Hukuka Abdülcanbazlık Salvoları

Bilindiği üzere son yirmi yıl içerisinde dünya üzerinde Avustralya, Yeni Zelanda, Filipinler’den Kenya, Nijerya ve oradan da Arjantin, Peru ve Kanada’ya kadar uzanan geniş bir coğrafyada hukuken tanınan bilgi edinme hakkı, ülkemizde de Avrupa Birliği’ne Uyum Süreci’nde 2003 yılı içerisinde çıkarılan 4982 sayılı Kanun’la düzenlenmiştir.

Genel ifadeyle idarenin elindeki bilgilere ulaşabilme hakkı olarak ifade edilen bilgi edinme hakkı bugün bünyesinde temel hak ve özgürlükleri barındıran ve vatandaşlar için en önemli yönetime katılma araçlarından biri olmuştur. İdarenin elindeki bilgiler bilgi edinme yolu ile paylaşılması zaten kamunun da bilmesi gereken bilgilerin kamu ile paylaşılması sağlanırken, bir yandan da bireylerin devlet yönetimine katılımının sağlanmış olması amaçlanmaktadır. Böylece idarenin tek yanlı işlem yapma yetkisi karşısında savunma hakları bakımından zayıf konumda olan başvuru sahibi, bu hak sayesinde idare önünde güçlendirilmiş olacaktır.
4982 Sayılı Bilgi Edinme Hakkı Kanunu’na göre “bu Kanunun amacı; demokratik ve şeffaf yönetimin gereği olan eşitlik, tarafsızlık ve açıklık ilkelerine uygun olarak kişilerin bilgi edinme hakkını kullanmalarına ilişkin esas ve usulleri düzenlemektir. ”

Eşitlik ve tarafsızlık ilkesi kısaca, ilgili idarenin Bilgi edinme başvurusu neticesinde tüm bireylere eşit ve tarafsız davranmakla yükümlü olduğunu ifade etmektedir. İdare ideolojik, etnik ya da hiyerarşik hiç bir ayrım yapmadan bilgi edinme hakkını kullanan herkese ilgili kanun kapsamında bilgi vermekle yükümlüdür.

Bilgi Edinme Hakkı’na kaynaklık eden ve bu hakkı besleyen bir diğer ilke ise açıklık ilkesidir. Şeffaf ve gün ışığında bir yönetim için bilgi edinme hakkı zaruridir. Açıklık onu kullanmak isteyen kişinin elinin altındaki güçlü bir kontrol aracıdır. İlgililerin görmesi, bilmesi ve öğrenmesidir. Böylece vatandaş İdare’de neler olup bittiğini bilgi edinme yolu ile öğrenebilecektir.

BM Evrensel İnsan Hakları Beyannamesi 19. Maddesi; “Herkesin düşün ve anlatım özgürlüğüne hakkı vardır; bu özgürlük düşüncelerinden dolayı rahatsız edilmemek, ülke sınırları söz konusu olmaksızın bilgi ve düşünceleri her araçta arama, elde etme ve yayma hakkını içerir.

Ülkemizdeki iş ve işlemler mevzuat dâhilinde yürütülmektedir. Bir Devlet memurunun kurumuna nasıl müracaatta bulunacağı ise Bakanlar Kurulu kararı ile yürürlüğe konulan "Devlet Memurlarının Şikâyet ve Müracaatları Hakkında Yönetmelik" te belirlenmiştir. Buna göre, Devlet memurları direkt olarak evraka dilekçe vererek işlem tesisi talebinde bulunamamaktadır. Memurun, 4982 Sayılı Bilgi Edinme Hakkı Kanunu kapsamındaki bilgi ve belge talebi dışındaki müracaatlarını, bu yönetmeliğe göre sıralı sicil amirleri kanalıyla yapması gerekmektedir. Buna uyulmaması halinde 657 sayılı Kanun hükümleri gereğince disiplin cezası verilebilmektedir.

Ne yazık ki bugün, hukuk devleti kavramını kavrayamamış idarecilerimiz mevcuttur. Bu kişiler kendilerini derebeyi gibi görmektedir. Hukuku bilmedikleri halde kendilerini çokbilmiş görmektedir. Oysa devlet görevi ile görevlendirilenler, hem görevlerini bilmeyip, hem de vatandaşa cahil, cühela muamelesi yapamazlar. Zan edersiniz ki, Turhan Selçuk’un 1. Dönem Abdülcanbaz tiplemesidirler. Öyle davrananlarla ilgili, kanunlarımızın bizlere atfettiği yükümlülükler gereği yapılacak şey bellidir. Savcılığa ilgililer hakkında suç duyurusunda bulunma zorunluluğudur. Ki bizler, bunu yapmaktan da çekinmeyiz.

İsrafil BAYRAK
Türkiye Kamu-Sen Artvin Temsilcisi
Türk Eğitim-Sen Şube Başkanı

Zafer Partisi
Zafer Partisi
Giriş Yap

Haberiniz.com.tr ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!