Dini cemaat ve tarikat yapılarına bağlı olarak faaliyet gösteren televizyon ve radyo kanalları, kamu bankaları ile devlete ait şirketlerin reklam bütçelerinden aslan payını almaya devam ediyor. Yayın çizgileri bilimden ve evrensel değerlerden uzak olan bu yapılar, halkın vergileriyle finanz edilerek medya sektöründe haksız bir rekabet avantajı elde ediyor.
RTÜK’ÜN ÇİFTE STANDARDI VE CEZASIZLIK ZIRHI
Bağımsız ve eleştirel yayın yapan kanallara en küçük bir eleştiride dahi ağır para ve ekran karartma cezaları yağdıran RTÜK, cemaat kanallarının tahrif edilmiş, hurafelerle dolu ve toplum sağlığını ya da laikliği hedef alan yayınlarına karşı kör ve sağır kalmayı sürdürüyor. Cemaat kanallarına sağlanan bu koruma zırhı, yayıncılık ilkesinin kişiye ve kuruma göre işletildiğini kanıtlıyor.
MEDYADA TEKLEŞTİRME VE KAYRANMA DÜZENİ
Halkın doğru bilgiye ulaşma hakkını gasp eden ve dini söylemler üzerinden siyasi propaganda yürüten bu kanalların izlenme ve erişim oranlarındaki artış, tesadüfi bir başarı olarak değerlendirilmiyor. Kamusal imkanların systematically aktarıldığı bu yayın ağı, iktidarın toplumu dönüştürme ve medyayı tekele alma projesinin en kullanışlı aparatlarından biri olarak öne çıkıyor.

