Uluslararası analiz raporuna göre, haziran ayında endeks sağlayıcısı MSCI, düzenleyiciler harekete geçmediği takdirde Türkiye’nin gelişmekte olan piyasalar statüsünden çıkarak sınır piyasaya (frontier market) düşürülebileceği konusunda uyarıda bulundu. Bu senaryonun gerçekleşmesi durumunda Türkiye, Tunus ve Romanya gibi çok daha küçük ekonomilerin yer aldığı bir varlık sınıfına dahil olma riskiyle karşı karşıya kaldı.
YETKİLİLER GEÇ HAREKETE GEÇTİ, FİYATLAR ÇAKILDI
Yabancı analistler ve yetkililerin bu uyarılarına karşı resmi kurumların geciktiğine vurgu yapılırken, Sermaye Piyasası Kurulu’nun (SPK) ancak ağustos ayı sonlarında bireysel şirket hisselerindeki manipülatif hareketleri durdurmak için adım attığı belirtildi. Yeni kurallara uyum sağlamaya çalışan fon yöneticilerinin ellerindeki varlıkları elden çıkarmasıyla fiyatlar sert bir şekilde düştü. Yatırımcılar kapılara akın etse de çıkış yolları kapandı.
TERA VE BASKI İDDİALARI GÜNDEMDE
Süreci erken fark ederek uyarıda bulunan isimlerin görmezden gelindiği, hatta Türkiye’nin mali suçlar izleme biriminin eski bir başkan yardımcısının Tera ile ilgili şikayetleri sonrasında iki kez gözaltına alındığını belirttiği aktarıldı. Aynı şirketin, kendilerini suçlayan muhabirlere ve sosyal medya kullanıcılarına karşı yasal yollara başvurmakla tehdit ettiği de raporda yer aldı.
ŞİMŞEK PİYASAYI SAKİNLEŞTİRMEYE ÇALIŞTI
Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in piyasaları yatıştırmak için hızlı adımlar attığı hatırlatılırken, 18 Eylül’de yaptığı açıklamada krizin birkaç çürük elmadan ibaret olduğunu belirterek kontrol altına alındığını ve “sistematik bir risk bulunmadığını” vurguladığı ifade edildi. Aberdeen varlık yönetim şirketinden portföy yöneticisi Viktor Szabo da yabancı yatırımcıların bu duruma katıldığını belirterek, krizin genel ekonomiye yayılmadığını ve dövizleşme korkularının yersiz çıkarak yatırımcıların döviz yerine yüksek faizli lira mevduatlarına yöneldiğini kaydetti.
KÜRESEL MERKEZ HEDEFİNE AĞIR DARBE
Yaşanan fon fiyaskosunun, Türkiye’nin son yıllarda küresel bir finans merkezi olma vizyonuna ve Körfez’den gelen sermayeyi çekme iddialarına büyük bir darbe vurduğu belirtildi. RBC BlueBay Asset Management’tan Timothy Ash, dış yatırımcıların Türk hisse senetlerini halihazırda bir “Yaban Batı pazarı” (Wild West market) olarak gördüğünü belirterek, “Tüm bunlardan sonra regülasyon ortamına kim güvenebilir?” sorusunu yöneltti.
SİYASİ KORUMA İDDİALARI VE DERİN YAPI
Analistler, dolandırıcı fon yöneticilerini tutuklamanın tek başına yeterli olmayacağını, otoritelerin neden bu kadar yavaş hareket ettiğinin soruşturulması gerektiğini vurguladı. Ayrıca, bu skandalın sorumlularından bazı faydalanan kişilerin, özellikle Erdoğan’ın yakın çevresinden olmak üzere siyasi koruma gördüğü yönündeki iddiaların da incelenmesi gerektiği ancak şu aşamada böyle bir soruşturmanın görünmediği ifade edildi.
ENFLASYON GİRDABINDA YENİ BİR DERS
Skandalın çok daha geniş bir sorunun belirtisi olduğuna dikkat çekilen analizde, sıradan Türk vatandaşlarının fırlayan tüketici fiyatlarından korunmaya çalıştığı hatırlatıldı. 2022’de %80’i aşan ve halihazırda %30 seviyelerinde seyreden enflasyon karşısında yüksek getiri vaatlerine kapılan pek çok deneyimsiz yatırımcının yüksek volatiliteye sahip hisse senetlerine yöneldiği belirtildi. Yaşananların acı bir ders olduğu vurgulanarak şu nota yer verildi: “Türkiye’de tüketici fiyatları sadece yukarı çıkar, ancak hisse fiyatları da başka yöne gidebilir. Ve bir hisse senedi %7,000 oranında yükseldiğinde, bu kutlama değil endişe sebebidir.”

