Atsız Burucu
  1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. 180 Derecelik Halk

180 Derecelik Halk

featured
0
Paylaş

Atsız Burucu’nun bu metni, modern toplumdaki etik çöküşü ve bireylerin görünüş ile öz arasındaki çelişkisini sarsıcı bir dille eleştirmektedir. Yazar, insanların dürüst olmaktan ziyade dürüst görünmeye odaklandığını ve çıkarları uğruna değerlerinden hızla vazgeçebildiğini savunur. Özellikle siyaset ve sosyal medya üzerinden şekillenen bu yeni ahlak anlayışı, gerçeklikten kopuk bir alkışlanma arzusuna dayandırılır. Toplumun tutarsız tavırları “180 derecelik bir savruluş” olarak nitelendirilirken, asıl tehlikenin ekonomik değil vicdani bir pusula kaybı olduğu vurgulanır. Metin, toplumsal iyileşmenin ancak bireyin başkalarını suçlamak yerine kendi öz eleştirisini yapmasıyla mümkün olabileceği uyarısıyla sona erer. Hakikatin öldüğü bir düzende hiçbir yapının kalıcı olamayacağı gerçeği, okuyucuya bir uyanış çağrısı olarak sunulur.

 

Bir çağ düşünün…

Herkes adaletten söz ediyor ama kimse kendi adaletsizliğini görmüyor.

Herkes dürüstlük nutku atıyor ama çıkarına dokunduğu anda doğrular eğilip bükülüyor.

Herkes haysiyetli olduğunu söylüyor fakat en küçük menfaat karşısında karakterini pazarlığa açabiliyor.

Topluma bakıyorsunuz; herkes haklı. Sosyal medyaya bakıyorsunuz; herkes vicdanlı. Siyasete bakıyorsunuz; herkes millet sevdalısı.

Kimse kötü değil. Kimse yanlış yapmıyor. Kimse yalancı değil.

Peki o zaman bu çürümeyi kim üretiyor?

Bu kadar adaletsizlik varsa adaletsizler nerede?

Bu kadar yalan varsa yalancılar kim?

Bu kadar ihanet varsa hainler nerede?

Ortada çok garip bir düzen var.

Suçu herkes işliyor ama suçlu kimse olmuyor.

Çünkü artık insanlar gerçeği yaşamıyor; gerçeğin görüntüsünü yaşıyor.

İnsanlar dürüst olmaktan çok dürüst görünmeye çalışıyor.

Vicdanlı olmaktan çok vicdanlı görünmeye çalışıyor.

Haklı olmaktan çok alkışlanmak istiyor.

Çağın en büyük hastalığı budur: Görünüş ahlakı.

Özellikle siyaset bunun en çıplak sahnesi hâline geldi. Dün “kara” dediğine bugün “ak” diyebilen insanlar var. Daha vahimi, toplum bunu yadırgamıyor bile. Çünkü siyasetçi tek başına dönüşmez. Halk hangi yöne eğiliyorsa siyaset de oraya akar.

Bir toplum dün savunduğunun tam tersini bugün rahatça alkışlayabiliyorsa, orada fikir değil çıkar yön veriyor demektir.

İlke yoksa dönüş kolay olur.

Omurga yoksa her rüzgâr yeni bir hakikat üretir.

Bugün yaşadığımız şey tam olarak budur: 180 derecelik bir toplum.

Görünürde başka, gerçekte başka.

Konuşurken başka, yaşarken başka. İnandığını söylerken başka, çıkarı değişince başka.

İnsanlar artık aynaya değil, kameraya yaşıyor.

Vicdan için değil, izlenmek için tepki veriyor.

Doğruyu savunmuyor; kendisine faydalı olanı “doğru” ilan ediyor.

Bu yüzden kötüler ortalıkta görünmüyor.

Çünkü kötülük artık saklanmıyor; makyaj yapıyor.

Bir toplumun en tehlikeli çöküşü ekonomik değildir.

Ahlaki pusulanın bozulmasıdır.

Çünkü pusula bozulunca insanlar kuzeye giderken güneye yürüdüğünü fark etmez.

Bizim bugün yaşadığımız tam olarak budur. 180 derecelik bir savruluş.

Düzelmek zorundayız.

Önce başkalarını değil kendimizi sorgulayarak…

Önce Ben gerçekten doğru muyum? diye sorarak…

Çünkü herkesin haklı olduğu yerde hakikat ölür.

Ve hakikatin öldüğü yerde hiçbir toplum uzun süre ayakta kalamaz.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Giriş Yap

Haberiniz ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!