Soruşturma aşamasında savcılığın tutuklama talebi reddedilen 2006 doğumlu Ç.E. hakkında, elektronik kelepçe takılarak konutu terk etmeme şeklinde adli kontrol kararı verilmişti. Ç.E. 29 Ağustos 2025’te bu karara uymayarak firar etti. Ankara 3. Ağır Ceza Mahkemesi, 16 Eylül’de verdiği ara kararla sanığın ifadesinin alınmasının ardından serbest bırakılmasına hükmetti. Ç.E. bir gün sonra ifadesini verip serbest kaldı.
Duruşmada sanığın önceki ifadesi hatırlatıldı. Soruşturmanın başında avukatı eşliğinde verdiği ifadede olayı kabul eden Ç.E., bu kez söz konusu beyanı mağduru korumak amacıyla verdiğini öne sürdü. Ç.E.’nin avukatı ise savunmasında sanığın mağdurun yaşını bilmediğini, mağdurun fiziksel görünüşü ve yaşam tarzı nedeniyle yaşında hataya düşüldüğünü ileri sürdü.
Mağdur vekili Avukat Hüseyin İçyer, kararı hukuken isabetli bulmadıklarını belirterek itiraz ettiklerini söyledi. İçyer, dosyada mağdurun aşamalardaki istikrarlı beyanlarının yanı sıra taraflar arasındaki mesajlaşmaların, adli muayene raporunun ve dijital materyallere ilişkin bilirkişi raporunun bulunduğunu belirtti. Dosyanın yalnızca mağdur beyanına dayanmadığını vurguladı.
İçyer, yaşın bilinmediği savunmasının dosya kapsamıyla örtüşmediğini de savundu. Sanık ile mağdurun yaklaşık 10 yıldır aynı binada oturduğunu, aileler arasında tanışıklık bulunduğunu hatırlattı. Kaçma tehlikesinin bu dosyada varsayım değil, gerçekleşmiş bir olgu olduğunu belirten İçyer, daha önce adli kontrolü ihlal ederek firar etmiş bir sanık bakımından aynı riskin yeniden doğmayacağının hangi somut olgulara dayandırıldığının değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.
Dosyadaki 25 Ağustos 2025 tarihli adli muayene raporunda cinsel istismar bulgularına yer verildiği, 14 Kasım 2025 tarihli bilirkişi raporunda ise mesajlaşmalara ilişkin değerlendirme yapıldığı belirtildi.

