Atsız Burucu, İran’daki siyasal yapının Türk kimliği üzerindeki baskıcı etkilerini eleştirirken, değişimin yöntemi konusundaki derin endişelerini dile getirmektedir. Mevcut rejimin meşruiyetini kaybetmesi halkı dış müdahalelere açık hale getirse de, yabancı güçlerden medet ummanın bağımsızlık getirmeyeceği vurgulanmaktadır. Metin, devlet ile halk arasındaki bağın kopmasının yaratacağı tehlikelere dikkat çekerek, gerçek kurtuluşun ancak toplumsal irade ve iç dinamiklerle mümkün olduğunu savunmaktadır. Bu bağlamda, Atatürk’ün tam bağımsızlık anlayışı rehber bir örnek olarak sunulmakta ve dış müdahalenin bölgeye çözüm yerine kaos getirebileceği hatırlatılmaktadır. Sonuç olarak, İran’daki Türklerin geleceği için duyulan umut ile ulusal egemenliğin korunması gerekliliği arasında hassas bir denge kurulmaktadır.
İran meselesine bakarken içimde çelişkili duygular var.
Bir yanım, Fars merkezli siyasal yapının sona ermesini istiyor. Çünkü İran’da milyonlarca Türk yaşıyor: Azerbaycan Türkleri, Kaşkaylar ve diğer Türk toplulukları. Devlet dili, kültürel merkez ve siyasal yapı büyük ölçüde Fars eksenli. Şiilik ise yalnızca bir inanç değil; Türklüğü asimile etme aracı olarak kullanılıyor. Bu süreçte bazı Türk topluluklarının kimlik aşınması yaşaması, Türklükten yana hassasiyet taşıyan herkesi düşündürüyor.
Diğer yanım ise şunu söylüyor:
Bu değişim dış müdahaleyle olursa içime sinmez.
Donald Trump İran’ı vuruyor ve İran halkının bir kısmı bunu destekliyor. Sokakta dans edenler var. “Kurtarıcı” diyenler var. Trump açıkça İran halkına “Sizi kurtarmaya geliyoruz” mesajı veriyor. Benzer sahneleri Venezuela’da da gördük.
Devlet ile halk arasındaki bağ koptuğunda dış müdahale alkışlanabilir hale geliyor.

Şeyh Edebali’nin sözü burada belirleyici:
“İnsanı yaşat ki devlet yaşasın.”
Eğer bir ülkede yönetim değişmiyorsa, ekonomik kaynaklar adil dağılmıyorsa, enflasyon halkı eziyorsa, sansür ve baskı artmışsa, devlet meşruiyet kaybeder.
İran’da değişimi zorlaştıran en önemli güç unsurlarından biri Devrim Muhafızlarıdır. Bu yapı yalnızca askerî değil; ekonomik ve siyasal etkisi olan güçlü bir sistemdir. Bu nedenle içeriden dönüşüm kolay değildir.
Ancak tarih şunu gösterir:
Dış müdahaleyle gelen değişim çoğu zaman bağımsızlık değil, yeni bağımlılıklar üretir. Bu noktada hatırlanması gereken örnek, Mustafa Kemal Atatürk’ün önderliğidir. Anadolu işgal altındayken çözüm dışarıdan beklenmedi. Halk ile liderlik arasındaki bağ korunarak bağımsızlık sağlandı. Cumhuriyet bilinci, dışarıdan medet ummama iradesi üzerine kuruldu.
İran’daki gelişmelere bakarken asıl soru şudur:
Bir rejimin zayıflaması Türklük için gerçekten fırsat mı üretir, yoksa bölgesel kaos yeni riskler mi doğurur? Gönlüm birincisinden yana… Devlet ile halk arasındaki bağ koparsa dış güçler alkışlanır. Ama bağımsızlık bilinci güçlü toplumlar kurtarıcı aramaz. Bugün etrafımızdaki her kriz, bu gerçeği yeniden hatırlatıyor.
Atamıza tekrardan saygı ve minnetle.