Bu köşe yazısı, Donald Trump’ın pragmatik ve ticari odaklı liderliğinin küresel siyaset ile Avrupa üzerindeki sarsıcı etkilerini ele almaktadır. Yazar, Avrupa Birliği ve NATO’nun ABD desteği olmadan askeri ve siyasi açıdan yetersiz kaldığını vurgulayarak mevcut düzeni eleştirmektedir. ABD, Rusya ve Çin arasındaki güç dengelerinin yeniden şekillendiği bu dönemde, geleneksel ittifakların yerini ekonomik çıkarların ve güç politikasının aldığı savunulmaktadır. Özellikle Grönland ve İran gibi kriz noktaları üzerinden, uluslararası kurumların işlevsizleştiği ve dünyanın yeni bir belirsizliğe sürüklendiği ifade edilmektedir. Türkiye’nin iç ve dış siyasetine de değinen kaynak, küresel ölçekte değişen dengelerin hem bölgesel hem de kıtasal düzeyde yarattığı korku ve hazırlıksızlığı analiz etmektedir.
Merhaba değerli okurlarımız, bugünlerde o kadar ilginç olaylar oluyor ki, Avrupa’nın “Kâğıttan Kaplan” olduğu ve NATO’nun ABD olmadan ayakta duramayacağı gerçeğini herkese gösterdi. Bu arada “Türkiye Yüzyılı” derken “Trump Yüzyılı” yaşanıyor…!
Donald Trump ABD Başkanı olduğunda, bugünlerde olacakları asla hayal bile edemezdik. Her şey “ABD Ulusal Güvenlik Planı” açıklandığında başladı.
Bu plan Dünyayı “ABD-Rusya-Çin” arasında paylaşmayı anlatır gibiydi. Aslında Trump “Ukrayna Sorununda” Avrupa’yı pek de önemsemeyerek ilk sinyali vermişti.
Kim ne derse desin, “Trump ABD Çıkarlarını” korumayı ön plana alıyor.
Ancak burada altı çizilmesi gereken konu, bu “İşi Tüccar Kafasıyla” yapıyor olması.
Daha göreve başlar başlamaz “Gümrük Vergileri” konusunu ele alması ve birçok yabancı mallara “Gümrük Vergilerini Yükseltmesi” çok önemli hamleydi.
Hele bizim ülkede ABD mallarına “Gümrük Vergisini” kaldıranları görünce, ülkemizin çıkarlarının yerine koltuklarının sağlamlığını düşünenlerin maskesini düşürmesi açısından da çok önem taşıyor bu hamle.
Bu farklı bir yazı konusu tabii….
Trump ne diyor; “ABD Kıtası ABD’nindir, Rusya ve Çin kendi alanlarını yönetsin.” Peki Pasifik Okyanusu’nda neler olacak?
Çin Taiwan sorununda ne olabilir, burada olası bir “Çin müdahalesine” izin çıkabilir mi?
ABD ticari çıkarlarına uygun olursa, ABD buna izin verebilir. Trump için önemli olan “ABD Ticari” çıkarlarıdır.
Trump’ın dostluğu “ABD hazinesinin doldurmaktan” geçiyor. Yani bizim yaptıklarımızın tersi…!
Yıllardır “Avrupa büyük bir güç ve uygarlık” masallarıyla büyüdük. Her iktidar “AB tam üye olma” vaadini verdi.
Avrupa Birliği niye kuruldu? Aslında temelde “ABD’ye karşı” kurulmuş bir birlikti. Avrupa’nın temel amacı, “ABD zincirlerinden kurtulmaktı.”
Çok büyük umutlarla kurulan bu birlik, ilk başlarda başarılı gözükse de ilerleyen günlerde amaçlarına ulaşamadı.
Aslında bu birliği bozan “ABD’nin görünmeyen kurucusu İngiltere’nin AB üyesi” olarak alınmasıdır.
Bu süreçte yapılan hata, “Avrupa Birliği’nin başarısızlığının” temel nedeni oldu.
Gelelim bugünlere… Başarısız Avrupa Birliği ve Avrupa ülkelerine, gerçek güçlerinin ne olduğunu “Putin ve Trump” iş birliği ortaya koydu.
Aslında Birleşmiş Milletler’den tutun da NATO’ya kadar kurumları ayakta tutan gücün ABD olduğu gerçeği ortaya çıktı.
ABD Ulusal Güvenlik Planı açıklandığı zaman, Avrupa başkentlerinden çıkan hayret ve korku dolu sözler ve “Almanya’nın silahlanma” kararı bu durumu ortaya koydu.

Tabii bu geç kalınmış bir hamle oldu. Düşünün ki, “Nükleer Savaş” olsa, Fransa dışında “Nükleer Silahı” olan başka bir Avrupa ülkesinin olmaması da hayret verici…!
Bu arada Fransa “Nükleer savaşı uzun süre değil de kısa süre” sürdürebilmesi ayrı bir sorun.
Kısacası Avrupa ve NATO üyeleri “Sırtlarını ABD’ye dayamış.” Tabii İngiltere’yi ayırıyoruz…!
Bu arada bilgi olarak verelim, “Nükleer Silahı” olan ülkeler Rusya, ABD, İngiltere, Çin, Pakistan, Hindistan, Kuzey Kore, İsrail ve Fransa’dır.
Trump Dünyaya “Devlet Terörü nasıl yapılır örneğini Venezuela’da” sergiledi. Bu konuda Çin ve Rusya’nın ses çıkarmaması, bir anlaşmanın göstergesi sayılabilir.
Şu gerçek ki, “Yeni Dünya Düzeni” gerçek anlamını “Trump Siyaseti” ile buldu diyebiliriz.
Sanırız “Trump hakkında roman yazılacak” kadar ilginç bir lider…! Dostum Trump diyenlerin, O’ndan ne kadar korktuğu ortada.
Tutukladığı rahibi serbest bırakanlar, ABD ürünlerine gümrük vergilerini kaldıranlar, Trump korkusuna “Rusya ile ticareti azaltmayı düşünenler.”
Trump korkusu gerçekten çok önemli. Putin’in verdiği süre “Şubat’ta bitiyor.” Ne süresi mi?
Ödenmeyen doğal gaz borçları, hani seçim zamanı “Doğal gaz bulduk, belli oranlarda bedava vereceğiz” vaadiyle, alınan Rus Doğal Gazın borçlarının ödenmesi konusu…!
Rusya ile sorun bununla da bitmiyor. “S 400 Hava Savunma Sistemlerinin” geri iadesi için, Putin’e ricada bulunulmuş, yanıt maalesef olumsuz olmuş.
Eeeee “Dostum Trump’ın sağı solu belli olmaz…!” Hani “Rahip konusunda dediklerini” yine gündemine getirirse, ne olacak…! İşte korku budur.
Hazine tamtakır. Malum “Türkiye Yüzyılındayız…!”
Trump Avrupa ile Grönland konusunda da karşı karşıya geldi. Trump “Grönland’ı ya güzellikle ya da zorla alırız” tehdidinde bulununca Avrupa’nın eli ayağına dolaştı.
Avrupa ne yapacak? Rusya bir yanda, ABD bir yanda…! ABD Grönland’ı işgal ederse, bu “NATO’nun sonu” olacak.
Günümüzde savaşların füzelerle yapılması ve bu konuda Avrupa’nın geride olması çok ilginç…
ABD’nin İran’ı vuracağım derken, birden vazgeçmesi bile, Avrupa’yı düşündürmesi gereken bir konu. Bu neren çıktı sorusunu yanıtlayalım isterseniz.
Çok değil üç gün önce Trump İran’da ayaklanan göstericilere “Dayanın, kamu kurumlarını ele geçirin yardım yolda” mesajını yollamıştı.
Ancak aradan 48 saat geçmeden Trump “İran 800 kişiyi idam etmekten vazgeçti” diyerek, İran’a müdahaleden vazgeçmesi hayretle karşılandı.
Peki ne oldu da müdahaleden vazgeçildi? Birçok varsayım ortada dolaşıyor. Bunların arasında en ilginç olanı da “İsrail’in ABD’yi uyardığı” iddiası.
Peki niye uyardı İsrail? İran İsrail arasında “12 Gün Savaşı” sırasında ortaya çıkan en önemli sonuç; “İsrail’in Çelik Kubbe Efsanesinin çökmesi” olmuştu. İran’ın bu savaş sonrası “Rus MİG 31 ve SU 35 savaş uçağı, S 400 Hava Savunma Sistemleri ile Çin Hava Savunma Silahlarını alması” sonrasında, İran’ın İsrail Savaş uçaklarını “Irak semalarında düşürebilme yeteneğinin olmasının” etkili olduğu belirtiliyor.
İran’ın “Füze üretmesi” de ayrıca bir caydırıcılık öğesi olması da önem taşıyor.
Dile getirilen diğer bir iddia da “Rusya ve Çin’in” İran konusunda ABD’yi kesin bir dille uyarması…!
Trump’ın açıklama yaparken “Yüz ifadesinin mutsuzluğu” ilgi çekici. Bu arada ABD halkının “İran’a müdahale” konusunda Trump’a destek vermemesi de diğer bir neden.
Kasım ayında yapılacak seçimde Trump’ın çoğunluğu yitirme korkusu da başka bir neden…! Bu parçalar bir araya geldiğinde, “Dünyada dengeler değişiyor.”
İsrail görünüşte güçlü görünse de, gerçekte eski gücünde olmadığı gerçeğidir…!
Bu müdahaleden vazgeçen Trump, “Grönland isteğinden” vazgeçmiyor, Avrupa’ya “Sizi ciddiye almıyorum” diyor…!
Yani Avrupa İran’dan daha güçsüz görünüyor Trump’ın gözünde…! Bu Avrupa’yı gözünde büyüten bir tek “Türkiye Yüzyılını” ilan edenler maalesef…!
Sonuç olarak güçlü olanların “Sahne alacağı” bir döneme girdik. Ancak Kasım ayında Trump “Seçimi kaybederse” neler değişir sorusu, gerçekten çok zor…!
NOT: Bize ulaşmak isteyen dostlar [email protected] adresine mail atabilir. Düşünce ve önerilerinizi bekliyoruz. Sevgiyle kalın.