Erol Sunat
  1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. Gönül Yoksa, Hoşgörü Yoksa İşin İçinde

Gönül Yoksa, Hoşgörü Yoksa İşin İçinde

featured
0
Paylaş

Yazar, toplumun geçmişte sahip olduğu hoşgörü, vicdan ve edep gibi temel değerlerden uzaklaşarak bir yozlaşma sürecine girdiğini derin bir teessürle ele almaktadır. Metinde, Yunus Emre’nin “gönül yapma” felsefesi temel bir referans noktası olarak sunulurken, günümüzdeki samimiyetsizlik ve manevi kopuşun toplumsal huzuru bozduğu vurgulanmaktadır. Eskiden Anadolu insanının en zor zamanlarda bile merhamet ve sevgi köprüleriyle ayakta kaldığı hatırlatılarak, bugünün dünyasında kaybolan akort ve düzenin ancak bu hasletlerle yeniden kurulabileceği ifade edilmektedir. Yazar, kalp kırmamanın ve hoşgörünün bir lüks değil, toplumu bir arada tutan en hayati mihenk taşı olduğunu hatırlatmaktadır. Sonuç olarak bu metin, yitirilen insani inceliklere ve özümüzdeki o birleştirici gönül diline bir dönüş çağrısı niteliği taşımaktadır.

 

Biz ki anlayış sahibiydik…

Hoşgörü gibi mihenk taşımız vardı…

Kimin sabır sınırı kısa, kim sabırlıymış gibi davranıyor, kim hoşgörü de yapmacık davranış yolunu seçmiş, hoşgörünün şaşmaz mihenk taşına yakalanırdı.

Sahtekarda ortaya çıkardı…

Göz boyayanda…

Goygoycu da…

Gerçek hoşgörü sahibi de…

Biz ki hoşgörümüzle tanınırdık…

Duruşumuz bir başkaydı.

Bakış açımız kimselere benzemezdi.

Ne oldu bize?

Neler diyoruz neler yapıyoruz birbirimize, üstelik kardeşim, arkadaşım, dostum dediklerimize…

Hani, içten pazarlıklı olmak bizim huyumuz değildi?

Hani yalan bizden ırak olsun diyorduk…

Oldu mu?

Keşke olsaydı…

Yalan geldi kuruldu baş köşeye…

Yalandan kim ölmüş dediler…

Ne gönül yapmaya gelenleri ne de hoşgörüyle adım atanları dinlemediler…

*****

Ferasetimiz parmakla gösterilirdi…

Vicdanlıydık…

Vicdan sahibiydik…

Merhametliydik…

Yunus gibi, “Yaratılanı severim Yaradan’dan ötürü…” yaklaşımıyla ifadesini bulan güzel hasletlere sahiptik.

Sevgi dolu kalplere sahiptik…

Kalp kırmazdık…

Bilirdik ki, Yunus’un, “Bir kez gönül kırdın ise, bu kıldığın namaz değil… sözü bizi perişan edecek, ciğerimiz yanacak, uykumuz haram olacak, o kırdığımız kalpten helallik dilemeden işimiz gücümüz rast gitmeyecek…

Selamsız hiç kimse geçmezdi o eski sokaklardan.

Geçen oldu mu ya dalgınlığından ya kendi boyunu aşan bir derdinden sıkıntısından olurdu.

Yanlışını, hatasını hatırlandığında geri döner, yarım elma gönül alma mukabilinden herkesin gönlünü alırdı.

O sokaklarda bir zamanlar böyle güzel insanlar dolaşırdı…

*****

Düsturumuz edepti…

Adaptı…

Usuldü…

Erkândı…

Nizamdı…

İntizamdı…

Usulü erkânınca davranmaktı…

İnsanları sevmek, hoş tutmaktı…

Böyle olduğunda…

Ne incinen olurdu ne inciten…

Ne kıran olurdu ne kırılan…

Ne üzen olurdu ne üzülen…

Ne küsen olurdu ne küsülen…

Hoşgörü denen o güzellik yola düşmüş yollara sular serpe serpe geliyor derlerdi…

Hoşgörü denen o niyetler güzeli, o niyetlerin en halisi, en içteni, en temizi dokunduysa bir yere her yer güllük gülistanlık olur.

Söz tutulur…

Naz geçer…

Hatır gönül aliyyülâlâ olur…

Gönül istedi mi, ta…Fizan’a kadar gönül köprüsü kurulur.

*****

Bu kadar mı zordu kalbi ve dili bir olmak…

Dil ayrı telden, gönül ayrı telden çalmaya başladığında ya tel kopuyor ya mızrap kırılıyor…

Saza bir isteksizlik çöktüğünde, karmakarışık bir hal hâkim olduğunda akort bozuluyor.

Sonrası…

Ne şarkının tadı tuzu kalıyor ne türkünün.

Gönül yoksa hoşgörü yoksa işin içinde…

Akortsuzluk belli ediyor kendini her yerde, her köşede…

İşte o zaman şair alıyor eline kalemi…

Gül hazin sümbül perişan diye başlıyor yazmaya…

Yazdığı hakikatin ta kendisi…

Solan bir bahçede bülbüllere yer kalmadıysa, gül solmaya, sümbül saçını başını yolmaya başladıysa, yangın var demektir.

Acele gönül ve hoşgörü devreye girmeli diyenlere kulak vermelidir.

Bir rüzgâr çıkıp, kırıyorsa ağaçların dalını budağını, rüzgâr kırdı dalımı feryatlarını kimse görmüyorsa, kırılan benim dalım değil nasıl olsa, kırılan dal, dalı kırılan ağaç düşünsün deniyorsa ne yapsın ağaç ne yapsın kırılan dal, ne yapsın bağ, bahçe?

Feryadımı duymadı mı kimse, görmediler mi halimi, perişanlığımı diyenlerin neşteridir gönül, neşteridir hoşgörü.

*****

Yunus ne diyordu sekiz asır ötelerden, “Gönüller yapmaya geldim…”

Gönüller yapmaya gelenlerin en önde gelenlerinden biriydi.

Virane, yıkık, enkaz haline gelmiş kalplerin imdadına ilk koşanlardandı.

Cümle gönül yarasını sarmaya aşkla koştu. Onu dinleyenler, onun sözleriyle şiirleriyle teselli olanlar, kendilerine geldiler, toparlandılar.

Moğol istilası Anadolu’yu gök ekinleri biçer gibi biçmiş, taş üstünde taş, gövde üzerinde baş, kırılmadık kol kanat bırakmamıştı. İnsanlar ya ölmüş ya esir pazarlarında satılmış ya mal ve paralarına çökülmüş, baş kaldıranlar parça parça edilmiş, köylere varıncaya kadar inim inim inleyen bir Anadolu coğrafyasıydı bu vahşetten geriye kalan. Moğol acımasızlığının, Anadolu Selçuklu diyarında açtığı yaraları her nedense tam olarak anlatmaz tarihçiler. Vicdansız ve merhametsiz Moğol Noyanlarının iktidar, altın ve akçe hırsları, İlhanlı devletinin hoyrat ve hoşgörüsüz davranışı harabeye döndürmüştü Anadolu’yu.

Anadolu bu istilanın acılarını asırlarca çekti.

Bin yıldır işgaldi, istilaydı, entrikaydı, tuzaktı, kuyu kazmaktı, ayak oyunlarıydı, baş kaldırıydı, isyandı görmediği hiçbir şey kalmadı Anadolu’nun…

Her defasında gönül yapanlar, hoşgörüyü kendine mihenk taşı edinenler ayağa kaldırdılar Anadolu’yu…

*****

Yunusun sözleri şifa oldu. Şiirleri ezberlendi. Gönüllere sular serpti.

Çünkü o gönüller yapmaya gelmişti.

Bugün en büyük handikabımız gönüller yapmak için adım atamamak…

Oysa ne diyordu Yunus “Ben gelmedim davi için/ Benim işim sevi için / Gönüller dost evi için / Gönüller yapmaya geldim.”

O gönül alan, gönül yapmaya gelen gönül yok, o efkâr dağıtan hoşgörü görünürde yok.

Neredeler?

Nerelerdeler?

Bir yerlerde mi saklılar?

Onlar olmadan hiçbir şey eskisi gibi olmuyor…

Onlar yoksa bilin ki, tevatürler ve rivayetler cirit atıyor demektir sokaklarda, caddelerde, köşe başlarında ve meydanlarda…

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Giriş Yap

Haberiniz ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!