DOLAR 12,71962.51%
EURO 14,35802.16%
STERLIN 16,97362.38%
ALTIN 731,732,64
BIST 1.776,41-2,35%
BITCOIN 7293038,12%
Ankara
13°

PARÇALI BULUTLU

12 56

ÖĞLE'YE KALAN SÜRE

Adam..

Adam..
1

BEĞENDİM

ABONE OL

Bugün bir doğuş hikâyesini anlatacağım size koca yürekli bir adamın. 1881 Selânik, darı tarlası, kovalanan kargalar bilmem ne? Bunlar çocuk oyunlarıydı küçük Mustafa’nın. Yırtıcılar pusu kurup, akbabalar uçuşurken üzerinde parçalayıp yutmak için gazi vatanın. Kısacık ömrüne onlarca savaş sığdırıp, cepheden cepheye at üstünde kelle koltuğunda koşanın.

Bugün bir doğuş öyküsünü anlatacağım size koskoca bir Atanın. Tarih edebiyat matematik, pek çok haslet marifet. İpek gibi İnce ince dokunmuştu üzerindeki zarafet. Cihanı dolaşsanız bulamazsınız böyle bir nimet.

Bugün bir doğuş öyküsünü anlatacağım Samsun ufuklarından bir güneş gibi parlayanın. Basmadığı toprak kalmamışken üzerinde bu kutsal Vatanın.

Bugün bir doğuş öyküsünü anlatacağım, her Türk asker doğarken, Tek Türk dünyaya bedel nasıl olurmuş! Olanın. Kırk Kemal ile kırk Mustafa’ya falan filana kırk fırın ekmek yedirsen, Bir Atatürk etmezdi! Toplasan çıkartsan çarpsan bölsen.

Bugün bir doğuş öyküsünü anlatacağım size, fennin biyolojinin Kimyanın, bir vücutta hayat bulup dimağlara akanın. Alnımızı özgürce secdeye koyarken, Ay yıldızlı Al bayrağın gölgesine doğmamıza sebep olanın! Cümle ağaç çiçek bitki ölürken Kasımpatları gibi coşkuyla her 10 kasım’da çiçek çiçek açanın.

Bugün bir doğuş hikâyesini anlatacağım size, yedi düvele kafa tutan, bir milletin sevgilisi “Mustafa Kemal” Atanın..

YAZININ DİBİ:

Mustafa Kemal Atatürk diye yazılır, ADAM diye okunur!

Her 10 Kasım’da yine yeniden yüreklerimizde filizlenip çiçekleniyorsun Türkün Başbuğu!

Yattığın yerler nur olsun.

Üstündeyken kayırdığın toprak seni incitmesin.

(Amin)

Devamını Oku

Daha çok beklersiniz!

Daha çok beklersiniz!
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Gözlerimizi milli bayram sabahları marşlarla açardık güne, bayramı bayram gibi hissederek heyecan mutluluk gurur ile bekler karşılardık. Annelerimiz daha bir özenle tarardı saçlarımızı, günler evvel ezberlenirdi şiirler nevi şahsına münhasır. Yağmur yağmasın, tülden kanatları ıslanmasın diye dua ederdik kelebek kostümleri giyen arkadaşlarımızın. Ben çocukken hiç kostüm giymedim ama çok şiir ezberledim, yazdım okudum yüreğim bir kuş kalbi gibi atarak. Sonra gözünün içine bakardık öğretmenimizin; Bayrak, flama ya da Atamızın fotoğrafını bana taşıtsın diye, olmadı bir kutlama yazısı yazılmış bir pankart düşerdi belki payımıza. Hiç küsmezdik, hiç kıskanmaz darılmazdık birbirimize. Arkadaşlarımızla civcivler gibi öğretmenimizin etrafına kümelenip çekindiğimiz çoğu siyah beyaz fotoğraflara yansırdı yüzümüzdeki gülümsemenin rengarenk tonları. Çünkü bayram sonları McDonald’s, Starbucks gibi kafelerde restoranlarda almazdık soluğu. Zehirlenmemişti neslimiz henüz Amerika’nın Avrupa’nın hamburger köfteleriyle, içecekleriyle. Ceplerimize koyduğumuz bir avuç erik ve çağlanın çıtırtısında, ya da paylaştığımız simidin dişimizde kalan susam tanesinde saklıydı aramızdaki arkadaşlık bağını sıkı sıkı bağlayan gizem.

Biz ağlak çocuklar olmadık    kanaatkârdık, böyle yüce aşklarla sevdamızı perçinleye perçinleye büyütürken büyüdük. Belki boyumuz bacadan çıkmadı ama, asumanlar kadar engin gönlümüzde daima ay yıldızı yüceltip, yükselttik. Her yıl 19 mayıslarda K.K.T.C ve diğer vilayetlerden alınarak yola çıkan toprak ve bayrak ilden ile elden ele dolaşarak Amasya’ya kadar gelirdi nasip oldu Tokat il sınırına kadar taşıdık, teslim ettik. O ne gururdur ne onurdur ancak iliklerine kadar yaşayan hisseden anlar. Bayrakla beraber koşmuyor ayaklarımız yerde başımız gökte, bir çift kanat takmış adeta uçuyorduk. Ara ara dinlenmek istediğimizde yol üzerindeki köylerde mola verdiğimiz duraklarda, önümüze ekmek teknelerini döküp ekmeğini, çöreğini, böreğini yiyelim diye ikram etmekte yarışan Alevi’si ile Sünni’si ile gani yürekli cömert, bir o kadar da cefakâr anaları da hiç mi hiç unutmadım.

Yıllar yıllar geçtikten sonra bugün hâlâ TV’ler karşısında İstiklal marşı okunurken ayağa kalkıp saygıyla, şevkle tepeden doruğa değişmeyen aynı ruh halimizle, aynı heyecanla selâm durup eşlik ederken, burnumuzun direği sızlıyor ve engel olamıyorsak gözümüzden süzülen birkaç damla yaşa ve hâlâ dilimizden düşmüyorsa kahramanlık türküleri.

Çok beklersiniz daha unutturacağız diye Mustafa Kemâl’i ve daha çok beklersiniz yıkacağız diye onun Türk Milletine kazandırdığı, armağan ettiği Cumhuriyeti! Kuvayi milliye ruhunu taşıyan bu bedenlerden bu can çıkmadıkça ve tükenmedikçe Kahraman Irkımın evlatlarının evlatları. Çok kabuslar göreceksiniz hain emeller güderek daldığınız uykularınızda. Size inat her sabah güneş daha da parlak doğacak Samsun’dan üstünüze üstünüze. Yatsıya kadar yanmayacak yalancıların mumları, öğleye kadar sürecek sefası, kardan adamların eğreti paşalığı beyliği! Eriyip gideceksiniz adınızı sanınızı kimse hatırlamayacak. İşte bütün korkularınız bundan, bütün korkularınız saltanatınız bittikten sonra zaman tünelinde kaybolmaktan.

Bir 19 Mayıs Atatürk’ü Anma Gençlik ve Spor Bayramını daha yoğun hissiyatlar içinde içimiz buruk kutlayıp uğurlarken, genç dimağlara şöyle seslenmek istiyorum: “Bu vatan sizin, size en büyük Türk Atatürk’ten emanet ve armağan. Ey Türk Gençliği birinci vazifeni biliyorsun. Birinci vazifen, Türk istiklâlini ve Türk Cumhuriyetini ilelebet müdafaa ve muhafaza etmektir. Muhtaç olduğun kudret damarlarındaki ASİL KANDA mevcuttur. NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE!

Devamını Oku

Bayram Vatanmış…

Bayram Vatanmış…
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Annemin çiçekli mis gibi evi, babamın mas mavi gözleri, dağ gibi sırtı vatan. Bahçesinde bağında çocukluğumla beraber hayallerimi büyüttüğüm; dalı budağı, başı gökyüzüne uzanan, içlerinde kurdun kuşun barındığı kökleriyle sıkıca toprağına sarılmış fidanım, ağacım vatan. Ormanında, ovasında, dağında şahinlerin, kartalların baykuşların nöbet tuttuğu, bülbüllerin sesinde dinlendiğim, doğasında nefes aldığım, üzerinde kaygısızca koşup oynadığım soğuk pınarlarından kana kana içtiğim su, eteklerine doldurup önüme döktüğü aş, ekmeğim vatan.

Gençliğim! sevdamın, sevdiklerimin ülkesi, anneliğim, çocuklarımın kulağına okunan ilk ezan, attıkları ilk adım vatan. Korkusuzca sokaklarına saldığım, çarpışa çarpışa savaşlardan çıkan kahraman atalarını anlattığım, bir fidan gibi büyürlerken artlarından gururla baktığım oğullarım vatan.

Kızılırmak, Yeşilırmak, Çoruh. Seyhan, Ceyhan, Menderes, Dicle, Fırat, Murat, Gediz, Arpaçay, Zap suyu Sakarya Vatan! Kimi zaman durgun kimi zaman deli deli akan.

Enginlere sığmayan taşan kükreyip sel gibi bendini çiğneyip aşan Mehmet Akif’ti vatan! Talât Paşa, Enver Paşa, Fevzi Çakmak Celâl Paşa, Şahin Bey, Yörük Ali, Sütçü imam, Gördesli Makbule, Nezahat Onbaşı, Satı Çırpan, Kara Fatma, Nene hatun, Tokat’ın 15’lileri, kızı kızanı Vatan. Ömer Halis Demir, Celâl Hayta, Fethi Sekin, uzak yakın yüzbinlerce gazi, yüzbinlerce şehit, uğruna can verdiğimiz ay yıldızlı al bayrak vatan.

Vatan İzmir’in kavakları, dağlarında açan çiçek, Kahramanmaraş, Gaziantep, Muş, Malazgirt, Diyarbakır, Kars, Sarıkamış yedi tepe İstanbul!

İlk adım Samsun, Erzurum, Amasya! Başkent Ankara Geçit vermeyen Çanakkale!  Küllerinden doğan 81 vilayet ile yaraları sonsuza dek kanayan   Anadolu, Gazi Mustafa Kemal Atatürk vatan!

Vatan Akdeniz, Karadeniz, Ege, Marmara…

Ağrı dağı, Uludağ, Ilgaz, Palandöken, Erciyes Toroslar, Nemrut. Köyümün çocuklarının serinlediği Koca Dere, Rize Fırtına Deresi, İkizdere, Ayder, Çamlıhemşin, Uzungöl, altı, üstü cevahir. Yüreğimde ısıttığım çakıl taşı vatan.

Vatan bozkırın tezenesi Neşet, vatan memleket insanı için çırpınan insan Halûk Levent, hırçın karadenizin ikiz derenin hırsıza yolsuza, doğa katillerine direnen bağrı yanık, koca yürekli anaları, onlara destek verip yalnız bırakmayan hemşerileri Tarkan vatan.

Türkün yazgısı bu vatanı ile imtihan.  Ne diyordu bak Akif;

Hüsrâna rıza verme çalış azmi bırakma

Kendin yanacaksan bile, evlâdını yakma

Sâhipsiz olan memleketin batması haktır

Sen sâhip olursan bu vatan batmayacaktır!

Vatanımın kurduna kuşuna, deresine dağına taşına ve onları sahipsiz kolu kanadı kırık bırakmayanlara baki selâmlar olsun.

 

YAZININ DİBİ:

Zamanla anlıyormuş insan; sevdikleriyle geçen her gün bayrammış. Küsken barışmak, ayrıyken kavuşmak, suskunken konuşmak bayrammış. Bu bayramda da aramızda mesafeler olsa da gönüllerimiz bir olacak.

3 Mayıs Türkçülük, 13 Mayıs Ramazan Bayramı kutlu olsun.

Bayram sahip olduğun Vatanmış.                      

HAYIRLI BAYRAMLAR.

Devamını Oku

Darlandık daa

Darlandık daa
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Corona virüs nedeniyle bir nevi küresel ve kitlesel tutsaklık yaşadığımız şu dönemlerde aynı zamanda milletçe psikolojik travmalara maruz bırakılarak farkında olarak ya da olmayarak ruhsal çöküşler yaşıyoruz. Bunda ekonomik buhranlar lokomotif olup başı çekerken, hastalık dolayısı ile ölümler ve kayıplardan doğan kaygı ve endişelerle birlikte, toplumun ahlâkî olarak dejenere olan tarafları   görsel ve işitsel medyada süreğen halde izleyiciye servis edip pompalanarak algı mekanizmasını olumsuz örneklerle doldurup; eş, aile bireylerine, komşu ve akraba ilişkilerine kaygı ve şüphe ile yaklaşmaya haklı olarak sebebiyet verip, üzerine tuzu biberi oluyor. Buna mukabil kişi kendini ve değer verdiği aile bireylerini koruma iç güdüsü ile harekete geçiyor. Bekar olan evlenmekten korkuyor. Evli olan karısını, çocuğunu sokağa, komşuya göndermekten çekiniyor. Çünkü her yeri, her şeyi potansiyel tehlike olarak görüyor. Eskiden bu toplum böyle değildi değer yargıları vardı, yazılı kural ve yasalardan evvel insan kötü bir eyleme kalkışacağı zaman toplumun kendini dışlayacağından el aleme rezil olmaktan korkar çekinirdi. Bu çarpık ilişki ve eylemler kitle iletişim araçları olan internet sosyal medya ve bazı televizyon kanallarının yaptığı programlar sayesinde normalmiş gibi gösterilerek izleyici kesimin kanıksaması için olağanüstü bir çaba sarf ediliyor. Akabinde Türk’ün töre ve ananeleri yerle yeksan.

Ahlaki çöküş ile paralel hareket ederek katlanarak artıp çoğalan suç ve suç makinaları. Mağduru koruyacak, suçluyu caydıracak yasaların inatla iyileştirilmemesi ve yahut çıkarılmaması. Sokaklarda kuduz hayvan gibi dolaşıp kadına, çocuğa, hayvana şiddet taciz ve tecavüz için fırsat kollayan hastalıklı ruhlar bu boşluklardan faydalanarak, adalet sisteminin sağlıksız işleyişinden cesaret bulup birçok masumun günahına girmekte, onulmaz yaralar ve travmalar açmaktalar.

Bunun sadece olumsuz fiiliyatları yaşayanları ve ailelerini etkilediğini, bana dokunmayan yılan bin yaşasın mantığı ile düşünürseniz çok büyük gaflete ve telafisi mümkün olmayan hatalara düşersiniz. Bir toplumu oluşturan bireyler değil aileler ile birlikte büyüyen cemiyetlerdir. Toplumsal normlar zaman içinde tabii ki de değişebilir ve fakat toplumu olumsuz bir şekilde etkileyip temelini çürütüp dejenere edecek, davranış ve eylemlere dönüşürse müdahil olunmayıp, dur denilmediği takdirde hızlı bir çöküşe neden olacaktır. Buna engel olmak içinse sadece aile içi değil toplumun genelinde büyük ölçüde güven ve sadakatin sağlanması gerekiyor. Bunun için de eğitimcilerin, sosyolog ve bilim insanlarının önderliğinde seçilmişlere büyük sorumluluk ve görevler düşüyor.

E tabii ki muhalefeti ve iktidarda olanı cümlesi birbirini yemekten fırsat bulup biran olsun etraflarındaki dalkavuklara kulaklarını tıkayıp (ki unutmasınlar dalkavuklar adamı boş kaşıkla beslerler) tepelerden bi aşağılara doğru göz gezdirip, maddi manevi sıkıntı içinde boğuşan, cebelleşen halkın sesini duyup ses verirlerse. Evlere kapandığımız bu günlerde hiç olmazsa TV kanallarının yayınlarını iyileştirerek eskiden olduğu gibi ruhumuza iyi gelecek bize kendimizi iyi hissettirecek pozitif enerji verecek kültür sanat, kaliteli müzik, sinema ve tiyatro, söyleşi vs. yapında az bi nefes alalım. Klişeleşmiş bayatlamış bi halta yaramayan çözüm içermeyen, kimsenin derdine derman olmayan siyasi konuşmalarınızdan gına geldi. Diploma nerde, paralar nerde, atlar nerde? ellin köründe! dağa kaçtı inek içti, yandı bitti kül oldu!  Darlandık daa.

Ramazan-ı Şerif ruhunuza şifa evlerinize bereket olsun efendim ..Baki Selâmlar

 

YAZININ DİBİ: Bunu da söylemeden geçemeyeceğim, ben demiyorum. Akit yazarı Abdurrahman Dilipak: “Makam sahibi yaptıklarımız çalıyor, yalan söylüyor ve zina ediyorlar

AKP’yi, umreye gidiyoruz diyerek uçak kiralayıp Rusya’ya seks ve kumar için gidenler yaktı” diyor.

Kabe’nin yolu Moskova’dan mı geçiyormuş? Pudra şekerini çeken sadece Ayvatoğlu değilmiş demek ki!

Bir tane AKP’li de hakaret davası açmıyor “Bunlar iftira kardeşim” demiyor…

Oysa muhalefetle ilgili bi konu olsa kedi gibi kaç yüzyıllık arşivi karıştırıp dururlar.

128 milyar doları da doları düşürmek için kullanmışlar.

Dolar kaç liraydı?

5,94

Kaç liraya düştü?

8,65

Şimdi kaç lira?

8,10

Müthiş düşmüş …….

Devamını Oku

Tükürün

Tükürün
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Piyasalar alt üst, döviz altın tavan yaptı, borsa çöktü. İş bilmezlik, makam mevki için alakası olmayan bir takım yandaş kişilerin devletin hassas kadrolarında görevlendirilmeleri en ufak fırtınalı havalarda bile, gitgide geminin su almasına ve batmasına neden oluyor. Bu bana George Orwell’ın hayvan çiftliğinde simgeleştirdiği bir olayı anımsattı. Domuzlar iyi bir şey yaptıkları zaman “biz yaptık, bizim sayemizde bunlar oldu” derken kötü bir şey olunca da suçu üstlerinden atıp başka kesimin üzerine yıkıyorlardı. Olay aynı, tek fark, biri domuz biri insan. Üniversitelerde kendi dallarından çok iyi dereceler ile mezun pırıl pırıl genç dimağlar iş bulamazken bir türlü atanamazken işte biraz evvelde belirttiğim gibi ülkenin hassas mevkilerde görev yapan, normal şartlar altında bakkala ekmek almaya göndermeyeceğiniz tipler sırtlarını bir yerlere yaslayıp mevki ve tonla para sahibi olmuş... Bu adama hayatın zorluklarını, işsizliği, yoksulluğu anlatmak için evdeki dedeyi falan yemeniz lazım.

Ancak boşuna yorulmayın naçizane, anlamazlar. Adamın lügatinde yok yani anlatabiliyor muyum? Yok zorlukla okumuşsun, KYK borcun gelmiş, atanamamışsın, asgariyle aile geçindirmeye çalışıyormuşsun komple yabancı adamlar bunlara. Sen önüne istersen sayfa sayfa hesap koy maksimum şey diyecek işte; e sen de telefon kullanma o zaman yahu. Eğitim, kitap mitap zaten geçin. Aylık yaban mersini masrafım deseniz bunlara daha anlamlı gelir. Kira zaten çoğu hiç ödememiştir. Torunları da ödemeyecek. Markete kendileri gidiyor olsa da havadan gelen günlük parasının onda biridir umursamaz. Yok yani gidin zigona falan konuşun daha iyi.

PTT zarar etmiş, pulsuz mektup mu gönderdik?

BOTAŞ zarar etmiş, doğalgazı mı ucuz tükettik?

TCDD zarar etmiş, trenlere bedava mı bindik?

TEDAŞ zarar etmiş, elektriği mi bedava kullandık?

ÇAYKUR zarar etmiş, çayı mı ucuz içtik?

Et ve Süt Kurumu zarar etmiş

Sanki 10 ₺’ye et yedik.

Neden neden? Neden zarar etmişler? Devletin malı deniz, verelim abilerime bi 30 bin ₺ daha, birkaç zırhlı Mercedes, ev, yazlık, rezidans, hatta hepsine birer mini saray yaptıralım. İtibardan tasarruf etmeden yemeyelim yedirelim bunlara, doyarlar mı bilmem. (Ayrıca zehir zıkkım olsun).

Şükürcüler zaten ayrı konu o apayrı iyice cinnet sebebi “Bugün de karnım doydu, şükür yarabbi mantığı” bunlardaki, kendi üzerinden zengin olanlar nasıl olmuş, kendi niye kıt kanaat geçiniyormuş. Basmıyor beyin baaasmıııyooor. Dolar kuru düşükken kaybolan 128 milyar dolar şimdi kimin cebinde katlanıyor?

Cuma günü 7,20’den toplanan dolar pazartesi 7,80’lerden kimin cebine para oldu aktı?

Eyyy benim işsizim atanamayanım emeklim asgari ücretle geçinmeye çalışan emekçim, fakirlik kader mi?       

Dolara, Euro’ya Cumhuriyet tarihinin rekorunu biz kırdırdık, biz.” deseler alkışlayacak milyonlarca insan var.     Şimdi Kamu bankası yönetim kurulu üyeliğine atanan lise mezunu güreşçimizi, “doları tuş etmesi için” tekrar piste davet ederken. Dolar 3 lirayı geçerse yüzüme tükürün diyen Yiğit Bulut nezdinde hak edenlere!  Akif’in şu dizelerini gönderiyorum. (Gerçi yüzüne tükürsen yağmur yağıyor derler ama)

Bakmayın, hem tükürün çehre-i murdarımıza!

Tükürün: Belki biraz duygu gelir ârımıza!

Tükürün milleti alçakça vuran darbelere!

Tükürün onlara alkış dağıtan kahbelere

 

YAZININ DİBİ:

Coronavirüs tedavisi için burnuna tereyağı sokan Hilal Kaplan birilerine “geri zekâlı” demiş. 🤣🤣 biz yemek için bulamıyoruz bunlar nerelerine süreceğini şaşırdı (bir ata sözü geldi aklıma Arap yağı bol bulunca.) Neyse morali bozuk olan açsın A haberi dinlesin. Keyfi yerine gelsin. Yazımı rahmetli amcamın çocukken   bizlere yazdığı mektubunun sonundaki en sevdiğim selamlama biçimi ile sonlandırıyorum.  Baki selâmlar.

Devamını Oku