DOLAR 12,71962.51%
EURO 14,35802.16%
STERLIN 16,97362.38%
ALTIN 731,732,64
BIST 1.776,41-2,35%
BITCOIN 7293038,12%
Ankara
13°

PARÇALI BULUTLU

12 56

ÖĞLE'YE KALAN SÜRE

Türk’ün Gücü Ülküsüdür

Türk’ün Gücü Ülküsüdür
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Ülkü Ocaklarından yetiştik. Her ne kadar bugün siyasal anlamda farklı tercihlerin sahibi olsak da biz orada yetiştik, acı tatlı birçok anımız oldu. Arkadaşlarımız var. Bugün, destek olduğu, geleneksel olarak bağlı olduğu siyasi partinin fikri anlamda yaşadığı kırıklık sebebiyle, ideolojik duruşunu onaylamasak, desteklemesek de ,Ülkü Ocakları Türk Milliyetçiliği, Türkçülük fikrinin yaygın anlamda inşasında önemli bir faktör olmuştur. Bu gerçek bugün de halen geçerlidir.

ABD’nin ülkü Ocakları hakkında aldığı terör örgütü anlamındaki kararını kınıyorum. Ülkü Ocakları terörün her türlüsüne karşı, içinde doğduğu toplum olarak Türk Milletine aittir. Biz bu ülke de Türk Ordusunun silahlı terör örgütü olduğunu ilan edildiğine, genel kurmay başkanın da terör örgütü başı suçlamasıyla cezaevine konulduğu günleri yaşadık.

ABD’nin Ülkü Ocakları hakkında verdiği kararı eleştirmekle beraber, Türkiye’de kurguladığı en büyük siyasi yapının bir dönem Türk silahlı kuvvetlerini silahlı terör örgütü olarak niteleyen ve suçlayan açıklamaları, açılan davaların savcısı olarak kendisini ilan eden kişinin her türlü milliyetçiliği ayaklarımızın altına aldık ifadesini unutarak, birlikte olunmasını da eleştiririz.

Her şeye rağmen Ülkü Ocakları Türk Milletinin ve devletinin ebedi varlığına inanmış vatan ve millet sevgisiyle Türk gençliğinin yanan meşalesidir ve sönmeyecektir. Milli ülküyü destekleyen kişilere ülkücü denir. Kişiler ülküleri ölünce ölür; milletler ise ülkücüleri.

Bir gün elbette doğrular galip gelecektir ümidiyle var olsun Türkçülük var olsun Türk Milletine hizmet için yaşayan ülkü erleri.

Ne Mutlu Türk’üm Diyene

Devamını Oku

Oyunu bozmak, zafere giden yolu açmak

Oyunu bozmak, zafere giden yolu açmak
0

BEĞENDİM

ABONE OL

İktidar her içine düştüğü sıkıntılı durumdan sarı muhalefetin desteği ile çıkmıştır.

Sarı muhalefet, son kertede ortaya attıkları bir suni gündem olarak “kürt sorunu” ve çözüm aracının HDP, yerinin TBMM olduğu teziyle yıllardır bu işin bayraktarlığını ve eylem üstünlüğünü elinde bulunduran RTE ve partisi AKP’ne mağduru oynama anlamında ciddi pas vermiştir.

Pası alan RTE hemen gereğini yapmak için rolünü oynamaya başlamıştır. “Bu ülkede “Kürt” sorunu yoktur” diyerek, bir süre önce bu durumu Türkiye’de seslendiren ilk siyasi ve yetkili ağız olduğunu unutmuş, unutturmak için eyleme geçmiştir. Bir anda Kürtçülüğün bayraktarlığını yaptığı yıllar ve çözüm adı altında Türk Devletini nasıl kangren ettiği unutulmuşçasına sarı muhalefeti “böyle bir sorun yoktur” diyerek topa tutmuş ve ortağı MHP’nin Kürtçülüğün karşıtı imajıyla siyaset yapan ortağının da yardımıyla bir anda emperyalizmin BOP’ne karşı olanların algısında iktidarda olması, kalması gereken yegâne politikacı imajını yerleştirmeye çalışmaktadır.

Emperyalizmin B.O.P planı gereği kurulması öngörülen büyük Kürdistan’ın ilk ayağı Irak topraklarında başlamıştır. Bu bağlamda Türkmenleri pasifleştirip, tarihî Türk topraklarının Kürdistan için Barzani’ye peş çekilmesi, tanınması dahil hayali başkentleri Diyarbakır’da birlikte çekilen zılgıtları, (megri, megri) Türk Devletine katil diyen şerefsizlerle birlikte tutulan tempoları ve dahasını unutturma, hatta pekakanın başı, Türk askerlerinin katili Apo adlı katil şerefsizin bir süre önce yaptığı açıklamaları değerlendirmesi için kardeşi Osman Öcalanı devletin televizyonlarında (TRT) çıkartarak konuşturan, seçim arifesinde bu görüşlere prim veren MHP genel başkanı dahil atılan pası değerlendirme gayretine girmiştir.

Özetle:

Türkiye, Türkçe konuşan ancak Türkçe tavır sahibi olmayanların elinde bir kayıkçı kavgası eşliğinde makus talihin sürüklenmek istenmektedir.

Bize düşen bu oyunu bozmaktır vesselam…

NE MUTLU TÜRK’ÜM DİYENE

Devamını Oku

Kara Propaganda

Kara Propaganda
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Ümit Özdağ siyasi bir parti kurdu, Adı Zafer Partisi. Şimdi şöyle bir lakırdı var ortalıkta, Ümit Özdağ ve diğer siyasi partilerden ayrılıp parti kuranlar AKP’nin ekmeğine yağ sürüyorlar. Diğer siyasi partilerden ayrılıp parti kuranların gerekçeleri kendilerini bağlar ancak Ümit Özdağ’ın gerekçesi farklı.

Her şeyden önce Ümit Özdağ kendisini Türk Milliyetçisi, Türkçü, Ülkücü olarak tanımlıyor ki, onu tanıyan ve bilen herkes onun bu kimliği ile tanımıştır. Türk siyasi hayatına çıktığı ilk günden itibaren fikir ve düşünceleri bu yönde yaptığı çalışmalar, yazılar, konuşmalar, açıklamalar ve birçok kitapla tescillidir. Ayrıca ailesinin geçmişi de bu yolda verilen mücadele timsalidir.

Türk Milliyetçiliği Türkiye Cumhuriyeti devletini kuran fikirdir. Atatürk kendisini ben her şeyden önce bir Türk Milliyetçisiyim diyerek tarif etmiştir. Türk siyaseti uzun yıllardır Atatürk dönemi yaşanılan siyaset anlayışının boşluğu sebebiyle, bir takım ithal beynelmilel fikir ve düşüncelerin tesiri altında kalmış veya kurulan siyasi partilerin bu düşüncelerinin yaydığı siyaset anlayışı toplumu hakimiyet ve egemenliğine alarak bugün içine düştüğümüz güdük, lider sultasına bağlanmış siyaset sarmalına mahkûm olmuş, edilmiştir. Bu durumu çok iyi bile sayın Özdağ konuya Türk Milliyetçiliğinin bayraktarlığını yapan bir siyasi organizasyon olarak MHP’den giriş yapmış, ancak MHP Alparslan Türkeş’in vefatı sonrası yaşanan demokratik görünümlü bazı  anti demokratik gelişmelere bağlı bir işgal girişime maruz kalarak bu duruma bağlı yaşanılan fikri erozyona uğramış, halen iş başında bulunan genel başkanı ve yönetiminin anti demokratik, tepeden inmeci uygulamaları sebebiyle Ümit Özdağ  fikir ve düşüncelerinin ışığında yaptığı mücadelesi sebebiyle parti içinde yerleşmiş hakim odakların iktidar kudretinin sağladığı fayda yardımıyla parti dışına sürüklenmek  istenmiş, nihayetinde  parti dışına itilmiştir.

Partisinden ayrılan Ümit Özdağ yine taşıdığı fikirlerin ışığında bir başka siyasi parti kurmuş ancak partiyi kurduğu kişilerin Türk Milliyetçiliğini merkeze alan Özdağ teorisine karşı partiyi birlikte kurduğu genel başkanın merkez sağda yer alma isteğine karşı duruşu sebebiyle birlikte, parti içinde öbekleşen bir takım şaibeli kişilerin varlığı ve  bunların önemsenmesine karşı durması sebebiyle parti dışına itilmeye çalışılmasına karşı mücadele etmiş, ancak parti içinde karşılık bulmayan fikri mücadelesi yeni bir siyasi parti kurmak zorunluluğunu ortaya çıkartmıştır. Özdağ’ın siyasi mücadelesinin ve henüz kurduğu siyasi partiyi kurma aşamasına nasıl geldiğinin kısa tarihçesi bu şekildedir. Ancak onun gerçekte fikirlerinin ışığında yapmaya çalıştığı siyasi faaliyeti anlatmaya elbette bu ifadeler yetersiz kalır, onun kitaplarını ve tüm söylev ve faaliyetlerini takip etmek onu ve mücadelesini anlamanın en iyi yoludur.

Özetle Ümit Özdağ’ın bir siyasi parti kurarak AKP ve yandaşlarının ekmeğine yağ süreceği tezi bir martavaldır. Bu martavala inanlar, öncelikle Türk Milliyetçiliği fikrini ve tarihçesi ile birlikte konunun siyasal tarihçesini bilmek durumundadırlar. Bu konuyu bilmeyenlerin veya bildiği halde kasıtlı saptıranların farkında olarak:

Türk Milliyetçiliğinin kurduğu bir devlet olarak Türkiye Cumhuriyeti, başta gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere Türklerin göz bebeğidir. Kendisine her şeyden önce bir Türk Milliyetçisiyim diyen büyük önder Mustafa Kemal Atatürk’ün izinde bir siyasi çizgi çizen kişinin, Türklüğün değerlerini saldıran, katleden ve Türkiye Cumhuriyeti’ni kuran iradenin de felsefesi olarak Türk Milliyetçiliğini ayakları altına alana güruha hizmet edeceğini savunmak ahmaklık değilse, aptallık veya bilmediği her konuda konuşan şahsiyetini menfaatlerine göre kiralayanların kara propagandası olarak kabul etmek durumundayız. Çünkü Ümit Özdağ bu siyasi partiyi tek başına kurmamış ve yürütmeyecektir. Bu yolda Ümit Özdağ’ın fikir ve görüşlerine değer verip, onunla birlikte yola çıkan binlerce kişi vardır. Bu anlamda kurulan siyasi parti vasıtasıyla AKP iktidarının veya fikir çizgisini kırıp AKP ile siyasal İslamin kazanması için yol arkadaşlığı yapan MHP’nin kurduğu Cumhur ittifakına hizmet edileceğini öne sürmek, kara propagandanın en fesat söylevlerinden bir tanesidir. 

Devamını Oku

Oyuna Gelmemek, Kumpasları Çözmek

Oyuna Gelmemek, Kumpasları Çözmek
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Bu ülkenin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’e birisi birilerinden arka alıp, dini maske yaparak, kutsal saydıkları mekânda arka aldıklarının başı olmasına rağmen hakaret ediyor. Bu duruma ses çıkartanlar olduğu gibi, sesiz kalıp seyredenler de var. Elbette bu durum öylesine geçiştirilecek bir mesele değildir ancak konun güncel politik tarafını da görmeyi gerektiriyor.

Haftalardır iktidar yolsuzluk, adam kayırma, ekonomik bunalım vesaire konular sebebiyle baskı altında kalmıştı. Gündemin değişmesi için bir şeyler yapılması gerekiyordu. Önce Kudüs meselesi ile tansiyon yükseltildi. Taksim’de var olan camiye rağmen yapılan yeni caminin açılışı bahanesiyle bir cuma günü toplaşmanın yasak olduğu meydanda toplaşarak güç gösterisi yaptılar. Tıpkı camiler miğfer, minareler mızrak misali okunan şiirde olduğu gibi. Sonra kutsal mabetleri eski kiliseden dönme, adı bile Türk olmayan camide kurulan mizansen gereği bir hain ses ülkenin Cumhurbaşkanı orada bulunduğu halde yükseldi ve gündem bir anda değişti.

Değişen gündem için yükselen sesin ve dozajı ve eylemlerin sıralaması aynı zamanda iktidar partisinin seçmen kitlesini konsolide edecek netlikte manidardır…

Tuzağa düşmeden, meseleleri iyi analiz etmek gerekiyor.  Atatürk elbette Türk Milleti’nin ortak ve en önemli bir değeridir. Ancak dikkatinizi çekerim, Türk Milletinin!.. Türk Milleti olgusuna karşı ümmetçilik yapanların değil.

Bu bağlamda iktidarın ekmeğine yağ sürecek eylemlerden uzak durmak, toplumsal kamplaşma kumpasına düşmemek gerekir. En nihayetinde Türkiye Cumhuriyeti devletin vatandaşlık bağı ile bağlı olan herkesi Türk kabul eden milliyetçilik anlayışımız gereği, iyi yönetilmeyen salgın süreci ve bu süreç sebebiyle meydana gelen sıkıntıların bunalttığı toplumu ancak aydınlatan ve nerede durmaları gerektiği konusunda beyanlarda bulunmak şimdilik yeterlidir.

Konu elbette unutulacak, yutulacak bir konu değildir. Hepimizin ortak hedefi mutlaka bu iktidardan kurtulmanın yolunu bulmak olmalıdır. Bu iktidardan kurtulmanın çeşitli yolları olduğu gibi, aslında bir tek yolu vardır, bilgilenmek. Bilgilenmek için mutlaka okumak, çünkü okumak güçlendirir.

Türk, Öğün, Çalış, Güven

Devamını Oku

3 Mayıs Türkçülük Günü

3 Mayıs Türkçülük Günü
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Türkiye siyasetine bağlı gelişmelerin Türk devletini temelden sarsan olaylar silsilesine şahit olduk ve bu süreç halen devam etmektedir. Gelişmelere bağlı Sayın Özdağ’ın yeniden Türk Milliyetçiliği mücadelesi MHP içinde devam edememiştir.

Özdağ, mücadelesini akamete uğratmamış ve bu uğurda yeni bir parti olarak İYİ Parti’yi Meral Akşener ile birlikte kurmuştur.

Türk Milliyetçilerinin yeniden Türkiye’yi kuruluş felsefesi olan Türk Milliyetçiliğine bağlı bir devlet olarak yükseltme, geleceğin içlerine taşıma mücadelesini bu platformda vermek istemiş ve  bu uğurda İstanbul’dan milletvekili seçilerek mücadelesini sürdürmesine rağmen, kurmuş olduğu parti içinde ki yol arkadaşlarıyla başlarken ortaya koydukları hedefler, mücadele yöntemi ve Türk Milliyetçiliğinin partinin temel fikri olması konusunda ters düştüğü için, önce partiden hukuksuz bir şekilde uzaklaştırılmaya çalışılmış, daha sonra partiye hukuk kararıyla dönmesine rağmen partinin kuruluşu aşamasında birlikte hareket ettiği parti genel başkanı Meral Akşener ile baş gösteren derin fikir ayrılığına bağlı olumsuzlukların parti sathına yayılım gösterdiği ve bu yayılımı engelleme girişimine karşı bizzat parti genel başkanı ve kurmay kadrosu tarafından gösterilen direnç tespitiyle  İYİ Parti’den istifa etmiş ve yoluna Atatürk çizgisinde Türk Milliyetçisi  bir parti  kurarak devam  etme kararı alarak yeni bir süreci başlatmıştır.

Türk Milleti’nin güvenliği ve refahı için yüzyıllardır verilen mücadelenin adıdır Türk Milliyetçiliği.

Türk Milliyetçiliği en son Türkiye Cumhuriyeti Devletini ulu önderi Mustafa Kemal Atatürk önderliğinde kurarak, fikri hür, vicdanı hür, irfanı hür nesillere emanet etmiştir.

Türk Milliyetçiliği 20.yüz yılın başlarında altı yüzyıl önce kurduğu imparatorluğun çözülmesi sürecinde yeniden örgütlenerek ortaya çıkmış ve Türk Milleti gerçek kimliğine ve devletine kavuşabilmiştir. Ancak bu sahip oluş bir takım Türk düşmanlarını rahatsız ettiği gerçeğinden hareketle dış ve iç faktörlerin Türk Milliyetçiliği fikriyle etkin mücadelesine sahne olmuş ve halen olmaktadır.

Bugün Büyük Atatürk’ün vefat sonrası dünya siyasal konjonktürüne bağlı yaşanan gelişmelere rağmen Türk Milliyetçiliği, Türkiye’de iktidar mücadelesine devam etmektedir. Zira Atatürk’ün söylediği gibi Türklüğün unutulmuş büyük medenî vasfı ve büyük medenî kabiliyeti bundan sonraki inkişafıyla atinin yüksek medeniyet ufkunda yeni bir güneş gibi doğacaktır. İşte biziler motive eden ulaşılması en önemli ülkülerimizden bir tanesi de bu sözlerde saklıdır.

Bugün Türkiye Cumhuriyeti devleti 98 yaşındadır. İki yıl sonra 100.yaşını kutlayacaktır ancak kuruluşunda ortaya konulan felsefenin, verilen mücadeleye bağlı olarak aldığı yaraların iyileştirilmesi ve geleceğin içlerine taşınması için Türkçü mücadelenin kesintisiz devamına olan ihtiyaç ayan beyan ortadadır.

Türk Milliyetçiliği büyük önder Mustafa Kemal Atatürk’ün fikirleri ışığında, Başbuğ Alparslan Türkeş’in 20.yüz yıl vizyonuyla pekiştirip yeşertip ortaya çıkardığı kuşakların iktidarı için araç kıldığı MHP’nin Türk Milliyetçiliğini her ne pahasına olursa olsun iktidar yapma iradesini göstermesi, Türk Milletinin bölen ittifakların payandası olmaması gerekirdi.

İktidarı arzulayan ve bu uğurda uzun yıllar çekilen çileleri sömürmeyip, içselleştiren bir anlayış içinde Türk Milletini yüceltmeyi hedeflemesi gerekirdi. Kuşaklar arası farkları Türk Milliyetçiliğinin prensipleriyle kapatarak, ayrışmadan Türk Milliyetçiliğini ülküsü yapan nesillere ulaşmanın partizan mücadeleden daha fazla gerekli olduğu anlayış vizyonuyla çalışması gerekirdi….

Son söz; iyi yönetilmeyen, fikrine ihanet eden bir partinin partizan heyezanlarla, büyüklerine kumpas kurup, saldıran anlayışa evrildiği için, fikirlerinin prensiplerini terk edip bir başka anlayışın, partinin prensiplerine biat ettiği için MHP Türk Milliyetçiliğinin siyasetini yapma yetisini kaybettiğini beyan etmiş durumdadır. Ancak günümüz jeopolitği içinde mücadelemize, Atatürk’ün fikirlerinin ışığında, çizgisinde yeniden Türk Milliyetçiliğinin Türkiye’de hakimiyet kurmasını hedefleyen, milliyetçi Türkiye ülküsü için, Türk ülküsünü yükseltmeye namzet bir anlayış içinde çalışmalıyız.

Büyük Atatürk’ün şu sözleriyle bitiriyorum:

Bu dünyadan göçerek Türk milletine veda edeceklerin çocuklarına kendinden sonra yaşayacaklara, son sözü bu olmalıdır: “Benim Türk milletine, Türk cemiyetine, Türklüğün istikbaline ait ödevlerim bitmemiştir, siz onları tamamlayacaksınız. Siz de sizden sonrakilere benim sözümü tekrar ediniz.”

Bu sözler bir ferdin değil, bir Türk Milleti duygusunun ifadesidir. Bunu, her Türk bir parola gibi kendinden sonrakilere mütemadiyen tekrar etmekle son nefesini verecektir. Her Türk ferdinin son nefesi, Türk Milleti’nin nefesinin sönmeyeceğini onun ebedi olduğunu göstermelidir. “Yüksek Türk, senin için yüksekliğin hududu yoktur. İşte parola budur.”

3 Mayıs kutlu yolda hizmet eden ülkü erleri için hafızalarımızda yer etmesi gereken önemli bir gündür.

NE MUTLU TÜRK’ÜM DİYENE.

Devamını Oku