Arzu Güven
  1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. Babamın Sümerbank Pijamalı Pazar Kahvaltısı – Uzak Türkiye

Babamın Sümerbank Pijamalı Pazar Kahvaltısı – Uzak Türkiye

featured
0
Paylaş

Arzu Güven’in bu anlatısı, Sümerbank pijamalı bir babanın gazete okuduğu ve annenin çiçekleriyle ilgilendiği huzurlu bir Pazar sabahı üzerinden derin bir toplumsal özlemi dile getirir. Yazar, çocukluk anılarındaki aile sıcaklığını, Cumhuriyet’in sembolü olan kurumların özelleştirilerek yok edilmesiyle harmanlayarak bir dönem eleştirisi sunar. Metinde, sanayileşmeden klasik müziğe kadar uzanan Cumhuriyet mirasının modernleşme çabaları ile günümüzün sosyal ve siyasi çıkmazları arasındaki keskin tezat vurgulanır. Sevgi ve emek kavramlarını annesinin el işlerinde ve çiçeklerinde bulan anlatıcı, geçmişin naif değerlerine duyduğu hasreti sanatsal bir dille aktarır. Nihayetinde bu kaynak, yitirilen toplumsal refahı ve kültürel birikimi nostaljik bir perspektifle yeniden inşa etmeye çalışır.

 

Kahvaltı sofrasında annemin reçelleri dizilmiş: Vişnenin koyu lalesi, kayısının gün batımı, incirin ballı sırrı… Kaşık şangırdadıkça, kavanozların içinde hapsolmuş yazlar uyanıyor. Babam damak çatlatan lezzetlere doyunca masadan kalkıp cam kenarındaki koltuğuna yerleşiyor.

Sümerbank pijamasıyla sade kahvesini içerken, Cumhuriyet gazetesini okumaya koyuluyor.

O sırada balkon, başka bir memlekete açılıyor.

Annem, menekşenin kadife yaprağına eğiliyor, orkidenin beyaz inatçılığına fısıldıyor, mum çiçeğinin damlalarını sayıyor.

Begonvile ninniler yakıyor… Bir de adını hatırlamadığım, kokusu burnumda tütenler var… Hepsine ayrı bir türkü, ayrı bir su.

Çiçeklerle söyleşiyor, sorularına cevap bekliyor.

“Bugün nasılsınız güzellerim?”

Tek taraflı, imkânsız, inatçı bir aşk!

Balkona çıkıp sesleniyorum:

“Anneee, bitkiler seni duymaz ki!”

Gülümsüyor…

Sevgi emektir kızım. Emek ki mermeri dahi yosun tutturur.” Çocuk aklım bu süslü lafları kesmiyor ama annemin gülüşündeki sırrın şifasını biliyorum.

Hiçbir kitapta yazmayan bir sır!

Babamın sesi yükseliyor salondan.

Okuduğu her satırda alnındaki vadiler derinleşiyor, yüzüne gölge düşüyor; gazeteyi dizine vuruyor. Öfkeden kıpkırmızı söyleniyor:

“Hanım! İşittin mi? ‘Benim memurum işini bilir, demiryolları komünist memleket işidir. Ben zenginleri severim’ diyor Turgut Özal!”

İşçi düşmanı liberal Özal, “Halkın sırtındaki kambur” diyerek Sümerbank’ı Hayyam Garipoğlu’na sattığında takvimler 1995’i gösteriyordu.

2002 ise, AKP’nin Maliye Bakanı Haramzade Kemal Unakıtan’ın dudaklarından dökülen o zehirle: “Satıyoruz, satıyoruz, bitmiyor. Ne komünist ülkeymişiz!” son fabrikaya da kilit vuruldu

Fikir babası Atatürk olan, 1933’te SSCB’den alınan krediyle kurulan Cumhuriyet mirası sadece ilk tekstil fabrikası değil, bir medeniyetti. Futbol takımı, klasik müzik çalan işçi orkestrası, radyosu, işçi okulları olan bir kalkınma ve istihdam merkeziydi.

Pazar sabahına geri dönelim…

1989’a, babamın koltuğunda Sümerbank pijamasıyla gazetesini okuduğu, annemin balkonda çiçekleriyle ahitleştiği o dem’e….

Minicik Arzu’nun, dünyanın bütün fırtınalarından azade, sıcak yuvasına gidelim.

Vaktidir…

Televizyondan Hikmet Şimşek’in sesi duyuluyor: “Sayın dinleyiciler, TRT Pazar Konseri’ne hoş geldiniz.”

Babamın yüzü yumuşuyor. Gazeteyi bırakıyor.

Annem sevinçli bir çocuk gibi koşup televizyonun sesini açıyor. Sonra babamın karşısına, kendi mevzisine kuruluyor.

Dizlerindeki çantadan bana ilmek ilmek ördüğü çeyizlik dantel masa örtüsünü çıkarıyor. Umudu ileri sarar gibi, mirasımı örüyor…

“Bize” doyamayacağımızdan bihaber

Bir yandan da mırıldanıyor:

“Kız beşikte, çeyiz sandıkta…”

Ve bugün…

Yasaklar, yolsuzluk, yoksulluk… Kadınların adı her gün bir eksik. Gençler geleceksiz, doğa katliamları can yakan ağıt, hayvanlar dilsiz birer çığlık.

Nice yürek yangını

Bir de nur topu gibi mutlak butlan!

Başa dönersek:

Türk halkına dünya çapında başyapıtları tanıtan, klasik müzik sevgisini aşılayan, “Devlet Sanatçısı” Hikmet Şimşek’i* saygıyla anıyor, bu güzel eseri buraya bırakıyorum.

Büyük Rus piyanist Sviatoslav Richter:

Mozart Piano Concerto K271

Açın sesini Cancağızım.

 

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Giriş Yap

Haberiniz ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!