DOLAR 13,71940.4%
EURO 15,56840.18%
STERLIN 18,2262-0.32%
ALTIN 786,210,93
BIST 1.910,411,61%
BITCOIN 673961-7,40%
Ankara
11°

KAPALI

06 35

İMSAK'A KALAN SÜRE

İnce Tuzaklar

İnce Tuzaklar
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Değerli okuyucularımız merhaba. Geçmiş Kurban Bayramınızı kutlayarak başlayalım yazımıza… Bugün sizlerle “Birtakım İnce Tuzaklar” üzerine sohbet edeceğiz.

Bilmem dikkatinizi çekti mi, erken seçim sinyalleri artık belirginleşiyor. Atılan adımlar ve gelen “İnce Hesaplar” … Ekonomide durumlar yerlerde sürünüyor. Dövizin yükselmemesi için, yurt dışından yabancı para aranıyor, az buçuk bulunuyor ama rezervde sizlere ömür… Sonuçta önlenemeyen döviz yükselişi ortaya çıkacak. Ekonomi yönetilemez durumda. Bu durumu ancak 2021 yılı ya ilkbaharı ya da sonbaharına kadar kötü de olsa yönetilebilir

AKP bu kötü tabloyu örtbas etmek için elinden gelen her yolu denemekte. Ama maalesef kamuoyu yoklamaları hiç iç açıcı değil. Başkanlık sistemini destekleyenler yüzde otuz civarında. Buna karşın “Güçlendirilmiş Parlamenter Sistemi” isteyenler yüzde atmış civarında. Bu sayıları görünce, “Yar saçların lüle lüle / AKP sana güle güle” şarkısını mırıldanmamak mümkün mü?… Şaka bir yana, seçim atmosferi olmadan gelen muhalif oylar her zaman iktidardan geride olur. Seçim atmosferinde ara kapanmaya başlar. Ancak bu kez işler farklı. Anket yanıtlarını veren kişilerin korku olasılığını göz önüne alın. Kalan yüzde onun yarısı bile “Başkanlık Sistemini” desteklese bile ki çok zor. Ulaşılan sayı yüzde kırk

Gelelim AKP’nin tabloyu ters çevirmek için neler yapıyor. FETÖ ile yaptığı işleri yapmaya çalışıyor. Ne yapıyorlar Yüce İslam dinini siyasete alet ediyorlar. Çünkü en iyi bildikleri iş bu. Bunlardan biri Ayasofya konusu. Sarayın avukatları Danıştay savunmasında “Ayasofya müze kalmalı” dese de Danıştay kararı sonrası, Ayasofya’yı ibadete açarak oy devşirmeye çalışan AKP istediğini alamadı. Burada Millet İttifakı akıllıca hareket edince, AKP istediğini alamadı. AKP ne hayal etti? Çok basit CHP kanadından bu konuda sert tepkiler geleceğini sandı. Tepkiler gelince ne diyeceklerdi? “CHP dinsiz parti, o yüzden Ayasofya’nın açılışına karşı çıkıyorlar” … Ama senaryo tutmadı. Dikkat edin CHP’den tek ses çıkmadı. İyi Parti’nin eleştirileri etkili oldu. Dikkat edin “Ayasofya’da kılınan Cuma namazının şova dönüştürülmesi” halkta büyük tepki topladı. Yani AKP kendi kazdığı kuyuya düştü. AKP için aksilikler bununla da bitmedi. Ulu Önder Gazi Mustafa Kemal’in kurduğu Diyanet İşleri Başkanlığı’nın tepesindeki utanmaz ve nankör kişininUlu Önder Atatürk’e lanet okumasıişleri iyice çıkmaza soktu. Ama kimse Türkiye Cumhurbaşkanı ve Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın bu olaydan iki gün önce “Ayasofya’nın müze çevrilmesini tarihe ihanettir” sözünün herkes tarafından atlanmasıydı. Bu konuşmadan güç alan Diyanet İşleri Başkanı içindeki kini kustu. Ama unuttu ki, bu halkın vazgeçemeyeceği tek kırmızı çizgisi “Kurtarıcısı ve Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu ve devrimlerin önderi Gazi Mustafa Kemal Atatürk’tür” … Bu utanmaz konuşmadan iki gün sonra, yazılı açıklama ile konuşmasının yanlış anlaşıldığını belirtti. Ama olmadı, kimse yutmadı. AKP kendi sonunu kendi hazırladı. Bu konudan da oy devşiremedi maalesef…

Erken seçim sinyalinin en önemlisi, “Sporun siyasete alet edilmesi oldu” … Türkiye Futbol Federasyonu’nun sezon bitiminde “Küme düşmeyi kaldırması” ve bunu şova dönüştürerek Spor Bakanını da toplantıya davet etmesi ayrı bir hikâye oldu… Aslında Bilal Erdoğan’ın takımı Başakşehir’in hakem eliyle şampiyon yapılması ve Hazine ve Maliye Bakanı’nın Takımı Trabzonspor’un da Türkiye Kupası’nı kazanması ile şov noktalandı. Malatyaspor ve Kayserispor’un “Başkana teşekkür etmeleri” bu işin amacını belli etti… Amaç Küme düşmeyi kaldırma değil, erken yapılacak bir seçimde “Oy devşirme” … Ancak tepkilere bakılırsa, bu oyun da tutmadı…

AKP ne yaparsa yapsın artık gidicidir. Muhalefet çok büyük hata yapmaz ise, AKP bitmiştir. Bu arada ben sayın Devlet Bahçeli’den bir sürpriz beklemiyor değilim… Bakın bu seçimin kilit partisi HDP’dir. Kim ne derse desin… Bugün kilit parti hangisi MHP’dir… Eğer AKP ile aynı gemide olursa birlikte batacak… Ama ittifaktan ayrılırsa, HDP yerine yine kilit parti olma durumunu korur. Siyasette bir saat bile büyük bir zaman göreceğiz…

Gelelim son günlerin popüler haberine… Muharrem İnce’nin yeni parti kuracağı konusuna. Adı geçen kişi Cumhuriyet Halk Partisi’ne ömrünü vermiş bir siyasetçi… Şimdi parti kurarsa, kime hizmet eder? Recep Tayyip Erdoğan’a… Kendisi şunu iyi bilir CHP’ye ihanet ederse, CHP seçmeni ona öyle bir ders verir ki, hayatı boyunca unutmaz… Zaten seçmenin ona Cumhurbaşkanlığı seçiminde “Recep Tayyip Erdoğan’ı saat 21.00 gibi kutlamasını” asla unutmadı. O gece olanları hâlâ açıklamayan İnce’nin böyle bir hata yapma şansı olamaz. Son kurultayda delegenin, Kanaltürk kanalını FETÖ’ye satan sahte solcu Tuncay Özkan’ı çizmesini asla unutmasın. Seçimler olsun bitsin, sonra ne yaparsa yapsın. Bu ülkenin geleceğini belirleyecek seçimde, AKP, Muharrem İnce yüzünden iktidarda kalırsa, Muharrem İnce bu ülkeyi terk etse de sorumluluktan kurtulamaz

Sözün özü “Muhalefet artık yanlış yapamaz” … Eğer bu fırsatta değerlendirilemezse, bu ülke yaşanmaz hale gelir ve inanın bir daha toparlanamaz. O yüzden çok dikkatli olmalıyız ve ince tuzaklardan uzak durmalıyız.

Saygılarımla…

Devamını Oku

Tarihimizden

Tarihimizden
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Merhaba sevgili okuyucularımız. Osmanlı İmparatorluğu’nun Abdülhamit Han döneminden başlayan, Millî Mücadele Dönemi, Cumhuriyet Tarihi alanlarında yoğunlaşan tartışılan bir dönemi var. Dünya tarihinde bu kadar keskin tartışmaların olduğu başka bir dönem olduğunu sanmıyorum.

Geçtiğimiz yazımızda Abdülhamit Han’dan söz etmiştik. Ancak sonradan fark ettiğimiz bir hatayı düzeltelim. Abdülhamit Han Osmanlıcılık görüşünün değil, İslamcılık görüşünün temsilcisidir. Bu hatamızı düzelttikten sonra, gelelim konumuza…

Günümüzde İslamcı görüş ile Mustafa Kemal Atatürk’ün temsil ettiği ilerici, devrimci ve çağdaş çizgi çatışmaktadır. Tarihimiz açısından ilginç bir belirlemede bulunalım. Abdülhamit Han ile İttihat ve Terakki’nin ortak bir noktası vardır. İngiliz düşmanlığıBugün Abdülhamit Han’ı savunduklarını belirten cenahın en çok bağlantıda olduğu ülkeler ABD, İsrail ve İngiltere… Mezarından çıksa ne derdi acaba? TRT’de yayınlanan “Payitaht Abdülhamit” dizisinde çizilen karakterle, onun düşüncelerini savunduğunu söyleyen Reisler arasında uçurumdan öte fark olduğunu görenler vardır sanırımKimi Reislerin İsrail’den ödül almasına ne derdi? O Abdülhamit Han ki, kendisinden Yahudi yerleşim alanı için toprak isteyen Thedor Herzıl’ı kovan Padişah… Acaba terör örgütü ile masaya oturanlara ne derdi? Sorular çoğaltılabilir. O zaman şu çıkarımı rahatlıkla söyleyebiliriz, Abdülhamit Han’ı savunan çoğunluk sadece göstermelik…

Bugünün siyasetine damga vuran dünün tarihi kavgaları. Bunu kabul edelim. İslamcılıkla Çağdaşlaşma kavgası. Diğer bir deyişle Abdülhamit Han ile İttihat Terakki Fırkası’nın savaşı. Bugünlerde başka bir tartışma var, Padişah Vahdettin ve Mustafa Kemal arasındaki olaylar… Olayları ele almadan önce, Padişah Vahdettin’in çok net olarak silik bir kişiliği olduğu saptamasını yapalım. Tahta çıkmadan önce, hiçbir biçimde devlet konusunda çalışma yapmayan, daha çok dini konularda söyleşilerde bulunup, dini bilimlerde kendini yetiştiren biri Sultan Vahdettin… Kendi anılarında bile “Sultan olmayı beklemiyordum” diyen bir Şehzade. Ancak tahtta iken Şeyhülislam’ın fetvasını düzeltecek derecede dini ilimlere vakıf bir Padişah. Kurtuluş Savaşı’nın başlangıcı olarak kabul edilen Mustafa Kemal’in Samsun’a çıkışının gerekçesi konusunda maalesef tarihçilerimiz bir türlü anlaşamamaktadır. Mustafa Kemal’in Samsun’a görevlendirilme yazısının imzasının Sultan Vahdettin’e ait olması, bazı tarihçilerce “Ulusal Kurtuluş Savaşı’nın başlatanın Sultan Vahdettin” olduğunun kanıtı olarak kabul edilir. Ancak bürokrasiyi bilen herkes, şunu iyi bilir ki, Padişahın imzası olmadan bir Paşa asla görev yerinden ayrılamaz.

Padişah Vahdettin niye Mustafa Kemal’i Samsun’a yolladı sorusunun cevabı çok basit. Samsun ve civarındaki askeri mühimmatı toplamak ve askerlerin terhisini halletmek için… Yıllardır Padişahın bu görevlendirmeyi “Kurtuluş Savaşını başlatmak” için yapmıştır iddiası, Osmanlı İmparatorluğu aşığı tarihçilerimizin hayalidir. Eğer tahtta Abdülhamit Han olsaydı, bunu düşünebilir ve yapabilirdi. Ama Sultan Vahdettin korkak ve silik biridir. Bu bir suç değildir. Ancak geçirdiği hastalıklar ve yaşadıklarına bakıldığında, bu durum son derece normal bir halet-i ruhiyedir. Öncelikle Sultan Vahdettin İngiliz dostu biridir. Bu yüzden İngilizler, Sultan Vahdettin’i sonuna kadar desteklemişlerdir. Kurtuluş Savaşı sonrası da İngiliz zırhlısıyla kaçtığını da unutmayalım. Sultan Vahdettin’in en büyük hatasının Damat Ferit Paşa’yı dört kez sadrazamlığa getirmesidir. Damat Ferit Paşa ile ortak noktası İngiliz hayranı olmasıdır. Damat Ferit Paşa’nın İngiliz hayranı olduğunu bilmeyen yoktur. Ancak Damat Ferit Paşa Avrupa’da yetişmiş birdir… Milli Mücadele döneminde Padişah Vahdettin ve Sadrazam Damat Ferit Paşa’nın, Mustafa Kemal’e karşı yaptıkları engellemelerin adının vatan hainliği olduğu konusunda hiçbir kuşkumuz yoktur. Ahmet Anzavur’u eşkıya iken Paşa yapan kimlerdir? Bolu’da Kuvayı Milliye askerlerini tutsak alıp işkence yapan, bunların kurduğu Kuvayı İnzibatiye askerleridir. Bu yapılanlardan Sultan Vahdettin’in haberi yok mudur? Anzavur’u, paşa yapıp, Anadolu’ya İngilizler mi yollamıştır?

Kısaca Ulusal Kurtuluş Savaşı’nı başlatmak şöyle dursun, önünde engel olan bir Padişahtan söz ediyoruz. Gelecek haftalarda bu konuyu işlemeye devam edeceğiz. Yazımızı bitirmeden önce, AKP’ye geçen üç HDP’li Meclis Üyesini transfer etmiş. Neymiş İYİ Parti HDP ile görüşüyormuş, CHP HDP ile işbirliği yapıyormuş. Ne demişler “İştir kişinin ayinesi lafa bakılmaz” … Cumhur İttifakının küçük ortaklarından tık yok. HDP ile konuşuyorlar diye ortalığı birbirine katan MHP Lideri Bahçeli’den tık yok… Kapatılsın diye Saraya başvurmak yerine, halktan imza isteyen Perinçek susuyor. Ortada bir tiyatro var, bu tiyatronun adı nedir acaba?

Bir başka tiyatroda Ayasofya konusunda… Ayasofya’nın Camii statüsüne geçmesi için, Fatih Sultan Mehmet’in Vakfiyesidir gerekçesini ileri sürüyor AKP. Vakfiye demek vasiyet demektir. Yani AKP Fatih Sultan Mehmet Han’ın vasiyeti yerine getirilsin diyor. Peki aynı AKP, İş Bankası konusunda Mustafa Kemal Atatürk’ün vasiyetini hiçe sayıyor. AKP işine ne geliyorsa onu savunuyor. Oy için her türlü istismarı yapar. Bu arada AKP ile MHP ile seçimin zamanında yapılmasında anlaşmışlar. İnanmayın siz, en geç 2021 Sonbaharı ve 2022 İlkbaharı gibi seçim olacaktır. Bunun açıklaması da “Cumhur İttifakının Basın Sözcüsü” sayın Bahçeli tarafından açıklanır. Hiç kuşkunuz olmasın…

Devamını Oku

Futbol Başlıyor

Futbol Başlıyor
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Değerli okuyucularımız merhaba.

Heyecanlı bekleyişten sonra, ligimiz başladı. İlk haftanın en önemli olayı, Galatasaray Kalecisi Muslera’nın ayağının kırılması oldu. Ülkemizin en sevilen yabancı oyuncusu olan Muslera’nın sakatlanması herkesi çok üzdü. Ayrıca Andone de sezonu kapattı. Yani iki oyuncusunu birden yitirdi Galatasaray… Geçen yılda da Rize’de Emre Akbaba’nın hemen hemen aynı yerden ayağı kırılmıştı… Burada belirtilecek en önemli konu, maçın yan hakeminin net ofsayt pozisyonda bayrağını kaldırmamasıdır.

Herkes bir teranedir tutturmuş gidiyor, ofsayt olsa da pozisyonu devam ettirir deniyor. Akıl var mantık var. FİFA net olmayan ofsaytlarda bunu yapın diyor çünkü pozisyon milim farkıyla ofsayt değilse mağduriyet olmasın diye… Tabii bizim hakemlerimiz hepsini devam ettirip, böylesi üzüntü verici sakatlıklara yol açıyor ama umurlarında değil… Ayrıca bu Rize Başkanını birilerinin uyarması gerekiyor. Bir kulüp başkanından çok kulüp fedaisine benziyor. Geçen yıl söyledikleri ortada. Bu yılda yola devam diyor. Rizespor oynadığı sert üstü futbol ve ona göz yuman hakem sayesinde kazandı. Bundan sonra böyle devam ederse, hiçbir maçta maçı on bir kişi bitiremez ve küme düşerler. İşin açıkçası yarattıkları itici tavırlar yüzünden düşmelerine kimse de üzülmez.

Bu hafta Galatasaray evinde oynayacağı Gaziantepspor maçını rahat kazanır gibi geliyor bana. Artık sarı kırmızılı takım yedide yedi yapmak isteyecektir. Bu maç bunu başlangıcı olacaktır.

Trabzonspor bu hafta hem ligde hem de kupada başarıyla yürüdü. Ligde Göztepe’yi çok rahat yendikten sonra, kupada da Fenerbahçe’yi saf dışı bırakarak yoluna devam etti. Trabzonspor’un en önemli özelliği çok rahat gol atıp, kolay gol yemesi. Şampiyonluğa giden bir takımın kolay gol yemesi büyük sorun. Alanyaspor gibi dişli takımlardan kolay gol yerse büyük sorun olur. Bir de Nijeryalı oyuncu Anthony Nwakaeme’nin en az üç hafta olmaması büyük kayıp. Trabzonspor’u hücuma hızlı çıkaran bir futbolcunun olmaması Trabzonspor’u çok zorlar…

Başakşehir Alanyaspor’u çok rahat geçti. Sanırım Alanyaspor kupayı düşündüğü için, futbol adına ortaya koyduğu performans çok kötüydü. Ama kupada Antalyaspor’u açık farkla yenerek finale çıktı. Başakşehir bu hafta Ankara’da zorlanır mı, yoksa rahat yener mi? Bu soruların yanıtlarını göreceğiz…

Beşiktaş Antalyaspor yenilgisiyle başladı lige. Görünen o ki, Beşiktaş gelecek sezonun yapılanmasını yapıyor. Bu itibarla Beşiktaş’ın Denizlispor’a yenilmesi sürpriz olmaz

Fenerbahçe lige Kayserispor galibiyetiyle başladı ama onlarda kupadan elendi. Fenerbahçe için en önemli olay Max Kruse’nin anlaşmasını tek taraflı olarak feshi oldu. Eğer oyuncu haklıysa, Fenerbahçe’ye transfer yasağının gelmesi sürpriz olmaz. Kasımpaşa gibi rahat gol atan takıma karşı bu savunmayla ne yaparlar bilemiyoruz…

Trabzonspor’un UEFA tarafından aldığı ceza CAS tarafından onanırsa, o zaman ikinci olanın Şampiyonlar Ligi’ne doğrudan gideceği düşünülürse, İlk iki de olmak çok ama çok önemli… Bekleyip göreceğiz, gerçekleri görmek için yedi hafta var önümüzde…

Maçları heyecanla bekliyoruz. Bakalım neler olacak… Sportmenlik ve centilmenlik dolu ve sakatlıkların olmadığı maçlar diliyoruz… Takımlarımıza başarılar diliyoruz. Sağlıklı günler dileğiyle. Saygılarımızla.

 

NOT: Bize ulaşmak isteyen dostlar [email protected] adresine mail          atabilir. Düşünce ve önerilerinizi bekliyoruz. Sevgiyle kalın.

Devamını Oku

Seçim Kanunu ve MHP

Seçim Kanunu ve MHP
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Değerli okuyucularımız merhaba. Bugün sizlerle “Seçim Kanunu” üzerine sohbet edeceğiz.

Ülkemizde iki kavram vardır ki, her üç yılda bir değişir. Biri “Milli Eğitim Politikaları”, diğeri de “Seçim Kanunu” … Türkiye’de iktidarlar ne zaman gideceklerini anlarlar, hemen “Seçim Kanunu” değişikliği gündeme gelir.

Geçen HDP bilerek kapatılmıyor diye yazmıştık. Sesimizi duymuşlar ve hemen kampanya başlatmışlar… AKP’nin minnacık ortağı Vatan Partisi’nin kanalı Ulusal Kanal’da “HDP Kapatılsın, Bir İmza da Siz Atın” kampanyasını gördüm. Çok güldüm. Aziz Nesin yaşasaydı, sayın Perinçek’e, “niye insanları imza atmakla yoruyorsunuz, gidin Beştepe’ye sayın Recep Tayyip Erdoğan’a imza attırın, anında istediğiniz olur. Bir imza milyon imzadan daha etkili ve önemlidir. Halkta kimmiş, Ulusal Egemenlik de ne demek? Tayyip Erdoğan Başkanımız millet yerine karar verir. Denklem çok basit” derdi… Bu ülkede Cumhur İttifakı’nın tiyatrosu var. MHP göstermelik HDP düşmanlığı yapıyor, AKP’ye kapatın bu partiyi diyor mu… Diyemez, yoksa muhalefete “Teröristlerle iş birliği yapıyorsunuz” diyemezler. Bakın AKP’li bir isim Geçen günlerde ne dedi? Kemalistlerle FETÖ’cüleri birbirine kırdırdık dedi. Ama saptama yanlış. FETÖ sayesinde Atatürkçü ve Kemalist kim varsa tasviye ettiler. Silahlı Kuvvetleri yok olma noktasına getirdiler. FETÖ burada kullanıldı, iş bittikten sonra da FETÖ grubu o aşağılık kumpası kurdu ve ayaklandı. Arkasında kim vardı? ABD… 15 Temmuz kalkışmasında AKP’yi kim kurtardı “Atatürkçü Subaylar” … Bugün gibi ortada…

Gelelim “Seçim Kanunu” konusuna. İlk alınan duyumlara göre AKP baraj üstüne baraj koymayı planlıyor. Türkiye Barajı %10, İttifak Barajı %5 ve Bölge Barajı %20… Ne güzel değil mi? Maşallah seçim barajı değil, demokrasi engelli koşusu… Öncelikle böyle bir sistemin üç net hedefi var. HDP, Gelecek Partisi ve Deva Partisi… Bunlardan HDP ile başlayalım. HDP kapatıldı diyelim, kesin yedekte hazır partileri vardır. İlk olasılık olarak HDP kapatılırsa ne olurun cevabı budur. İkinci olasılık HDP kapatılmaz yoluna devam eder. İşte o zaman AKP’nin korku filmi başlar. Gelecek Partisi ve Deva Partisi İttifak’a girse bile %5 barajını aşamayacağı açık. Bu durumda bu partilerin seçime ittifakla girmesi AKP’ye yarar. O zaman ne yaparlar? Ben olsam İYİ Parti listelerinden girerim seçime. Bu Saadet Partisi için de geçerli…

Bu sistemde kilit parti kim ne derse desin İYİ Parti olacaktır. Sayın Akşener önderliğinde ülke barajı geçilir. Burada bölge barajı sorunu var. Şu an İYİ Parti nerede yüzde 20 bölge barajını geçebilir? Bu soru çok önemli. Aynı soru HDP için İstanbul, Ankara, İzmir, Adana, Mersin gibi illerde sorulabilir. HDP’nin Güneydoğu ve Doğu’da sorunu olmaz. Bu kez sorun Cumhur İttifakı’nda olur. Çünkü böyle bir engellemenin faturası AKP’ye kesilir de bu bölgelerdeki seçmen AKP’ye oy vermez ya da sandığa gitmezse, AKP milletvekili çıkardığı yerlerde, vekil çıkaramayabilir… Yüzde on baraj sorunu olmayan İYİ Parti’nin de hedef olduğu açıktır.

Gelelim bu sistemin en net mağduruna… Eğer bu sistem kabul edilirse, MHP Osmaniye dışında asla milletvekili çıkaramaz. Çünkü bölge barajı MHP’nin bitmesi demektir. Niye son seçimleri inceleyin, MHP hiçbir seçim bölgesinde yüzde yirmi barajını geçemez. Peki bu sorunun çözümü nedir? Tek yol AKP listelerinden vekil çıkarmaktır. Burada AKP’nin MHP’ye kaç milletvekilliği vereceği sorusu çok önemli.

Geçtiğimiz seçimlerde 49 milletvekili çıkaran MHP kaç milletvekili isteyecektir? Bu önemli… Bundan daha önemli olan bir konu da bu durumun tabanda nasıl karşılanacağıdır… Bu durumu ülkücü arkadaşlarımızın içine siner mi? Sanmıyorum. Hiçbir MHP’li sığıntı olmayı kabul etmez…

İkinci olasılık, HDP parti olarak girmezse ne olur? Güneydoğu ve Doğu’da HDP bağımsız adaylarla girer, ortalama bugün çıkardığı milletvekiline yakın vekil çıkarır. HDP belediye seçimlerinde yaptığı taktiği uygularsa ne olur? İşte o zaman AKP yıkılır… Niye HDP Anakent dediğimiz İstanbul, Ankara, İzmir, Antalya, Adana, Mersin ve Aydın gibi kentlerde muhalefeti destekliyorum derse, o zaman AKP metropollerden geçmişteki gibi oy alamaz. Çıkaracağı milletvekili sayısı da düşer. Burada CHP üstünlüğü ele alır. İYİ Parti için senaryo değişmiyor. Her durumda, bu seçim sisteminde yüzde yirmi bölge barajına takılır. Ancak İttifak durumunda yüzde beşi geçeceği için bu durumda Millet İttifakında milletvekili kazanacaktır. Saadet Partisi, Deva Partisi ve Gelecek Partisi de bu çatı altında olmak zorunda oldukları da ayrı bir gerçek

Sözün kısası, AKP ne yaparsa yapsın gidicidir. Seçim hangi sistemde olursa olsun iktidara elveda deme zamanı gelmiştir. CHP seçmeniyle, yönetimiyle her türlü tuzağı bozacaktır. Anımsayalım İYİ Parti’yi seçime sokmamak için yapılan her türlü entrikayı CHP yönetimi bozmuş ve seçime İYİ Parti girmişti. Son olarak eğer hali hazırda mevcut olan seçim sistemiyle seçime gidilirse en ideali İYİ Parti Gelecek Partisi ve Saadet Partisi bloğunun ittifakı, CHP ve Deva Partisi ayrı bir İttifak olarak gitmeleri mantıklı olur. HDP tek olarak gireceğini ve kapatılmayacağını hesap ediyoruz. Ayrıca Deva Partisi’nin İYİ Parti ittifakında olması da bir olasılık. Tekrar vurgulayalım, AKP artık gidicidir. Hangi sistemi getirirse getirsin sonuç değişmez. Ama bu düşünülen sistemde en büyük darbeyi MHP yiyecektir. Tabii kabul ederse. Üzüntümüz odur ki, Türk Siyasi yaşamının en önemli partisi göz göre göre yok olacaktır. Umarız sayın Bahçeli sürekli yaptığı gibi “Noter ortaklığı” yapmasın… Saygılarımızla.

Devamını Oku

Masallar ve Gerçekler

Masallar ve Gerçekler
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Değerli okuyucularımız merhaba. Bugün sizlerle “HDP Meselesi” üzerine sohbet edeceğiz.

Kürt asıllı Türk yurttaşlarımızın oylarına talip olan HDP, Türk Siyasetinin en tartışmalı Partisi… Bu partinin kökeni 7 Haziran 1990 tarihinde kurulan Halkın Emek Partisi’ne (HEP) dayanır. HEP 1991 seçimlerinde, Sosyal Demokrat Halkçı Parti listesinden Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne girmiştir. On sekiz milletvekili ile TBMM’de temsil edilmiştir. Hatırlanacağı üzere, Mecliste “Kürtçe yemin” krizi çıkmış, daha sonra bazı milletvekillerini dokunulmazlıkları kaldırılmıştı. HEP kapatılmış, kapatılmadan önce DEP kurulmuştu. Sonraki yıllarda DEP’te kapatılacak, sırasıyla HADEP, DEHAP ve DTP kurulacaktır. Bu partilerde kapatılacak ve en sonunda HDP kurulacaktır.

Siyasi yaşamımızda Kürt partilerinin kısaca öyküsü bu. HDP hariç, diğer partilerin hepsi kapatılmıştır. Bilindiği gibi AKP, kendini kurtarmak için, parti kapatmayı zorlaştıran bir yasa çıkartmıştı. O dönemde Anaysa Mahkemesi “AKP’yi laiklik karşıtı odakların merkezi olduğu” kararını vermiş ve dönemin Anayasa Mahkemesi Başkanı’nın çekimser oyuyla kapatılmaktan kurtulmuştu. O çekimser oyu yasaya aykırı kullanan Başkan yüzünden Türk siyasi hayatı büyük zarar gördü. Ancak konumuz bu değil…

HDP bugün kilit parti. Niye diye sorabilirsiniz? Öncelikle MHP’nin varoluş nedeni… MHP’nin AKP’nin destekçisi olarak kalmasının tek yolu HDP’den geçer. Çünkü milliyetçi tepkiler MHP’yi ayakta tutar. MHP’nin ülke sorunlarıyla ilgili tek sözünü duydunuz mu? Duyamazsınız. Ancak sayın Cumhurbaşkanı ne derse, onun sözlerini onaylayan bir lider. Ekonomi kötü, var mı seçeneğiniz? Maalesef yok. Peki Corona salgınında sayın Bahçeli’nin önerisi var mı? Maalesef yok. Peki MHP ne konuşuyor? Ülkenin bekası, FETÖ ve HDP… Soru şu HDP niçin kapatılmıyor? Terör örgütüyle ilişki kuruyorsa, destek veriyorsa, niçin kapatmıyorsunuz? Cumhur İttifakı’nın en küçük ortağı Vatan Partisi Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’na HDP’nin kapatılması için başvurdu. Sonuç yok.

HDP niçin önemli? AKP de MHP de HDP olmadan milliyetçi oyları alamaz. İki, diğer partileri teröristlerle işbirliği yapmakla suçlayamaz. Devam edelim. HDP olmadan Doğu ve Güneydoğu’daki devlete bağlı gruplardan oy alamaz. Bu gruplar farklı partilere oy verirler. Bu partilerin başında İYİ Parti gelir. PKK ve FETÖ olmadan AKP var olamaz. Bakın Suriye’ye Kürt güçlerin devlet kurmasını önlemek için girdiklerini söyleyenler PYD’nin ABD tarafından Kürt Devleti kurmasına engel olamıyorlar. ABD’nin Generali utanmadan PYD’nin komutanıyla görüşüyor. Bizden ses duyanınız var mı? Millete güçlüyüz sözü söyleyenlerin durumu bu maalesef…

Libya’da doğru işler yapan AKP, o doğru işlerin temeli olan Tümamiral Cihat Yaycı’yı küstürerek, o yaptıklarını da unutturdular. Milli Savunma Bakanı’nın isteğiyle bu işlerin olduğu dedikodusu da cabası…

Biz yine HDP’ye dönelim. Bakın HDP Belediye Başkanlarının adaylığına izin verip, sonra da görevden almak, bu partiye yaramaktadır. Yapılacak ilk seçimde HDP’nin yüzde on bir ya da on iki oy alacağı açıktır. Kamuoyu yoklamalarında yüzde on küsur oy aldığı görülen HDP’nin, bir de telefonda korktuğu kişilerden yüzde iki civarında oyu alacağını da düşünürseniz manzara açıktır. HDP teröre destek veriliyorsa kapatılmalıdır. Sırf muhalefete “HDP ile işbirliği” suçlamasını sürdürebilmek için, ne AKP ne de MHP asla bu partiyi kapatmayacaklardır. Ya da seçimden önce sürpriz yapıp kapatabilirler ama bu çok çok düşük bir olasılık…

Herkes Seçim Kanunu’nda değişiklik olacağını konuşuyor. Özellikle de “Dar Bölge” sisteminden söz ediliyor. Böyle bir değişiklik yapacaklarını düşünmüyorum. Niye? Çok açık. Eğer Dar Bölge sistemi olursa, bu MHP’nin sonu olur, iki HDP Güneydoğu ve Doğu’daki bütün vekillikleri siler süpürür. MHP bu sistemi kabul etmez.

Ayrıca yüzde on barajı, yüzde beşe düşebilir. Bunun gerekçesi MHP oylarının yüzde altı olması. Yapılacak seçimde, Milliyetçi ve muhafazakâr oyların “İYİ Parti” tarafından alınacağı Cumhur İttifakı tarafından bilinmektedir.

Sözün kısası HDP olmadan yaşayamayacaklarını bilenler, asla bu partiyi kapatmayı düşünmemektedir. Cumhur İttifakı’nın minnacık ortağı Vatan Partisi de artık AKP için önemsizdir. Ben HDP konusunu “Ayasofya” konusuna benzetiyorum. Sayın Tayyip Erdoğan “Ayasofya’yı ibadete açacağız” demişti. İYİ Parti bunun üzerine Meclise verdikleri Kanun önerisiyle “Gelin dediğinizi yapın” dedi, bu kanun tasarısı AKP ile “Noter ortakMHP’nin oylarıyla reddedildi. Yıllar önce yanlış hatırlamıyorsam Tokat Mitinginde sayın Tayyip Erdoğan “Önce Sultanahmet Camii’nin dolduğunu görelim, sonra Ayasofya’yı ibadete açalım” demişti. Kıssadan hisse, demek daha Sultanahmet dolmamış…!  Ama AKP’li bir vekil, Temmuz’da çözeceğiz demiş. İyi de Corona yüzünden Sultanahmet Camii dolmaz ki, nasıl olacak….! Masal anlatın herkes uyusun ne HDP kapatılsın ne de Ayasofya açılsın.! Bir söz aklıma geldi, anlatın anlatın heyecanlı oluyor… Saygılarımızla.

 

 

NOT : Bize ulaşmak isteyen dostlar [email protected] adresine mail          atabilir. Düşünce ve önerilerinizi bekliyoruz. Sevgiyle kalın.

Devamını Oku