DOLAR 13,71940.4%
EURO 15,56840.18%
STERLIN 18,2262-0.32%
ALTIN 786,210,93
BIST 1.910,411,61%
BITCOIN 670035-7,55%
Ankara
11°

KAPALI

06 35

İMSAK'A KALAN SÜRE

Bülent Ersoy’un Başörtüsünden Fırfırlı Masa Örtüsüne Ülke Gündemi

0

BEĞENDİM

ABONE OL

12 Eylül 1980 darbesi sonrası ortaya çıkan garip bir durumdu başörtülülerin üniversitelerde uğradığı başörtüsü zulmü. Üstelik yazıcıları tarafından Biz bu anayasayı Allah korkusuyla kaleme aldık besmeleyle yazdık denilen anayasa; inancın gereği olarak takılan bir örtüye zulm aracına dönüşmüştü.

Her zaman söylerim bu ülke gariplikler ülkesi diye. Başörtüsü zulmünün tavan yaptığı yıllar rahmetli Erbakan Hocanın milli görüşünün iktidarda olduğu yıllardı. Erbakan kürsülerden nutuklar atıyor ‘’ o rektörleri o kızların önünde saygı duruşunda durduracağım’’ diyordu. 28 Şubat’ta Bir brifing yedi başörtüsü yasağını imzalayan adam olarak tarihteki yerini aldı. Mütedeyyinlerin o zamanlardaki pasif tutumu; bugün agresif oldukça agresif tutumlu mütedeyyin iktidarını yarattı. 28 Şubat sürecinde mütedeyyin ailelerden olmayanlar insanların nasıl bir zulme uğradıklarını fark edemediler bile. Başörtüsü yüzünden okuldan atılan öğrenciler, öğretmenler. Okuyabilmek için Kanada’ya, Viyana’ya hatta ve hatta Güney Afrika’ya gitmek zorunda kalan katsayı mağdurları. Namaz kıldığı için özel sektörde dahi büyük baskı gören dini bütün insanlar.

Bugün AKP iktidarının en büyük direnç noktasını oluşturuyorlar. Şahsi kanaatime göre o dönemde yaşanan en garip durumlardan birisi Kahramanmaraş Sütçü İmam üniversitesinde yaşanan başörtüsü ile girme yasağıdır. Sütçü İmam kimdir sokakta başörtülü kadınların başörtüsünü zorla açmaya çalışan Fransız askerlerini öldüren bir halk kahramanı. Maraş direnişini bu olayla başlatan isim. Başörtüsünü açtırmamak için adam öldüren bu uğurda şehit olan adamın adının verildiği başörtüsü zulmünün sembolü garip bir Üniversite.

 AKP gittiğinde yeni bir 28 Şubat yaşanır korkusu insanları sokakta kefenle, hatta kefen bulamadığı için fırfırlı masa örtüsü ile gezecek kadar korkutuyor bunu anlamak lazım. Başbakanın gezi sürecinde anlattığı korku hikâyesi de bu korkuları kaşımanın ne kadar etkili olduğunu gösteriyor. Neydi o korku hikâyesi hatırlıyor musunuz. Benim başörtülü bacımı dövüp üzerine işediler. Camide içki içtiler alem yaptılar. Bize göre komedi filmiydi ama ülkenin büyük kısmına göre en korkutucu hikâyelerden birisi… Yıllarca süren ve bedeller ödenerek verilen, Başörtüsü mücadelesi henüz tam olarak olmasa da zaferle sonuçlandı.

Yıllar süren başörtüsü mücadelesi artık bir siyasi iktidarın korkutma aracı olarak kullanılmaya; her fırsatta sömürü cümleciklerinin içinde geçirilmeye başlandı. Her başı sıkıştığında Başbakan benim başörtülü bacım okuyamıyordu, benim başörtülü kızım Türkiye’de okuyamadı, bunlar başörtüsü düşmanı, 12 yıllık iktidarda hala mağdurum edebiyatı. Artık bu konuda yepyeni bir merhaleye geçildi. Dün ülkemizin En ünlü şarkıcılarından birisi olan Transseksüel Bülent Ersoy programına başörtüsü ile çıktı. Şahsi kanaatim Çarşafa girse, hatta burkayla örtünse daha iyiydi ama tercihini bu yönde kullandı. Bu gün başörtüsü mücadelesi veren milyonlarca mütedeyyinin mağlup olduğu gün arkadaşlar. Artık başörtüsü serbest ama serbest olan başörtüsü sizin uğruna mücadeleler verdiğimiz başörtüsü değil, bir moda aleti mini etekten farkı olmayan bir başörtüsü. Bir kumaş parçası, dinin gereği değil bir zorlama aracı.

Dedim ya gariplikler ülkesi bu ülke iktidarın 12. yılında ise artık bir açık saç zulmü yaşanmaya başladı memlekette. Başı açık olan kadınlar artık özel sektörde personel olarak tercih edilmiyor. Ülkenin en tepesindeki insanlar tarafından başı açıklık bir ideolojik simge olarak lanse ediliyor.(tıpkı 28 şubat sürecinde Başörtünün ideolojik simge olduğu iddiası gibi) Bir nevi yoğun mahalle baskısı oluşturularak toplumda kamplaşma oluşturuluyor. Kadınlar başlarını örtmeye gizli gizli zorlanıyor. Bir demokratik talep olarak hakkımız olan istediğimiz uğruna türlü cefayı göze aldığımız başörtüsü serbestliği artık yepyeni bir zulmün aracı olmaya başladı. Sözü Galip Erdem ile noktalayalım olaya denk düşen  ‘’Bizler davayı Ağrı dağının zirvesine çıkaracaktık, yola koyulduk, bin bir zahmet ve  emekle, acılar çekerek dağa tırmandık. Zirveye vardığımızda sevincimiz sonsuzdu ama küçük(!) bir noksanımız olduğunu fark ettik: Davayı dağın eteklerinde unutmuştuk. Meğer bir davayı değil, kendimizi zirveye çıkartmışız.’’

Devamını Oku

Yolsuzluk Operasyonu’nda 3 Günde Neler Oldu

0

BEĞENDİM

ABONE OL

Her şey Cezalı olduğu için maçı tribünden izleyen Hocanın;  Hakan Şükür’ü oyundan alması ile başladı. Kadroda revizyona gitmesi bekleniyordu ama o rakip takımı çökertmeyi tercih etti.
 
Sabah FLAŞ GELİŞME: Ekonomi Bakanı Zafer Çağlayan, İçişleri Bakanı Muammer Güler ve Çevre Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar’ın oğulları da yolsuzluk operasyonunda gözaltında Ayrıca Ali Ağaoğlu’da gözaltında haberi ile uyandık. Bir şeyler olacaktı oluyordu yada olmuştu kokusu yakında çıkar dedik ilgi ile haberleri izlemeye başladık.
 
Operasyonun detaylarından il sızmada Başbakanın hortumlarını kestik dediğinde ne kadar doğru söylediği ortaya çıktı ama Hortumları kesip kendi çocuklarına bağlamışlar. DEVLET BEY SANRIM BUNLAR KANALİZASYON BORULARINI KENDİLERİNE BAĞLADILAR DERKEN BUGÜNÜ ÖNCEDEN GÖRMÜŞ…
 
Ardından piyasaya kaset servisleri başladı Rabbü’l-Âlemin bazen sopan olsa daha iyi olurdu diye düşünüyorum ama anladım böyle daha etkili oluyormuş. 2011’de MHP kaset skandalları çıktığında link yollayın çok merak ediyorum diye twit atan Nagehan Alcı’ya sabah şoku vardı. Ağzında sakız gibi her gün bunları söyleyen yasaklara ne yapacaksın merakla ve 4 gözle bekliyoruz.  
 
Gece bu kaset operasyonu olurken sabaha ise şu haberle uyandık. O   İstanbul Emniyet Müdürlüğü’nde 5 şube müdürü görevden alındı. Görevden alınan müdürler arasında İstanbul’daki rüşvet ve yolsuzluk operasyonunu yürüten isimler de var.
İstanbul Emniyeti’nin operasyon yetkisine sahip 5 üst düzey emniyet müdürü görevden alındı. Görevden alma işleminin bu sabah gerçekleştiği öğrenildi. Savcının yanına da 2 yeni savcı eklenmişti.

 
 Yani 100 Milyar dolarlık yolsuzluğu soruşturan Emniyet müdürleri görevlerinden alındı.Savcı iş yapamaz hale getirildi. Bu hamleden sonra AKP’ye oy veren herkes tüyü bitmemiş yetimin hakkını yiyor demektir. Bu dakikadan sonra AKP’ye oy verecekler çoluğuma çocuğuma helal lokma yediriyorum ayağı yapmasın bu haram parada seninde vebalin var…
 
Operasyondan yeni detaylar sızdı Ayakkabı kutusunda 4,5 milyon dolar bulundu
Adli kaynaklardan edinilen bilgiye göre, dün başlayan yolsuzluk soruşturmasında gözaltına alınan banka genel müdürünün evindeki kütüphanede, ayakkabı kutuları içerisinde 4,5 milyon dolar bulundu ve bu paraya el konuldu. Bakanın oğlunun odasında 7 adet kasa bir adette para sayma makinası çıktı.

 
Banka müdürünün kutusundan 4,5 milyon çıktığına göre, ben Recep Tayyip beyin kutusuna gitmek istiyorum. Çoooookkkk büyük hissediyorum mümkünse açalım Fethullah Bey demekten kendimi alamadım. Eee konteynerler doluymuş bu kadar gemi pardon gemicik niye alindi sanıyorsunuz. Paralar boşaldıktan sonra 200 bin kişinin yasayabileceği konteyner kent kurulacakmış. Diye cevapladım kendimi biraz esprili.
 
Sonra asıl bomba gece 12 de patladı soruşturmanın %10’u basına sızmıştı içişleri bakanı yolsuzluklarını soruşturan emniyet müdürünü önce sürmüş sonra meslekten attırmaya çalışmış. Soruşturmanın bir numarası olan çete liderine garanti vermiş burunlarından fitil fitil getiririm demiş ve bunlarda dinlemeye takılmış.
 
Zafer çağlayanın aldığı rüşvetler muhasebe kayıtlarına girmiş. Yükünü 105 trilyon yapıyormuş.Egemen çikolata ayakkabı kutucusuymuş vesaire vesaire .
 
Polisten sızan evrakları okuyorum da ağlamamak için kendimi zor tutuyorum. Tüyü bitmemiş yetimin hakkını yerken milyonlarca dolarlık rüşvetleri alırken gık dememişler. Üstüne kendilerini soruşturan polisleri ekmeğinden etmeye çalışmışlar. İçişleri bakanı açıkça meslekten attıracağım o pezevengi demiş. Buna rağmen, namuslu insanlar bunları bilmelerine rağmen işlerini ekmeklerinden olma pahasına yapmışlar. Emniyet teşkilatı iadeyi itibarı hak ediyor…
 
Ertesi sabah
Zaman gazetesinin haberine göre; Yolsuzluk ve rüşvet soruşturması kapsamında gözaltına alınan İçişleri Bakanı Muammer Güler’in oğlu B.Güler, Ekonomi Bakanı Zafer Çağlayan’ın oğlu S.K.Çağlayan, Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar’ın oğlu A.O.Bayraktar ile Fatih Belediye Başkanı Mustafa Demir, önceki geceyi nezarethanede geçirdi.

Operasyonu yürüten şube müdürlerinin görevden alınmaları üzerine söz konusu isimler, nezarethanelerden alınarak emniyet amirlerinin odalarına konuldu. Midesinden rahatsız olduğu öğrenilen İran kökenli Azeri Reza Zerrab’a ise nezarethanede diyet yemekleri verildi.
 
Bu arada vatandaşlığınızın da kıymetini bilin eloğlu bakana T.C. vatandaşı olmak için 1,5 milyon dolar rüşvet veriyor. Bizim ülkemizde bazıları da yok ayrılalım Türkiye’den cart curt ediyor.
 
Hükümet kanadı ise kendilerine kurulan büyük bir komplodan İsrail, Amerikan, İşbirlikçilerinden ve çetelerden bahsediyor. Çeteleri bertaraf edeceğiz bu oyunu bozacağız diyor.
 
Durumu özetleyen bir fıkra ile yazıyı kapatalım
 
 
GÜNÜN FIKRASI

Köyün birinde adamın birisi camiye gider.


Camiden garip sesler gelmektedir. 


Adam biraz korka korka da olsa caminin içine girer. 


İçeride ne görsün imam camide kadının birisi ile ilişki halinde gözlerine inanamaz. Hocaya doğru bağırarak.


PUUUUUUUUUUU diye tükürür bu ne rezillik bu nasıl şerefsizlik. 


Memlekette bu işi yapacak başka yer mi kalmadı; der. 


Hoca hiç istifini bozmadan cevap verir.


ŞU İŞİMİ BİR BİTİREYİM ALLAH’IN EVİNE TÜKÜRMEK NEYMİŞ SANA GÖSTERECEĞİM.

Devamını Oku

Samsun Canikte Seçim Nasıl Alınır.

0

BEĞENDİM

ABONE OL

Belediye başkan adaylarımızın yanında ne yazık ki strateji değerlendirmesi yapacak ekipleri yok naçizane hergün bir ilçeyi değerlendirmeme alıp Harekete bir amme hizmeti daha yapma kararı aldım J . İlk ilçemiz Canik değerlendirelim. Dündar Taşer’in  Durum Muhasebesine Düşmandan Başlanmaz  sözünü dustur edelim ve önce kendi durumumuzu bir görelim:
 
MHP’nin 2 dönem üst üste belediye başkanlığı aldığı(1994-2004) Canik ilçesi hep ülkücü hareketin kalesi olarak addedilmiş teşkilatlarda ve bu sebeple her seçim alınabilecek ilçeler arasında başı çekmiştir. Tabiî ki kağıt üzerinde peki gerçekte durum böylemi. Çok geriye gitmeyelim son iki seçimi baz alalım  Şefik Yazgı’nın aday olduğu 2009 seçimlerinde
 
AK parti 20.201
MHP  11.021
CHP  2.788 Oy almıştır. Evet beklenenden çok daha büyük bir hezimet olmuştur zira Ak parti oyların % 52,6 sını MHP ise%30.92 sini almıştır. Fatura doğal olarak Yazgı’ya kesilmiş Şefik aday olmasaydı biz bu seçimi alırdık iddiası yerel siyasetin bütün aktörleri tarafından seslendirilmiştir.
 
Yazgının Canik siyasetinde aktör olmadığı 2011 genel seçim sonuçları ise şu şekilde olmuştur.
 
  Ak parti  36.846
  CHP    8.433
  MHP   4.323
 
Yani Yerelden genele MHP’nin oyu 11,021’den 4323’e  %30’dan %8’e gerilemiştir. Yaklaşık %400’lük bir düşüş görmüştür.
 
Akp’nin oyu ise 20,201’ den 36.846 ya çıkmış  %52’den % 70 çıkmıştır. Yaklaşık % 80’lik bir artış sağlamıştır.
 
CHP  ise oylarını yaklaşık %350 artırarak 2788’den 8433’e çıkarmış ve tarihinde ilk defa bu bölgede ikinci parti olmuştur.
 
Yani yerelden genel MHP büyük bir seçim hezimeti daha yaşamıştır. Bu sonuçlara Göre Şefik Yazgı yerel seçimde seçmenin oy verme oranının ciddi oranda azalmasına sebep olan bir kampanya yürütmüş açıkladığı yolsuzluk dosyaları ile ak partili seçmenin neredeyse yarısının Osman gence oy vermesini engellemiş ama bu oyu kendisine kanalize edememiştir. CHP seçmeninin ise büyük kısmının teveccühünü kazanarak kendilerine oy vermesini sağlamıştır. Peki seçim almak için ne yapılmalı:
 
1.  Hiçbir ilçede uygulanmaya bir aday belirleme sistemi ile yönetim içi toplantı ile MHP Canik’te adayını belirlemiştir. 2 aday adayının değerlendirildiği toplantı neticesinde teşkilat karpuz gibi ortadan ikiye bölünmüş 1 fazla alan aday belirlenmiş haliyle bir kırgınlık yaşanmıştır. Her şeyden önce bu kırgınlığın giderilmesi Ülkücülerin sahaya topluca çıkabilmesi sağlanmalıdır.
 
2.  2004’te belediye başkanı olan Osman Genç iki  dönem bu görevi yürüttükten sonra büyükşehir belediye başkan adayı olmuş ve bu uğurda gerçekten bütün şehri kapsayacak önemli bir kampanya yürütmüştür. Osman gencin 2 yıldır yürüttüğü bu seçim kampanyası Canik’te Akp’nin en büyük dezavantajıdır. Büyükşehir sevdasına Canik’i boşlamış 17 ilçeyi gezip heryerden işe eleman aldığı için Canik ilçesinde huzursuzluğa sebep olmuştur.
 
3.  Canik’te AKP seçmenini lokal olarak bölecek isimler Meclis üyeliği listesinde değerlendirilmelidir.
 
4.  Caniğin en büyük mahallesi Gazi Osman Paşa blok halinde ak partiye oy vermektedir. BU bölgede sevilen AKP içerisinde güçlü dargın isimler Meclis üyeliği listesinde ön sıralarda güçlü bir şekilde değerlendirilmeli.
 
5.  Bölgede hala etkin olan eski ocak ve ilçe başkanı olan şahıs kesinlikle teşkilatlara yeniden kazandırmalı Belediye Evlerindeki Etkinliği kullanılmalıdır.
 
6.  Profesyonel bir ekiple kampanya çalışması yapılmalı çocukça sloganlarla hazırlanan  bilbordlara asılan afişler derhal indirilmelidir.
 
7.  Şefik Yazgı aranarak desteği istenmeli hiçolmazsa CHP oyunu nasıl MHP’de topladığı kilit isimler öğrenilmelidir.
 
8.  Henüz hiçbir projesi olmayan ben adayım Osmanı yıkacağım söyleminin ötesine geçemeyen adayımız derhal Canik’e vizyon katacak projeleri halk ile paylaşmalıdır.
 
Hiçbir savaş imkansız değildir yeterki asker motive olsun ve de savaş doğru cephede açılsın… Allah yar ve yardımcımız olsun.

Devamını Oku

Hajra Turan (Magyar és Török testvérek!)*

0

BEĞENDİM

ABONE OL

Macar Turancılarının lideri Vona Gabor bir dizi konferans vermek üzere Türkiye’ye geldi.  Biraz tanıyalım kimdir bu Gabor Türkiye’deki Ülkücüler ve Türkçüler arasında büyük bir ilgi ile karşılanan Vona Gabor’un söylemleri yıllardır Atsız çizgisi siyaset takip eden insanlar için hiç yabancı değil zira rahmetlinin turan kanlı Macarlara yazdığı kahramanlık şiirleri hala hatıralarda. Tam bir Türkçü üslubu ile konuşan Gabor Macaristan’ın gelecekteki başbakanı olarak görülüyor. 1978 doğumlu başkan Jobbik partisini üniversite öğrencisiyken ikibinli yılların başında kurmuş ilk seçim %2 oy alan jobbik şu anda %17 lik oy oranı ile Macaristan’ın 3. büyük partisi konumunda. Seçmen kitlesinin %63 ü genç seçmen bu sebeple oy kullanma yaşına gelecek gençler ile iktidara yürüyeceği tahmin ediliyor.

Peki, Vona Gabor Marmara Üniversitesindeki olan konferansta neler söyledi. Önemli noktalar şöyle:

Konuşmasına "Sizlere Budapeşte’den Gül Baba’dan selam getirdim" diyerek başladı.

Komünizm sonrasında Macaristan’ın yönünü hep Batı’ya döndüğünü ancak kendisi ve partisi JOBBIK’in doğru yönün Doğu olması gerektiğini savunduklarını belirtti. "Çünkü…" dedi, "kardeşlerimiz orada yaşıyor."

Komünizm hakkında "Komünizmin insan hoş gelen bazı yanları olsa da gerçekleri yansıtmamaktadır. Komünizm Macaristan’a büyük acılar çektirmiştir, en büyük zararı da köylülere vermiştir ve ailem de bunlardan biridir." dedi. Ve ekledi: "Ben anne sütü içerken aynı zamanda komünizm düşmanlığını da içtim."

Macaristan’ın Avrupa Birliği üyeliği hakkında ise, Macar halkının üyelikten önce büyük umutları olduğunu, AB’ye girip refaha ulaşacaklarını düşündüklerini ancak on yıllık üyelik sürecinde bunun tam tersinin yaşandığını söyledi. Macaristan’ın AB’ye üyeliğinden sonra Batı Avrupalı şirketlerin Macar şirketlerini, fabrikalarını satın aldığını ve sonra da kapattığını, Macaristan topraklarının satıldığını ve Macaristan’ın borcunun 4 kat arttığını belirtti.

Türkiye’nin Avrupa Birliği’ne üyeliğinin gerçekleşmeyeceğini, Türkiye’yi asla kabul etmeyeceklerini belirtirken, bunun sebebinin Türklerin Müslüman olmasından çok Türkiye’nin fazla güçlü olması olduğunu söyledi. "Ancak Türkiye AB’ye girerse, buna seviniriz çünkü bu sayede Avrupa Birliği krize girer ve çöker, biz de kurtulmuş oluruz" diye espri yapmayı da ihmal etmedi.

Günümüzde dünyanın tek kutuplu bir yer olduğunu, ABD ve Batı Avrupa’nın, dünyayı küreselleştiren güçler, bu küreselleşmenin ise siyasi ve kültürel olduğunu belirtti ve dünyanın çok kutuplu olması gerektiğini söyledi. Dünyayı küreselleştiren güçlerin, diğer insanların ne yapması gerektiğini söylediklerini ve bunun kabul edilemez olduğunu belirtti.

Azerbaycan’a da gittiğini ve Karabağ konusunu Macaristan’da savunan tek partinin kendileri olduğunu söyledi.

Romanya’da bağımsızlık mücadelesi veren Macar halkı Sekeller’den de bahsetti ve Avrupa’nın insan haklarından dem vurduğunu ama konu Sekeller olunca kimsenin görmediğini ve konuşmadığını söyledi. Ve bizden bir söz istedi: "Bir gün biz bu konuda bir adım attığımızda bizi desteklemenizi istiyoruz."

"Türkiye Turan’ın ve İslam’ın lideri olabilir. Bu ikisi birbiriyle çelişmez. Türkiye bu ikisini başarabilirse süper güç olabilir. Gerçi bana göre Türkiye yine de bir süper güçtür."

"Ben Macar’ım ve Hristiyan’ım. Ancak bütün Türklerin, Müslümanların ve ezilen insanların yanındayım."

"Türkiye’de benim gibi liderler olmadığını söylüyorsunuz. Ancak ben bu salonda bir sürü lider görüyorum."

"Hep aklımda olan ama ilk kez açıklayacağım bir şey söyleyeceğim. Benim bütün Turan ülkelerinden gelen gençlerin katılacağı bir Turan Kongresi hayalim var. Turan ülkelerinden gençler gelip Turan’ı konuşabilirler."

"Biz Macaristan’da iki senede bir Turan Kurultayı yapıyoruz. Bu kurultaylara gün geçtikçe daha fazla insan katılıyor. Ve kendi milletine yabancılaşmış insanlar bile bu kurultaya geldikten sonra gerçekleri görerek ayrılıyorlar."

"Bana ve partime, Avrupa’da ve Macaristan’da büyük saldırılar var. Bizi sürekli kötülüyorlar. Hatta bir seferinde yolda birisiyle karşılaştığımda bana ‘Gabor Vona sen misin? Ben seni dişleri bilenmiş, insanları yemek için bekleyen vahşi biri sanıyordum’ dedi. Ben de ona ‘beni ve partimin programını hiç okudun mu? Beni hiç dinledin mi? Beni oku ve dinle, eğer beğenmezsen gider, beğenirsen bize katılırsın’ dedim.

"Bir gün seçim çalışmaları için fotoğraf stüdyosuna gittim ve orada bozkurt işareti yaparak da bir fotoğraf çektirdim. Bunu Facebook’tan yayınladığımda, Türkler’den çok sayıda destek aldım ancak Macarlar ‘Sen metalci mi oldun?’ dediler. Ben de onlara ‘Bu Türklük için kutsal bir işarettir’ dedim ve bu vesileyle onlar da bu işareti öğrenmiş oldular."

"Bir gün bir arkadaşım Türkiye’ye gelmiş ve alışveriş yaparken girdiği bir dükkanda benim resmimi görmüş. Önce tanımıyor gibi resimdekinin kim olduğunu sormuş. Ardından da kendisinin Macar olduğunu söylemiş. Dükkan sahibi ona çok yardımcı olmuş ve bir çift ayakkabı hediye etmiş. Ancak korkuyorum. Eğer partimiz JOBBIK’in bütün mensupları bunu duyar ve İstanbul’a gelip o dükkana giderlerse, dükkan sahibi iflas edebilir."

"Ben aslında hiçbir zaman politikacı olmayı düşünmedim. Üniversitede öğrenciyken, neredeyse tamamen yaşlı hocaların olduğu bir konferansa katılmıştım. Sahnedeki hocalardan birisi aralarında bir genç olduğunu gördü ve beni sahneye çağırıp ‘Sen de konuş’ dedi. Sahneye çıkarken heyecan ve korkudan düşecek gibiydim. Kürsüye geldiğimde ayaklarım titriyordu ve bayılıp düşmemek için kürsüye dayandım. Bugüne kadar orada ne konuştuğumu hiç hatırlamıyorum. Tek hatırladığım herkesin ayağa kalkıp beni alkışladığıdır. İşte o gün bu işi yapabileceğimi gördüm."

"Ben buraya herhangi bir siyasi partiye görüşmek için, diplomatik ilişkiler kurmak için gelmedim. Benim bir davam var ve ben buraya davamı anlatmaya geldim."
 
Gabor’un beklide en dikkat çekici cümlesi ‘’of the record’’ yani kayıt dışı söylenmiş bir cümle . Salonun tıklım tıklım olduğunu gören gabor "Türkiye’de bu kadar Turancı var mı" demiş.


*Macarlar ve Türkler kardeştir!

Devamını Oku

AKP’li Vekillerin Başörtüsünü Zorla Kim Açtırdı?

0

BEĞENDİM

ABONE OL

3 Şubat 2010 bu tarihi asla unutmayın arkadaşlar. Ne mi oldu 3 Şubat 2010’da ne olacak canım Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde milletvekilleri arasında yumruklu kavga çıktı. Diyeceksini ki kardeşim bu kavga her zaman olan şey bizim mecliste bunu diğerlerinden ayıran ne. Anlatayım, Meclis kürsüsüne AKP grup başkan vekili Bekir Bozdağ çıktı ve MHP’yi Eski Antalya Milletvekili Nesrin Ünal’ın başını zorla açtırmakla suçladı. Sonrası malum uzatmaya gerek yok mecliste yumruklar konuştu.
 
Yıllardır AKP’liler tarafından seçim malzemesi olarak kullanılan bu konuda AKP grup başkan vekili açıklama yaptı.  Ak Parti Grup Başkanvekili Mahir Ünal, bu konuda iç tüzük açısından herhangi bir kısıtlayıcı durumun söz konusu olmadığını, çağdaş hukuk açısından da esas olanın hürriyet olduğunu, istisnai olanın kısıtlama olduğunu, herhangi bir tereddüt durumunda ise yorumun özgürlükten yana yapıldığını belirtti. 

Türbanlı vekil konusunda ise bir tereddüdün söz konusu olmadığını belirten Ünal şöyle konuştu: 

Meclis iç tüzüğünde bir milletvekilin başını örtmesine engel herhangi bir durum söz konusu değil. Kadınlarımızın yaklaşık yüzde ellisinin başının kapılı olduğunu düşünürsek demokratik temsil açısından da bir sorun söz konusu değil. Çünkü nihayetinde bu insanların inançlarından dolayı başlarını kapatmaları istisnai bir durum değil. Ve demokratik temsil açısından da bir sorun söz konusu değil.”
 
Yeni çıkartılan demokrasi! Paketinde normal hayatında başörtüsü takan vekillerin meclisede başörtüsü ile girmesinin önü açıldı. AKP’li 3 milletvekili Ak Parti Konya Milletvekili Gülay SamancıAK Parti Denizli Milletvekili Nurcan Dalbudak ve AK Parti Kahramanmaraş Milletvekili Sevde Beyazıt Meclise başörtüsü ile girecek.
 
Dikkat edilmesi gereken kamuoyunun gözünden kaçan ilginç ayrıntı ise TBMM’de 3 yıllarını geçiren bu vekillerin başörtülerinin kim tarafından zorla açtırıldığı. Burada iki ihtimal devreye giriyor.
 
1.  Meclis kürsüsünden MHP Hanım vekilinin başörtüsünü zorla açtırmıştır diyen dönemin Grup başkan vekili Bekir Bozdağ Başbakan’a rağmen karar aldı ve başörtüsünü açtırdı. Ki bu ihtimal AKP içindeki antidemokratik Recep Tayyip Erdoğan diktatoryası dikkate alındığında biraz zor görünüyor.
 
2.  Başbakan direkt kendi emretti.
 
Yalan ve riya konusunda uzmanlaşmış AKP iktidarı bile bu mızrağı çuvala sığdıramayacaktır. 3 yıldır 3 hanım milletvekilinin başını zorla açtıran AKP yönetimi yine yeni yeniden Türbana oy kapısı olarak sığınmıştır. Yıllarca MHP’yi bu konuda fütursuzca ve ahlaksızca eleştirenlerin bir özür borcu vardır.

Devamını Oku