Zafer Partisi Genel Başkan Yardımcısı ve eski milletvekili Nazif Okumuş, Türkiye gündemindeki sıcak gelişmeleri değerlendirerek ezber bozan açıklamalarda bulundu. Son dönemde adli makamların merceğine takılan AHBAP Derneği ve kurucusu Haluk Levent hakkındaki iddiaları yorumlayan Okumuş, 6 Şubat depremleri sonrasında halkın Kızılay ve AFAD gibi kurumlara duyduğu güvensizlik nedeniyle sivil inisiyatiflere yöneldiğini belirtti.
Devlet kurumlarının siyasileştirilerek yıpratıldığını ifade eden Okumuş, şunları kaydetti:
“6 Şubat depremlerinde Kızılay ve devletin diğer organlarının zedelenen kurumsal kimliği nedeniyle toplum, alternatif bir adres olarak AHBAP’ın etrafında çok ciddi bir güven halkası oluşturdu. Ancak bugün gelinen noktada hem Yeminli Mali Müşavirlerin hem de İçişleri Bakanlığı müfettişlerinin gerçekleştirdiği 7 ayrı denetimden tam not almış bir dernek hakkında bu iddiaların ortaya çıkması son derece manidar ve hayret vericidir. Eğer bu güven kötüye kullanıldıysa, bu durum sadece AHBAP’ın değil, devleti yönetenlerin de en büyük sorunudur.”
Süreçte MASAK’ın para trafiğine dair önceden dikkat çektiği uyarılara rağmen neden zamanında adım atılmadığını sorgulayan Okumuş, “Sanki bir şeyler görmezden gelinmiş, ardından ‘hadi artık düğmeye basalım’ denilerek bu süreç başlatılmış gibi bir hava var” dedi.
“PARİS’TEKİ TAHKİM CEZASININ SORUMLULARI MECLİS’TE YARGILANMALI”
Paris’teki Uluslararası Tahkim Mahkemesi’nin Türkiye ile Irak arasındaki petrol boru hattı davasında Türkiye’yi faizsiz haliyle 1,4 milyar dolar (yaklaşık 48 milyar TL) tazminat ödemeye mahkum etmesini de sert sözlerle eleştiren Nazif Okumuş, AK Parti’nin “ben yaptım oldu” zihniyetinin devlete ağır faturalar ödettiğini vurguladı.
Bağdat yönetimini baypas ederek Kuzey Irak yönetimiyle yapılan şeffaf olmayan anlaşmaların faturasının Türk vatandaşının cebinden çıkmaması gerektiğini belirten Okumuş, şu ifadeleri kullandı:
“Zamanında dönemin muhalefeti ve biz gazeteciler bu tek taraflı petrol adımlarını defalarca ikaz ettik. Kurumsal kimliği olan TİPİK gibi yapıları baypas ederek uluslararası hukuku hiçe saydılar. Şimdi ise faizleriyle birlikte neredeyse 3 milyar doları bulabilecek bir fatura ile karşı karşıyayız. Meclis’in denetim görevi derhal işletilmeli, bu kararlara imza atan dönemin enerji bakanı ve yetkilileri hakkında meclis soruşturması açılmalıdır.”
“DEVLETİ ZARARA UĞRATAN BÜROKRAT VE SİYASETÇİ TAZMİNATI KENDİ ÖDESİN”
Geçmişteki 57. Hükümet döneminde çıkarılan ve mahkeme kararlarını uygulamayarak devleti zarara uğratan bürokrat ile bakanların bu zararı şahsen ödemelerini öngören yasal düzenlemeyi hatırlatan Okumuş, benzer bir sorumluluk mekanizmasının bugün de devreye sokulması çağrısında bulundu.
F-35 programından çıkarılmamızdan S-400 sürecine, sığınmacı harcamalarından geçiş garantili köprülere kadar her alanda plansız adımlarla milyarlarca doların heba edildiğini savunan Okumuş, “Devletin kasasından tek kuruş çıkmayacak denilerek yapılan projelerin, fahiş sözleşmelerin yükünü artık bu yorgun millet taşıyamaz. Eğer siyasi irade millet adına karar alırken yanıldıysa, bu yanılmanın faturasını ve tazminatını o kararları alan yetkililer kendi ceplerinden ödemelidir” diyerek sözlerini noktaladı.
