Yıllardır terörle mücadelede kararlılık vurgusu yapan ancak arka planda atılan adımlarla kamuoyunu sürekli şüphede bırakan hükümet, İmralı’daki bu fiziksel değişiklik konusunda da sınıfta kaldı. Daha önce adadaki yapılaşma iddialarını net bir şekilde açıklamayan, süreci şeffaflıktan uzak bir dille yürüten iktidar, toplumun hassasiyetlerini göz ardı etmekle eleştiriliyor. Hükümetin terörle mücadelede net ve kararlı bir çizgi izlemek yerine, anlık siyasi hesaplarla süreci manipüle etmesi ve toplumu tatmin edici açıklamalar yapmaktan kaçınması büyük bir zaafiyet olarak göze çarpıyor.
DEM PARTİ’DEN SKANDAL DAYATMALAR VE SIKIŞTIRMA SİYASETİ
Hükümetin bu zaaflarından ve kararsız tutumundan cesaret alan DEM Parti İmralı Heyeti üyesi Mithat Sancar, son iki aydır yaşanan duraklamayı bahane ederek pişkince yeni tavizler koparma peşine düştü. Öcalan’ın yeni yerleşkeye geçmesini fırsat bilen Sancar, terör elebaşını meşrulaştırmaya yönelik adımların hızlandırılmasını istedi. Meclis’in ve devletin kurumlarını baskı altına almaya çalışan DEM Parti, Öcalan’a özel statü verilmesi ve kurul üyelerinin adaya gönderilmesi gibi skandal dayatmaları yüksek sesle dillendirmeye devam ediyor.
MİLLETİN HASSASİYETLERİ YOK SAYILIYOR
Hem iktidarın samimiyetsiz ve kapalı kapılar ardında yürütülen politikaları hem de terör uzantılarının her fırsatta Türkiye’yi kendi ajandalarına göre dizayn etme çabası, ülkenin en temel meselelerinde büyük bir tıkanıklık yaratıyor.Şehit ailelerinin ve Türk milletinin hassasiyetleri hiçe sayılarak yürütülen bu süreç, ne iktidara güven bırakıyor ne de terör gölgesinin siyaset üzerinden kalkmasına izin veriyor.

