Raporda anadilde eğitim ve kamu hizmetlerinin yasal güvenceye kavuşturulması isteniyor. Bu talep, mevcut Anayasa’nın eğitim sistemine ilişkin hükümlerinin değiştirilmesini gerektirecek nitelikte görülüyor.
YEREL YÖNETİMLERDE YETKİ GENİŞLEMESİ
Metinde kayyum uygulamasının kaldırılması ve yerel yönetimlerin yetkilerinin artırılması savunuluyor. Yerel demokrasinin güçlendirilmesi başlığı altında sunulan bu yaklaşımın, merkezi idarenin yetkilerinin sınırlandırılmasını öngördüğü görülüyor.

ÖCALAN’A İLİŞKİN BAŞLIK
Raporun en dikkat çeken bölümlerinden biri ise Abdullah Öcalan’a ayrılan bölüm. Metinde, Öcalan’ın “barış sürecinin başmuhatabı” olarak tanımlanması, “Umut Hakkı” kapsamında değerlendirilmesi ve TBMM Komisyonu ile çeşitli kesimlerin kendisiyle sistematik görüşmeler yapabilmesine yönelik yasal zemin oluşturulması gerektiği ifade ediliyor.

TMK VE CEZA MEVZUATINDA DEĞİŞİKLİK İSTENİYOR
Raporda Terörle Mücadele Kanunu, Türk Ceza Kanunu, Ceza Muhakemesi Kanunu ve İnfaz Kanunu’nda kapsamlı değişiklikler talep edilirken; kayyum uygulamasının kaldırılması, KHK mağduriyetleri, AYM ve AİHM kararlarının uygulanması gibi başlıklar da yer alıyor.
“DEMOKRATİK ENTEGRASYON” KAVRAMI
Raporda öne çıkarılan “Demokratik Entegrasyon Yasası” kavramı, Türkiye’nin yönetim modeli ve anayasal yapısına ilişkin yeni bir çerçeve öneriyor. Metin, anayasal vatandaşlık, eşit yurttaşlık, anadilde eğitim ve yerel yönetimlerin güçlendirilmesi gibi başlıkları aynı paket içinde ele alıyor.

Bu yönüyle rapor, yalnızca bir “barış” metni olmanın ötesine geçerek Türkiye’nin anayasal düzeni, devlet yapısı ve yönetim modeline ilişkin kapsamlı değişiklikleri tartışmaya açıyor.
