Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu Araştırma Merkezi (DİSK-AR), Ağustos 2026 İşsizlik Sigortası Fonu Bülteni’ni yayımladı. “İşsizlik Sigortası Fonu İşveren Teşvik Fonu’na Dönüştü” başlıklı çalışmada, fon harcamalarının zamanla işsizlere sağlanan desteklerden işverenlere sunulan teşviklere doğru kaydığı savunuldu.
GİDERLERDEKİ DAĞILIM DEĞİŞTİ
DİSK-AR’ın İŞKUR verileri üzerinden yaptığı hesaplamaya göre, 2016’da fon giderlerinin yüzde 37,4’ünü işsizlik sigortası ödemeleri oluştururken bu oran 2026’nın ocak-temmuz döneminde yüzde 31’e düştü. Aynı dönemde işverenlere sağlanan doğrudan ve dolaylı teşviklerin giderler içindeki payı yüzde 20,3’ten yüzde 44,3’e çıktı.
FONUN GELİR YAPISI
İşsizlik Sigortası Fonu, 1999’da 4447 sayılı kanunla oluşturuldu; ödemeler 2002’de başladı. Fonun gelirleri; sigortalıların brüt kazancından kesilen yüzde 1 işçi primi, yüzde 2 işveren primi ve yüzde 1 devlet katkısından oluşuyor. Buna prim gelirlerinin değerlendirilmesinden elde edilen kazançlar da ekleniyor.
Fondan; işsizlik ödemelerinin yanı sıra kısa çalışma, yarım çalışma, ücret garanti fonu ve nakdi ücret desteği ödemeleri yapılıyor. İşveren teşvikleri ile aktif işgücü programlarının finansmanı da aynı kaynaktan karşılanıyor.
HER 100 İŞSİZDEN 17’Sİ ÖDENEK ALABİLDİ
Raporda ödeneğe erişim oranına da dikkat çekildi. TÜİK ve İŞKUR’un Haziran 2026 verilerine göre Türkiye’de 2 milyon 688 bin resmi işsiz bulunurken, aynı dönemde 460 bin 501 kişi işsizlik ödeneğinden yararlanabildi.
Buna göre resmi işsizlerin yüzde 82,9’una denk gelen yaklaşık 2,2 milyon kişi ödenek alamadı; yararlananların oranı yüzde 17,1 olarak hesaplandı.
DİSK’İN TALEPLERİ
Konfederasyon raporun sonuç bölümünde, fonun kuruluş amacına uygun kullanılmasını ve işsiz kalan tüm çalışanlar için gerçek bir gelir güvencesi oluşturmasını istedi. İşveren teşviklerinin fondan karşılanmasına son verilmesini talep eden DİSK; ödeneğe erişim şartlarının kolaylaştırılmasını, prim günü ve kesintisiz çalışma kriterlerinin yeniden değerlendirilmesini, ödeme süresinin uzatılmasını ve tutarların artırılmasını savundu.
Ödeneğin alt sınırının asgari ücretin altında olmaması gerektiğini belirten konfederasyon, fonun gelir ve giderlerinin şeffaf hale getirilmesini, fon yönetiminde işçi ve sendikaların söz hakkının artırılmasını, kaynağın bütçe açıklarının finansmanı ya da işveren maliyetlerinin düşürülmesi amacıyla kullanılmamasını da talep etti.

