ABD tahvil getirileri gerilemesine rağmen altının toparlanma gösterememesi de piyasadaki kırılganlığı gözler önüne serdi. Analistler kısa vadede satış baskısının sürebileceğini belirtirken, uzun vadeli yükseliş senaryosunun henüz geçerliliğini yitirmediğini vurguluyor.
ALTINDA YENİ DİP BEKLENTİSİ
Değerli metaller analisti Przemyslaw Radomski, altındaki düşüşün henüz sona ermemiş olabileceğini, önümüzdeki gün ya da haftalarda yeni diplerin görülebileceğini söyledi. Radomski, altının 2026’nın en düşük seviyelerine yeniden inmesini de ihtimal dahilinde görüyor.
Ancak analistin kısa vadeli kötümser tablosu, uzun vadeli yükseliş beklentisini bir kenara bıraktığı anlamına gelmiyor. Radomski’ye göre altın ve gümüşte birkaç hafta ya da birkaç ay sürebilecek bir düzeltmenin ardından fiyatlar yeniden yukarı yönlü hareket edebilir. Bu nedenle güncel fiyat hareketlerini değerlendirirken kısa ve uzun vadeyi birbirinden ayırmak gerekiyor.
NAKİT İHTİYACI ALTINI DA AŞAĞI ÇEKİYOR
Radomski’nin altını çizdiği risklerin başında piyasalardaki nakit ihtiyacının artması geliyor. Hisse senetlerinde kayıp yaşayan yatırımcıların nakde ulaşmak için elindeki diğer varlıkları da satması, altın gibi geleneksel güvenli limanlarda da fiyatların düşmesine neden olabiliyor.
Belirsizlik dönemlerinde talep gören bir yatırım aracı olmasına rağmen altın, bu süreçte satış baskısının dışında kalamıyor. Yatırımcıların likidite ihtiyacını karşılamak için değerli metallere yönelmek yerine mevcut pozisyonlarını kapatması, kısa vadeli dalgalanmaları daha da sertleştirebiliyor.
OCBC KISA VADEDE TEMKİNLİ
OCBC stratejistleri, ABD tahvil getirilerinde belirgin bir gerileme yaşanmasına karşın altının bundan destek alamadığına dikkat çekti. Olağan koşullarda getirilerdeki düşüşün altını yukarı taşıması beklenirken fiyatların toparlanamaması, piyasadaki zayıf görünümün devam ettiğine işaret ediyor.
Banka, altın fiyatlarının istikrar kazanabilmesi için petrol fiyatlarının gevşemesini ve reel faizlerin biraz daha gerilemesini önemli buluyor. Bununla birlikte OCBC, bu gelişmelerin altın fiyatlarına olumlu etkisi açıkça görülmeden kısa vadeli beklentilerini iyimser yöne çekmeye hazır değil.
PETROL VE FED POLİTİKASI BASKIYI BÜYÜTÜYOR
TD Securities Kıdemli Emtia Stratejisti Ryan McKay, altının petrol piyasasındaki gelişmeler, faiz beklentileri ve ABD Merkez Bankası’nın (Fed) para politikası nedeniyle baskı altında kaldığını söyledi. McKay, trend takip eden sistematik fonların yoğun satışlarının son dönemdeki düşüşü hızlandırdığını da belirtti.
Brent petrolün varil fiyatının 117 doların üzerinde kapanış yapması, enerji kaynaklı enflasyon kaygılarını yeniden alevlendirdi. Petroldeki yükselişin enflasyonist baskıyı artırabileceği beklentisi, Fed’in faizleri daha uzun süre yüksek tutabileceği görüşünü destekliyor. Bu tablo, faiz getirisi sunmayan altının cazibesini azaltarak fiyatlar üzerindeki baskıyı artırıyor.
PİYASA FAİZ ARTIŞINI FİYATLIYOR
CME FedWatch verilerine dayanan piyasa fiyatlamalarına göre Fed’in aralık ayında faiz artırma ihtimali yüzde 79,4 olarak hesaplanıyor. 27-28 Ekim’deki toplantıda ise faizlerin sabit bırakılma olasılığı yüzde 90,6 seviyesinde bulunuyor.
Faiz beklentilerindeki bu değişim, altının kısa vadede hangi yöne gideceği açısından belirleyici önem taşıyor. Fed’in enflasyonla mücadelede sıkı para politikasını sürdürmesi, altını baskılayabilecek etkenler arasında yer alıyor. Bu nedenle yatırımcılar yalnızca faiz kararını değil, politika yapıcıların önümüzdeki döneme ilişkin verdiği sinyalleri de yakından izliyor.
TEKNİK TABLODA 4 BİN 15 DOLAR DİRENCİ
FXStreet’in günlük grafik analizine göre altın, 100 günlük hareketli ortalamasının altında işlem görüyor. Göreli güç endeksinin (RSI) 34,13’e gerilemesi, satış baskısının güçlü olduğunu gösterirken göstergenin aşırı satım bölgesine yaklaştığını da ortaya koyuyor.
Teknik görünümde ilk kritik direnç 4 bin 15 dolar seviyesinde yer alıyor. Bu seviyenin aşılması halinde sırasıyla 4 bin 130 dolar ve 4 bin 220-4 bin 240 dolar bandı gündeme gelebilir. Bu direnç bölgelerinin geçilmesi, kısa vadeli düşüş eğiliminin zayıfladığının işareti olarak yorumlanabilir.
Öte yandan göstergelerin aşırı satım bölgesine yaklaşması, tek başına yükselişin başlayacağı anlamına gelmiyor. Altında kalıcı bir toparlanma için fiyatların dirençleri aşması ve piyasa koşullarının destekleyici bir hal alması gerekiyor.
GÜMÜŞTE KAYIPLAR DERİNLEŞTİ
Altındaki gerilemeye gümüş de eşlik ediyor. Ocak ayında 120 dolar civarına kadar tırmanan gümüş, zirvesine göre değerinin yarısından fazlasını yitirdi. Bu sert düşüş, değerli metallerdeki genel satış dalgasının gümüş piyasasını da etkisi altına aldığını gösteriyor.
Analist Jesse Colombo, gümüşte olası bir toparlanma için 50 dolar seviyesinin korunmasını kritik buluyor. Bu eşiğin öne çıkması, yatırımcıların gümüşteki destek bölgelerini de yakın takibe almasına yol açıyor.
GÖZLER FED KARARI VE ENFLASYON VERİSİNDE
Altının kısa vadeli seyri açısından ilk büyük sınav, Fed’in 28 Ekim’de açıklayacağı faiz kararı ve başkanın yapacağı değerlendirmeler olacak. Para politikasının geleceğine dair verilecek mesajlar, dolar ve tahvil getirileri üzerinden altın piyasasında yeni hareketlenmeleri tetikleyebilir.
Piyasaların yakından izleyeceği bir diğer gelişme ise ABD’de 29 Ekim’de yayımlanması beklenen kişisel tüketim harcamaları (PCE) enflasyon verisi olacak. Fed’in enflasyon değerlendirmelerinde ağırlık verdiği göstergeler arasında yer alan PCE, faiz beklentilerinin şekillenmesinde etkili olabilir.
Altındaki kısa vadeli görünüm; petrol fiyatları, enflasyon kaygıları ve Fed politikası arasındaki dengeye bağlı kalmaya devam ediyor. Analistlerin yorumları, önümüzdeki günlerde yeni diplerin görülebileceğine işaret ederken, olası bir toparlanma için ekonomik verilerin ve teknik direnç seviyelerinin yakından takip edilmesi gerektiğini ortaya koyuyor.

