DOLAR 12,71962.51%
EURO 14,35802.16%
STERLIN 16,97362.38%
ALTIN 731,732,64
BIST 1.776,41-2,35%
BITCOIN 7293038,12%
Ankara
13°

PARÇALI BULUTLU

12 56

ÖĞLE'YE KALAN SÜRE

Büyük Kumpas

Büyük Kumpas
0

BEĞENDİM

ABONE OL

AKP Siyaseti 2023 hedefine ulaşamadan çöktü. Üretimi bitirilen, borç batağına sürüklenen ülkemizde bütün yük ücretli kesimin üzerine yıkıldı. Halk fakirleşirken israf saltanatı devam etti, ediyor… Suç örgütü Lideri dedikleri(asıl suçluların taşeronu olduğu ortaya çıktı) Sedat Peker’in ortaya saçtığı uyuşturucudan cinayete, silah ve rüşvet sarmalı deprem etkisi yarattı.

Bazılarının yanlış politika dediği ekonomi yönetimiyle döviz fırladı. Türk parası değersiz bir kağıt parçasına dönüştü.

Ben bu duruma bile isteye geldiklerini düşünüyorum. Bile isteye gelmeselerdi, acil bakanlar kurulu toplanır, ülkemizde uzman olan ekonomistlerle gerçek bir yol haritası belirlenir, devlet yönetiminde de tasarrufa gidilirdi. Hiç biri yapılmıyor. Bir de konuşmalarıyla milletin aklıyla alay edip aşağılıyorlar.

Sizce seçime gidip, seçim sonuçlarına razı olacak bir yapı böyle bir yol izler mi?

AKP Türk Milletinin bütün varlıklarını yabancılara sattı. Türk Milleti’ni yabancı şirketlere ucuz işçi, yani maraba yapmak için her şeyi yaptı.

Ege’de 20 ada ve iki kayalığımızı Yunanistan’a peşkeş çekti. Sorumluların müebbet hapis cezası ile yargılanması gerekir. Milli Savunma Bakanlığı eski Genel Sekreteri Ümit Yalım, işlenen suçun aynı zamanda bir terör suçu olduğunu iddia ediyor. Bu durumda bir terör suçuna dava açmayan Cumhuriyet Başsavcılarının da yargılanması gerekir. Bu işgali perdeleyerek suç ortaklığı yapan GAZETELERİN Genel Yayın Yönetmenleri de bu suça ortaktır. Yargılanmalıdır.

CHP, İP, SP adalarımızın işgal edilmesi nedeniyle bir suç duyurusunda bulunmuş mudur? Bulunmadılarsa Yunanistan lehine iş birliği yaptıklarının açık göstergesi değil midir?

Vatan toprakları işgal ediliyor ama KIYAMET KOPMUYORSA, T.C. Devletinin “DEVLET” olma özelliği kalmamıştır?

*** ***

Anlaşılan odur ki, 2023’e AKP’nin nefesi yetmeyecek. Bu kadar suç işleyen bir yapı kuzu kuzu gidip yargılanmayı göze alamayacağına göre ne yapacak? Bu soruyu aklı olan herkes sorar.

AKP siyaseti 2004 Yılından beri Yunanistan lehine çalışıyor. Yunanistan’a toprak kazandırdı. Yunanistan bizden çok zayıfken şimdi aldığı savunma uçaklarıyla Türkiye ile eşit hale geldi. F35’leri aldığında ne yazık ki üstün duruma geçiyor. Radara yakalanmayan ve 240 km. menzili füze ile vurabilen F35’ler…

Yunanistan AKP kaybederse ne yaparız telaşına düşmüş durumda. Sahi, biri birilerine Mandacı mı demişti(!)…

AKP iki ülkeye hizmet etti. Biri Yunanistan, diğeri İsrail’dir. İsrail’in başına dert olan Suriye ve Libya sorununu ortadan kaldırdı. İsrail’de var olduğu iddia edilen nükleer silahlar araştırılsın önerisine BM’de çekimser oy kullanarak engel oldu. 2016 Yılında NATO’da üyeliği olmayan İsrail’in vetosunu kaldırarak genel merkezde daimi bir ofis tahsis edilmesini sağladı.

Derin bir proje olduğu anlaşılan 9 milyon geçici sığınmacıyı kontrolsüz bir şekilde ÜLKEMİZE aldı. Ayrıca, İŞİD, Taliban, Hizbullah… Bütün terör örgütleri içimizde… Bunlar yetmiyor, bir de kendi paramiler yapıları var.

15 Temmuz sonrası AKP tarafından paramiliter güçlerin oluşturulduğu, AKP’lilerin bireysel silahlanmaya gittiği çok kez gündeme gelmişti. TÜGVA, HÖH, Osmanlı Ocakları ve SADAT…

Devlet içinde devlet kuruyorlar.. Paralel devlet…

Ve tabii ki TÜGVA…

CHP Mersin Milletvekili Alpay Antmen TÜGVA’nın ERP isimli yazılım programı ile Türkiye’deki herkesin kişisel bilgilerine ulaştığının ortaya çıktığını iddia etti.

Sızan bilgilere göre “TÜGVA İletişim Bilgileri” isimli klasöründe tüm siyasilerin telefon numaralarından özgeçmişlerine kadar bilgiler yer aldı. Bakanlar, milletvekilleri, valiler, il ve ilçe belediye başkanları ve danışmanlarının iletişim bilgileri, daha önce nerede görev yaptıkları yerleri kayıt altına alması dikkat çekti. (https://www.cumhuriyet.com.tr/…/tugva-siyasileri-ve…)
Şaşırmadım. Siyasetiyle, dernekleriyle, tarikatlarıyla, gaz-tecileriyle birlikte suç örgütüne dönüşen karanlık bir yapı var karşımızda.

Muhalif isimlerin elleriyle bulmuş gibi evlerinin kapısı önünde saldırıya uğraması, adresleri TÜGVA mı verdi diye düşündürüyor?

Bütün insanların adreslerine bir vakıf neden ulaşma gereği duyar? Adres tespiti neyin hazırlığıdır?
Türk Milleti kutuplaştırıldı. Yetmedi, dışarıdan da sığınmacı kılıfıyla terör ithal edildi.

Şimdi Türk Milleti ekonomik tükenmişlikle köşeye sıkıştırılıyor. Söylemleriyle öfke biriktirmesi sağlanıyor. Genç işsizlik ve umutsuzluk kırılma enerjisinin birikmesine neden oluyor. Patlamaya hazır bir bomba gibi…

AKP siyaseti ötekileştirmeye, yaraları kaşımaya, düşmanlaştırmaya devam ediyor. Bana göre bir iç savaş planı var. Çünkü bir kaos yaratmadan hedefe varamayacaklarını anladılar. Türk milletini sokağa döküp, paramiliter silahlı yapılarıyla, dışarıdan ithal ettikleri terör yapılarıyla milletin tepesine binecekler. Çıkardıkları yasa ile bunun hazırlığını yaptılar. 15 Temmuz kalkışma(!) sını bahane ederek yasa çıkardılar. 15 Temmuz gecesi kafa kesenler nasıl yargılanamadı ise bundan sonrakiler de yargılanamayacak. Terör kalkışması deyip vurabilecekler ve yargılanmayacaklar! Bu gerçeği unuttuk mu?

Unutmak ölümdür!

Ülkemizde olup bitenler, mütareke basını sayesinde karartılıyor fakat dış düşman uyumuyor. Almanya’da “Dersim Soykırımı” başlığıyla bir çalıştay düzenlendi. Çalıştaya Türkiye’den iki akademisyen gönderildi. Munzur Üniversitesi’nden Prof. Dr. Gülnaz Karatay, Bilkent Üniversitesi’nden Bahar Şimşek Day… Konferans oldukça kalabalık bir katılımcı listesine sahip. Hatırlayalım, AKP Genel Başkanı “ben de Dersim katliamı arşivini açarsam.. “ diyerek Türkiye’yi sanık sandalyesine oturtmuştu. Akabinde AP’da Dersim başlığıyla ilgili bir birim açıldı.

Konferansa Almanya, ABD, İsrail, Hollanda, İngiltere ve Fransa’nın yanında Türkiye’den iki akademisyenin katılması konferansın Türkiye’de olumlu karşılandığı şeklinde yorumlandı.
Kaynak: https://www.yenimuhalefet.com/…/turkiye-cumhuriyeti…

AKP döneminde sözde Ermeni Soykırımı iftirasını tanımayan ülke neredeyse kalmadı.

*** ***

Bu tablo size ne hatırlatıyor? İçten ve dıştan sarılmamız, Osmanlı’nın paylaşılma savaşının ön hazırlığına benzemiyor mu?

Türk Milleti’ni Anadolu’da yok edemediler ama asla vaz da geçmediler. Türklüğü Anadolu’da yok etme savaşı yeniden başladı. Seyit Rızasıyla, Şeyh Saidiyle, Türklüğümden 70 kere estağfurullah diyen İngiliz Muhibi Şeyhülislam Mustafa Sabrisiyle, Ali Kemalleriyle, Potamyasıyla, ABD’siyle, Fransa-İngiltere-Hollanda, yani İtilaf Devletleriye…

Bütün çözümlerimizi bu gerçek üzerinden üretmeliyiz!

“Gerçeklerden kaçarak ölümden kurtulamazsınız.” Mustafa Yıldırım.
Anlaşılan o ki, İtilaf devletleri içerideki iş birlikçilerine güvenerek Türkiye’yi parçalaması kolay bir hasta adam olarak görüyor. Federasyonla, özerk devletçiklerle parçalayıp, ŞEHİR DEVLETÇİKLERE GEÇİŞ YAPMA HAZIRLIĞI…

*** ***

Türk Milletine diyorum ki;

Sokağa çıkmamızı bekliyorlar. Provoke edecekler. Bizim ülkemizi bize parçalatacaklar. Peki, hiçbir şey yapmayalım mı? YAPALIM tabii ki… Sessiz kalırsak da, kabullendiğimizi ve korktuğumuzu düşünecekler. Eylemlerimizi ülkemizin tamamında aynı saatte evlerimizden gerçekleştirebiliriz. Susurluk olaylarında aydınlık için bir dakika karanlık eylemi gerçekleştirilmişti. Şimdi mutfaklarımız yanıyorsa, aynı saatte pencerelerimizden tencere-tava çalabiliriz. Bütün bakanlıklara, Ali Kemal’in mirasçısı gaz-tecilere, Mütareek Basınının genel yayın yönetmenlerine milyonlarca ileti gönderebiliriz. Yakamızda “yeter” ihtarı bulunan bir uyarı notuyla dolaşabiliriz.
Tarih okumak ve anlamak Bağışıklık Sistemimizi güçlü tutar. Aşı gibidir. T
ehlikeyi (virüsü) hemen tanır ve ANTİKOR üretmeye başlar.
BİLGİ HAYAT KURTARIR.

Devamını Oku

Helalleşme Mi, Hela-(l)leş-me mi?

Helalleşme Mi, Hela-(l)leş-me mi?
1

BEĞENDİM

ABONE OL

Ülke batırılmış. Türk Milleti fakirliğe mahkûm edilmiş. Ülkemizin adı uyuşturucu, kara para, teröre finansman sağlayan ülke olarak anılır olmuş. Ana muhalefet partisinin genel başkanı HELALLEŞME(!) derdine düşmüş. Tepki alınca da açıklama diye millete masal anlatmaya başladı.

Devlette helalleşme diye bir kurum var mı? Kim veriyor bu akılları? AKP ZİHNİYETİ HEPSİNİ ESİR ALMIŞ. Devlet yönetimine talip olanlara bakın! Çelik, çomak oynuyorlar.

Bir milyondan fazla çocuk tarikat okullarında Taliban zihniyetiyle yetişiyor. Eğitim çökmüş. Tarım bitirilmiş. Ülkemizin yer altı ve yerüstü kaynakları yağmalanıyor. Türk Milleti 5 paravan şirket üzerinden HARACA bağlanmış.

Fırat’ın Doğu’suna PKK yerleşmiş. Kerkük Barzani’ye peşkeş çekilmiş. Atatürk’ün Misak-ı Milli sınırları içinde saydığı, anıtı dikilen İngiliz ajanı Şeyh Said isyanı nedeniyle alınması ertelenen Türk yurdu KERKÜK… Kimin umurunda?

SADAT, HÖH, Osmanlı Ocakları hangi kirli planın bir parça? Kafa yoran var mı? Kayıp silahlar kimlerin elinde?

Ege adalarımız işgal altında. Yunanistan adalarda silahlandı. Silahların üzerinde İzmir yazdığını biliyor musunuz?

ABD Karaağaç’ta yığınak yapıyor. Ege’de Yunan Ordusu ile Tatbikat yapıyor. Sahi, ABD savaş gemilerine Bizans bayrağı asarak Ege’den geçmişti değil mi? Sorun değil(!)… En önemli sorun, hela-lleş-mek…  Alis Harikalar Diyarında…

Biliyoruz ki, CHP de dizayn edildi. 10 Aralıkçılar parti yönetimine hâkim oldu. CHP zaten çok önceden operasyona uğramıştı. Sözde Atatürkçüler söz sahibi yapılırken, gerçekleri tasfiye edildi. Şimdi sıra Y-CHP’nin CHP olduğu dönemle hesaplaşmakta…. AKP’nin 20 yıldır yapmak için çabaladığı hesaplaşmayı  “helalleşme kılıfıyla” Kılıçdaroğlu YAPACAK. Ne de olsa devlet ile sorunlu bir tarafı var. “Ben Dersimli Kemal” dediği gün sorunlu(kaşıntılı) tarafını da açık etmişti.

CHP kaç kere iktidar oldu? 1950 yılından beri ülke sağ iktidarların elinde. CHP farklı isimlerle kısa süreli iktidar ortağı olmuştur.

Madımak’ta insanları canlı canlı yakanlar CHP’li miydi?  12 Eylülcüler CHP’li miydi? Çorum ve Kahraman Maraş katliamını CHP’liler mi yaptı? Mafya Örgütü liderlerine kırmızı pasaportları CHP’liler mi verdi? Türk Ordusu’nu CİA işbirliğiyle kim paramparça etti? Gezi’de çocuklarımızı kuş avlar gibi vicdansızca kim öldürdü? Kozmik odayı CİA’ya açıp, 830 vatan evladının şehit edilmesine CHP’liler mi neden oldu? Ordu’nun savaş sırlarını CHP’liler mi verdi?

Bu ihanetleri seyrettiğiniz, gerçek bir direniş gösteremediğiniz için Polyannacılık oynamayı maharet sanıyorsunuz.

Evet, Anadolu halkı CHP’yi dinsiz bilir. CHP’nin dikili bir çeşmesi bile yok derler. Geldi İsmet, kesildi kısmet diye bir tekerleme vardır. Kur’anı yasakladı derler.  2. Dünya Harbinde savaşa girme ihtimaline karşı toplanan buğdaylar nedeniyle köylü CHP’yi suçlar.

Bu düşmanlık üzerinde çok düşündüm. İsmet Paşa dönemiyle başlayan bu nefretin gerçek bir nedeni olabilir mi? Çok mantıksız. 1950 sonrası kaç nesil değişti ama aynı tekerleme hala sürdürülüyorsa, üzerinde iyi düşünmek gerekir.

Bugün CHP’nin kapatılmasından bahsediliyor. DP döneminde de CHP’nin kapatılması dillendirildi.

Neden?

YCHP’nin kuruluştaki CHP ile bir alakası kaldı mı? Kalmadı. Emperyalizmle uyumlu hale geldi mi? Geldi! O halde küresel çetelerin aparatları neden hala CHP’nin kapatılmasından dem vuruyor?

Çünkü CHP’nin adı bile bir HAFIZADIR. T.C. Devleti’nin kuruşunu hatırlatır. Tepe değişse de tabanda sağlam Atatürkçü bir damar vardır. İşte küresel çeteleri ve içerideki iş birlikçilerini bu hafıza, bu damar rahatsız ediyor.

Anadolu insanının CHP düşmanlığı gerçek yaşanmışlıklar nedeniyle değil, belli ki bir istihbarat çalışmasına dayanıyor. Bu işleri az çok bilen ve düşünebilen her insan bu çalışmayı anlar. Bir istihbarat çalışması olmasa, 70 yıl aynı yalanlara inanan insanlar kalmazdı. Şu tavsiyeleri bir hatırlayalım;

“Kemalizme son verin, Osmanlıyla övünün” diyen Graham Fuller… “Türkiye Atatürk’ün mirasını reddetmelidir” diyen Samuel Huntington…. “Yapılması gereken Atatürk’ün hem din, hem de Kürt düşmanı olduğunu yaymaktır.” Kurt Ziemke

AKP geldi geleli Mustafa Kemal Atatürk ve kurduğu T.C. Devletine saldırıyor. Bu durumda kimlerin Türkiye şubesi olarak görev yaptıkları açık değil mi? Atatürk Kültür Merkezlerini yıkıp, adını yok etmedi mi? Atatürk’ün adını okullardan silmedi mi? T.C. Devletinin kuruluş simgeleri tek tek siliniyor. T.C. Devleti’nin kuruluş felsefesi 1938 yılından beri yavaş yavaş yok edildi. AKP’de altın vuruşa hazırlanıyor. Bu saldırının ana hedefi TÜRKLERDİR! Çünkü Atatürk bir Türk Devleti kurdu. Bu Türk Devleti bütün Türklerin ABİ kabul ettiği bir devlettir. Anadolu’da Türklük yok edilirse, Türk Dünyasının başı kesilmiş olur.

T.C. Devleti’nin kuruluş simgelerini tek tek silenler için CHP yok edilmesi gereken bir hedeftir. Ne kadar dizayn edilirse edilsin… Tabanda bir damar CHP üzerinden Cumhuriyetin hafızasını sağlam tutuyor. O hafızayı çocuklarına naklediyor. CHP kapatılırsa, bir-iki nesil sonra taban eriyecek demektir.  Anadolu Halkı üzerinde yapılan istihbarat çalışması, CHP nefretini diri tutmak içindir. Diri tutulsun ki, %65’i muhafazakar olan Türk Milleti CHP’ye yapılan operasyonları görmesin. Kapatılırsa sahip çıkmasın.

Bugün Kılıçdaroğlu CHP’ye karşı yapılan “YALAN VE İFTİRA” istihbarat çalışmalarına HELALLEŞME ADI ALTINDA SAHİP ÇIKTI. Farkında olarak mı yaptı? Yoksa danışmanların oyununa mı geldi bilmiyorum. Niyet okuyamıyorum. Oysa akıllı olan bir insan bu iftiralara sahip çıkmak yerine, bu oyunları bozma, yalanları doğruları ile çürütme çalışması yapardı. Bu çalışma 1950 yılından beri yapılmalıydı. Parti 1938’den sonra operasyon yediği için, aslında sahipsiz kalmıştır. Sahipsiz kalınca, yerli-yabancı etki ajanları bir simgeyi, bir hafızayı yok etmek için çok iyi çalışmış. Nereden mi biliyorum? Bir ABD ajanının çalışmasından… Kendi itirafından… Köy Enstitülerini kapattırmak için bütün Anadolu’yu gezip anti propaganda yaptığını yıllar sonra itiraf eden ajandan… Köy Enstitülerinde tuvaletlerin cenin kaynadığı yalanını yayan, okulları fuhuş yuvası diye anlatan ajanlar. Bu çalışmayı neden yaptığı sorulduğunda;

“2000’li yıllara gelindiğinde Türkiye’nin çok genç bir nüfusu olacak. Bu nüfus Köy Enstitüleri eğitimi ile yetişseydi, Türkiye karşımıza büyük bir güç olarak çıkacaktı. Tedbirini almamız gerekecekti, aldık. Köy Enstitüleri kapatıldı.” İtirafını yapıyor.

CHP hakkında aynı yalanların Anadolu’da tekrar edilmesi bir istihbarat çalışmasıdır. Çünkü CHP ne kadar dizayn edilirsse edilsin Cumhuriyetin önemli bir simgesidir. Hafızasıdır. Bu hafıza mutlaka bir taban bulmaktadır. Öyleyse bu simge yok edilmelidir. Taban bir-iki nesil sonra eriyecektir.

Bu inceliği, etki ajanlarının çalışmasını anlayamayan zavallılar, etki ajanlarının yalanları üzerinden “helalleşme” maskaralığını çözüm olarak ortaya attı. CHP sanık sandalyesine oturtuldu, işlemediği hiçbir suç kalmayan AKP TANIK SANDALYESİNE oturdu. Maskaralığın bu kadarı çok fazladır.

CHP Atatürksüz Atatürkçülerden kurtarılmalıdır. Asli görevini hatırlayan, istihbarat çalışmalarını bozabilecek akla sahip insanlar tarafından İŞGALDEN KURTARILMALIDIR!

Gerçek Atatürkçü CHP’lilerin Cumhuriyet ve Atatürk’e olan sorumluluklarını bilerek CHP’nin kaptan köşkünü İŞGALDEN KURTARMASI GEREKİR!

Helalleşme mi? Ben ona HELA-(L)LEŞ-ME diyorum.

Devamını Oku

Türk Yurdunu Cehenneme Çevirecek Türk Baharı Başladı

Türk Yurdunu Cehenneme Çevirecek Türk Baharı Başladı
1

BEĞENDİM

ABONE OL

TÜRK BAHARINA HAZIR OLUN

Ülke yanıyor. Ormanlarımız bütün canlarıyla yanıyor. Marmaris bitti. Manavgat bitti. İnsanlar yanmış evlerinin yanından ayrılmıyor. Hayvanlar, börtü-böcek, ağaçlar, otlar yandı. Acımız başka tehlikeleri unutturmasın. Her gün sınırımızdan 1500(sadece erkek) Afganlı giriyor. 20-40 yaş arası milis güçler.
Afganistan önce Rusya’nın işgaline uğradı. Rusya pes edip çekilince Amerika işgal etti. Ortaçağ’dan fırlayıp gelen Taliban ülke insanına kan kusturdu. İnsanlıklarını unutturdu. … Kadınların ve kızların dışarı çıkmasını, okumasını yasaklarken, uyuşturucu ticareti yapan Taliban… Perşembe günü silahları çatıp erkeklerle gerdeğe giren, Cuma günü abdest alıp Cuma namazına giden Taliban… AKP Genel Başkanının; “Türkiye onunla ters bir yanı yok” dediği İşte bu Taliban(!) Yıllarca Taliban, Amerika arasında kalan ve milletleşememiş bir yığından sağlıklı insan çıkmaz. Cahil, travmalı, ABD ile çalışmış bu yığını sürüyü sürer gibi Türkiye’ye sürüyorlar. Sorgusuz-sualsiz de içeri alınıyor. Türkiye’nin her tarafına dağıtılıyor. Aldığımız sağlam duyuma göre ABD bunların ailelerine maaş ödüyor. Bu milis güçler de ailesini rahatça geride bırakarak ABD adına ülkemize geliyor.
Hatırlayın! Suriye ve Libya’ya da yüzlerce terörist böyle sokuldu. Onlar iç karışıklık çıkarıp kalkışmayı örgütledi. Bunun adı da Arap Baharı(!) oldu. AKP bu ülkelerin terörize edilmesinde rol aldı. Kaddafi’nin katilleri Türkiye’de 4 yıldızlı otellerde ağırlandı. Tedavi edildi. Şimdi aynı oyun ülkemize oynanıyor. PKK, El KAİDE, sürekli isim değiştiren Suriye’nin teröristleri içeride. Dokuz Milyon Suriyeli içinde ne kadar El Muhaberat ajanı olduğunu bilmiyoruz. İstanbul’da bütün semtlerin kağıdını Suriyeliler topluyormuş. Güvenlik ile ilgili her birim bilir ki, bütün mahallelerin kağıtları toplanırken, sokak sokak da rapor tutulur. İstihbarat sağlanır.
Ormanlarımızı yakan PKK’ya eğitimi Yunan ajanı Savvas Kalenderidis verdi. Bu yangınların tek sahibi PKK değil! Bizim aldığımız duyumlara göre PKK’nın yanında iki grup daha var. PKK yaktı demiyorlar diye bir kesimi suçlayan yandaş basın, 3 grup caninin birini açıklarken ikisini saklıyor. Neden? Sorgulayın! İkisinin tepesinde ABD var. Birinin tepesinde El Muhaberat olabilir.
Jandarma uzaktan yüz taraması yaptığında bir kişinin bütün suç dosyasını veren bir sistem kurmuştu. Öğrendiğime göre şimdi bu sistem kullanılmıyor. Sadece havaalanlarında kullanılıyor. Ne garip. Türk Milleti adeta ateşin ortasına atılmış gibi değil mi?
Türkiye terörize edilmiştir. Yangınlarla gıda üretiminde başat rol oynayan illerimiz yakılarak ekonomi açısından da bir darbe vurulduğu açıktır. Ülkemiz iç çatışmaya hazır hale gelmiştir.
İkinci olay ABD’nin Yunanistan’da kurduğu üstler kimi hedef alıyor. Size ABD’nin Dedeağaç’taki silahlanma envanterini çıkarayım. Okuyun ve uzun uzun düşünün!
Haziran ayında 110 adet Balack Hawk helikopter. 25 adet Apache helikopter. 10 Adet Chinook helikopter. 1800 askeri araç. Temmuz ayında ise; ARC Endurance isimli kargo gemisiyle TexasBeaumont’tan 400 adet M1A2 Abrams Tank. M117 zırhlı araç. M2 A2 Zırhlı muharebe aracı. 20 Bin asker. Ayrıca bütün Ege Denizini tarayacak radar sistemi kurdular. Helikopterleri Dedeağaç Dimokritos Havaalanı’na yerleştirdiler. Merkez hava üssü olarak bu havalimanı kullanılacak. Yunanistan, Girit, Güney Kıbrıs’tan İsrail’e kadar açık kalmayacak şekilde kanat oluşturup kuşatıyorlar. Dedeağaç ile birlikte Kavala, Selanik, Larisa, Stefanoviç, Girit üslerine de yığanak yapılıyor. Mart ayında Girit açıklarına gelen Eisenhower uçak gemisi, 22 savaş gemisi, denizaltılar ve beş binden fazla asker bu bölgede yerleşti. Fransa’dan 18 adet Rafele savaş uçağı alıyorlar. İlkini teslim aldılar.
Fransa’nın Yunanistan’a gemi ve savaş uçağı hibe ediyor. Amerika Defender Europe 2021 tatbikatı bahanesiyle getirdiği birçok tank, helikopter, gemi ve zırhlı araçla birlikte silah ve mühimmat hibe ediyor(!)..
Peki Yunanistan nasıl silahlanıyor? Bu envantere de bakalım:
Midilli Adası: 1 Mekanize Tümeni , havaalanı ve savaş uçakları..
Limni Adası’na: 1 Mekanize Tugayı , havaalanı ve savaş uçakları..
Rodos Adası’na: 1 Mekanize Tugayı , havaalanı ve savaş uçakları..
İstanköy Adası’na: 1 Mekanize Tugayı , havaalanı ve savaş uçakları..
Sakız Adası’na: 1 Mekanize Tugayı , havaalanı ve savaş uçakları..
Sisam Adası’na: 1 Mekanize Tugayı..
Taşoz Adası’na: 1 Alay..
Semendirek Adası’na: Bir Alay…
Lipsi Adası’na: Bir Alay…
Kelemez Adası’na: 1 Alay, havaalanı ve savaş uçakları..
Kos Adası’na: 1 Alay, havaalanı ve savaş uçakları için lojistik ve mühimmat depoları…
Ahikerya Adası’na: 1 Alay. Eski havaalanı modernize edildi.
İleriye Adası’na: 1 Tabur…
Batnoz Adası’na: 1 Tabur..
İncirli Adası’na: 1 Alay, havaalanı, savaş uçakları ve Chinok helikopterler…
Kerpe Adası’na: 1 Alay, savaş uçakları..
Bozbaba Adası’na: 1 Tabur…
İspara Adası’na: 1 Tabur…
İstanbulya Adası’na: 1 Tabur…
Meis Adası’na: 1 Tabur…
Sömbeki Adası’na: 1 Tabur..
Küçük adalara da karakol seviyesinde askeri birlikler konuşlandırıldı.
Sahi, Ordumuzun Yunanistan ile savaş projesi de kozmik odadan alınıp aynı gün Yunanistan’a servis edilmişti değil mi?
AKP Lozan’ı neden hep kötüler? Şu tabloyu görünce, kötülemeyip de ne yapsın demek lazım. Lozan iyi dese, Lozan Antlaşmasını ihlal eden bu silahlanmaya karşı çıkması, uluslar arası antlaşmalardan doğan haklarına sahip çıkması gerekir değil mi? Zor iş… Hele onca dosyalar birilerinin elinde olunca. Kolayı ne? Kolayı Lozan’ı karalayıp, ülkemizin Batısının ateş çemberiyle çevrilmesine izin vermektir. Onu yapıyorlar. “Biz Lozan’da kazanılan haklarımızı koruyamayız. Korumaya da zaten niyetimiz yok” diyemedikleri için, Lozan hezimettir iftirasını atıyorlar. İnsanın düşmanı bile mert olmalıdır! Mert düşman öğretir. Kahpesi sırtından vurur. Biz sırtımızdan vurulduk.
ABD sınırımızda neden bu kadar yüklü bir silahlanmaya gidiyor?
Hatırlayalım! ABD 24 Temmuz 2002 yılında “BİN YILIN HESAPLAŞMASI” adıyla askeri tatbikat yapmıştı. Hedef ülke Türkiye idi…
Parçaları birleştirirsek;
Sıra 22 ülkenin bölünmesini hedefleyen BOP’nin Türkiye kısmına gelmiş olmalı. Türk Baharı Türkiye yakılarak başlatıldı. Suriye, Libya, Irak ve diğerleri bize ders olmadı.
Gelen Afganlılar ABD’nin milis gücüdür. Türkiye’de iç çatışmada kullanılacak yeni yüzer-gezer Amerikan askerleridir. İç çatışma başlayınca Türkiye’ye “demokrasi götürme” planı devreye girer mi? Girer. Türkler savunmaya geçerse, bu milis güçler savunmayı bastırmada kullanılır mı? Kullanılır. Sahi, AKP Genel Başkanı NATO’yu Türkiye’ye davet ettiğinde;
“Türkiye NATO toprağıdır” bile demişti değil mi?
Türk yurdunu cehenneme çevirecek Türk Baharı başladı. Türkiye’de Türkleri bitirme planı… Kendi ipimizi kendimiz kestik. Türk’e düşman kim varsa el verdik. Yol verdik. Ne ordu kendine sahip çıkabildi, ne bizler Ordumuza sahip çıktık. Yakılan cehennem ateşinde hepimizin bir parça odunu var. Susmak, itiraz etmemek, susmayanlara sahip çıkmamak…Hepsi ayrı bir suç zinciri..
Karar verelim:
Ülkemize ve Türk varlığına sahip çıkacak mıyız? Yoksa yok edilişimize gözü kapalı koşacak mıyız?

Devamını Oku

Hangi Cumhuriyeti Kutladık?

Hangi Cumhuriyeti Kutladık?
1

BEĞENDİM

ABONE OL

Cumhuriyetimizin kuruluşunun 98. yılını kutladık. Kaybettiğimiz Cumhuriyetimizin… Sahip çıkamadığımız, kumar masasında oylattığımız Cumhuriyetimiz 98. kuruluş yıl dönümünü kutladık(!)…

Bayram günü sadece izledim… Yazamadım. Mış gibi yapamadım. Cumhuriyetimiz sapasağlam, bütün kurumlarıyla dimdik 98. yılına girmiş gibi yapamadım…

Gazi Mustafa Kemal Atatürk padişah olabilirdi, OLMADI!

Saraylarda SALTANAT sürebilirdi, sürmedi!

Kurtardığı millete padişahlar gibi “KULLARIM” DİYE SESLENEBİLİRDİ, SESLENMEDİ!

Gazi Mustafa Kemal Atatürk;

Egemenliği saraydan alıp MİLLETİNE VERDİ. Dedi ki; “Egemenlik, Kayıtsız Şartsız Milletindir!”

BİR ŞİRKİ BİTİRDİ. Kula kulluğu bitirdi. Milletine özgür iradeyle birey olmayı, Allah’tan başka kimseye kul-köle olmamayı öğretti.

Üretmeyi, onurlu olmayı öğretti. Üretmeyen, ekonomik bağımsızlığını kazanmayan bir milletin bağımsız kalamayacağını anlattı. Anlatmakla kalmadı, UYGULADI. Gösterdi.

Cumhuriyet eşit vatandaşlık demektir. Köydeki bir çoban çocuğun Cumhurbaşkanı olması demektir. Sırtı çıplak, ayağı yalın ayak, bit içindeki çocuklarımızı doktor, mühendis, ressam, öğretmen yapmak demektir. Onlar başı dik, öz güveni gelişmiş nesiller yetiştirdi. Eğitim birliği sağlandı.

Ya şimdi?

Cumhuriyetin varlığını oylattık. Yetmedi, geçersiz oyları da kabullendik.

Egemenlik milletten alındı, SARAYA VERİLDİ.

O zaman dün biz hangi cumhuriyeti kutladık?

Dün Sinan Meydan yönetim şeklimizin ne olduğunu çok güzel açıkladı. Dedi ki;

“Egemenliğin kayıtsız şartsız milletin olduğu ve laiklik ile yönetilen yönetim şekline CUMHURİYET diyoruz.

Egemenliğin KAYITLI ŞARTLI milletin olduğu yönetim şekline MONARŞİ denir.”

Bu açıklamaya göre;

Egemenliğimiz sarayın kayıt ve şartına bağlandı. MONARŞİ İLAN EDİLDİ.

Yargı saraya bağlı. Yargısı bağımsız olmayan bir ülkenin Cumhuriyeti olur mu?

Ülkemizde bazı ihaleler dolar-avro ile yapılmaya başlanmış. Kendi hükümetin kendi paranı kullanmaz olmuş. Bunun anlamı sen sömürge bir ülke olmuşsun demektir. Sömürge ülkelerin Cumhuriyeti olur mu?

Ekonomik bağımsızlığını kaybetmişsin. Gırtlağına kadar borç batağına gömülmüşsün. Söz hakkın kalmamış. Hiçbir işlem şeffaf değil. Her iş gizli kapaklı… Uyuşturucu ve teröre finansman sağlamak suçlamasıyla gri listeye alınmışsın. Hangi Cumhuriyet?

Cumhuriyet demek şeffaflık demektir! Hesap verirlik demektir. Adalet demektir.

Önce şu gerçekleri kabul ederek işe başlayalım:

Cumhuriyetimizi kaybettik.

GERİ ALMALIYIZ!

Egemenlik yeniden “kayıtsız şartsız milletin olmalıdır.”

Türk Milleti kendi eliyle egemenliğini teslim etti. Böylece İngiliz ajanı Şeyh Sait, Saidi Kürdi, İngiliz ajanı İskilipli Atıf, Kuva-yi İnzibatiye artıkları, Ali Kemal(gazeteci), Sait Molla(gazeteci), Ali Nadir Paşa(Kuva-yi İnzibatiye’nin İzmir Kolordusu Kumandanı), Kaymakam Fettah( Kuva-yi İnzibatiye’nin Nemrut Mustafa Divan-ı Harp Üyesi), Gümülcüneli İsmail Bey(Eski Bursa Valisi..), Nemrut Mustafa(Divan-ı Harp Reisi), Şeyhülislam Mustafa Sabri, Çerkez Süngülü Davut(Eşkıya çete reisi), Çerkez Ragıp(meşhur İngiliz ajanı), Bursalı Cemil(fabrikatör)… Az bir kısmını saydığım bu hainlerin mirasçıları kazandı, BİZ KAYBETTİK. Acı da olsa gerçek budur! Suçluyuz! Bu utanç hepimize yeter.

Kimse kusura bakmasın, MIŞ GİBİ YAPAMAYACAĞIM. BİZ CUMHURİYETİMİZİN ELİMİZDEN ALINMASINI SEYRETTİK. Çünkü bizler özümüzü, Türklüğümüzü kaybettik. Kazak Şair ve düşünürü Muhtar Şahanov’un Arslan Bulut’a 2005 yılında söylediği gibi;

“Türkiye şu anda 80 milyon nüfusuyla dünyaya hükmedecek güçte bir ülke. Bir devletin uluslar arası güç olması için gerekli bütün imkânlara sahip. Ama ne yazık ki Türklük ruhu yok!”

Biz ruhumuzu kaybettik. Hibrit tohumlara benzedik.

Arslan Bulut “Dünya Çapında vizyon sahibi bir Türk Lider!” başlıklı yazısında;

Muhtar Şahanov 2003 yılında yaptığımız görüşmede de “Bugün görüyorum ki, Türk halkları kendi milli dillerinden, kimliklerinden, törelerinden uzaklaşıyor. Ben bu durumu anlatırken ‘Ahdalanmış halk’ diyorum. Yani hadım edilmiş! Umarım ki Türkiye’deki milliyetçilerin liderleri de ahdalanmış olmasın!” demişti! Diye yazdı.

Hadım edilmiş halk. Ne kadar doğru bir tanımlama…

Dün Alanya’da Alanya Belediye Başkanı Cumhuriyet Bayramı nedeniyle bir konser düzenledi. Meydan çok kalabalıktı. Konserin sanatçısı kimdi biliyor musunuz? Saray sanatçısı Demet Akalın(!)… Her halimiz bir komedi. Her halimiz İLKESİZ!

Saray sanatçısı ile Cumhuriyet kutlamaya daha fazla dayanamadım, ayrıldım. Şarkı mı, gürültü mü ne olduğunu kavrayamadığım o seslerden içim acıyarak uzaklaştım.

“Egemenliğin Kayıtsız Şartsız Milletimizin” olduğu Cumhuriyetimizi, devletimizi geri almak hedefimiz olmalıdır! Cumhuriyetimizin varlığını oylatan, oylamaya katılan siyasilerden derman beklersek, mefta olmamız kaçınılmazdır. 2. Cumhuriyetçilerin Atatürk maskesi taktığı bir ülkede, aydınları hain olan bir ülkede iş millete düşer!

Devamını Oku

On Büyükelçinin Açıklamasına Bir de Böyle Baksak…

On Büyükelçinin Açıklamasına Bir de Böyle Baksak…
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Amerika, Almanya, Hollanda, İsveç, Norveç, Fransa, Kanada, Finlandiya, Danimarka, Yeni Zelanda Ankara büyükelçileri Osman Kavala’nın serbest bırakılmasını istedi. İçerideki muhatapları esti, gürledi… 10 büyükelçi “istenmeyen adam” ilan edilecekti. Sonuç: Rahip Brunson, Deniz Yücel…

Neyse, birkaç gün ülke gerçek sorunlardan uzaklaştı. Açlar aç kalmaya, millet yoksullaşmaya devam etti.

Televizyonlar 10 Büyükelçi ile yatıp, 10 büyükelçi ile kalktı.

ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Ned Price Osman Kavala’nın serbest bırakılması yönündeki açıklamalarıyla ilgili olarak “İnsan Haklarına saygı ve hukukun üstünlüğüne olan taahhüdümüze güçlü bir şekilde bağlıyız” dedi. İşte bu açıklamaya çok güldüm. ABD ve insan haklarına saygı(!)… O saygıyı biz yakın zamanda Irak’da, Suriye’de, Libya’da gördük. Kızılderili soykırımı üzerine kurulan, Afrika’dan yakaladıkları siyah derili insanları insanlık dışı şartlarda çalıştırıp o insanların iş gücüyle zenginleşen Emperyalist ABD ile insan hakları asla bir arada anılamaz.

Büyükelçileri sınır dışı etmekten vazgeçen Erdoğan’ın açıklamalarına cevap veren Ned Price; “Türkiye’de insan haklarını desteklemeye devam edeceklerini” söyledi. Eyvah ki ne eyvah!..

O zaman gelin hafıza tazeleyelim:

Türkiye’de adaletin kalmadığı, yargının siyasetin vesayeti altında hukuk cinayeti değil, seri cinayet işlediği sır değildir. Ülkemizde AKP yargı dışına çıkartılmış, yargı muhalefeti sindirmek için kullanılan bir sopa ve baskı aracı haline getirilmiştir. Yargının ilk cinayeti Van 100. Yıl Üniversitesi’nde işlendi. Kumpas ile YYÜ Rektörü Yücel Aşkın ve Genel Sekreter Enver Arpalı tutuklandı. Arpalı iftiraya dayanamayıp intihar etti. Yargı cinayeti Ergenekon kumpası ile devam etti.  Peki Ergenekon ve türevi kumpaslar nerede planlandı? Hatırlayalım! Fehmi Koru Ergenekon ve türevi kumpasların kararının ABD’de Erdoğan ve Bush arasında alındığını iddia etti. Yalanlandığını duymadık, okumadık. Kaldı ki, CİA ajanı Henri Barkey Utah Üniversitesi’nde verdiği konferansta “AKP lideriyle anlaşarak Türk Ordusu’nu kafeslediklerini” anlatmıştı. (Haber: Yeniçağ Gazetesi)

Bir Mart Teskeresinin reddinden sorumlu tutulan Türk Ordusu ABD ile işbirliği yapılarak cezalandırılmıştı(!)…

Ülkemizde başlatılan Ergenekon ve türevi kumpaslar AKP, FETÖ, ABD ortaklığında kararlaştırılıp başlatıldı. FETÖ’nün polisleri, savcıları, hakimleri, basını bu kumpasların uygulayıcısı oldu. FETÖ’nün yargıçları bu kumpasları yapabilmek için ABD’de eğitim aldı. Operasyonlar başladı. ABD Adalet Bakanlığından bir bayan savcı bu kumpas davalar başladığında Türkiye’de Adalet Bakanlığında göreve başladı. 35 CİA ajanı AKP’nin oluru ile Türkiye’de göreve başladı.

Ergenekon ve türevi kumpas davalarda hukuk adına ne varsa hançerlendi. Sahi, Erzincan Cumhuriyet Baş Savcısı Cihaner’in kumpas dosyası üç il arasında gezdirilirken biz ortada büyükelçi falan görmedik. İçeri tıkılan insanların iddianamesi 4-5 yıl yazılmadı. İddianame denilen şey polis kayıtlarıydı ve AYARLI Savcı Öz’ün denilen imzaları bile FETÖ’cü polisler atmıştı. Operasyonlar devam ederken F-CİA’nın polisleri ABD’nin Ankara Başkonsolosluğu’na giderek kumpasların ilerleyişi hakkında brifing verdi.

ABD Türkiye’de işlenen yargı cinayetlerinin ortaklarından biridir. İçinde ADALETİN olmadığı bu sistem “ABD+AKP+F-CİA ortak yapımıdır”. Gün geldi, F-CİA hançerlediği yargının eline düştü. İlahi adalet.

AB ülkeleri de AB havucuyla bu kumpasları desteklemiştir. Şimdi utanmadan açıklama yapıyorlar. O da Osman Kavala için…

Kavala’nın misyonu bellidir. Faaliyetleri ve durduğu yer emperyalizmin durduğu yerdir. Bu demek değildir ki, yargı Kavala’yı mağdur etsin. Hiç kimse keyfi olarak hapiste tutulamaz. Onaylamadığımız insanlar üzerinden hukuksuzluğu savunamayız. Hukuk herkese lazımdır. Bu kişi suçlu görülüyorsa, yargılamak için hukuk yetersiz kalıyorsa, yeterli hale getirirsiniz.

Rusya dış devletlerden yardım alan kuruluşları, sivil örgütleri kapatmadı. Yargılamadı. Akıllı bir yasa ile hepsini açığa düşürdü. Dış ülkelerden yardım alan kuruluşların “ajan kuruluşlar olduğunuyasalaştırdı. Onlar da ajan kuruluş olduğunu kabul ederek faaliyetlerine devam etti. Buyurun, siz de yapın! Yapamazsınız değil mi? Çünkü ucunun dokunmadığı kuruluş kalmaz.

***   ***

Almanya’ya gelince;

Almanya Deniz Yücel’i istediğinde aslında Erdoğan’ın yargıya müdahale ederek Deniz Yücel’i Almanya’ya göndermesini istedi. O zaman yargının adil olması umurlarında değildi. Umurlarında olan Osman Kavala ismidir.

Hem içeridekiler hem dışarıdakiler samimiyetsiz ve ikiyüzlü davranıyor.

***   ***

ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Ned PriceTürkiye’de insan haklarını desteklemeye devam edeceklerini” söyledi. Bu cümle çok önemlidir.

Neden önemli olduğunu Sayın Naci Kaptan’ın bir yazısından alıntılayarak açıklayalım:

(Amerika’da Dışişleri Bakanlığına bağlı olarak çalışan “İstikrarsızlaştırma Koordinasyon Başkanlığı” teşkilatı var. Şimdiki Başkan John E. Herst Ukrayna’daki istikrarsızlaştırma görevini tamamlayarak ülkesine döndü. Şimdilerde, Türkiye üzerine çalıştığını açıklamalarından anlıyoruz. İstikrarsızlaştırma Koordinasyon Başkanlığı ilk görev olarak Türkiye’yi ele almış. Yani Türkiye’deki istikrarsızlığı planlayacak.)

AKP bütün uygulamalarıyla T.C. Devletini istikrarsızlaştırma görevini başarıyla(!) yerine getiriyor. Yani ABD’ye gerek bile kalmıyor…

On büyükelçi ve içeridekilerin şovunu izledik. Halka gelince;

Aç karna şov falan da çekilmiyor. Atalarımızın dediği gibi; “Aç adamın üzerine on yorgan örtmüşler, gene de uyutamamışlar.”

Devamını Oku