Bu hikâye, kimliğini gizleyerek büyük bir kervanla kadim bir şehre gelen yiğit bir gencin adalet mücadelesini ve şehrin kaderini değiştirmesini konu alan sembolik bir anlatıdır. Kahraman, şehirde halka yardım ederek ve pazardaki zorbalara karşı savaşarak kısa sürede sevilen bir figür haline gelirken, geçmişine dair gizemli bağlar ve kan davalarıyla yüzleşir. Hikaye boyunca, halkı sömüren ve fitne çıkararak başa geçen zalim bir Bey’in otoritesine karşı duran genç, sonunda şehri bu baskıdan kurtararak barışı tesis eder. Sultan tarafından beylik makamı ile ödüllendirilen “Kervanla Gelen”, şehri bir hoşgörü merkezine dönüştürerek toplumsal huzuru sağlar. Metin, adalet ve kurtuluş temalarını işleyen ders verici bir kıssa niteliği taşımaktadır. Son bölümde ise anlatılanların evrensel birer insanlık hali olduğu ve her döneme hitap edebileceği vurgulanır.
Uzun uzun zaman önce memleketin birinin bir şehrine büyükçe bir kervan gelmiş. Oldukça uzun bir yoldan geliyormuş. O kervan o şehrin o güne kadar gördüğü en büyük kervanmış. Hanlar dolmuş, aşhanelerde oturacak yer kalmamış, şehir neredeyse bir senelik ticareti yapmış. Kervandan inenler olmuş, kervana yeni katılanlar olmuş, on gün sonra kervan ayrılmış şehirden. Kervanla şehre gelenlerden bir genç o kalabalıkta hiç kimsenin dikkatini çekmemiş. Delikanlı sur dibinde, fakir ve yoksulların oturduğu bir mahallenin surları gören bir sokağında kendine bir ev kiralamış. Küçük evin küçükte bir ahırı ve samanlığı varmış. Atını da oraya bağlayan genç sokakta kimin ne yardıma ihtiyacı var herkesin işine koşmaya başlamış. Kavga edenleri ayıran, küsleri barıştıran, çocukların gönlünü alan, tamircilikten anlayan, kimin evinde bir yer göçse, hangi evin samanlığı ahırı yıkılsa, genç ve kuvvetli delikanlı hemen oraya koşuyor, insanları kurtarıyor, gerekirse sırtında şifahaneye taşıyor, kimseden bu yardımları için tek bir akçe almak şöyle dursun, insanlara bizzat kendi yardımcı oluyormuş.
Sokağın sözü geçen yaşlı kadını. Oğul demiş, sen bu sokağa Hızır erişir gibi eriştin. Herkese yetiştin. Beye gideriz olur der gelmez, bir daha gideriz yine mi siz diye başından savar, olmadı kovar. Onun adamlarına yaptırması ve el atması gereken ne varsa yaparsın. Kimsin sen? Gerçi biz sana kervanla gelen dedik, öyle anılmaya başladın, belli ki bu anılmadan pek bir şikâyetin yok. Kervanla gelen anam demiş, doğru ben o büyük kervanla geldim. Bende ana yok, baba yok, kardeş, hısım akraba yok, beni büyütenler, benim köklerimin bu şehirde olduğunu söylerlerdi. Bir atım, bir de kılıcım var. Biraz da akçem. Bu şehirde kalmak evlenip çoluk çocuk sahibi olmak dilerim, lakin önüme düşen yoktur. Sen sordun, ben de meramımı sana anlattım. Yaşlı kadın. Şehrin diğer ucunda kimi kimsesi olmayan bir kızcağız var demiş. Az biraz hırçın, kavgacı. Geçimsiz. Kadınlarla kızlarla dövüşür, pazaryerinde bir şeyler satar, ona çatanın kafasına atar, senin gibi belinde bir kılıç. Pazar tezgâhının yanı başında yayı ve okları hazır bekler. İstersen kendini belli etmeden, onu da kızdırmadan bir görün. Beğenirsen, bu şehirde bir beni dinler. Kervanla gelen şehrin bir diğer ucundaki Pazar yerine varmış. Şehrin kabadayı geçinen belalıları kızın tezgahının önünde durmuşlar.
Ya demişler bize haraç vereceksin ya da bu tezgâhı başına yıkacağız. Bize direnen karşı koyan senden başka kimse kalmadı. Kız, hele bir deneyin demiş, tezgahımı yıkmaya kalkanın başına bu pazarı yıkarım. Zorbalardan biri kızın tezgahına doğru yeltenince kızın kılıcı hızla zorbanın koluna inmiş, tezgâha yapışan el tezgâhın üzerinde kalmış. Zorbalar hepsi birden kıza saldırınca, kervanla gelen çekmiş kılıcını bir anda kızla sırt sırta vermişler, ayakta tek bir zorba kalmamış. Korkan, bir yerlere saklanan pazarcılardan biri, haracımızı verip pazarcılığımızı yapıyorduk, şimdi bunların başı gelecek, Pazar yerini kan gölüne çevirecek ne yaptınız siz böyle diye başlamış bağırıp çağırmaya. Tam o sırada zorba başı ve adamları çıkıp gelmişler. Zorba başı, sende kimsin demiş, bu pazarcı kız zaten çok yaşadı.
Bugün onun son günü. Kervanla gelen, bu şehrin Beyi yok mu demiş, hani asayişi sağlayan muhafızlar nerede, zorba başı say ki muhafız benim demiş, bu pazarda her pazarcı bana haraç olarak akçemi verir. Buna sen mi mâni olacaksın. Pazarcı ahalisi, eyvah demişler yiğit de bir delikanlıydı. Şu sevimsiz, geçimsiz kız yüzünden ölüp gidecek zavallı. Zorba başı çekmiş kılıcını delikanlıya saldırmış. Oldukça acımasız biri olarak pek meşhurmuş. Delikanlı zorba başının hamlesin savuşturduktan sonra, öyle ani bir hamle yapmış ki, ahalinin korkulu rüyası olan zorba başının kellesi pazaryerinin ortasına düşmüş. Zorbaların her biri sağa sola dağılmış. Bu arada pazarcı kız, germiş yayını, zorba artıklarını tek tek vurmaya başlamış, pazarcılardan kıza yardım edenler olmuş.
Zorbalar temizlendikten, pazaryeri rahat bir nefes aldıktan hemen sonra Bey ve muhafızları ne oldu burada diye çıkıp gelmişler. Kervanla gelen, hoş gelmişsin Beyim demiş, anlaşılan bizim cansız bedenlerimizi görmeye gelmiştin. Yalnız bugün o gün değil. Senin yapacağın işi biz yaptık. Bey, sen demiş kervanla gelen dediklerisin. Korumaya çalıştığında hiç bilmediğin, kimin nesi olduğunu bilmediğin şu asi pazarcı kız. Ahaliden bir pazarcı, beyim demiş, bu ikisi şehrin pazaryerini zorba başı denen alçaktan ve onun harami kılıklı adamlarından temizlediler. Bu gençlere mükafat vereceğinize neredeyse hesap soruyorsunuz. Sana kaç kere geldik. Kurtar bizi bu zorbadan demedik mi? Neyi görmeye geldin Beyim, hepimizin ölüsünü mü? Seni yanılttığımız için kusura kalma, bu sefer böyle oldu.
Bey kimse benimle alay edemez demiş. Önce şu alaycı pazarcıyı, sonra kervanla geleni ve pazarcı kızı atın zindana. Bu şehirde Bey var. Beye gelmek varken, neler etmişler. Biz bilmez miyiz zorbaları durdurmayı. Güya beni aciz gösterecekler, Beyliğime gölge düşürecekler öyle mi? Ben böyle bir işe göz yummam. Üç gün sonra, Bey her ne olduysa, kervanla geleni ve pazarcı kızı serbest bırakmış, benimle alay etti dediği pazarcıyı da on gün daha zindanda yatırıp öyle serbest bırakmış. Kervanla gelen, dönmüş mahallesine, yaşlı kadın, aslanım demiş, sana kurban olsun bu şehir, herkes zorba başı öldükten sonra bayram etti. Pazarcı kız da seni merak etmiş. Gel biz bu işi hiç uzatmayalım. Zaten meseleyi ona çıtlattım. Hayır demedi. Sende hayır demediysen bu iş olsun bitsin be çocuk. Kervanla gelen, sen ne dersen öyle olsun ana demiş.
Yalnız, pazarcı kızın rızası yoksa olmaz bu iş bilesin. Yaşlı kadın kervanla gelenin dediklerini aynen aktarmış kıza. Aynı gece sur dibindeki sokakta düğün yapılmış sessiz sedasız. Kız sen demiş benim bu şehirde gördüğüm en iyi kılıç kullanan adamsın. Kim öğretti sana böyle dövüşmeyi. Kervanla gelen cevap vermemiş. Pazarcı kız, kervanla gelen demiş, zorbalar beye çalışırlardı. Herkes böyle olduğunu bilir ancak konuşamazdı. Bundan sonra ne sana ne bana rahat yüzü yok bu şehirde. Bak ne diyeceğim, madem senin aslın bu şehirli, senin akrabalarından destek isteyelim. Ben bu şehirde her aileyi, her sülaleyi bilirim. Sen bir söyle hele kimlerdensin? Kervanla gelen, ben demiş bir kervanla bu şehirden giden, bir başka kervanla geri gelen biriyim. Günü gelince söz ilk önce sen öğreneceksin.
Belki çok hoşuna gitmeyebilir. Pazarcı kız, sen demiş bizim kanlı bıçaklı olduğumuz, yaşayan her ferdini öldürdüğümüz, küçük bir çocuğun tesadüfen kurtulduğu söylenen o ailenin artık tesadüf olmayan ferdi değilsen ben hiçbir şey bilmiyorum. Bu nasıl bir alınyazısı, tam da seni sevmişken, nasıl yüz üstü bırakırım seni. Kervanla gelen ne benim bir günahım var ne senin demiş, bu olaylar olduğunda sen hayatta yoktun. Bense kundakta kimin kaçırdığı, kimin kurtardığı belli olmayan anası ve babası öldürülmüş bir çocuk.
Sen çok mert, çok dürüst ve çok güzel bir kızsın. İyi ki karşıma çıktın. İyi ki ana dediğim o yaşlı kadın beni sana yönlendirdi. Bu mevzu aramızda sır. Ana dediğim kadın da dahil olmak üzere kimse bir şey bilmemeli. Hele Bey denen Beylikten bihaber olan hiç. Benim asıl hedefim o. Senin sülalenle benim sülalem arasına nifak sokan iki sülaleyi birbirine kırdıran iki güçlü sülale gücünü kudretini kaybedince, Beyliğe oturan bizzat ondan başkası değil.
Pazarcı kız, sarılmış kervanla gelene, sana söz demiş, kimse bilmeyecek. O ana dediğin kadın kim bilir misin? Senin sülalen tarafından bütün yakınları yok edilen, tek başına bu badirelerden kurtulan tek kadın. Yirmi beş sene evvel bu şehirde kan gövdeyi götürmüş, şehrin yarısı bu kan davasında ölmüş. Kimin kimi vurduğu, öldürdüğü belli olmamış. Bu şehrin adı uzun süre kanlı şehir diye anıldı. Beyin sülalesi her şeye seyirci kalmış. Şehir de bütün sokaklar cesetten geçilmez hale geldiğinde, çıkmışlar dışarı, şehre hâkim olmuşlar. Elebaşı gördüklerini günahlı günahsız öldürmüşler. Şehirde huzuru sağladıkları için o sülaleye Sultan Beylik makamını vermiş.
Sülalesi de önde gelen bu olduğu için Beyimiz o olsun demişler. Pazarcı kız, bu kan davası olmadan önce demiş Beylik senin emmindeydi. Emminin ailesinde tek bir kişi sağ kalmadı. Ben her şeyi yıllar sonra anlatanlardan dinledim. Şehrin geri kalanı Bey sülalesinin kontrolünde kaldı. Bey ilk defa sağlam bir mukavemetle karşılaştı. Benim anlayamadığım ne oldu da bizi bıraktı. Beyle alay eden pazarcı senin sülalenden. Senin ana tarafından. Az deşelesek kim bilir ne çıkar. Bizim düğünümüzde de bulundu. Birkaç gün sonra Bey kervanla geleni yanına çağırmış. Duydum demiş o münasebetsiz ve geçimsiz kızla evlenmişsin. De bakalım Sultan seni o kızı nereden biliyor. Şehirde kim haber uçurdu da serbest kalmanız için emir geldi? Kervanla gelen ben ne bileyim Beyim demiş. Ben nihayetinde kervanla gelen biriyim. Bey doğru demiş kervanla geldin gelmesine de o kervan ne getirdi? Denetleyici mi, gözetleyici mi? Benim adamlarımı bugüne kadar bu şehirde alt eden olmadı. Gittin bana muhalif bir sülaleden bir kızla evlendin.
Bana gelsen seni kendi sülalemden bir kızla evlendirebilirdim. Gözlerim üstünde, daha ileri gidersen ilk gelen kervanla giden olacaksın. Giderken o baş belası pazarcı kızı karın mı her neyse onu götürmene izin veriyorum. Hatta düşün taşın üç gün sonra bir kervan gelecek o kervanla git bu şehirden, giderken benimle alay etme cesaretini gösteren o ukala pazarcıyı, ana dediğin o cadalozu da al git değilse elimden bir kaza çıktı çıkacak. Kervanla gelen pazarcıyı çağırmış, karısı, ana dediği kadın bir araya gelmişler. Kervanla gelen ana demiş, Bey bu şehirde hiçbirimizi istemez, hatta belli ki yaşatmayacak da bana verdiği süre üç gün ilk gelen kervanla al bu insanları terk et şehrimi diyor. Pazarcı adam, sen demiş yeni Sultanın gönderdiği adam olmalısın. Bu Bey şu odada gördüğün insanların hayallerini ve tüm sevdiklerini elinden aldı birbirine düşürdü. Kılıçlar çekildi, savaş çıktı. Ölenler öldü bir biz kaldık geriye, bir de Beyin tarafı. Sana gelince, sen bu şehirdensin.
Sana düşmanlığımız olmadığı gibi seni kurtarıcı olarak görüyoruz. Ana dediğin bu kadın seni bağrına bastı. Pazarcı kız sana vuruldu. Ben senin nasıl bir yiğit olduğunu pazaryerinde gördükten sonra senin dayın olarak iftihar ettim. Bu şehirde kalanlar olarak yanındayız. Gidiyormuş gibi yapacağız, öyle bir geri döneceğiz ki hem senin görevin tamamlanacak hem de biz hürriyetimize kavuşacağız. Kervan geldiğinde kervanla gelen almış karısını, ana dediği yaşlı kadını ve dayısın katılmışlar kervana kervan çıkmış gitmiş şehirden. Gece yarısı şehrin gizli bir geçidinden girmişler şehre. Bey konağını basmışlar. Kervanla gelen, Beyi yerden yere çarparak, konağın bulunduğu sokağa atmış. Ertesi sabah Beyin cansız bedenini sokakta bulmuşlar.
Anlatırlar ki; Kervanla gelen, şehri yıllardır baskı ve esaret altında tutan Beyden kurtarmış. Şehrin önemli mevki ve makamlarının başında olan Beyin adamlarını ve akrabalarını görevlerinden almış. Şehri iyi tanıyan karısı, dayısı ve ana dediği kadının tavsiyelerine uymuş, doğru düzgün insanları önemli yerlere getirmiş. Beyin koyduğu ağır vergileri kaldırmış. Lakin yaptığı en büyük iş kan davalarını sona erdirmek olmuş. Yıllardır kan davalı olan aileleri barıştırmış. Kız alıp vermeleri teşvik etmiş. Memleketin Sultanı, kervanla gelen demiş, ahali sana ne güzel bir isim koymuş böyle, sen belli ki iyilik ve hoşgörü kervanıyla gelmişsin. Kanlı şehir denilen şehri güller açan bir şehir haline getirmişsin. Bu şehrin Beyliğini hak etmişsin. Beylik senden sonra da evlatlarının hakkı olsun. Kervanla gelenin hikayesi hali ahvali karmakarışık şehirlere kervanla gelecek bir kurtarıcının hayaliyle anlatılıp durmuş.
Şehir şehire, Kervanla gelen kervanla gelene, pazarcı kız pazarcı kıza, pazarcı pazarcıya, zorba başı zorba başına, yaşlı kadın yaşlı kadına, Bey beye, Sultan Sultana, Pazaryeri pazaryerine, tezgâh tezgâha, sur sura, sur dibi sur dibine, kervan kervana, ahali ahaliye benzer.
Bir kıssadır anlatılan. Her kıssadan bir hisse alına denmiştir. Bu hikâyede, anlatılanlarla bir benzerlik var ise, tamamen tesadüften ibarettir. Ne kimse gönül koya ne de alınganlık göstere…
Sürçü lisan eylediysek affola…
Bir daha ki sefere daha güzel bir hikâye anlatırız inşallah…