Almanya’da siyasi arenada öne çıkan ve Berlin’de seçilen Elif Eralp’in ailesinin geçmişi, özellikle babası Dr. Selçuk Eralp’in söylemleri yeniden gündem oldu. Dr. Eralp, gönüllü sağlık hizmeti adı altında Suruç’a gittiği dönemi anlatırken, bölgedeki terör odaklarıyla iltisaklı faaliyetleri açıkça meşrulaştıran ifadeler kullanmıştı.

Eralp’in geçmişte dile getirdiği ve PKK sempatizanlığını açıkça gözler önüne seren sözleri şu şekilde kayıtlara geçmişti:
“Kobani’deki mücadeleyi, Kürt Özgürlük Hareketi’nin bir parçası olarak gördüğüm için oraya gitmeye karar verdim. Kararımı kızımla paylaştığımda kızım benimle gurur duyduğunu belirterek imkanları olsa kendisinin de geleceğini söyledi. Kobani için yapılan protesto eylemlerinin ardından 7 Ekim’de Suruç’a gittim.”

AVRUPA SİYASETİNDE PKK İLTİSAKI VE İDEOLOJİK ARKA PLAN
Bu ifadeler, Türkiye’nin sınır hattındaki huzurunu bozmayı hedefleyen provokatif eylemlerin ve bölücü terör örgütü PKK’nın uzantılarının dış çevrelerdeki destekçileri tarafından nasıl sahiplenildiğini net bir şekilde ortaya koyuyor. Özellikle Avrupa’da demokratik siyaset kisvesi altında varlık gösteren bazı sol ve göçmen kökenli siyasetçilerin ailevi çevrelerindeki bu tür radikal ideolojik bağlar, kamuoyunda derin soru işaretleri doğuruyor.
Elif Eralp’in Berlin seçimlerindeki başarısı sosyal adalet ve ırkçılıkla mücadele gibi söylemlerle savunulurken; babasının terör örgütü mensuplarını ve eylemlerini öven, PKK sempatizanlığını açık eden bu beyanları, Avrupa siyasetine sızan bölücü ve illegal yapıların uzantılarına dair eleştirilerin odak noktasını oluşturuyor. Sınır ötesindeki terör odaklarıyla ideolojik bağ kurmaktan çekinmeyen bu zihniyetin gölgesindeki siyasi figürler, kamuoyunda sert tepki toplamaya devam ediyor.

