DOLAR 12,49380.73%
EURO 14,09970.38%
STERLIN 16,67350.61%
ALTIN 716,890,56
BIST 1.776,41-2,35%
BITCOIN 7155235,93%
Ankara
13°

PARÇALI BULUTLU

12 56

ÖĞLE'YE KALAN SÜRE

Ülkücü’yü yaşatacağız ki; Türk Milleti yaşasın…

0

BEĞENDİM

ABONE OL

Bu mücadele; onurlu AB üyeliği yırtıp atarak, Çiçek bahçelerini mermer yaparak, genom projelerine dayalı Türklük tanımlamalarını yok ederek geldi…

Bu mücadelede, üzüldük, kırıldık, bazen itildik ama Sabrederek, sebat ederek, çalışarak, üreterek ama üç hilalin gölgesinden hiç ayrılmadan bugünlere geldi…

Bu mücadele; kişilere değil zihniyetlere karşı ülküdaşlık hukukuna her dem riayet ederek ahlakla şahsiyetle verildi...

Bugün söylenen, konuşulan, talep edilenlere bakın hepsini geçmiş zeminde bulacaksınız… Çünkü bu mücadele, kolay olanı tercih etmedi; yıka yıka değil, yapa yapa verildi…


 

Bu mücadele, demokrasi buhranı yaşayan ülkeye Yüzyıl önce getirdiği demokrasiyi yeniden inşa etmenin mücadelesi…

Bu mücadele, Türk Milliyetçiliğinin kurduğu devlete yeniden hakim kılınmasının mücadelesi...

Bu mücadele, Türk Milletinin demir çekirdeği olan Ülkücülüğün yeniden sosyal iktidarını inşa ederek Ülkücü İktidarın Turan'a yol almasının mücadelesi…

Kolay olmayacaktı; biliyorduk….

Kısa sürede neticelenmeyecekti; yıllarca sebat ettik…

Her türlü saldırını hedefi olacaktık; sabrettik…

İnandık ve hiç yılmadık….

Şimdi bu mücadele sonuç vermez diyorlar…

Yıllarca nasıl mücadele ettiysek yine öyle ederiz…

Türk Milletinin başına geçirilmeye çalışılan Başkanlık çuvalını mümessillerinin başlarına geçirip mücadeleye devam ederiz…

Biz zaferden değil, mücadeleden mükellefiz…

Biz hala nefes alıyorsak mücadele bitmemiş demektir…

Türk milletinin geleceğinden ve Turan'dan ümitliyiz….

Ülkücü'yü yaşatacağız ki; Türk Milleti yaşasın….

Devamını Oku

Vale ve park terörü

Vale ve park terörü
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Amasya'ya da ulaşmış…

Amasya Stadının karşısında Necip Fazıl caddesi üzerinde lokantalar caddeyi işgal edip vale alanı haline çevirmişler….

Akşam aracı park edip lokantalara karar vermek için yürürken bir tanesi bizim yere araç bırakıp diğer lokantaya mi gideceksiniz dedi.

Yolun herkesin mali olduğu falan umurlarında değil…

Apartman yönetimine ön cephedeki 5m yi işgal ettikleri için ödediği parayla yolu satın aldığını sanan tüccarcılık oynayan bir zihniyetle karşı karşıyayız…

Ben arabamı almadım o lokantaya da gitmedim ama tartışma az daha uzasa muhtemelen nahoş olaylar olacaktı…

Şimdi bu şehri yönetme yetkisi alan seçilmişler, yönetmek için atanmışlar içinizden birisi bu şehrin sokaklarını lokantalara tahsis ettiniz mi?

Eğer etmediyseniz bu işgale daha ne kadar şehirci kalacaksınız?

Bir şehir gelişirken elbet problemler olacaktır, ancak iyi yöneticilerin görevi önce başka şehirlerce tecrübe edilmiş aksaklıklar oluşmadan tedbir almaktır…

Şimdilik görev sizde gereğini yapın…

Devamını Oku

Yeni Türkiye Hülyası

0

BEĞENDİM

ABONE OL

Türk Milliyetçiliği bu topraklarda kurduğumuz son bağımsız devletin temel hareket noktasıdır ve yapılan tüm anayasaların -eksik/kusurlu yanları bir tarafa- tamamında hâkim ruhtur. Bu ruhtan rahatsız olanlar, yüzyıl öncesinin intikamının peşindeler. Türkiye Cumhuriyetinin kuruluşunda Türk Milliyetçiliği karşısında mağlup olmuş akımların torunları, Türkiye Cumhuriyetinden yalnızca hukuki ve siyasi değil aynı zamanda sosyal hâkimiyeti olan Türk Milliyetçiliğini söküp atmak için toplumun sosyal yapısını bozarak devletin ikinci(!) kuruluşunun peşinde koşuyorlar. Bu kavga ve savaş yalnızca siyasi bir mücadeleden ibaret olmayıp fikir sistemlerinin cephesi beyinler olan amansız topyekûn savaşıdır.

Geçtiğimiz hafta Ayhan Oğan; yılların ana hedefi ve referandum sürecinde söylediklerini tekrarlamış; Yeni bir devlet kuruyoruz demişti….

Aslında bu sözleri hayret verici değil yıllardır söylüyoruz. AKP kurucu felsefesinin genetik kodlarının gereğidir bu ifade. AKP, kurulduğunda taşıyıcı ekseni ‘Milli Görüş’  kadroları idi. Ancak çevre eski liberal, eski Marksist, ANAP ve DYP’nin şaşaalı dönemlerinde üst düzey siyaset yapıp partilerinin zor günlerinde onları var eden tabana sırt dönen siyasal islamcı orta sağ siyasetçi bir güruhtan oluşuyordu. Bu çevreyi dışarıdan destekleyen etnikçi yapılar ve dini görünümlü olanı-olmayanı ile enternasyonalist çevrelerin toplamından müteşekkildi. Bu kitle, ana merkezden dışarı yayılan bir saadet zinciri ile birden ortalardan kaybolan Cuma ve Cumartesi annelerinin birbirlerine bağlandıkları gibi bağlanmışlardı. Bu bağ ekonomik bir saadet zinciri görüntüsünde olsa da aslında ana kitleyi bağlayan bu bağın fikri bir altyapısı vardır. Bunu anlamak çok da zor değildir çünkü bu güruhun ortak bir fikri duyguları vardır. O da; Türk Devleti’ne ve Türk Milliyetçiliğine besledikleri derin nefret ve intikam alma duygusudur. Böylece kurulan AKP, Türk Devletinin kuruluş felsefesi olan Türk Milliyetçiliğine karşı 100 yıl sonra kurulmuş en büyük koalisyonun adı oldu.

Bu bir durum tespiti dir ve AKP li Ayhan Oğan da gayet rahat ve normal olarak programda ifade etti. Üstelik buna şaşıranlara hayret ederek…

Bundan sonraki mücadelenin tarafları Devletin kuruluş felsefesine bağlı olanlar ve olmayanlardır.

Geriye kalan tanımlamalar şimdilik teferruattır.

Devamını Oku

Yeniden Başlamak

0

BEĞENDİM

ABONE OL

 

Türk milliyetçiliği fikri ve siyasi hareketi son bir, bir buçuk yılda en önemli kavşak noktasına geldi. Şu an karşı karşıya kaldığımız duruma vereceğimiz cevap aynı zamanda Türk Milletinin de bu yüzyıla vereceği cevabı belirleme imkânına sahip olabilir. Bu nedenle önce problemlerin üzerinde hemfikir olmak sonra çözümü oluşturmak zorundayız. Bunun 2+2=4 eder gibi basit bir çözümü olmadığı da aşikâr…

Kavramlardan bahsettik daha önce…

Mesela “davaya bağlılık”, “Ülkücülük”, “Milliyetçilik” gibi temel kavramlarda bile uzlaşamayan bir topluluk haline dönüştü camia…

Çiçek bahçesi, onurlu AB üyeliği süreçlerinden geldik; “lidere sadakat şerefimizdir”, “iktidar diye bir iddiamız yoktur” ve “Lider, teşkilat, doktrin tartışılmaz” ile aslında fikren öldük. Hayatta kalanlar da “Hain” oluverdi.

Fikrimiz ve ülkülerimiz bu mesnetsiz, iman ve inanç zafiyetli sloganlara mahkûm edildi.

Oysa;

Töre konuşunca susan Hakan” tarihli Türk değil miydik?

İktidar olmak iddiası olmayan Türk cihan hâkimiyetini nasıl kuracaktı?

Binyıl önce Orta Asya’dan Balkanlara uzanan coğrafyada Türkün sosyal iktidarını kuran Yesevi’nin ocaklarında yetişmeye talip değil miydik?

Aynı coğrafyada Siyasal iktidarı kuran Alpaslan, Osman Gazi, Fatih, M.Kemal bizim kutup yıldızlarımız değil miydi?

O tartışılmaz putları yıkan Resul önderimiz değil mi?

Bu ve benzer deli gömlekleri bu camiaya gözlerimizin önünde giydirildi, hem de bizim nezaretimizde…

Şimdi Türk Milletinin irfan denizindeki bu yırtıkları dikmek için yeniden seferber olmalıyız…

Çağlara hükmetmek; çağlar üstü fikrin o çağın dili ile söylenmesi ile mümkün olur…

Yeni bir dil ile,

Yeni bir çalışma ile,

Yeni bir azim ile

Kadim inancımızı Türk Coğrafyasında sosyal ve siyasal iktidara taşımalıyız…

1919’da Amasya’da M. KemalPayitahta sadakat şerefimdir” deseydi Kurtuluş Savaşı akamete uğrayacaktı…

Türk Milleti için Ter dökmeyi önceleyen,

Milletin refahını ve kalkınmasını sağlayacak,

Toplumsal barışın ve adaletin teminatı olacak,

Bu coğrafyaya getirdiği demokrasiyi yükseltecek

Bir Türk Milliyetçisi tavrı elbirliği ile inşa etmek tarihi sorumluluğumuzdur.

Arkamızdan kimin ne dediğinden çok Huzur-u ilahide görevini yapmış olmanın rahatlığı ile “Her neslin bir ödevi vardır, ben benim ödevimi yaptım” deme bahtiyarlığıdır değerli olan..

Devamını Oku

Başkanlık Tartışmaları

0

BEĞENDİM

ABONE OL

 

Esas dışı Konular 1

Türkiye, 15 Temmuz’da kanlı bir darbe girişimi ile karşılaşmış ve bu tehlikeden dik duruşlu evlatları sayesinde kurtulmuştur. Türk Devleti’nin kuruluş felsefesine nefreti bünyesinde barındıran her grup, güruh ve organizasyon fırsatını her bulduğu ortamda farklı yöntemlerle, nefreti gereğini yapacağı aşikârdır. Bu vaziyeti görmek, milli ve vicdanı olan bir bakışla mümkündür. Milli Bakış sahibi Ülkücüler, 15 Temmuz’u oluşturan zihniyeti en başından görmüş, hem topluma hem de yönetenlere göstermiştir. Ancak türlü saiklerle yönetenler tarafından bu uyarılar dikkate alınmamış, hatta en sert sözlerle eleştirildiğimiz, suçlandığımız arşiv kayıtlarında ve hafızalarda yerini muhafaza etmektedir. Bu duyarsızlık ve karşı duruşun hem kendilerine hem de devlete faturası çok ağır oldu. Her şeye rağmen yine de Allah, Türk Devletini korudu.

Hatırlayın, bugün kendi beklentilerini karşıladığını düşünerek övdükleri MHP Genel Başkanına “sen o muhterem zatın adını ağzına alamazsın” diyerek başlayan sövgülerini… Bu zihniyetin övgüsü de, sövgüsü de kendi menfaatlerinin emrindedir. Bugünkü övgüleri işleri bittikten sonra yarınki sövgülerinin de işaretidir.

15 Temmuz’dan sonra oluşan devlete sahip çıkma iradesini, Yeni Türkiye hülyası kuranların yanlış anladığı aşikârdır. Zira 7 Ağustos günü “Yenikapı Mitingi” ile “Yeni Türkiye” ye kapı aralama arzularının konuşmaları, sonraki süreçte eyleme dönüşmüştür.  Oysa 15 Temmuza gelinen süreç siyasi ve ideolojik temelli hataların Türkiye Cumhuriyeti Devletini beka sorunu ile karşı karşıya bıraktığı sadece bizim tespitimiz değil aynı zamanda kendi itiraflarıdır. Beka problemleri onu ortaya çıkaran siyasi kadro ve zihniyete daha fazla imkân ve güç verilerek çözülemez. 15 Temmuza geldiğimiz süreç parlamenter sistemin değil siyasi erkin iradesinin neticesidir. O irade, hatırlayın, 2010 yılında Türkiye’yi bir referanduma sürüklemişti. İçerisinde havuç hükümler olsa da esasta HSYK düzenlemesi odağa alınmış bir referandum yaşadık. O zaman birileri mezardan ölüleri bile kaldırıp “Evet” dedirtmek gerektiğini söylerken “Hayır” diyen Türk Milliyetçilerini yine dinlemediniz. 2010’da referanduma giderken sizi uyardık; “adalet sistemi bir gruba teslim edilemez HSYK düzenlemesi yanlıştır” diye… Dinlemediniz, itiraz ettiniz,” ne yani solculara mı kalsın” dediniz. Oysa biz bağımsız ve tarafsız, güçlü bir adalet sistemini savunuyorduk ve bu yasanın sakıncalarını söylüyorduk. 2010 referandumunda uyarılarımıza rağmen “yetmez ama evet” diyenlerle birlikte getirdiğiniz düzenleme sonucunda başımıza 15 Temmuzda bir darbe geldi, inşallah uyanmışsınızdır…

Şimdi yüksek sesle diyoruz ki, bu Başkanlık sevdası ülkeyi iç gerginliğe, uzun vadede ise bölünmeye sürükler. Dinleyin ve anlayın…

Yoksa, -Allah göstermesin- istenmeyen sonuçlar olursa bu defa anlamanızın hiçbir önemi olmayacak…

Devamını Oku