15-20 METREDE SIRIK MESAİSİ
Yörede “sırıkçı” olarak adlandırılan erkek işçiler, kestaneleri dalından indirmek için 15-20 metre yüksekliğindeki ağaçlara tırmanıyor. 3 ila 5 metre uzunluğundaki sırıklarla dalları çırpan işçiler, kestanelerin dikenli kabuklarıyla birlikte yere düşmesini sağlıyor. Dallar arasında dengeyi korurken sırığı yönlendirmek ve savrulan dikenli kabuklardan korunmak ciddi bir ustalık gerektiriyor.
KADINLAR ENGEBELİ ARAZİDE TOPLUYOR
Yere düşen kestaneler, kadın işçiler tarafından dikenli kabuklarına dikkat edilerek tek tek toplanıyor. Ağaçların büyük bölümünün dik ve engebeli arazilerde bulunması toplama işini zorlaştırıyor. Çuvallara doldurulan ürünler, erkek işçiler tarafından özel hazırlanmış kuyulara taşınıyor.
BİR AY KUYUDA BEKLETİLİYOR
Dikenli dış kabuğun çürüyüp kestaneden kolayca ayrılabilmesi için ürünler bir ay boyunca kuyularda bekletiliyor. Ardından makinelerle ayıklanan kestaneler tüketiciye ulaşmaya hazır hale geliyor.
YEVMİYE 5 BİN VE 2 BİN 500 LİRA
Yüksek risk ve beden gücü gerektiren bu işte sırıkçılar günlük yaklaşık 5 bin lira, toplayıcı kadınlar ise 2 bin 500 lira yevmiye alıyor.
“BASTIĞIN YER SAĞLAM OLMALI”
Sultanhisar’ın Malgaçemir Mahallesi’nde çalışan sırıkçı Tarık Sarı, işlerinin hayati risk taşıdığını, sağlam basmazlarsa düşüp yaralanabileceklerini ve ölüm riskiyle karşılaşabileceklerini anlattı. 50 yıldır bu işi yapan 66 yaşındaki babası Hasan Sarı ise herkesin yapabileceği bir iş olmadığını, ağacın sağlamlığına ve ayak altındaki kaygan yapraklara dikkat etmek gerektiğini söyledi. İşçilerden Mustafa Ören, dikkatli olmasına rağmen iki kez gözüne kestane kabuğu geldiğini, ağaca çıkmaktan çok orada iş yapabilmenin önemli olduğunu ifade etti. Kadın işçiler Yasemin Ören ve Esengül Sarı da gün boyu eğilerek çalıştıkları için bedenen çok zorlandıklarını dile getirdi.

