DOLAR 16,1920 -0.96%
EURO 17,4658 -0.86%
ALTIN 964,40-0,79
BITCOIN 468308-3,12%
Ankara
24°

AÇIK

Osman Çelik

Osman Çelik

02 Mart 2022 Çarşamba

DİĞER YAZARLARIMIZ

KÜRESEL SÜRTÜKLER

KÜRESEL SÜRTÜKLER
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Bölgemiz açık olarak emperyalist, kapitalist, ekonomik ve dinsel bir saldırıyla işgal edilmektedir. Küreselleşme sürecinde “emperyalizmin Türkiye kuşatması” sürdürülmektedir.

Ulusunun, halkının birlik ve dayanışmasının, yurt bütünlüğü ve birliğinin; iç barış ve kardeşlik ortamının bozulmasına neden olan terör örgütü ve terörizme destek verenler; emperyalizme karşı başarılan ilk ulusal kurtuluş ve bağımsızlık savaşını, ulusal aydınlanma süreci ve çağdaş devrimleri, onun önderlerini küçümseyenler, devrimci bir tutum ve işlev üstlenemezler. Üstlendikleri misyon: Küresel sürtüklüktür.

Ülkemizde küreselleşme yaygarasının siyasal partisi AKP’dir ve 20 yıldır iktidardadır. AKP iktidarının ve toplumsal anlamda oluşturdukları yarılmanın farkında olarak, önemli kırılma noktaları olarak tespit ettiğim olayların ve sonucunun kısa özeti:

Önce 28 Şubat post modern darbesiyle Türk Milletinin algısında var olan ve her zaman yanında olduğu, durduğu mazlum görüntülerine ihtiyaçları olan edebiyatlarını güçlendirdiler. Sonra bir takım yobaz gardırop Atatürkçüsünün gizlendiği Cumhuriyetçi, vatansever kisvesi altındakilerin şeriat geliyor yaygarasına yol verdiler, Cumhuriyet elden gidiyor paranoyasını yaygınlaştırıp, kendilerinden kişilerinde içinde yer aldığı Cumhuriyet mitingleri, darbe hazırlık çalışmaları, darbe istekleri ve seminerleri düzenlettiler. Tıpkı Fetö operasyonun da olduğu gibi, önce görmezden geldiler, izin verdiler sonra imha ettiler.

Sonra ABD-FETÖ’nun yardımıyla Türk tarihini aşmak bağlamında resmi tarih başlığına karşı geliştirdikleri yalan tarih anekdotlarını piyasada etkin kılabilmek için organize ettikleri sahte davaların savcısı, hâkimi oldukları halde icra ettiler. Ergenekon, Balyoz gibi kurmaca dava kumpasları sayesinde riskli gördükleri birçok kişiyi de bu sayede elimine edip önlerini açtılar.

Yıllardır emperyalizmin ülkemizin başına ördüğü bir çorabın taşeron örgütü pekaka ile sözde Çözüm süreci ilan ettiler ve pekaka ile Mit-Oslo’da görüştü.  Suriye iç savaşına örtülü destek verdiler ancak ortaya çıkan Mit Tırları konusunu casusluk olarak ilga edip kapattılar. Yapacakları değişiklikler için toplumun tepkisel enerjisini Gezi Parkı olaylarıyla emdiler, toplumu sindirdiler.

Fetö denilen ortakları ile düştükleri maddi paylaşım anlaşmazlığı görüntüsü sonrası ortaya saçılan kirli ilişkilerin deşifresi 17/25 Aralık operasyonları hakkında yayın yasağı getirip, söz konusu bakanları himaye ettiler ve bu konuda yargılanan hiç kimse olmadı.

En nihayet 15 Temmuz Darbe girişimi öncesi, çözüm süreci yaygarasıyla yol verdikleri PKK’nın gözleri önünde açtığı hendekleri 700 Türk’ün kanıyla doldurma pahasına kapattılar. Ancak bölücülük kalkışmalarını çözüm sürecinde görmezden gelenler bir anda mücadele eder bir görüntüyle konuyu İç ve Dış Düşmanlara bağladılar.

20 senedir AKP iktidarının ülkemize, İnsanımızın huzuruna vurduğu darbeler sonucunda millet afallamış doğru ile yanlışı ayırt edemez duruma getirildi…

Bu arada Dünya finans odaklarının ekonomik saldırıları   adı altında da yaptıkları yolsuzlukları örterken suçu, suçluyu satın aldıkları medya aracılığıyla oldukça etkili şekilde manipüle ettiler, ediyorlar. Yani Ülkemize asla rahat vermemişler, sahte, reklamdan ibaret kalkınmamıza, gelişmemize mâni olmaya çalışan iç ve düşman safsatası kısmen başarılı da olmuştur.

Salgın Hastalık halısının altına süpürmeye çalıştıkları ekonomik bunalım ve ülkemizin içine düştüğü sarmal, yine kendi marifetleri sonucu başımıza bela olan Suriye, Irak savaşı, 8 Milyon sığınmacı yükü ve dünya ekonomik krizlerini de ilave ederek sorumluluktan kendilerini uzak tutmaya çalışmaktadırlar. Bu anlamda satın altıkları medya etkili çalışmaktadır. İç ve dış düşmanlar edebiyatına bağladıkları başarısızlıklarını yine iç ve dış düşmanın varlığına sarılarak bütün güçleriyle toplumsal algıya yerleştirmeye çalışmaktadırlar. Diğer taraftan küresel efendileri boş durmamakta ve ülkemizde meydana gelecek olan seçimler için iktidarın alternatifini de hazırladıkları dikkatlerden kaçmamaktadır. Zira ortak değerleri, varmak istedikleri hedefler bağlamında birlikte olduklarını gizleseler de, emareleri belirgin bir hal almıştır. Zira her şeye rağmen iktidar sahte kavga ettiği Fetö’den bakan dahi atayabilmekte ve bunu da çok saklama gereği bile duymadan 2023 seçimlerine hazırlanmaktadırlar.

İşte; Ülkemizdeki “Küresel Sürtükleri” ve onların üstlendikleri misyonu deşifre etmek her Türkçü için milli bir görevidir. Bu topraklarda umutsuzluğa ve karamsarlığa asla yer yoktur. Tarih, yurtsever, milliyetçi halkımıza yeni bir kahramanlık dayatırsa, bu küresel emperyalizmin yeniden çöküşü ve parçalanması ile sonuçlanacaktır.

Türk’üz,Türkçüyüz,Atatürkçüyüz.

Devamını Oku

Türk’ün Gücü Ülküsüdür

Türk’ün Gücü Ülküsüdür
1

BEĞENDİM

ABONE OL

Ülkü Ocaklarından yetiştik. Her ne kadar bugün siyasal anlamda farklı tercihlerin sahibi olsak da biz orada yetiştik, acı tatlı birçok anımız oldu. Arkadaşlarımız var. Bugün, destek olduğu, geleneksel olarak bağlı olduğu siyasi partinin fikri anlamda yaşadığı kırıklık sebebiyle, ideolojik duruşunu onaylamasak, desteklemesek de ,Ülkü Ocakları Türk Milliyetçiliği, Türkçülük fikrinin yaygın anlamda inşasında önemli bir faktör olmuştur. Bu gerçek bugün de halen geçerlidir.

ABD’nin ülkü Ocakları hakkında aldığı terör örgütü anlamındaki kararını kınıyorum. Ülkü Ocakları terörün her türlüsüne karşı, içinde doğduğu toplum olarak Türk Milletine aittir. Biz bu ülke de Türk Ordusunun silahlı terör örgütü olduğunu ilan edildiğine, genel kurmay başkanın da terör örgütü başı suçlamasıyla cezaevine konulduğu günleri yaşadık.

ABD’nin Ülkü Ocakları hakkında verdiği kararı eleştirmekle beraber, Türkiye’de kurguladığı en büyük siyasi yapının bir dönem Türk silahlı kuvvetlerini silahlı terör örgütü olarak niteleyen ve suçlayan açıklamaları, açılan davaların savcısı olarak kendisini ilan eden kişinin her türlü milliyetçiliği ayaklarımızın altına aldık ifadesini unutarak, birlikte olunmasını da eleştiririz.

Her şeye rağmen Ülkü Ocakları Türk Milletinin ve devletinin ebedi varlığına inanmış vatan ve millet sevgisiyle Türk gençliğinin yanan meşalesidir ve sönmeyecektir. Milli ülküyü destekleyen kişilere ülkücü denir. Kişiler ülküleri ölünce ölür; milletler ise ülkücüleri.

Bir gün elbette doğrular galip gelecektir ümidiyle var olsun Türkçülük var olsun Türk Milletine hizmet için yaşayan ülkü erleri.

Ne Mutlu Türk’üm Diyene

Devamını Oku

Oyunu bozmak, zafere giden yolu açmak

Oyunu bozmak, zafere giden yolu açmak
0

BEĞENDİM

ABONE OL

İktidar her içine düştüğü sıkıntılı durumdan sarı muhalefetin desteği ile çıkmıştır.

Sarı muhalefet, son kertede ortaya attıkları bir suni gündem olarak “kürt sorunu” ve çözüm aracının HDP, yerinin TBMM olduğu teziyle yıllardır bu işin bayraktarlığını ve eylem üstünlüğünü elinde bulunduran RTE ve partisi AKP’ne mağduru oynama anlamında ciddi pas vermiştir.

Pası alan RTE hemen gereğini yapmak için rolünü oynamaya başlamıştır. “Bu ülkede “Kürt” sorunu yoktur” diyerek, bir süre önce bu durumu Türkiye’de seslendiren ilk siyasi ve yetkili ağız olduğunu unutmuş, unutturmak için eyleme geçmiştir. Bir anda Kürtçülüğün bayraktarlığını yaptığı yıllar ve çözüm adı altında Türk Devletini nasıl kangren ettiği unutulmuşçasına sarı muhalefeti “böyle bir sorun yoktur” diyerek topa tutmuş ve ortağı MHP’nin Kürtçülüğün karşıtı imajıyla siyaset yapan ortağının da yardımıyla bir anda emperyalizmin BOP’ne karşı olanların algısında iktidarda olması, kalması gereken yegâne politikacı imajını yerleştirmeye çalışmaktadır.

Emperyalizmin B.O.P planı gereği kurulması öngörülen büyük Kürdistan’ın ilk ayağı Irak topraklarında başlamıştır. Bu bağlamda Türkmenleri pasifleştirip, tarihî Türk topraklarının Kürdistan için Barzani’ye peş çekilmesi, tanınması dahil hayali başkentleri Diyarbakır’da birlikte çekilen zılgıtları, (megri, megri) Türk Devletine katil diyen şerefsizlerle birlikte tutulan tempoları ve dahasını unutturma, hatta pekakanın başı, Türk askerlerinin katili Apo adlı katil şerefsizin bir süre önce yaptığı açıklamaları değerlendirmesi için kardeşi Osman Öcalanı devletin televizyonlarında (TRT) çıkartarak konuşturan, seçim arifesinde bu görüşlere prim veren MHP genel başkanı dahil atılan pası değerlendirme gayretine girmiştir.

Özetle:

Türkiye, Türkçe konuşan ancak Türkçe tavır sahibi olmayanların elinde bir kayıkçı kavgası eşliğinde makus talihin sürüklenmek istenmektedir.

Bize düşen bu oyunu bozmaktır vesselam…

NE MUTLU TÜRK’ÜM DİYENE

Devamını Oku

Kara Propaganda

Kara Propaganda
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Ümit Özdağ siyasi bir parti kurdu, Adı Zafer Partisi. Şimdi şöyle bir lakırdı var ortalıkta, Ümit Özdağ ve diğer siyasi partilerden ayrılıp parti kuranlar AKP’nin ekmeğine yağ sürüyorlar. Diğer siyasi partilerden ayrılıp parti kuranların gerekçeleri kendilerini bağlar ancak Ümit Özdağ’ın gerekçesi farklı.

Her şeyden önce Ümit Özdağ kendisini Türk Milliyetçisi, Türkçü, Ülkücü olarak tanımlıyor ki, onu tanıyan ve bilen herkes onun bu kimliği ile tanımıştır. Türk siyasi hayatına çıktığı ilk günden itibaren fikir ve düşünceleri bu yönde yaptığı çalışmalar, yazılar, konuşmalar, açıklamalar ve birçok kitapla tescillidir. Ayrıca ailesinin geçmişi de bu yolda verilen mücadele timsalidir.

Türk Milliyetçiliği Türkiye Cumhuriyeti devletini kuran fikirdir. Atatürk kendisini ben her şeyden önce bir Türk Milliyetçisiyim diyerek tarif etmiştir. Türk siyaseti uzun yıllardır Atatürk dönemi yaşanılan siyaset anlayışının boşluğu sebebiyle, bir takım ithal beynelmilel fikir ve düşüncelerin tesiri altında kalmış veya kurulan siyasi partilerin bu düşüncelerinin yaydığı siyaset anlayışı toplumu hakimiyet ve egemenliğine alarak bugün içine düştüğümüz güdük, lider sultasına bağlanmış siyaset sarmalına mahkûm olmuş, edilmiştir. Bu durumu çok iyi bile sayın Özdağ konuya Türk Milliyetçiliğinin bayraktarlığını yapan bir siyasi organizasyon olarak MHP’den giriş yapmış, ancak MHP Alparslan Türkeş’in vefatı sonrası yaşanan demokratik görünümlü bazı  anti demokratik gelişmelere bağlı bir işgal girişime maruz kalarak bu duruma bağlı yaşanılan fikri erozyona uğramış, halen iş başında bulunan genel başkanı ve yönetiminin anti demokratik, tepeden inmeci uygulamaları sebebiyle Ümit Özdağ  fikir ve düşüncelerinin ışığında yaptığı mücadelesi sebebiyle parti içinde yerleşmiş hakim odakların iktidar kudretinin sağladığı fayda yardımıyla parti dışına sürüklenmek  istenmiş, nihayetinde  parti dışına itilmiştir.

Partisinden ayrılan Ümit Özdağ yine taşıdığı fikirlerin ışığında bir başka siyasi parti kurmuş ancak partiyi kurduğu kişilerin Türk Milliyetçiliğini merkeze alan Özdağ teorisine karşı partiyi birlikte kurduğu genel başkanın merkez sağda yer alma isteğine karşı duruşu sebebiyle birlikte, parti içinde öbekleşen bir takım şaibeli kişilerin varlığı ve  bunların önemsenmesine karşı durması sebebiyle parti dışına itilmeye çalışılmasına karşı mücadele etmiş, ancak parti içinde karşılık bulmayan fikri mücadelesi yeni bir siyasi parti kurmak zorunluluğunu ortaya çıkartmıştır. Özdağ’ın siyasi mücadelesinin ve henüz kurduğu siyasi partiyi kurma aşamasına nasıl geldiğinin kısa tarihçesi bu şekildedir. Ancak onun gerçekte fikirlerinin ışığında yapmaya çalıştığı siyasi faaliyeti anlatmaya elbette bu ifadeler yetersiz kalır, onun kitaplarını ve tüm söylev ve faaliyetlerini takip etmek onu ve mücadelesini anlamanın en iyi yoludur.

Özetle Ümit Özdağ’ın bir siyasi parti kurarak AKP ve yandaşlarının ekmeğine yağ süreceği tezi bir martavaldır. Bu martavala inanlar, öncelikle Türk Milliyetçiliği fikrini ve tarihçesi ile birlikte konunun siyasal tarihçesini bilmek durumundadırlar. Bu konuyu bilmeyenlerin veya bildiği halde kasıtlı saptıranların farkında olarak:

Türk Milliyetçiliğinin kurduğu bir devlet olarak Türkiye Cumhuriyeti, başta gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere Türklerin göz bebeğidir. Kendisine her şeyden önce bir Türk Milliyetçisiyim diyen büyük önder Mustafa Kemal Atatürk’ün izinde bir siyasi çizgi çizen kişinin, Türklüğün değerlerini saldıran, katleden ve Türkiye Cumhuriyeti’ni kuran iradenin de felsefesi olarak Türk Milliyetçiliğini ayakları altına alana güruha hizmet edeceğini savunmak ahmaklık değilse, aptallık veya bilmediği her konuda konuşan şahsiyetini menfaatlerine göre kiralayanların kara propagandası olarak kabul etmek durumundayız. Çünkü Ümit Özdağ bu siyasi partiyi tek başına kurmamış ve yürütmeyecektir. Bu yolda Ümit Özdağ’ın fikir ve görüşlerine değer verip, onunla birlikte yola çıkan binlerce kişi vardır. Bu anlamda kurulan siyasi parti vasıtasıyla AKP iktidarının veya fikir çizgisini kırıp AKP ile siyasal İslamin kazanması için yol arkadaşlığı yapan MHP’nin kurduğu Cumhur ittifakına hizmet edileceğini öne sürmek, kara propagandanın en fesat söylevlerinden bir tanesidir. 

Devamını Oku

Oyuna Gelmemek, Kumpasları Çözmek

Oyuna Gelmemek, Kumpasları Çözmek
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Bu ülkenin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’e birisi birilerinden arka alıp, dini maske yaparak, kutsal saydıkları mekânda arka aldıklarının başı olmasına rağmen hakaret ediyor. Bu duruma ses çıkartanlar olduğu gibi, sesiz kalıp seyredenler de var. Elbette bu durum öylesine geçiştirilecek bir mesele değildir ancak konun güncel politik tarafını da görmeyi gerektiriyor.

Haftalardır iktidar yolsuzluk, adam kayırma, ekonomik bunalım vesaire konular sebebiyle baskı altında kalmıştı. Gündemin değişmesi için bir şeyler yapılması gerekiyordu. Önce Kudüs meselesi ile tansiyon yükseltildi. Taksim’de var olan camiye rağmen yapılan yeni caminin açılışı bahanesiyle bir cuma günü toplaşmanın yasak olduğu meydanda toplaşarak güç gösterisi yaptılar. Tıpkı camiler miğfer, minareler mızrak misali okunan şiirde olduğu gibi. Sonra kutsal mabetleri eski kiliseden dönme, adı bile Türk olmayan camide kurulan mizansen gereği bir hain ses ülkenin Cumhurbaşkanı orada bulunduğu halde yükseldi ve gündem bir anda değişti.

Değişen gündem için yükselen sesin ve dozajı ve eylemlerin sıralaması aynı zamanda iktidar partisinin seçmen kitlesini konsolide edecek netlikte manidardır…

Tuzağa düşmeden, meseleleri iyi analiz etmek gerekiyor.  Atatürk elbette Türk Milleti’nin ortak ve en önemli bir değeridir. Ancak dikkatinizi çekerim, Türk Milletinin!.. Türk Milleti olgusuna karşı ümmetçilik yapanların değil.

Bu bağlamda iktidarın ekmeğine yağ sürecek eylemlerden uzak durmak, toplumsal kamplaşma kumpasına düşmemek gerekir. En nihayetinde Türkiye Cumhuriyeti devletin vatandaşlık bağı ile bağlı olan herkesi Türk kabul eden milliyetçilik anlayışımız gereği, iyi yönetilmeyen salgın süreci ve bu süreç sebebiyle meydana gelen sıkıntıların bunalttığı toplumu ancak aydınlatan ve nerede durmaları gerektiği konusunda beyanlarda bulunmak şimdilik yeterlidir.

Konu elbette unutulacak, yutulacak bir konu değildir. Hepimizin ortak hedefi mutlaka bu iktidardan kurtulmanın yolunu bulmak olmalıdır. Bu iktidardan kurtulmanın çeşitli yolları olduğu gibi, aslında bir tek yolu vardır, bilgilenmek. Bilgilenmek için mutlaka okumak, çünkü okumak güçlendirir.

Türk, Öğün, Çalış, Güven

Devamını Oku