1. Haberler
  2. Gündem
  3. Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ’dan Tarihi taşınmazların Vakıfbank Genel Müdürüne devredilmesine tepki: Altın yumurtlayan tavuklar kesiliyor

Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ’dan Tarihi taşınmazların Vakıfbank Genel Müdürüne devredilmesine tepki: Altın yumurtlayan tavuklar kesiliyor

featured
0
Paylaş

Ümit Özdağ, 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı dolayısıyla yaptığı açıklamada hem bayramın anlamına vurgu yaptı hem de eğitim sistemi ve toplumsal sorunlara ilişkin sert eleştirilerde bulundu.

Bayramın yalnızca çocuklara değil, Cumhuriyet tarihindeki tüm nesillere ait olduğunu belirten Özdağ, “Sadece bugün çocuk olanlar değil, Cumhuriyet boyunca çocukluk yaşamış herkes bu bayramın doğal sahibidir” ifadelerini kullandı.

“EĞİTİMDE TARİKAT VE CEMAAT ETKİSİ ARTIYOR”

Özdağ, Türkiye’de eğitim sistemine yönelik eleştirilerini de dile getirerek, “Milli Eğitim Bakanlığı’nın pedagojik ve bilimsel ilkeleri ihlal ederek tarikat ve cemaatleri eğitim sistemine dahil etmesi en büyük sorunlardan biridir” dedi.

Her gün yeni protokollerle okullara farklı yapıların dahil edildiğini öne süren Özdağ, bu durumun gençlerin uluslararası rekabet gücünü zayıflattığını savundu. PISA sonuçlarının da bu tabloyu ortaya koyduğunu belirtti.

Özdağ, sözlerine şöyle devam etti:

Her gün bir başka dernekle imzalanan anlaşmanın liselere, ortaokullara yollandığını lise müdürlerinin, ortaokul müdürlerinin, öğretmenlerin şikayetlerinden takip ediyoruz. Ve bu yaklaşım, bu uygulamalar gençlerimizi gelişmiş ülkelerin ve gelişmekte olan ülkelerin gençleriyle rekabet edebilecek yeteneklerle donanmalarından alıkoyuyor. 21. yüzyılın fırsatlarını ve 21. yüzyılın meydan okumalarını yönetebilecek bir donanıma sahip olmadan mezun oluyorlar. PISA sınav sonuçlarının Türkiye açısından ortaya koyduğu durum budur. Daha sonra da üniversitelerin kalitesi düşen, sayısı artan ama gerek ders kalitesi gerek öğretim üyesi kalitesi gerek bilimsel araştırma kalitesi düşen Türk üniversitelerinin dünyadaki ilk 100 üniversite, 200 üniversite, 300 üniversite, 400 üniversite arasında yer almadığını, ancak 500 üniversitenin arasında birkaç üniversitemizin olduğunu görebiliyoruz.

“KORKMA HOCA SENİ ÖLDÜRMEYECEĞİZ”
Okullarda yaşanan güvenlik zaafiyeti ve her geçen gün daha çok çocuğun suça sürüklendiğini söyleyen Özdağ kendisine gelen bir mesajı kamuoyuyla paylaştı. Özdağ, “Daha birkaç gün önce bir öğretmen hanım mesaj atmış bana WhatsApp’tan. Kendi okulunun önünde gördüğü 13-14 yaşında bir çocuk, kendi okulundan değil ama. Ona burada ne aradığını sorduğu zaman çocuk dönüp, ‘korkma hoca seni öldürmeyeceğiz’ diyor. Bunu çok büyük bir rahatlıkla söylüyor. Kadın panik ve telaş içerisinde bunu bana yazmış. Evet, uyuşturucu bağımlısı sayısı 3 milyonu geçmiş durumda. Sanal kumar bağımlıları milyonların üzerinde. Bursa’da bir iş adamı grubuyla konuşurken dedi ki, yanında çalışan 200 işçinin bordrolarından biliyorum, 100 tanesi sanal kumar bağımlısı” dedi.

“ÇOCUKLAR YOKSULLUK VE BAĞIMLILIK RİSKİYLE KARŞI KARŞIYA”

Ekonomik şartlara da değinen Özdağ, düşük doğum oranlarına dikkat çekerek, “Türkiye’de doğum oranı 1,4’e kadar geriledi ve toplum fakirleşiyor” dedi.

Çocukların önemli bir bölümünün okula aç gittiğini öne süren Özdağ, “Her üç çocuktan biri aç şekilde eğitim görüyor” ifadelerini kullandı.

“GÜVENLİK ZAFİYETİ VAR, ORTAK AKIL ŞART”

Son dönemde yaşanan saldırı olaylarına da değinen Özdağ, bu tür gelişmelerin çocukların güvenliği açısından ciddi risk oluşturduğunu söyledi. Olayların siyasi malzeme yapılmaması gerektiğini vurgulayan Özdağ, “Mesele bayramları iptal etmek değil, çocukların güvenle kutlayabileceği ortamı sağlamaktır” dedi.

AB’YE TEPKİ: “TÜRKİYE’Yİ YANLIŞ KATEGORİDE DEĞERLENDİRİYORLAR”

Avrupa Birliği Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen’in açıklamalarını da eleştiren Özdağ, Türkiye’nin Rusya ve Çin ile aynı kategoride değerlendirilmesini “yanlış ve stratejik açıdan hatalı” olarak nitelendirdi.

Türkiye ile AB arasında yeni bir ilişki modeli kurulması gerektiğini savunan Özdağ, mevcut üyelik sürecinin samimi olmadığını belirtti.

Özdağ sözlerini şöyle sürdürdü:

Biz Zafer Partisi olarak Avrupa’yı düşman şeklinde görmüyoruz. Avrupa’yı yanlış bir ilişki kurulmaya çalışılan bir ortak olarak görüyoruz. Nedir bu yanlış ilişki? Avrupa Birliği tam üyeliği. Her iki tarafta birbirlerine ve kendi halklarına bu konuda yalan söylüyor. Türkiye’nin Avrupa Birliği üyesi olmayacağını Avrupalılar da biliyorlar, Türkiye’de hükümet de biliyor. Ama Avrupalılar alıyormuş gibi yapıyorlar. AK Parti hükümeti de 2002’den bu yana giriyormuş gibi yapıyor. Ve bu ilişki biçimi sağlıklı bir zemine oturmadığı için ilerleme kaydetmediği gibi ilişkileri de köklü bir şekilde zedeliyor. Şurası kesin bir gerçek ki Gümrük Birliği sürdürülebilir değil ve Zafer Partisi iktidarında Gümrük Birliği anlaşması sona erdirilecek. Ancak öte yandan Türkiye’nin Avrupa Birliği ile ticareti, Avrupa Birliği’nin de Türkiye ile ticarete ihtiyacı var. Onun için yeni bir ilişki modeli kurmak zorundayız. Biz burada serbest ticaret bölgesi modelini Avrupa Birliği’ne öneriyoruz. Bunun içeriğinin nasıl belirleneceği konusunda da taraflar arasında yapılacak rasyonel bir temele dayalı, karşılıklı menfaatleri gözeten anlaşma ve görüşmelerin yapılması sürdürülmesi gerekiyor.

AKBELEN VURGUSU: “ÇEVRE TAHRİBATI SİSTEMATİK”

Muğla’daki Akbelen Ormanı ziyaretine de değinen Özdağ, çevre tahribatına karşı direnen vatandaşların yanında olduklarını ifade etti. Akbelen’in Türkiye genelindeki çevre sorunlarının sembolü haline geldiğini söyledi.

“EKONOMİ ÇÖKÜYOR, HALK UMUDUNU KAYBETTİ”

Ekonomiye ilişkin değerlendirmelerde de bulunan Özdağ, iş dünyasıyla yaptıkları görüşmelerde iktidara olan güvenin azaldığını ileri sürdü. “Ekonomi ya irrasyonel ya da rasyonel şekilde çöküyor ama sonuç aynı” diyen Özdağ, mevcut politikaları sert sözlerle eleştirdi.

“ALTIN YUMURTLAYAN TAVUKLAR KESİLİYOR”

Özdağ “Tarihi taşınmazların Vakıfbank Genel Müdürüne devri söz konusu oldu. Siz bu konuda neler söylemek istersiniz?” sorusuna şu sözlerle yanıt verdi.

“Evet, AK Parti biliyorsunuz büyük ekonomik buhranı aşmak için ortaya bir politika koyamadığı için iki yola gidiyor. Bir, halka ceza veriyor. Esnafa ceza veriyor, kamyoncuya ceza veriyor. İki, vergi yüklerini azaltıyor ve vergi yüklerini azaltırken büyük bir özelleştirme adı altında ülkenin elinde kalan son zenginlikleri satma çabası içerisine giriyor. En son biliyorsunuz otoyolları ve köprüleri satmak için Portekiz şirketleriyle bir görüşme yaptılar. Bizim gördüğümüz şey şu arkadaşlar, birkaç on yıl içerisinde 65-70 milyar dolar kazanacağımız varlıkları 6-7 milyar dolara satmaya hazırlanıyorlar kısa vade için. Yani altın yumurtlayan tavuklar kesiliyor. Yeter ki gelecek seçimi kazanalım. Peki sonra? Hiç umurlarında değil. Ne istihdamı arttıracak bir yatırım projesi var ne yeni teknolojilere ve dördüncü sanayi devrimine ulaşacak bir proje var ortada. Ne Türkiye’nin 10 yılda 300 milyar dolara yakın para harcadığı petrokimya ürünlerinin ihtiyacını karşılayacak bir petrokimya tesisi yapma projesi var. Hiçbir şey yok. Olan tek şey varsa yoksa inşaat, arazi ve özelleştirme. Bundan ibaret. Bu, Türkiye’yi sadece aşağıya çekiyor. Buna artık Türk halkının kendi çocuklarının geleceğini kurtarmak için hayır demesi lazım. Yoksa herkes kendi çocuğuna ve torunlarına karşı vebal içerisine girecek. Durum budur.”

“HATALI ÖZELLEŞTİRMELERİ DURDURACAĞIZ”
Öte yandan Özdağ “Alsancak Limanı’nın özelleştirilmesi hakkında ne söyleyeceksiniz?” sorusuna “Biz bütün özelleştirmeleri yeni baştan gözden geçireceğiz ve Türkiye’nin menfaatine olmadığını gördüğümüz bütün özelleştirme süreçlerini durduracağız” şeklinde cevap verdi.

Özdağ “Ancak doğru yapılmış, Türkiye’nin ekonomik çıkarlarını temsil eden, Türk halkının zenginliklerini çalmadığını düşündüğümüz bir süreç var ise onu geçerli kabul etmek durumunda olacağız. Kimse de bize şunu söylemesin. Devlette devamlılık esastır. Evet, devlette devamlılık esastır. Devlet AKP ile başlamamıştır. Devlet 4 bin seneden beri vardır. AKP dönemi geçici bir dönemdir. Bir ara dönemdir sadece. Hukuk devleti zeminine oturduğunda bütün bu kararlar hukukun üstünlüğü zemininde tekrar gözden geçirilecektir. Bunun için de bir seçime ihtiyaç vardır. Ara seçim Anayasal bir zorunluluktur ama Anayasayı tanımayan, Anayasa Mahkemesi’nin kararlarını tanımayan, muhalefete karşı düşman ceza hukuku uygulayan bir iktidarla karşı karşıyayız. Bunu biliyoruz. Ama sonuçta ara seçim yapmasalar da karşı çıksalar da biz ara seçim talebimizi gündeme getirirken muhakkak seçim olacağını ve bu seçimde Türk halkının AK Parti’yi, iktidarı emekliye sevk edeceğini görüyoruz” şeklinde konuştu.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Giriş Yap

Haberiniz ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!