Üç yıl oldu, İstanbul’a geleli. Her gün Askerlik Şube’den servise binip Karacaahmet’ten geçeceğimiz üç trafik işaret levhalarını bıkmadan, usanmadan sayıyorum. Çünkü o üçüncü levhadan sonra, tam Karacaahmet Sultan Cem Evi’nin önünden sola doğru hafif bir dönemeç var ya, tam o köşeyi bekliyorum, size selam vermek için.
Her gün heyecandan düşünüp düşünüp duruyorum: Acaba bugün nasıl selam versem, neler söylesem?
Biliyorum, çocukça bir şey bu.
Belki bana her gün gülüyorsunuz.
Ben size her gün selam verirken sizden bir şeyler duyuyorum, kulağıma bir şeyler fısıldıyorsunuz, taa yüzyıllar öncesinden.
BOZKURTLARIN ÖLÜMÜ'nden…
Tarihin tozlu topraklarına gidiyorum. Vey ırmaklarında atların sesini, Kürşad'ın naralarını duyuyorum. Almıla'yı, Böğü Alp'ı, Sançar'ı Yamtar'ı, Gök Börü'yü tanıma fırsatı buluyorum. Orta Asya'yı, Ötüken'i adım adım dolaşıyorum. Kâh yürüyorum, kâh koşuyorum. Kimi zaman yorulup, uyuyorum. Gece ateş yakıp, kımız içiyorum, kendime geliyorum. Göç ediyorum. Çaşıtları tek tek tespit ediyorum.
Çin baskılarına rağmen kaybetmediğimiz TÜRK KİMLİĞİMİZİ görüyorum. Ve Kürşad'ı görüyorum. Siganfu baskınıyla, KÜRŞAD İHTİLALİ'yle, 40 çeriyle Türklerin yenilmezliğini görüyorum. Ve Kürşad'ın son duruşunu görüyorum. Hıçkırıklara boğuluyorum…
BOZKURTLAR DİRİLİYOR'dan…
Bir kağanlığın kuruluşuna şahit oluyorum. Kutluk Şad'la (İlteriş Kağan'la) yollara düşüyorum. Urungu'nun intikamını alışını ve Ay Hanım'a olan aşkına şahitlik ediyorum. Bir devletin kuruluşunu ve ilelebet yaşatacak bir Türk ırkını görüyorum.
RUH ADAM'dan…
Selim Pusat'a âşık oluyorum. Güntülü'yü kıskanıyorum. Yerinde olsam: Ne yapardım? diye hayal alemine dalıyorum. Selim'in ismini karalıyorum defterimin köşelerine. Ah Selim ah ve ah Güntülü ah!
Kaç genci daha kendinize aşık edeceksiniz?
Deli Kurt’tan…
Çeşme başındaki o ay parçası, gizemli Gökçen’i görüyorum, onunla tanıştırıyorsunuz. Deli Kurt’un gözlerindeki Gökçen’i görüyorum, bu tılsımı tarif edemiyorum…
Bu sabah geçerken size ne söyleyeceğimi çok iyi biliyorum Hocam:
"Vaktiyle bir Atsız varmış, var olsun!"
Ya siz bana bugün neler fısıldayacaksınız?
Neler söyleyeceksiniz?
Bugün yanınızdan geçerken servisi kullanan abimize: Biraz yavaş git abi, diyeceğim.
Çünkü bugün Vey ırmakları, Asi nehri gibi ters akıyor.
Çünkü bugün Ötüken diyarlarından Kürşad’ın sesi hıçkırıklarla geliyor.
Çünkü bugün Gökçen çeşme başından değil, Karacaahmet’ten gözüküyor.
Çünkü bugün milyonlar size sesleniyor.
Çünkü bugün sadece ben değil herkes sizi dinlemek istiyor.
"Vaktiyle bir Atsız varmış, var olsun!"