İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen ve Kapalıçarşı’nın tarihi gölgesinde dönen devasa kayıt dışı finans ağını ortaya çıkaran soruşturmada çarpıcı detaylar gün yüzüne çıktı. Teknolojinin imkanlarını yasa dışı kazançları gizlemek için kullanan şebeke, milyarlarca liralık kara paranın takibini zorlaştırmak ve izini tamamen kaybettirmek amacıyla akılalmaz bir yöntem geliştirdi.
Siber dolandırıcılık, yasa dışı bahis ve sahte fatura gibi yöntemlerle elde edilen suç gelirleri; paravan şirketler, sanal POS cihazları, elektronik para hesapları, e-pinler, döviz büroları ve kripto cüzdanları arasında sürekli bölünerek karmaşık bir transfer zincirine dahil edildi. Hazırlanan bin 548 sayfalık iddianameye göre bu devasa ağın birbirine karışmasını engellemek ve paranın kontrolünü elden kaçırmamak için özel olarak geliştirilmiş bir yazılım kullanıldı.
M80 YAZILIMI İLE ADIM ADIM TAKİP
Şebekenin kendi içinde kurduğu gizli muhasebe düzeninin kalbini, “M80” adı verilen özel yazılım altyapısı oluşturuyordu. Bu dijital labirent sayesinde örgüt yöneticileri; sisteme giren suç gelirlerinin hangi kaynaktan geldiğini, hangi paravan firmanın hesabına aktarıldığını, hangi döviz bürosunda fiziki nakde dönüştürüldüğünü veya hangi kripto cüzdanına transfer edildiğini anlık olarak takip edebildi.
MİLYARLARCA LİRALIK HAREKETLİLİK
Soruşturma dosyasında yer alan verilere göre, sisteme sanal POS altyapıları üzerinden ilk etapta yaklaşık 12 milyar lira dahil edildi. Bu paranın 5,2 milyar liralık kısmı, kurulan paravan şirketlerin banka hesaplarına aktarılarak “meşru ticaret geliri” gibi gösterilmeye çalışıldı.
Kripto cüzdanlar, havuz sistemleri, ara hesaplar ve off-shore finans kuruluşları kullanılarak yurt dışına transfer edilen milyarlarca liralık bu trafiğin yönetilmesinde Kapalıçarşı’daki bazı döviz büroları da kilit rol üstlendi. Yasa dışı işlemlerin izini süren yargı makamları, geliştirdikleri M80 labirenti ile parayı gizlemeye çalışan şebekenin finansal ağını tamamen çökertti.
