Rahminde yaklaşık 33 milimetrelik tip 2 miyom tespit edilen 32 yaşındaki Angı, histeroskopik miyomektomi sırasında durumu kötüleşince yapılan müdahalelere rağmen kurtarılamadı. Ailenin şikâyeti üzerine başlatılan soruşturmanın ardından ameliyattan sorumlu kadın hastalıkları ve doğum uzmanı Mete Ç. ile birlikte 9 sanık hakkında taksirle öldürme suçundan Antalya 15’inci Asliye Ceza Mahkemesi’nde dava açıldı.
Yargılama sırasında dosyaya giren yazışma, tutanak ve tanık beyanlarında, ameliyatta kullanılan histeroskopi sisteminin hastane envanterinde bulunmadığı ve “demo” olarak getirildiği öne sürüldü. Cihazı kullanan personelin yetki ve eğitim durumu da mahkemenin incelediği başlıklar arasında yer aldı.
Rapor: Ölüm aşırı sıvı yüklenmesinden
Davanın dördüncü duruşmasının ardından dosya, ölüm nedeni ve sağlık çalışanlarının kusur durumunun belirlenmesi için Adli Tıp Kurumu’na gönderildi. 3. Üst Kurul’un 23 Temmuz 2026 tarihli raporunda ölümün, ameliyat sırasında meydana gelen aşırı sıvı yüklenmesi sonucu gerçekleştiği belirtildi.
Rapora göre operasyonda 3 bin cc’lik 8 izotonik, yani toplam 24 litre sıvı kullanıldı; işlem sonunda rahme giren ve çıkan sıvı arasındaki fark 1500 cc olarak hesaplandı. Ancak ameliyat öncesinde 58 kilo olan Angı’nın otopside 74 kilo tartılması, vücut ağırlığının 16 kilo artması ve yaygın ödem bulunması nedeniyle bu hesabın gerçeği yansıtmadığı değerlendirildi. Yeniden canlandırma sırasında verilen sıvılar da hesaba katıldığında sıvı açığının 1500 cc olamayacağı kaydedildi.
Kusur oranları belirlendi
Raporda, verilen ve geri alınan sıvı arasındaki farkın takibinin cerrahi ekibin sorumluluğunda olduğu, aşırı sıvı yüklenmesinin erken bulgularının ise anestezi ekibinin kontrolleriyle saptanabileceği belirtildi. Uygun aralıklarla sıvı açığı hesaplanmadan ameliyata devam edilmesinin tıbben uygun olmadığı değerlendirilerek cerrah Mete Ç.’nin tıp biliminin genel kabul görmüş ilke ve kurallarına uygun hareket etmediği ifade edildi; kusurunun ölüme etkisi 8’de 4 olarak belirlendi.
Operasyonun yaklaşık 15-20’nci dakikasında serum setine basınçlı sıvı ve kan gelmesi üzerine işlemin ve su akışının durdurulduğu, anestezi ekibinin kontroller yaptığı kaydedildi. Buna karşın ritim ve tansiyon kontrollerinin ardından operasyona devam edilmesine onay verilmesinin tıbben uygun olmadığı belirtildi. Anestezi uzmanları Bilge K. ve Nurten K.’nin eylemleri de kusurlu bulundu; iki hekimin kusurunun ölüme etkisi 8’de 2 olarak değerlendirildi.
Sanık avukatları rapora itiraz ederek yeni bir bilirkişi incelemesi yapılmasını talep etti. Dava sürüyor; sanıklar hakkında verilmiş bir hüküm bulunmuyor.
Aile: “Basit bir ameliyat denilmişti”
Baba Ayhan Angı, kızının ölümünün tüm yönleriyle araştırılmasını istediklerini söyledi. Ameliyatın kendilerine basit ve güvenli anlatıldığını belirten Angı, modern bir cihazla sıvı verileceğinin, miyomun görülüp alınacağının ve kızının kısa sürede taburcu olacağının söylendiğini aktardı. “5 Nisan 2022’de üç kişi birden öldük” diyen Angı, o günden beri ailece yaslarını yaşadıklarını ifade etti.
Kızının hastaneye 58 kilo girdiğini, otopside 74 kilo tartıldığını hatırlatan baba Angı, klasik otopsi raporunda sıvının belden yukarıya kadar vücutta bulunduğunun, beyinde de yaklaşık 400 gram sıvı olduğunun yazdığını söyledi. Kusurun 8’de 4’ünün cerrahiye, 8’de 2’sinin anesteziye verildiğini belirterek kalan 8’de 2’nin kime ait olduğunu merak ettiğini dile getirdi.
Anne Vicdan Angı ise Türk adaletine güvendiğini, raporla birlikte bir nebze rahatladıklarını söyledi. Anneliğinin ve anneanne olma ihtimalinin ellerinden alındığını, artık kendisine kimsenin “anne” demediğini ifade etti. Ailenin, kızlarının adını yaşatmak için biri Akdeniz Üniversitesi’nde olmak üzere iki konferans salonu yaptırdığı belirtildi.

