“YAYINDA VEDA EDEMEDİK”
Toktaş, ana kumandayı ellerinde tutabilselerdi izleyicilerle canlı yayında vedalaşacaklarını, ancak buna imkân bulamadıkları için çalışanlarla birlikte YouTube için bir video hazırladıklarını anlattı. Seslerini bir şekilde duyurmaya devam edeceklerini söyleyen Toktaş, bunun hangi mecralar üzerinden olacağının henüz belli olmadığını, planlarını yakında paylaşacaklarını ifade etti.
HAK HABERCİLİĞİ VURGUSU
Halk TV’nin Türkiye’nin en çok izlenen kanallarından biri olduğunu belirten Toktaş, yaşananların halkın haber alma hakkını engellediğini savundu. Kanalın İliç’teki maden faciası, Narin Güran cinayeti, Cerattepe ve Akbelen gibi gelişmeleri yakından takip ettiğini hatırlatan Toktaş, farklı kesimlerin haklarını savunmaya ve mağdurların sesini duyurmaya çalıştıklarını söyledi.
“EKONOMİK OLARAK BOĞULMAK İSTENDİK”
Kanalın geçmişte de çalışanlarının darp edilmesi, tutuklanması, yayın durdurma ve frekans iptali tehditleri gibi baskılarla karşılaştığını anlatan Toktaş, sürecin kanal sahibi Cafer Mahiroğlu’na yönelik hamlelerle başladığını öne sürdü. Toktaş, finansmanın kesilerek yayınların sonlandırılmasının amaçlandığını, ancak ne çalışanların ne de Mahiroğlu’nun susturulabildiğini, bu nedenle kanala el konulduğunu savundu. Dosyalara hâkim olduğunu belirten Toktaş, sürecin gizli tanık ifadeleri üzerinden yürütüldüğünü iddia etti.
“BU GİDİŞAT DOĞRU DEĞİL”
Gazeteciliğin sona ermeyeceğini vurgulayan Toktaş, yaşananların demokrasiye ve basın özgürlüğüne katkı sağlamayacağını, Türkiye’nin bu yayın anlayışına her zamankinden fazla ihtiyaç duyacağını söyledi. Demokratik sınırlar içinde yayın yaptıklarını, iktidar değişimlerinin de demokratik yollarla olması gerektiğini belirten Toktaş, açıklamasını “Tarihin doğru tarafında durma bilinciyle hareket ettik.” sözleriyle tamamladı.

