine gitmelerinin beklenmediği, ancak mevcut koşullarda öğrencileri koruyacak önlemleri almaları gerektiği belirtildi. Kararda şu ifadelere yer verildi:
“Garantörlük yükümlülüğü çerçevesinde C.K. ve F.B.’den hukuken beklenilen, elbette silahlı bir saldırının üzerine gitmesi değil, mevcut koşul ve imkanlar çerçevesinde saldırıya müdahale etmek olduğudur.”
Öğrencileri güvenli alanlara alma, tahliye etme ya da tahliyeyi organize etme yönünde adım atılmadığı belirtilen kararda şu değerlendirme de yapıldı:
“C.K. ve F.B’nin tüm bunlar yerine, okul binası dışına yönelerek kurumu terk ettiği anlaşılmıştır.”
Müdür ve yardımcısının okuldan çıktıktan sonra 112 Acil Çağrı Merkezi’ni aradığı, ancak öğrencileri korumaya yönelik yükümlülüklerini yerine getirmedikleri değerlendirmesinin yapıldığı aktarıldı.
ÖĞRETMENİN SINIFI UYARMADAN ALT KATA İNDİĞİ BELİRTİLDİ
Soruşturma izni verilen Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi Öğretmeni A.T.’nin, saldırı sırasında derste bulunduğu 5/G sınıfının kapısını aralayarak silah seslerinin geldiği yöne baktığı kaydedildi. Kararda, öğretmenin saldırı olduğunu anladıktan sonra öğrencileri uyarmadan ya da koruyucu bir girişimde bulunmadan zemin kata koştuğu belirtildi. A.T.’nin de ifadesinde bu durumu doğruladığı aktarıldı.
Kaymakamlık, öğretmenin davranışlarının Türk Ceza Kanunu’nun 97. maddesinde düzenlenen “terk” suçunu oluşturup oluşturmadığının adli makamlarca değerlendirilmesi gerektiğini vurguladı.
REHBER ÖĞRETMENE İKİ AY ÖNCE UYARI YAPILMIŞ
Kararda dikkat çeken bölümlerden biri rehber öğretmen E.İ. ile ilgili tespitler oldu. Buna göre saldırıdan yaklaşık iki ay önce aynı sınıftaki bazı öğrenciler, saldırıyı düzenleyen öğrencinin şiddet eğilimi gösterdiğine ilişkin endişelerini rehber öğretmene iletti. Öğrencilerin emniyette birbirleriyle görüşme fırsatı bulmadan aynı yönde ifade verdiği belirtilerek bu uyarıların rehber öğretmene yapıldığı değerlendirildi.
Kararda ayrıca rehber öğretmenin öğrencinin riskli davranışlarından haberdar olduğu, buna rağmen gerekli girişimlerde bulunmadığı ifade edildi.
29 KEZ REHBERLİK HİZMETİ VERİLMİŞ
Kaymakamlık kararında, saldırıyı düzenleyen öğrenciye daha önce 29 kez rehberlik hizmeti verildiği bilgisi de yer aldı. Rehber öğretmenin bildirim yükümlülüğünü yerine getirmediği değerlendirilirken Çocuk Koruma Kanunu’nun ilgili hükümlerine dikkat çekildi.
Kararda, E.İ.’nin öğrencinin anne ve babasının kamu görevlisi olmasından hareketle ailenin daha bilinçli olduğunu varsaydığı belirtildi. Rehber öğretmenin ihmali davranışının “olursa olsun” kastıyla gerçekleştiği yönünde değerlendirme yapılan kararda, bu davranışlar ile ölüm ve yaralanmalar arasında nedensellik bağı bulunup bulunmadığının adli makamlarca araştırılması gerektiği vurgulandı.
AİLE AVUKATI: SORUMLULUK DÖRT KİŞİYLE SINIRLI KALMAMALI
Hayatını kaybeden ve yaralanan öğrencilerin avukatı Furkan Mehmet Cinkara, soruşturma izni kararını adaletin sağlanması yolunda atılmış önemli bir adım olarak nitelendirdi. Cinkara, sorumluluğun yalnızca dört eğitim personeliyle sınırlı tutulmaması gerektiğini belirterek, başta yangın merdiveni ve kaçış yolları olmak üzere okuldaki fiziki güvenlik eksikliklerinin, bunların neden zamanında giderilmediğinin ve kurumsal denetim zincirindeki sorumlulukların da tüm yönleriyle aydınlatılmasını istedi.
Şanlıurfa’daki benzer saldırının ardından bölgedeki okullarda hangi önlemlerin alındığının ve risk değerlendirmesi yapılıp yapılmadığının da araştırılması gerektiğini ifade eden Cinkara, okullarda güvenliğin sağlanmasının devletin temel görevlerinden biri olduğunu, çocukların ve öğretmenlerin okulda güvende olmasının anayasal bir hak olduğunu vurguladı. Cinkara, olayda en küçük ihmali bulunan herkesin yargı önünde hesap vermesi ve benzer acıların yaşanmaması için tüm hukuki ve idari süreçlerin takipçisi olacaklarını söyledi.
REHBER ÖĞRETMENİN TANIKLIĞINA İTİRAZ EDİLMİŞTİ
Kahramanmaraş 3. Ağır Ceza Mahkemesi’nde 4 Eylül’de görülen ilk duruşmada rehber öğretmen E.İ. tanık olarak dinlenmişti. Avukat Cinkara, E.İ.’nin olayda sorumluluğu bulunabileceği gerekçesiyle tanık sıfatıyla dinlenmesine itiraz etmiş ve hakkında suç duyurusunda bulunulmasını talep etmişti.
Soruşturma izni verilen dört kişinin karara karşı Gaziantep Bölge İdare Mahkemesi’ne itiraz hakkı bulunuyor.

